Hoşgeldiniz...


CDE Yapı İnşaat Mühendislik;Türkiye iç piyasasının %80 ini destekleyen inşaat sektöründe yurtdışında gelişmekte olan mimari anlayışı,statik yapıyı Türk inşaat sektörüne kanalize etmek ve yapı şirketlerinin en büyük sorunu olan kurumsallaşamamış çalışma anlayışına çözüm amaçlı kurulan bir firmadır.

Firma kendi bunyesinde dış cephe kaplama malzemeleri,dış cephe dekorasyon malzemeleri,mantolama elemanları,asma tavan ürünleri,seperator ürünleri,iç dekor kaplama ve süsleme ürünleri üretmekte ve bunların uygulamasını yapmaktadır.Konusunda tecrübeli ekipler ile spesifik uygulamaların çoğunu kendi bunyesinde çözebilme imkanına sahiptir.Temelden yapıların son asamasına kadar çizimler , metrajlar , raporlamalar ve teknik analizler ile işin malzeme temini ve uygulamasınıda üstlenerek işverenlere çözüm ortağı olmayı prensip edinmiştir.


inşaat, dekorasyon, mühendislik, taahhüt, mantolama, söve, epoksi, zemin kaplama, firması izmir Misyonumuz


Taahhüt sektöründe ve yatırımcısına çağın paralelindeki teknoloji ve bakış açısı ile hizmet etmek, dünyadaki sektörel yenilik ve gelişmeleri yakından takip etmek, TÜRKİYE’de bu yenilik ve gelişmelerin eş zamanlı kullanılmasını sağlayarak TÜRK taahhüt sektörünün ufkunu açmak ve sektörün gelişmesine katkıda bulunmaktır.


inşaat, dekorasyon, mühendislik, taahhüt, mantolama, söve, epoksi, zemin kaplama, firması izmir Hakkımızda


İçinde bulunduğumuz yüzyılda bilgi ve bilgisayar teknolojileri yaygın kullanıldığı için tüm teknolojik imkanları proje, uygulama ve sonrasındaki hizmetlerde en verimli şekilde kullanan taahhüt ve üretim firması olmak yolunda araştırma ve çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.


inşaat, dekorasyon, mühendislik, taahhüt, mantolama, söve, epoksi, zemin kaplama, firması izmir İletişim Bilgileri


  • Adres: 1442 sk. No:1/B Kat:3
    Daire:301 Yenişehir / İZMİR
  • Gsm#1: +90 541 6633889
  • Gsm#2: +90 532 3604885
  • Telefon:+90 232 4331085
  • Fax/Tel: +90 232 4331086
  • E-Mail: info@cde.com.tr






İnşaat ile İlgili Bilmedikleriniz...!

  • • İnşaat Mühendisliği

    İnşaat mühendisliği programı, her türlü bina, baraj, havaalanı, köprü, yol, liman, kanalizasyon, su şebekesi vb. hizmet ve endüstri yapılarının planlanması, projelendirilmesi, yapımı ve denetimi konuları ile ilgili eğitim ve araştırma yapar. İnşaat mühendisliği alanında çalışmak isteyen bir kimsenin sayısal akıl yürütme gücüne sahip; matematiğe, fiziğe, ekonomiye ilgili ve bu alanda iyi yetişmiş bir kimse olması gereklidir. Her bilim dalında olduğu gibi, inşaat mühendisliğinde de, kişinin bilgilerini anlamlı bir düzen içinde bir araya getirerek sentez yapabilme ve bundan yararlanarak problem çözebilme yeteneğini geliştirmiş olması gereklidir. Ayrıca iş sahipleri ve işçilerle iyi ilişkiler kurabilen, sabırlı, hoşgörülü ve düşüncelerini başkalarına iletebilen bir kimse olmak da inşaat mühendisliğinde aranan kişilik özellikleridir. İnşaat mühendisliğini bitiren öğrenciye "İnşaat Mühendisliği Lisans Diploması" ve "İnşaat Mühendisi" ünvanı verilir. İnşaat mühendisliği kurucu mühendislik alanlarının başında gelir. İnşaat mühendisliği geniş bir alanı kapsadığından çeşitli dallarda uzmanlaşma gereği duyulmaktadır. Bu alanların başlıcaları, yapı mühendisliği, temel mühendisliği, su mühendisliği, malzeme bilimi, ulaşım vb. konulardır. Lisansüstü öğretim düzeyinde, öğrencinin bu alanlardan birinde bilgi ve yeteneğini geliştirmesi ve seçtiği alan içinde bulunan belli bir problem üzerinde özgün araştırma yapması beklenir.Uzmanlık ve çalışma alanı ne olursa olsun inşaat mühendisi kuracağı yapının dayanıklılığını sağlamakla yükümlüdür. Bunun yanında, inşaat için gerekli malzeme ve personeli, bunların maliyetini hesaplar, malzemeyi satın alır, iş planını hazırlar, inşaatı denetler. Bu çalışmaları, yakın mesleklerden kişilerle işbirliği ve dayanışma içinde gerçekleştirir.İnşaat mühendisliği çalışmalarının önemli bir bölümü büroda gerçekleştirilirse de, yine önemli bir bölümü uygulama alanında yer alır. Bu nedenle, inşaat mühendislerinin bazıları büroda, bazıları şantiyede, pek çoğu da her iki alanda görev yaparlar. Ülkemizde inşaat mühendisleri, Bayındırlık ve İskan, Orman, Tarım ve Köy işleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Ulaştırma Bakanlıklarında, DSI ve Karayolları Genel Müdürlüklerinde, kamu iktisadi teşekküllerinde görev almakta, bir kısmı ise serbest çalışmaktadır. Gelecekte inşaat mühendislerine duyulan gereksinme daha da artacaktır. İnşaat mühendisleri müteahhit olarak serbest de çalışabilirler.
    İnşaat Mühendisliğinin Başlıca Araştırma ve İnceleme Konuları İnşaat Mühendisliği bölümü geniş akademik personel potansiyeli ve laboratuar olanakları ile anabilim dallarının bütün alanlarında karşılaşılabilecek teorik ve uygulamaya yönelik her türlü problem, araştırma, inceleme, proje hazırlama ve danışmanlık hizmetleri ile ilgilenir. Bu çalışmalardan başlıcaları aşağıda belirtilmiştir :

    * Betonarme, çelik, hafif, normal, yüksek, çok yüksek dayanımlı ve lifli beton, ve kompozit yapı sistemlerinin analiz ve tasarımı
    * Yapı-zemin, yapı-akışkan dinamik etkileşim problemleri.
    * Yapıların yangın etkisindeki davranışlarının incelenmesi.
    * Malzeme, geometri değişimleri ve sınır koşulları bakımından lineer olmayan yapı sistemlerinin analiz ve tasarımı.
    * Hasara uğramış yapıların incelenmesi ve takviye ilkeleri.
    * Mevcut yapıların güvenliklerinin belirlenmesi ve takviye ilkeleri.
    * Yapı sistemlerinin optimizasyonu.
    * Yapı sistemlerinin stabilite problemleri ve deneysel olarak incelenmesi.
    * Kompozit ve yapma yapı elemanlarının deneysel olarak incelenmesi.
    * Kırılma mekaniği.
    * Plastisite.
    * Gradyan elastisite,yerel olmayan elastisite,lineer olmayan elastisite, homogen olmayan malzemelerin elastisitesi.
    * Uygulamalı matematik.
    * Varyasyonal yöntemler.
    * Mevcut yapılar üzerinde yükleme yapılması, yıkıntısız deneylerle malzeme mukavemetlerinin incelenmesi.
    * Çimento, agrega ve beton deneyleri ile diğer yapı malzemeleri üzerinde çeşitli fiziksel ve mekanik deneyler, yapı malzemelerinin kalite kontrolü.
    * Betonun iç yapısı, taze betonun reolojisi, uçucu kül ve doğal trasın beton teknolojisinde kullanımı, normal ve hafif betonlarda rötre ve sünme, betonun kısa süreli ine lastik davranışı, betonda çatlak yayılması,betonlara ısıl işlem uygulanması, betonda katkı maddeleri, betonun dayanıklılığı, beton ve doğal taşların aşınması.
    * Su kaynaklarını geliştirme çalışmaları.
    * Hidroelektrik santraller.
    * Hidroloji.
    * Barajlar, bağlamalar, sulama ve drenaj tesisleri.
    * Taşkın kontrol yapıları.
    * Su alma yapıları, çökeltme havuzları.
    * Göl ve nehirlerde navigasyon imkanları.
    * Deniz deşarjları
    * Temel zemini etütleri ve temel sistemlerine ilişkin tavsiyeler.
    * Heyelan etütleri, heyelan önleme ve ıslah projelerinin hazırlanması.
    * Şehir içi derin temel çukurlarının kazı duvarlarının desteklenmesi ve temel çukurunun kuru tutulması.
    * Dolgu barajlar, hava meydanları ve otoyollarla ilgili proje kriterlerinin belirlenmesi ve geoteknik tasarım.
    * Tünellerin projelendirilmesi ve inşaat sırası problemlerinin çözümü.
    * Zemin ıslahı.
    * Deprem yükleri altındaki zeminlerin davranışlarının incelenmesi.
    * Trafik yönetimi.
    * Demiryolları ve kentsel raylı sistemlerin (metro, hafif metro,tramvay) tasarım ve fizibilite etütleri.
    * Beton yol teknolojisinde gelişmeler.
    * Karayollarının yüzey özelliklerinin etüdü.
    * Demiryolu ve karayolu üstyapısının projelendirme esasları.
    İnşaat Mühendisliğinin Amacı

    A1. İnşaat Mühendisliğinin amacı, insan hayatını, sağlığını ve mülkü koruyarak insanlığın yaşam koşullarının geliştirmektedir.
    A2. İnşaat Mühendisi, toplum çıkarını ön planda tutarak, yaşam kalitesini ve kültürü geliştiren bir toplum hizmetlisidir.
    A3. İnşaat Mühendisi günün gereksinimlerini araştırır ve inceler aynı zamanda ileriye dönük gelişmeleri de sezinler.

    Meslek Teorisi Kuralları
    B1. İnşaat Mühendisi, sahip olduğu bilgi, yetenek ve deneyim ile insanlığın genel çıkarına katkıda bulunacaktır.
    B2. İnşaat Mühendisi, tüm ilişkisi olduğu kişilere özel amirlerine, meslektaşlarına ve emrindekilere tutarlı, adil ve içtenlikli davranacaktır.
    B3. İnşaat Mühendisi, önünde bulunan görevli titizlikle inceleyecek ve özümseyecek ve bu görevin doğa ve toplumla ilgili amacı, hedefleri ve olabilirliğini araştıracaktır.
    B4. İnşaat Mühendisi, sürekli gelişme ve tüm dünyada yaşayan ve gelecekte yaşayacak olan kuşakların ihtiyaçlarını karşılama amaçlarını geliştirecektir.
    B5. İnşaat Mühendisi, gezegenimizin çok çeşitli eko sistemlerinin birbirleri ile giriftliği ve etkileşimini iyi anlayacak ve bu eko sistemlerin insan etkinlikleri dolayısıyla meydana gelen değişimleri telafi etme yeteneklerinin sınırlı olduğu gerçeğini tanıyacaktır.
    B6. İnşaat Mühendisi, mühendislik yapılarının, tüm insanların sağlık ve güvenliği, onların toplumsal ve kültürel oluşumları ve çevre üzerindeki menfi etkilerini en aza indirecek önlemleri alacaktır.
    B7. İnşaat Mühendisi mesleğini uygularken, herhangi bir ülkede, doğal kaynakların ve enerjinin en az tüketilmesinden ve en az düzeyde atık v kirlenme meydana gelmesine yönelik önlemleri alacaktır.
    B8. İnşaat mühendisi:
    * Doğal, oluşturulmuş veya sosyoekonomik çevrenin optimizasyonu ve sürekli kılınması için disiplinler arası anlayışın,
    * İkame edilebilen ve dönüştürülmüş ikamesi-mümkün-olmayan malzemenin inşaatlarda daha fazla kullanılması eğiliminin,
    * Çevrenin iyi korumasına dair önerilerine dayanan, projelerin çevre üzerindeki etkilerinin bilinçli olarak değerlendirilmesinin, geliştirilmesini sağlayacaktır.
    B9. İnşaat Mühendisi, çevre koruma hedeflerinin planlama, tasarım inşaat ve işletme kıstasları ile kaynaştırılmasını teşvik edecektir.
    B10. İnşaat Mühendisi, çevre bilincini geliştirmek ve çevresel olarak sağlıklı çalışma şartlarını sürdürmek gayretinde olacaktır.
    B11. İnşaat Mühendisi sürekli gelişmeye sekteye uğratabilecek hiçbir eylem içinde veya desteğinde olmayacaktır.
    B12. İnşaat Mühendisi, sahip olduğu ihtisasın tüm imkanlarını kullanarak toplum çıkarına her zaman öncelik vermek ve tüm bilgilerin elde bulunmasını sağlamak kaydı ile kamunun ve ilgili tarafların ortaya konan öneriler ve bunların dayandığı mantık hakkında açık bilgi sahibi olmalarını temin edecektir.
    B13. İnşaat Mühendisi, birer standartlı ve işlevsel bir sonucun elde edilmesi için yeterli danışmanın yapılmış olmasını sağlayacaktır.
    B14. İnşaat mühendisi, bir karar verici olarak, her zaman bilgi kaynaklarını iyi tarayacak, bütün bilinen görüşlerin etkilerini dikkate alacak ve uzmanların ve kendi astlarının görüşlerini dinleyecektir.
    B15. İnşaat Mühendisi, karar vericilere, (ancak) kendi sağlam temellere dayanan görüşlerini bildirecektir.
    B16. İnşaat Mühendisi, yaptığın işin sonuçlarının sorumluluğunu taşıyacak, hataların önlenmesi ve düzeltilmesi için özel gayret gösterecek ve kararlarını mazur gösterme maksadı ile gerçekleri değiştirme gayreti içinde olmayacaktır.
    B17. İnşaat Mühendisi, meslektaşlarının mesleki yeteneklerine en yüksek düzeyde saygı gösterecek, bu hususta ırk, din, cinsiyet ve unvana dayanan ayırım yapmayacaktır.
    B18. İnşaat Mühendisi, İşvereni/Müşterisine karşı görevlerini tam bir sadakatle yerine getirecektir. İşvereni/Müşterisine verdiği hizmetlerin karşılığı dışında, Müşteri/İşvereninin müsaadesi olsa dahi, kendisine ödeme yapılmasını kabul etmeyecektir. (Bu kuralda Danışmanların özel durumu gereği gibi ele alınmamaktadır.)
    B19. İnşaat Mühendisi İşveren/Müşterisine yazılı olarak açıklamada bulunmadan, üstlenmiş bulunduğu görevin ilgili olduğu işin kapsamında sayılan veya bulunan, taahhüt, danışmanlık veya imalat faaliyetini yürüten herhangi bir şirket, firma ve şahsın ticari ajanı olmayacak veya bu faaliyetlerde ağırlıklı mali çıkarı bulunmayacak veya böyle bir faaliyette yönetici olarak yer edinmeyecektir.
    Aynı şekilde İşveren/Müşterisinin yazılı rızası olmadan; üstlenmiş bulunduğu görevin ilgili olduğu işin yürütülmesi için gerekli olan bir malzeme veya süreç karşılığı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak ihtira hakkı, hediye (bahşiş) veya komisyon almayacaktır.

    Mesleki Görev Bilinci Kuralları

    C1. İnşaat Mühendisi her zaman mesleğinin saygınlığını, itibari ve güvenirliliğini üst düzeyde tutmak, mesleğinin saygınlığını yüceltmek ve kendi sosyal kişiliğini korumak mecburiyetindedir.
    C2. İnşaat Mühendisi, hiçbir zaman kişisel çıkarlarının karar ve tavsiyelerini etkilemesine müsaade etmeden, mesleki sorumluluklarının tutarlılık ve tarafsızlıkla yerine getirecektir.
    C3. İnşaat Mühendisi, kendi kontrolü ve yetenekleri düzeyi üzerinde bir uzmanlık gerektiren sorumluluklar üstlenmeyecektir.
    C4. İnşaat Mühendisi, sadece kendisi tarafından yapılan veya denetlenen işlerin sorumluluğunu üstlenecek ve bunlar için imzasını kullanacaktır.
    C5. İnşaat Mühendisi, yapılan işin sorumluluğunu üstlenmeye yetkisi veya yeteneği olmayan bir şahsın yaptığı işi kendi ismi altında gizlemeyecektir.
    C6. İnşaat Mühendisi, İşveren/Müşterisinin çıkarlarını ilgilendiren tüm bilimsel, teknik, mali veya diğer bilgileri, bu bilgiler ilgili tarafından açıklanıncaya kadar ya da kamu yararını zedeleme noktasına gelinceye kadar gizli tutacaktır.
    C7. İnşaat Mühendisi, kötü niyetle veya dikkatsizlik eseri olarak, meslektaşlarının mesleki itibarları, iş ve girişimlerini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak zedelemeyecek veya zedeleme teşebbüsünde bulunmayacaktır.
    C8. İnşaat Mühendisi, mesleğinin onurunu ve haysiyetini küçültücü bir tavırla veya kendini övücü bir üslupla, reklam yapmayacak, yayınlanmak üzere yazılar yazmayacak, aynı şekilde bu tür ilan ve yazıların yazılması ve yayınlanmasına müsaade etmeyecektir.
    C9. İnşaat Mühendisi, mesleki iş edinme için yakışıksız bir biçimde girişimlerde bulunmayacak aynı şekilde işe kabul etme yetkisini kullanırken komisyon ya da başka nam altında ücret veya menfaat sağlamayacaktır.
    C10. İnşaat Mühendisi, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak başka bir inşaat mühendisinin haksızca yerine geçmeye (ayağını kaydırmak anlamında) teşebbüs etmeyecek veya kendi bilgisi dahilinde başka bir İnşaat Mühendisi uhdesine verilmiş bir mühendislik hizmeti ile ilgili olarak herhangi bir müdahalede bulunmayacak veya böyle bir müdahaleye teşebbüs etmeyecektir.
    C11. İnşaat Mühendisi, meslektaşları uhdesinde bulunan bir işe, ilgili meslektaşlarına haber vermeden müdahalede bulunmayacak veya o iş üzerinde inceleme yapmayacaktır.
    C12. İnşaat Mühendisi, mesleki görev ve sorumlulukları ile ters düşen bir ödev veya mevkiyi kabul etmeyecektir.
    C13. İnşaat mühendisi, kendi İşveren/müşterisinin talebi ve rızası olmadan İşveren/Müşterisinin namına ücret aracısı olmayacak, İşveren/müşterisinin talimatı dışında ve onun adına kendi görevlendirildiği işle ilgili olarak sözleşme yapmayacak ve sipariş bağlamayacaktır.
    C14. İnşaat mühendisi, bir kamu sektörü kurumunda görevli iken, bağımsız müşavir veya müteahhitlerle haksız rekabete girişmeyecektir. (Özel sektörde olması durumunda)
    C15. İnşaat mühendisi, hakkında bağımsız bir mahkeme tarafından yüz kızartıcı suç iddiası ile verilmiş bir hüküm varsa, aynı zamanda, meslek uygulayıcılarından beklenen seviyeli davranışa sadık kalmadığı gerekçesi ile disiplin kovuşturmasına maruz kalabilecektir.
    C16. İnşaat Mühendisi, üstlenmiş olduğu tüm işlerin yürütülmesinin idamesi ve geliştirilmesi için sürekli olarak teknik ve mesleki gelişmelerin takip edilmesi, anlaşılması ve güncelleştirilmesinin sağlanması gerektiği idrakinde olacak, öbür meslektaşlarının da aynı davranışta olmasına yardımcı olacaktır.
    C17. İnşaat Mühendisi, meslek adaylarının öğrenim ve eğitimini geliştirmek amacıyla sağlayabileceği tüm yardım ve desteği sağlayacaktır.


  • • İnşaat Proje Yönetimi Temel İlkeleri

    İnşaat proje yönetimi, bir profesyonel yönetim süreci olup, ilk düşünceden (hayallerden) işin tamalanıp malsahibine teslim fiziksel olarak teslim edilinceye kadar geçen süreç içinde süre, maliyet ve kalite kontrolü için hazırlanan prosedürler bütünüdür.
    İnşaat proje yönetimi, malsahibinin projedeki başarısı için, profesyonellerce oluşturulmuş bir ekip tarafından, bütünleşik sistem ve prosedürlerin uygulanması anlamındadır. Bu sistem ve prodesürler, farklı uzmanlıkları ve tarafları projede etkin ve anlamlı biçimde kullanmak amacı ile tasarlanmışlardır. Bu husus bütünleşik uzmanlık yaratarak bireysel uzmanlığınkinden daha fazla yarar sağlamayı hedefler.
    İnşaat projesi yönetiminde sürecin katagorilere ve aşamalara bölünmesi, her aşamanın yeter detayda tanımlanması ile birlikte, formüle edilebilir bir yapı ortaya çıkmaktadır. Bu yapıdaki fonksiyonlar kategorilere ayrılarak tanımlanmışlardır. Bunlar ;
    Ø Proje yönetimi (Genel yapı)
    Ø Maliyet yönetimi
    Ø Süre yönetimi
    Ø Kalite yönetimi
    Ø Sözleşme uygulaması
    Ø İş güvenliği yönetimi
    Bu kategoriler birbirlerini dışlamamakta ve birbirleriyle bağlantılı olarak inşaat proje yönetim sürecinin tümleşik unsurları niteliğinde bulunmaktadırlar. Uyum ve tutarlılık açısından her kategori aşağıdaki aşamalara ayrılmıştır.
    Ø Ön tasarım
    Ø Tasarım
    Ø İhale ve Satınalma
    Ø Yapım
    Ø Yapım sonrası
    Herbir katagori yukarıda sayılan aşamalarda incelenerek sistem tasarımı gerçekleştirilmiş olmaktadır. Bu katagorilerin kapsamı aşağıda verilmiştir.
    Proje yönetimi (Genel yapı)
    Bu katagoride genel anlamda inşaat proje yönetimi ve organizasyonunu açıklanmaktadır. Özellikle inşaat proje yönetim planı ve onu oluşturan başlıca unsurların nasıl geliştirilebileceğini sergilemektedir. Böylece bu bölüm, inşaat projelerinin hedef, felsefe ve unsurlarını ana hatlarıyla ortaya koymaktadır.
    Maliyet Yönetimi
    Bu katagoride İnşaat proje yöneticisinin bütünleşik ve kapsamlı bir maliyet yönetim sistemi,proje ekibi ile maliyetlerinin proje boyunca yönetilmesi, kontrol edilmesi ve izlenmesi konusunda yapacağı çalışmaların esaslarını ele alınmaktadır. Etkin maliyet yönetimi deyince, gerçekçi bir proje bütçesinin malsahibinin mali sınırları içinde oluşturulması ve projenin en ekonomik şekilde planlanıp, tasarlanıp, yapımını sağlayacak maliyet yönetimi teknik ve becerilerinin uygulanması anlaşılmalıdır.
    Süre Yönetimi
    İşgücünü, ekipmanları, malzemeyi, araçları ve parayı proje süresince en verimli şekilde kullanmak için etkin çalışan bir zaman yönetim sistemine ihtiyaç vardır. Doğru planlama, programlama ve koordinasyon projenin istenilen kalitede, zamanda ve öngörülen bütçe içinde tamamlanması için gereklidir.
    Proje Yöneticisinin zaman yönetiminin temel kalemleri olan çizelgelerin geliştirilmesi,izlenmesi ve uygulanması ile düzenli raporlanması anlamında taşıdığı sorumluluklar bu bölümde açıklanmıştır.
    Çubuk Diyagram, devre diyagram ve CPM yöntemi ile gösterim çoğu projede başarıyla uygulanmış bir yöntem olmakla temel başarının iş programı ile ilgili temel kararların projenin en başında verilmiş olması olduğu göz ardı edilmemelidir.
    Kalite Yönetimi
    Kalite, projenin amacına ulaşabilmesi, bütçe ve iş programları fonksiyonları, uygunluk, bitirebilme ve toplum tarafından kabul edilebilme gibi özellikleri bir araya getirebilmesi ile sağlanır. Kalite Yönetimi,kalite hedefleri için düzenlenen prosedürler ve politikalar için planlanan, organize edilen, uygulanan, izlenen ve dökümante edilen sistemin yönetimi olup Kalite Kontrol projenin istenen standartlarda, şartnamelerde ve çizimlerde yapıldığının işgücü, teknikler, dokümantasyon, malzeme, sistemler ve yöneticileri de dahil edecek biçimde, test edilmesi, incelenmesi, sertifikasyonu ile ölçülmesidir. Kalite Güvencesi, kalite kontrol prosedürlerinin efektifliği için planlanmış sistematik yaklaşımların uygulanmasıdır.
    Bu katagoride kalite yönetiminin kritik konuları tartışılmakta ve amaçları; felsefesi, planlaması, tasarım ve yapım çerçevesinde, kaliteye ulaşmanın nasıl sağlanacağı ve İnşaat Proje Yöneticisi tarafından verilecek hizmetlerin kalite yönetimi içindeki yararlılığı sunulmaktadır.
    Sözleşme Uygulaması
    Bu katagoride inşaat proje yöneticisinin projenin yürürlükte olduğu dönem içinde üstlendiği yönetimsel görevlere ve tüm yapım sözleşmelerinde gerekli olan raporlamaya açıklık getirmektedir.
    İş Güvenliği Yönetimi
    Bu katagori malsahibine güvenlik yönetimi hizmetleri sunulması ile ilgilidir. Proje yöneticisinin güvenlik ile ilgili yükümlülüğü projelere göre değişim göstermekle birlikte inşaat proje yöneticisi ve malsahibi arasındaki sözleşmede açıkça belirlenir.


  • • 10 Soruda Yangın Yalıtımı

    1- Yangın yalıtımı nedir?

    Yangınlar sonucunda meydana gelebilecek can ve mal kayıplarını en aza indirmek için yapılarda gerçekleştirilen uygulamalara yangın yalıtımı denir. Evlerde ve iş yerlerinde kullanılan malzemelerin çoğu yanıcı olduğundan yangın tehlikesini artırır. Yangın yalıtımı, durdurulabilen veya yavaşlatılabilen bir felaket olan yangının vereceği zararları en aza indirir.


    2- Yangın yalıtımının faydaları nelerdir?

    Yangın yalıtımı;
    - Yangının oluşturduğu çok yüksek ısı ve dumanın yayılmasını geciktirir.
    - Yangın dolayısıyla bina çökmeden yapının güvenli bir şekilde terk edilmesi için imkan ve zaman sağlar.
    - Yapıların içerisinde oluşturulan güvenli bölümlerle can ve mal kayıplarının azaltılmasını sağlar.

    3- Yangın yalıtımı binamızın nerelerine yapılır?


    Yalıtım, yangın söndürülene kadar binanın ayakta kalması için taşıyıcı kısımlara ve güvenli kaçış amacıyla oluşturulan bölümlere uygulanır. Dışarıdan yangının sıçramaması için çatı ve cepheler ile kazan dairesi gibi patlama riski olan yerlere yalıtım yapılır. Duman ve ısının yayılmaması için hava kanallarına ve tesisat borularının geçtiği bölgelere de yangın yalıtımı uygulanır.

    4- Yangın yalıtımı nasıl yapılır?

    Yangın yalıtımında, yanmayan veya alevi iletmeyen taşyünü, alçı ve lifli çimento levhalar vb. malzemeler; yapının duvarlarına, tavanlarına, döşemelerine ve hava kanallarına uygulanır

    Tesisatların duvar, döşeme ve tavanları deldiği yerlerde ısı ile genleşen özel mastikler kullanılarak alev ve dumanın yayılması önlenir. Yangından kaçış koridorlarında özel kapı ve cam fitilleri, pencerelerde yangına dayanıklı özel cam üniteleri kullanılır.


    5- Yangın yalıtımının maliyeti nedir?

    Yangın yalıtımının inşaatın başlangıç aşamasında uygulanması, % 3–4 oranında bir ek maliyet getirmektedir. Yangın esnasında açığa çıkan ısının zararlı etkilerinden yapının korunması için uygulanan yangın yalıtım malzemelerinin ısı geçişine karşı direnç göstermesi gerekir. Böylece aynı zamanda ısı yalıtımı da sağlanır.

    Olası can ve mal kayıplarından kaynaklanabilecek zararların yanında yangın yalıtımının bedelinin dikkate alınmayacak kadar düşük seviyelerde olduğu söylenebilir.

    6- Yangın yalıtımı insanı nasıl korur?

    Bir yangında ölümler çoğunlukla duman nedeniyle (zehirli gaz soluma ya da karbonmonoksit zehirlenmesi) olmaktadır.

    Karbonmonoksit zehirlenmelerinin halk içindeki diğer adı kan zehirlenmesidir. Yangın yalıtımı; yapı içerisinde yangının yayılmasını, dolayısıyla zehirli gazların çıkışını geciktirerek yangın mahallinden kaçılması için gerekli zamanı kazandırır.

    7- Yangın yalıtımı binanın dayanıklılığını nasıl korur?

    Yangının yayılmasının dışında, açığa çıkan ısı, yapıların tamamen veya kısmen yıkılmalarına neden olabilir. Yangın çıkan mahalde ısınan gazların yükselmesi sonucu sıcaklık tavanda 1000°C seviyelerine ulaşır. Betonarmenin 500°C’nin üzerinde dayanımı 1/3 oranında düşer. Dolayısıyla yangın sırasında açığa çıkan ısıyla bina çökebilir. Yangın yalıtımı ile binalarımızın özellikle taşıyıcı sistemi korunur.

    8- Yangın yalıtımı Türkiye’ye ne kazandırır?

    Ülkemizde 1999–2003 yılları arasında, orman yangınları dışında toplam 237 bin 548 yangın çıkmıştır. Bu yangınlarda 1508 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, ilk andaki tespitlere göre yaklaşık 830 milyon YTL tutarında (830 trilyon lira) maddi zarar meydana gelmiştir. Yangın yalıtımının yaygınlaştırılması, can ve mal kayıplarını en az yarı yarıya azaltacaktır.



    DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

    YANLIŞ: Yangın merdivenimiz var. Yangın yalıtımına ihtiyacımız yok.
    DOĞRU: Yangın merdiveni tehlike durumunda çok önemlidir ama, yangın merdivenine ulaşabilmek daha da önemlidir. Bu nedenle yangın merdivenine ulaşan kaçış yollarının yalıtılmış olması gerekir.

    YANLIŞ: Evimize suyla söndürme yapan bir sistem kurdurduk. Yangın yalıtımımız var.
    DOĞRU: Suyla söndürme sistemleri "yangın yalıtımı" değildir. Kaçış yollarının açık
    olabilmesi ve binayı taşıyan sistemin ayakta kalmasını sağlayan yalıtım malzemeleri
    kullanılmalıdır.

    YANLIŞ: Yangın, yarım saatte tüm daireyi sarar , duvarlar yangını geciktiremez.
    DOĞRU: Yangın yalıtımı yapılmış bölgelerde, 30 - 180 dk. arası yangın dayanımı elde edilebilir. Böylece yangının ve zararlı etkilerinin yapı içerisinde yayılması geciktirilerek insanların yapıdan uzaklaşabilmesi için yeterli süre sağlanır.

    YANLIŞ: Elektrik, havalandırma ve su tesisatlarında yangın ile ilgili önlem alınması gerekmez.
    DOĞRU: Yangın güvenliği ile ilgili tedbirler, yapının tüm kesimlerine uygulanmalıdır. Yangına dayanıklı duvar ve döşemelerin içinden geçen tesisatlar ve geçiş bölgelerinde de önlem alınmalıdır.

    YANLIŞ: Yangın yalıtımını kendi başıma ya da tanıdık ustalar vasıtasıyla uygulayabilirim.
    DOĞRU: Binanız mutlaka uzmanlar tarafından incelenmeli ve sorununuzun çözümüne yönelik yangın yalıtımı uygulamaları, konusunda bilgi birikimi olan yalıtım firmalarınca yapılmalıdır.

     

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Mükemmel Yapı Malzemesi - Ahşap

    AHŞAP


    Bir yapı malzemesi olarak ahşap, Anadolu’da binlerce yıllık bir geçmişe sahip. Hımış gibi çok önemli bazı yapım sistemlerinin Anadolu kökenli olduğu söylenebilir. Ayrıca ahşap geçmişte sadece konut inşaatında değil köprü yapımında, anıtsal binalarda da kullanılmış. Şimdi ise sıcak ve güzel ama modası geçmiş, eski, dayanıksız bir süsleme malzemesi olarak algılanıyor.

    300 yıl ayakta kalmış ahşap yapılar yıkılıp yerlerine betonarme taklitleri inşa ediliyor. Bunun karşısında Batı ahşabı yeniden keşfediyor. Başka malzemelerin yetersiz kaldığı birçok mimari sorunu çözebilen çağdaş bir mühendislik malzemesi olarak görüyor. Bugün ahşap ile 150 metrelik açıklıklar kolonsuz geçiliyor. Betonarme binaların yangından kaçma koridorları ahşaptan yapılıyor, aşırı rutubetli ortamlarda yüksek hizmet ömrü nedeniyle ahşap kullanılıyor.

    “Çevreyi korumak için ağaçları kesin?”

    Bu Birleşmiş Milletler Avrupa Çevre Komisyonunun bir basın bülteninin başlığı. Tabi ki insanlara “hadi gidin önünüze gelen bütün ağaçları kesin “ öğüdünü vermek için yazılmamış. Ahşap kullanmanın ne kadar çevreci bir davranış olduğunu anlatan bir makale.

    Ahşap kaynağı yenilenebilen tek yapı malzemesidir. Bu özelliği, üretimi ve işlenmesi için az enerji istemesi (aynı miktar alüminyumun ellide biri kadar), dönüşebilir olması ve üstün ısı yalıtım özellikleri ile birleştirilince onu çağımızın çevre ve enerji sorunlarına en iyi cevap veren malzemesi yapıyor. Bilinenin aksine ahşap kullanmak ormanların yaşamasını sağlar . Nitekim kişi başına ahşap tüketimi fazla olan ülkelerde orman alanları devamlı çoğalmakta.

    Yanan ama yangına dayanıklı bir malzeme

    Genel kanının aksine ahşabın yangına direnci beton ve çelikten üstündür. Bugün ABD'nde kapalı spor salonu gibi büyük kalabalıkların bulunacağı yerlerin, yangın tehlikesine karşı ahşap karkas olarak inşalarına gidilmekte , aynı nedenle çelik konstrüksyonlar ve ahşap yapılarda kullanılan çelik bağlantılar, ahşap ile kaplanmaktadır. Yangının başlama nedeni hiçbir zaman ahşap değildir ve ısı geçirmeme,kömürleşme özellikleri nedeniyle ahşap-karkas yapının büyük yangınlara ne kadar dayanabileceği kesin olarak hesaplanabilmektedir. Ahşap yapılar yangına 30-90 dakika dayanabilecek şekilde tasarlanabiliyor. Ancak çıplak çelik konstrüksyon (çeliğin genleşme katsayısının yüksekliği nedeniyle) çok kısa bir sürede eriyerek taşıma gücünü tamamen kaybedebiliyor. İnanmıyorsanız bir yangın sonrası ahşap ve çelik çatı elemanlarının durumunu gösteren fotoğrafa bakın (Resim 1)

    Çürür ama uzun ömürlü

    Bütün yapı malzemeleri zamanla eskir. Çelik paslanır, plastik kırılganlaşır. Ahşabın da birçok biyolojik düşmanı vardır. Mantarlar bakteriler, böcekler ve termitler. Bunlardan bir kısmı ahşabın tamamen yok olmasına bazıları ise sadece görüntü bozukluklarına neden olur. Çürüme, ağaç hücre duvarlarının belirli mantarlar tarafından tahrip edilmesi sonucu, ahşabın taşıma gücünün tamamen veya kısmen yok olması demektir. Ahşap yüzeyde görülen bütün bozulmalar çürüme değildir. Resim 2’de İngiltere’de, 15. yüzyıldan kalma restore edilmiş bir çiftlik evini görüyorsunuz. Ahşap taşıyıcılar zamanla yıpranmış ama çürümemiş, bu nedenle de restorasyon sırasında korunmuş. Türkiye’de ise böyle bir restorasyon sırasında bütün kararmış ahşap malzemenin değiştirilmesi nerede ise gelenek haline gelmiştir.

    Aslında ahşabın çürüyebilmesi onun en olumlu özelliklerinden biri. Ormanda büyüyen ağaçların hiç yok olmadığını bir düşünün! Ahşap “ doğada yok olabilen” bir malzemedir. “ Çöpü “ yoktur. İstendiği zaman ona, onu sonsuza kadar yaşatacak tasarım ve teknolojiyi uygulayabilir, istediğimiz zaman da yakabilir ya da çürümeye terk edebiliriz.

    2800 yıllık mezar odası ve 1 yılda çürüyen cephe kaplaması

    Gordion’un 2800 yıllık mezar odası, Polatlı’nın Yassıhöyük köyünde sapasağlam dururken 300 yıllık bir yalıyı “restore” edip, ahşap cephe kaplamasını bir yıldan az bir sürede çürütebilmeyi nasıl becerebiliyoruz?

    Geleneksel ahşap koruma yöntemleri “doğal dayanıklılık” ve “kuru tutma” prensiplerine dayanmaktadır. Geleneksel yapılarda çürüme riski yüksek olan ya da taşıyıcı olarak kullanılan ahşap malzemenin meşe, kestane gibi doğal dayanıklı türlerden seçildiğini görüyoruz. Ahşabı kuru tutmak için de geniş saçaklar, su basman seviyesine kadar duvarların taştan yapılması gibi önlemler alınmıştır.

    20. Yüzyıl inşaat sektörüne yeni malzemeler yeni teknolojiler getirmiştir. Ancak bu yenilikler doğru kavranıp doğru uygulanmadıkça problemlerin çözülmesine katkıda bulunmadığı gibi yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Yaşam biçiminin değişmesi sonucu evlere su tesisatının girmesi, çamaşır makinesi gibi aletlerin kullanılması konutlarda üretilen su buharını arttırmış, ısı yalıtımının moda olması da bu su buharının yapı içinde hapsedilmesi sonucunu doğurmuştur. Ahşap ıslanıp, kısa sürede kurursa çürümez, ama ısı izolasyon malzemelerinin özellikle çatılarda ahşabın kurumasını engellemesi yeni bir sorunu ortaya çıkarmıştır: çatı ahşabının çürümesi. Son yüzyılda gelişen kimya endüstrisi de olağanüstü özelliklere sahip yeni boyalar, vernikler, poliüretanlar, epoksiler... üretmiştir. Bu ürünlerin çokluğu ve çeşitliliği ise kavram kargaşasına neden olmakta, doğru ürünü seçmemizi zorlaştırmaktadır. Ahşap zemin üzerine uygulanacak bir ürünü seçerken aşınmaya karşı dayanıklılığı, dış cephede kullanılacak bir ürünü seçerken ise elastikliği, güneşe dayanıklılığı gibi özelliklerin aranması gerekir. Özet olarak bütün bu yenilikler geleneksel koruma yöntemlerinin sınırlarını zorlayarak ahşap endüstrisinin yeni koruma teknikleri geliştirmesine neden olmuştur.

    Çam ağacından üretilmiş bir ahşap pencerenin hizmet ömrü ne kadardır?

    Tam 60 yıl! Tabi ki onu uygun önkoruma işleminden geçirmişseniz. İngiltere’ de PVC pencereler için verilen hizmet ömrü ise sadece 15 yıl!

    Ahşap önkoruma ahşabın bünyesine, onu zararlı mantar ve böceklerden koruma amacı ile, çeşitli kimyevi maddelerin emdirilmesi işlemidir. Bu işlem ahşap malzemeye inşaata monte edilmeden önce ve bir kez uygulanıyor ve ahşap malzemenin hizmet ömrünün en az binanın hizmet ömrü kadar olmasını sağlıyor . Ahşap önkoruma işlemi belli bir teknoloji. Ahşabın cinsi, kullanılacağı ortam ve ondan beklenen hizmet ömrüne göre kullanılması gereken maddeler ve uygulama yöntemleri farklı. Bazı durumlarda önkoruma maddeleri ahşaba özel bir tesiste basınç altında uygulanmalıdır(Resim 3), bazı durumlarda ise basit bir daldırma işlemi yeterli olabilir. Ancak nalburdan, teneke içinde alınıp fırça ile sürülen mamuller “ahşap önkoruma” kavramının dışında tutulmalıdır. Önkoruma ahşabı belirli bir hizmet ömrü olan , güvenilir ve çağdaş bir yapı malzemesi haline getiriyor. Uygulanacak önkoruma maddesinin ve yönteminin seçilmesinde üç faktör önemlidir. Ahşabın cinsi, kullanılacağı ortam ve tasarlanan hizmet ömrü.

    Ahşap “çalışır” ama boyu uzayıp kısalmaz

    Su, ahşaba sadece dışarıdan gelen ya da ağacın su iletme işlevinden artakalan bir yabancı madde değil, onun asıl bileşenlerinden biridir. Ahşaptaki suyun bir miktarı ( %25-30 ) ahşap liflerine kimyasal olarak bağlıdır. Ahşaba yöneltilen eleştirilerden biri ahşabın çalışması yani ıslanma yada ortam rutubetinin değişmesi ile boyut değiştirmesidir. “ Pencerenin döndü iyi kapanmıyor, ya da yağmur yağdı şişti açılmıyor” gündelik hayatta sık duyduğumuz şikayetler. Ancak ahşabın seçimi, kurutulması ve ahşap elemanın tasarımı doğru yapılıyorsa bu problemler ile karşılaşılmaz. Her malzemenin çalıştığı unutulmalıdır. Ahşap ısı ile boyut değiştirmez, ısı ile yumuşayıp sertleşmez. Sadece su ile ve sadece enine kesitlerde bir çalışma söz konusudur. Su ile bile ahşap boyuna çalışmaz. İşte bu nedenle çok büyük açıklıklar geçmede ahşap, tasarımcıya büyük olanaklar sağlar. Ahşabın nem ile boyut değiştirirken “dönmesi” boyuna kesitinde liflerin düzgünlüğüne, dikkat edilerek, yapılan iş için bu problem çok önemli ise “çeyrek kesim” kereste kullanarak önlenebilir (Resim 4).

    20 000 değişik doku ve renk seçeneği

    Ahşabın bir önemli özelliği de birbirinden farklı binlerce türü olması. Dünyada 20.000’in üzerinde ağaç türü var, iyi araştırılırsa yapılacak işe uygun tür mutlaka bulunur. Ağaç türleri; renkleri, dokuları, sertlikleri, taşıma kabiliyetleri, dayanıklılıkları, boya tutma kabiliyetleri, kurutulma kolaylıkları, lif düzgünlükleriyle birbirlerinden ayrılırlar. Yumuşak ağaç / sert ağaç sınıflandırmasına da dikkat etmek lazım. Yumuşak ağaçlar iğne yapraklı, sert ağaçlar ise geniş yapraklı ağaç anlamına gelir. Sert ağaçlar her zaman sert değildir. Örneğin kavak sert ağaç türüne girer,sedir ise bir yumuşak ağaçtır. Aynı tür ağaca değişik ülkelerde değişik isimler verilmektedir. Söz edilen türden emin olmak için türün Latince ismi bilinmelidir.

    Bakım yapılabilen, tamir edilebilen bir malzeme

    Ahşap aslında güzel yaşlanır. Güneşin etkisi ile rengi solar, grileşir. Rüzgâr ile taşının toz toprak yüzeyini aşındırır ve aşırı olmadığı zaman hoş bir görüntü oluşur. Ancak bu eskime zamanla güneş ve yağmurun etkisi ile çatlamalara ve elyaf kaybına neden olabilir. Yüzeyde küf oluşabilir, çatlaklarda pislik birikir, çatlağın büyümesi ile içeriye su bile girebilir. Ahşabı bu tür bozulmalardan korumanın yolu yüzeyi bir “yüzey koruyucu” ile kaplamaktır.

    Doğru yüzey koruyucuyu seçmek için ilk önce yüzeyi neden koruduğumuzu belirlemeliyiz. Ahşap o kadar değişik amaçlara hizmet eden bir malzeme ki bu seçim her zaman o kadar kolay olmayabilir. Ahşap zeminde kullanılacaksa, mekanik darbelere, aşırı aşınmaya karşı dayanıklı poliüretan esaslı malzemeler , dış cephede kullanılacaksa güneşe ve dış ortam şartlarına dayanıklı esnek ve nefes alan dış ortam boyalarını seçmeliyiz. Çok geçerli bir nedeniniz yoksa, dış cephede kullanılan ahşap üzerine hiçbir zaman tamamen şeffaf ve renksiz vernik uygulanmalıdır. Renksiz ve şeffaf vernikler ahşap yüzeyi mor ötesi ışınların etkisine karşı koruyamazlar. Bu verniklerin bazıları güneşe karşı Ultra Viyole filtreleri içerirler, ancak bu katkıların ömürleri dış ortamda kullanılan ahşap için yeterli değildir. Bu tür vernik ve cilalar ancak yapı içinde kullanılan mobilyalarda renk değişmesini önleyebilirler. Dış cephede kullanılabilen şeffaf boyalarda muhakkak bir renk vardır. Bunlar, zamanla UV-filtresi etkisini kaybetmeyen doğal metal oksit pigmentler içerirler

    Nefes alan boyalar boyanan yüzeyde suyu geçirmeyen fakat su buharını geçirebilen bir boya tabakası oluşturabilen ürünlerdir. Bunlar su buharı geçirgenliği yüksek mikrogözenekli boyalar olarak da tanımlanabilirler. Dış ortamda kullanılan ahşabın yağışlar ve havadaki rutubet değişmeleri nedeniyle çalışması ya da ufak bir darbe alması sonucunda yüzeyde oluşabilecek ufak bir çatlak ahşabın ıslanmasına neden olabilir. İşte boya tabakası altındaki ahşabı ıslatan bu suyun kısa sürede kuruması, boyanın ve ahşabın ömrü için çok önemlidir. Ahşabın uzun süre ıslak kalması hem boyanın dökülmesine hem de ahşabın çürümesine neden olur. Bezir yağı, dolgu malzemeleri ve özellikle macun, dış ortam boyalarının en büyük düşmanlarıdır. Genelde son görüntünün düzgün ve pürüzsüz olması istendiğinden boya öncesi planya ve zımpara önerilse de, dış ortamda yüzey ne kadar pürüzlü ise boya ömrü de o kadar fazladır(resim 5). Kumlanmış ya da sadece şeritten geçmiş dış cephe kaplamaları üzerinde boyanın hizmet ömrü çok daha uzundur. Güneşten etkilenmiş yüzeylerde (solmuş ya da kararmış) boya performansı kötüdür. Ahşap malzeme boyanmadan doğa şartlarında bekletilmemeli, güneşten etkilenmiş yüzeyler ise boyanmadan önce iyice zımparalanarak solmuş ya da kararmış tabaka tamamen kaldırılmalıdır. Budaklardan reçine sızmasını engellemek ya da boya sökmek için yüzeyin yakılması da boyanın hizmet ömrünü azaltır. Yanmış yüzey boyanın ahşaba nüfuz etmesini engeller ve ömrünü kısaltır.

    En önemli konu doğru tasarım

    Tabi her malzemeyi kullanırken malzemenin özelliklerini bilip ona göre tasarım yapmak önemlidir. Mesela ahşapta köşeler keskinse boya tutmaz. Diyelim ki biz bir ahşap pencere yapıyoruz ve en iyi ahşabı kullandık, ön koruma işleminden geçirerek penceremizin çürümeyeceğini garantiledik, üstüne de en iyi boyayı sürdük acaba bu yeterli mi? Eğer bizim ahşap penceremizden içeri su ve rüzgar giriyorsa bu yaptığımız işlemlerin hiçbir faydası kalmaz. Bunun için doğru sızdırmazlık fitilleri ve doğru cam montaj macunları veya fitilleri kullanmamız lazım. En büyük hatalardan bir tanesi yanlış fitil konulmasıdır çünkü içeriye suyun girmesine sebep olur. Isıcam kullanıyoruz ısı yalıtımı için, Şişecam'ın ısıcam montaj broşürüne baktığımız zaman ısıcamı ahşaba takarken, camın her iki tarafında 3mm boşluk bırakın ve macunla doldurun dediğini görüyoruz. Ama biz ne yapıyoruz? Cam yuvasını cam kalınlığından sadece bir mm. daha geniş yapıp üzerine silikon macun sürüp işi bitiriyoruz. Silikon tabakasında en ufak bir çatlak içeriye su girmesine, kanadın şişmesine, dönmesine neden olunca da “ahşaptır bu çalışır” deyip işin içinden sıyrılıyoruz.

    Ahşap canlı mı?

    Acaba Türk ya da Anadolu kültürünün ahşap ile ilgili özel bir ilişkisi mi var? Halk arasında “ahşap canlıdır”, “ahşabı öldürmek” gibi deyimlerin kullanılması, boyut değişmesine “çalışma” denmesi çok ilginç. Ahşap günlük hayatımıza o kadar yoğun bir şekilde girmiş ki onu bir türlü, bir yapı malzemesi, bir mühendislik malzemesi olarak algılayamıyoruz galiba. AHŞAP MÜKEMMEL BİR MÜHENDİSLİK MALZEMESİDİR. Bu gerçeği kabul edip, çağımızın getirdiği yeni teknolojilerle ahşabı yeniden tanımalı ve onu doğru kullanmayı yeniden öğrenmeliyiz, bir an önce. Unutmayalım! Geleceğimizi ahşap ile inşa edeceğiz

     

     

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Büyüme Hızının İnşaata Etkisi

    Yılın 2. 3 aylık döneminde büyüme yavaşlamaya başladı. 2. çeyrekte büyüme 3.4 olarak gerçekleşirken, yılın ilk 6 aylık dönemindeki büyüme hızı yüzde 4.3 düzeyinde gerçekleşti. İkinci çeyrekte en hızlı büyüyen sektör yüzde 22.2 ile inşaat oldu.

    Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), Nisan, Mayıs, Haziran aylarını kapsayan bu yılın 2. 3 aylık döneminde, büyüme hızını yüzde 3.4 olarak açıkladı. DİE’den yapılan açıklamaya göre, 2. 3 ayda Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) artış hızı ise yüzde 4.2 olarak belirlendi. 2. çeyrekte Gayrısafi Milli Hasıla (GSMH) tutarı, cari fiyatlarla 109 milyar 258 milyon YTL olarak açıklanırken, GSMH artış hızı cari fiyatlarla yüzde 14.2, sabit fiyatlarla ise yüzde 3.4 olarak gerçekleşti. İlk çeyrekte oluşan GSMH rakamı, dolar bazında ise cari fiyatlarla 80 milyar 62 milyon dolar olarak hesaplandı. Bu arada yılın ilk yarısında büyüme hızı, yüzde 4.3 oldu. Bu dönemde GSYH artış hızı ise yüzde 4.5 olarak hesaplandı.

    İnşaat Yüzde 22.2
    2. çeyrekte, sektörel bazda sabit fiyatlarla en yüksek büyüme yüzde 22.2 ile inşaat sektöründe yaşandı. Aynı dönemde tarım ve kár amacı olmayan kuruluşlar yüzde 0.1’lik büyüme ile yerinde saydı. Sanayi yüzde 3.9, ticaret 4.3, ulaştırma haberleşme yüzde 2.2, mali kuruluşlar 0.3, konut sahipliği ise yüzde 1.6 oranında büyüdü. Serbest meslek ve hizmetlerde yüzde 4.1, ithalat vergisinde de yüzde 8.7 artış yaşanırken, devlet hizmetlerinde yüzde 0.4 büyüme oldu.

    Baz Etkisi Belirleyici
    Geçen yılın ikinci üç aylık döneminde sabit fiyatlarla GSMH’de yüzde 15.7, GSYİH’de ise yüzde 14.4 oranında büyüme kaydedilmişti. Bu yılın 2. çeyreğinde büyüme hızının, yüzde 3.4’le kriz sonrasında kaydedilen 14 çeyreklik büyüme döneminin başladığı 2002 yılının 1. 3 aylık dönemindeki yüzde 0.6’dan sonraki en düşük düzeyinde kalması geçen yılın aynı dönemindeki yüksek büyümenin baz etkisinden de kaynaklandı.

    İnşaat İlk Yarı Lideri
    Yılın ilk yarısında ise inşaattaki büyüme yüzde 19.7’yi bulurken, devlet hizmetleri ve kar amacı olmayan kuruluşlar küçüldü. Bu dönemde, tarım yüzde 0.1’lik büyüme ile yerinde saydı. Sanayi yüzde 4.6, ticaret 5, ulaştırma haberleşme yüzde 1.9, mali kuruluşlar 0.5, konut sahipliği ise yüzde 1.5 oranında büyüdü. Serbest meslek ve hizmetlerde yüzde 4.4, ithalat vergisinde yüzde 8.6 artış yaşanırken, devlet hizmetlerinde yüzde 0.1, kár amacı olmayan kuruluşlarda ise yüzde 0.6 daralma yaşandı. Yılın ilk yarısında, özel kesim ve devletin tüketim harcamaları yüzde 4.2 arttı. İkinci çeyrekte ise sabit fiyatlarla özel tüketim yüzde 4.4 ve devletin harcamaları yüzde 4 arttı. İkinci üç ayda gayri safi sabit sermaye oluşumunda artış yüzde 17.9, mal ve hizmet ihracatı artışı yüzde 4.7, mal ve hizmet ithalatı artışı ise yüzde 9.2 oldu.

    Yatırım Harcamaları
    Yatırım harcamalarındaki artış, 2. çeyrekte kamuda yüzde 31.1’i bulurken, özel sektörde yüzde 15.8’de kaldı. Tarım sektörü yılın ilk 6 ayında sabit fiyatlarla yüzde 0.1 oranında büyürken, alt sektörlerde, çiftçilik hayvancılık yüzde 0.2, balıkçılık yüzde 7.2 oranında büyüdü, ormancılık ise yüzde 3.6 oranında küçüldü. İkinci üç ayda ise toplamda sabit fiyatlarla yüzde 0.1’lik büyümeye karşılık, alk sektörlerden çiftçilik hayvancılık yüzde 1.4, balıkcılık yüzde 7 büyürken, ormancılık yüzde 14.3 daraldı. Cari fiyatlarla ilk yarıda tarımda toplam yüzde 3.3 daralma görülürken, çiftçilik hayvancılık yüzde 6.5 küçüldü, balıkçılık yüzde 19.2, ormancılık yüzde 11.4 büyüdü.

    Ekonomi 14 Çeyrektir Kesintisiz Büyüyor
    Türkiye ekonomisi bu yılın ikinci çeyreğiyle birlikte, 2001 krizinden sonraki 14 çeyrekte arka arkaya büyüdü. 1994 krizinden sonraki 15 çeyreklik aralıksız büyüme rekorunun da bu yıl sonunda kırılması bekleniyor. Türkiye, yüzde 9.5’le rekor bir küçülme yaşadığı 2001 yılı krizinden sonraki büyüme dönemine sürpriz bir şekilde yüzde 0.6’yla 2002 yılının birinci çeyreğiyle birlikte başlamıştı.

    Erken genel seçim yılı ve dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in rahatsızlığıyla başlayan siyasi istikrarsızlığa rağmen artan büyüme hızı 2002 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 10.4, üçüncü çeyreğinde yüzde 8 ve son çeyreğinde de yüzde 11.8 oldu. 2002 yılını yüzde 7.9 büyümeyle tamamlayan Türkiye 2003 yılının ilk çeyreğinde yüzde 7.4, ikinci çeyreğinde yüzde 3.6, üçüncü çeyreğinde yüzde 5.6 ve dördüncü çeyrekte 7.2 ve yılın tümünde ise yüzde 5.9 oranında büyüme kaydetti. 2004 yılı ise yüzde 9.9’la tam bir hızlı büyüme yılı oldu. 2004 yılının birinci çeyreğinde yüzde 13.9, ikinci çeyrekte de yüzde 15.7 gibi çok yüksek düzeyde seyreden büyüme hızı, üçüncü çeyrekte yüzde 5.7, son çeyrekte ise yüzde 5.6 olmuştu.

    Özel Tüketim Artıyor
    Yılın 2. çeyreğinde ilk çeyreğe göre, özel tüketim harcamalarında artış, devletin nihai tüketim harcamalarında ise gerileme görüldü. İlk çeyrekte yüzde 4 olan özel tüketim harcamaları ikinci çeyrekte yüzde 4.4’e çıkarken, ilk çeyrekte yüzde 4.3 olan devletin nihai tükaetim harcamaları yüzde 4’e indi. İkinci üç ayda gıda ve içki harcamalarında yüzde 8.8, dayanıklı tüketim malları harcamalarında yüzde 2.6, yarı dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları harcamalarında ise yüzde 4.2 artış görüldü. Enerji, ulaştırma, haberleşme sektöründe yüzde 0.7 daralma görülürken, hizmetler yüzde 3.7 büyüdü.

    Kamu Yatırımda Özel Sektörü 3’e Katladı
    Toplamda 2. çeyrekte devletin nihai tüketim harcamalarındaki artış yüzde 4 olarak hesaplanırken, kamunun maaşlar için yaptığı harcamalar yüzde 0.4 artış ile bir anlamda yerinde saydı, diğer cari harcamaları ise yüzde 9.7 arttı. Yılın ilk yarısında ise devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 4.2 oranında arttı. Devletin bu dönemde maaş ve ücret harcamaları yüzde 0.1 oranında gerilerken, diğer cari harcamaları yüzde 12.6 arttı. Gayri safi sabit sermaye oluşumunda yılın ikinci çeyreğinde toplamda yüzde 17.9 büyüme yaşanırken, kamu yatırımları yüzde 31.1, özel sektör yatırımları da yüzde 15.8 artış gösterdi. İlk yarıda kamu yatırımları yüzde 32.6, özel sektör yatırımları da yüzde 10.8 arttı.

    Dış Açık Büyümeyi Yüzde 1.6 Düşürdü
    Özel nihai talepteki artış bu yılın ilk 6 aylık dönemindeki büyümeye 2.8 puanlık katkı yaptı. Kamunun nihai tüketim harcamalarındaki büyümenin 0.3 puanlık bir katkıda bulundu. Ancak ithalattaki hızlı artış nedeniyle dış ticaret açığındaki büyüme GSYİH büyüme hızını 1.6 puan aşağı çekti.

    ‘Mortgage’yi Beklemeyin TOKİ’ye Gidin
    Devlet Bakanı Abdüllatif Şener, kira öder gibi ev sahibi olabilme olanağı sağlayan mortgage sisteminden hiç geliri olmayan ya da düşük gelir grubundaki vatandaşların yararlanamayacağını açıkladı. Sistemin belli bir gelir düzeyindeki insanlara hitabedeceğini kaydeden Şener, düşük gelir grubundaki insanlara ise TOKİ’nin ürettiği konutlardan yararlanmasını önerdi. Şener, CNN Tük’te katıldığı canlı yayında inşaat sektörü ve Mortgage sistemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Şener, piyasalardaki konut talebinin diğer piyasalarda bir düşüşe neden olmayacağını söyledi.

    Piyasaya giren bir paranın zincirleme olarak sürekli dolaştığını ifade eden Şener, ‘Dolayısıyla olayı statik değerlendirdiğimizde bir yanılgı içerisine girebiliriz’ dedi. Belli bir arz oluşurken aynı zamanda talebini de meydana getirdiğini ifade eden Şener, inşaat sektörünün de bu iki bağlantıda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Şener, Mortgage sistemine yönelik yüksek beklentilerin son derece doğal olduğunu belirtirken, dünyanın pek çok ülkesinde uygulanan sisteme göre insanların bir konutta kiracı olarak oturmaktansa kendilerine ait bir ev

     

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • C30 Betonun Faydaları ve Gereklilikleri

    Bir yapının projelendirilmesi ve yapımı; beş ana ilkenin (dayanım, dayanıklılık, işlevsellik, ekonomi ve estetik) birlikte ele alındığı bir optimizasyon problemi olarak tanımlanabilir. Yapı servis yüklerini ve deprem gibi etkilerden kaynaklanan yükleri belirli bir güvenlikle taşıyabilmeli, planlanan hizmet ömrü süresince dıştan ve içten kaynaklanan yıpratıcı etkilere karşı dayanıklı (kalıcı) olmalı, kaynak israfına yol açmayacak şekilde ekonomik olmalı, ihtiyaca cevap verebilmeli (işlevsel, fonksiyonel), özgün ve estetik bir görünüşe sahip olmalıdır. Tüm bu özellikleri sağlayan yapıların inşası ise ancak, projelendirmeden başlayarak yapım aşamalarının tümünün iyi bir şekilde planlanması ve denetim altında tutulması ile mümkündür.

    Yapay bir malzeme olan betonarmenin olumlu özelliklerini sürdürebilmesi kalıcı olmasına bağlıdır. Beton veya betonarme elemanların deprem veya aşırı yüklemenin etkisi dışında da zamanla bozulmaları söz konusudur. Bu nedenle günümüzde, tasarım yükleri için yeterli dayanımı sağlayan betonun aynı zamanda dayanıklı olacağı görüşü terk edilmiştir. Yükler açısından istenen dayanımı sağlayan kaliteli bir betonarme eleman bile tasarım aşamasında dikkate alınmamış şiddetli etkiler altında umulmadık kısa sürede bozularak kullanılmaz hale gelebilir ya da büyük bakım, onarım masraflarına yol açabilir. Bu konunun önemi son yıllarda gittikçe ön plana çıkmaktadır. Nitekim İMO tarafından son düzenlenen Ulusal Beton Kongresinin konusu Dayanıklılık (Durabilite) olarak belirlenmişti. Ayrıca, Yapı Malzemesi lisansüstü eğitim programlarında “Betonarme Yapıların Dayanıklılığı” konusu ayrı bir ders olarak yer almaya başlamıştır.

    Son yıllarda arka arkaya yaşadığımız deprem felaketleri, birçok betonarme yapıda betonun proje dayanımını sağlamakta ne kadar yetersiz kaldığını ortaya koymuştur. Ayrıca söz konusu yapıların birçoğunda korozyon olayı sonucu çelik donatı-beton aderansının yok olduğu, çelik donatının kesit kaybı nedeniyle taşıma gücünü büyük oranda kaybettiği, paspayı tabakasının çatladığı veya döküldüğü görülmüştür.

    Aslında, doğru dizayn edilmiş, geçirimsiz, kaliteli bir beton, çeliği korozyondan koruyarak yapının dayanımını ve

    dayanıklılığını istenen düzeyde sağlar. Kimyasal koruma betonun alkalinitesi sayesinde, fiziksel koruma ise ortamda

    bulunan ve korozyona yol açan maddelerin yapı elemanı içine difüzyonunun önlenmesi ile gerçekleşir. Betonun bu olumlu özelliğine rağmen, uygulamada yapılan hatalar nedeniyle korozyon günümüzde betonarme yapıların servis ömürlerini belirleyen en önemli faktör olarak kabul edilmektedir. Örneğin, pas payı tabakası yetersiz kalınlıkta, geçirimli ve kalitesiz bir betonarme eleman içindeki çelik donatı kısa sürede paslanabilir. Çünkü böyle bir elemanda karbonatlaşma cephesi, klorür iyonları veya asidik sıvılar kolaylıkla çeliğe ulaşabilir. Ayrıca sülfat vb. zararlı maddeler betonu zamanla tahrip edebilir.

    Bu hasarlar çoğunlukla yıllar sonra oluşmaktadır. Ancak bazen yapı hizmete girmeden kısa sürede oluşanları da vardır. Bölgemizde de alkali-silika reaksiyonu, sülfat etkisi ve klorür korozyonu gibi nedenlerle hasar görmüş çok sayıda riskli yapı mevcuttur.

    Betona ve donatıya zarar veren fiziksel, kimyasal ve biyolojik kökenli etkenler hakkındaki bilgiye [1] No’lu referansla

    ulaşılabilir.

    Yeni deprem yönetmeliğinin deprem bölgelerinde kullanılacak, asgari beton sınıflarını C16 ve C20’ye çıkarması olumlu

    değişikliklerdir. Ancak, durabilite, özellikle donatı korozyonu açısından değerlendirildiğinde bu beton sınıflarının yeterli geçirimsizlik sağlamadığı gözlenmektedir. Beton sınıfının yalnızca yapısal kaygılar dikkate alınarak seçilmesi oldukça hatalı bir yaklaşımdır. Örneğin, deniz suyuna ıslanma-kuruma şeklinde maruz kalan bir iskele yapısında C20 sınıfı bir beton kullanılması başlangıçta ekonomik ve uygun bir çözüm gibi görünebilir. Fakat, geçmiş tecrübeler ve saha gözlemleri göstermiştir ki deniz suyundaki klorür iyonlarının yol açtığı donatı korozyonu sebebiyle böyle bir iskele yapısı 5-10 yıl içinde tamamen kullanılamaz hale gelebilmektedir. Bu sebeple beton sınıfı seçiminin, yapının servis ömrü boyunca maruz

    kalacağı yıpratıcı etkilerin ve yapısal ihtiyaçların birlikte değerlendirilerek yapılması en doğru yaklaşımdır. Uluslararası

    standartların çoğunda böyle bir ortamda inşa edilecek betonarme bir yapıda betonun en az çimento içeriği 340 kg/m3 ile en

    büyük Su/Çimento oranı 0.45 ile sınırlandırılmakta ve beton sınıfının C35 ve üzerinde olması zorunlu tutulmaktadır.

    Aslında, benzer sınıflandırma, TS 11222 Hazır Beton Standardında ve 08.03.2004’te yürürlüğe girecek ve TS11222’nin

    yerini alacak Avrupa standardı TS EN 206-1 “Beton, özellik, performans, imalat, uygunluk” Standardında da verilmiştir.

    İMO İzmir Şubesi Aralık 2003 Yıl: 19 Sayı: 114 44

    Ancak, bu koşullar ne betonarme projelerinde aranmakta, ne de bu projelerin denetiminde göz önüne alınmaktadır. TS 500’ün bu konuda bu standartlara zorunluluk içeren bir atıf yapması uygun olacaktır. Standartlarımızın genellikle farklı disiplinlerden gelen kişilerce danışma mekanizması yeterince işletilmeden hazırlanması bazı uyumsuzluklara yol

    açmaktadır. Bu sorunun biran önce giderilmesi gerekmektedir. Avrupa Birliği uyum çalışmaları kapsamında tüm

    standartlarımızın Avrupa Normları ile değiştirilmesi bu konuda iyi bir fırsat olarak algılanabilir.

    Deprem yönetmeliğimizde verilen en düşük beton sınıfı C16-C20, TS EN206-1 standardında zararlı yıpratıcı hiçbir etkiye maruz kalmayacak ve donatı korozyonu riskinin hiç bulunmadığı yapılarda kullanılmasına izin verilen beton sınıfıdır. Bir çok durumda, yıpranma koşulları dikkate alınarak betonun su/çimento oranına ve çimento dozajına sınırlama getirilmesi beton sınıfını kendiliğinden C30 düzeyine çıkmaktadır. Betonun su/çimento oranını ve çimento dozajını denetlemek kolay değildir. Oysa betonun basınç dayanımı kolayca denetlenebilmekte ve toplumda da bu konuda genel bir alışkanlık oluşmaya başlamaktadır. Bu nedenle özellikle deprem bölgelerinde kullanılacak betonlarda, donatı korozyonu yolu ile donatı – beton

    aderansının yok olmasını önlemeye yönelik olarak en düşük beton sınıfı sınırlamasının düzeyi yükseltilmelidir ve en az C30 olmalıdır. Ayrıca, betonun geçirimliliğini etkileyen en önemli parametreler S/Ç oranı ve bağlayıcı miktarı olduğu için, sınıf dayanımının yanı sıra bunlarla ilgili sınır değerlerin de sağlanmasına özen gösterilmelidir.

    Değişik üniversitelerimizin Yapı Malzemesi Profesörleri yeni yapılacak yapıların olası bir depreme karşı dayanıklı

    olabilmesi için gerekli asgari koşulları ve en düşük beton sınıfının C30 olması gerektiğini 17 Ağustos 2001 tarihinde

    yayınladıkları bir deklarasyon ile kamuoyuna duyurmuşlardır.

    Yeni TS EN206-1 standardında söz konusu beton sınıfı C30/37 olarak verilmektedir. (30 MPa silindir, 37 MPa 15 cm’lik küp basınç dayanımı). Günümüzde Türkiye’de bu kalitede beton üretimi, gelişen malzemeler ve teknoloji sayesinde çok

    kolay olmasına karşın, 25-35 MPa kalitesindeki beton üretimi tüm kayıtlı üretimin yalnızca % 5’i dolayındadır (C20

    üretimi % 46.9). Buna karşılık girmeye çalıştığımız Avrupa Birliğindeki bazı ülkelerin bu sınıftaki beton üretimlerinin tüm üretime oranları Tablo 1’de görülmektedir [2].

    Tablo 1 Avrupa Birliği üyesi bazı ülkelerde ve Türkiye’de C30 sınıfı beton üretiminin tüm üretime oranları

    Almanya % 63.2

    İspanya % 80.0

    Avusturya % 40.0

    Finlandiya % 85.0

    Belçika % 70.0

    İsveç % 65.0

    İngiltere % 46.0

    Türkiye % 5.0

    Yapılarda C20 yerine C30 kullanımı başlangıçta bir miktar maliyet artışına yol açıyor gibi görünmesine rağmen, bu miktar tüm yapı maliyeti yanında çok düşük mertebede kalmaktadır. Projenin C20 sınıfı beton yerine C30 sınıfı bir betonla çözülmesi halinde donatıdan, kesit boyutlarından ve yapı ağırlığından sağlanan ekonomi, genellikle beton sınıfının değiştirilmesinden kaynaklanan, maliyet artışını dengelemekte hatta toplam maliyeti azaltabilmektedir. Yapılan bir bilimsel çalışma sonucu, beton sınıfı yükseldikçe deprem bölgesi ve yapı kat adedine bağlı olarak kaba inşaat maliyetinden %5 civarında bir tasarrufun sağlanmasının mümkün olduğu belirlenmiştir [3].

    BU NEDENLERLE DAHA GÜVENİLİR, KALICI, KALİTELİ EKONOMİK YAPILAR ÜRETMEK İÇİN EN DÜŞÜK BETON SINIFINI C30 OLARAK SEÇELİM.

     

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Daha Şık Yatak Odaları

    Evinizin ensevdiğiniz odası hangisi? Sizinkini bilemem ama benimki yatak odam... Misafirler geldiği zaman en nadir gördüğü odalardan biri olsa da odamın dekorasyonuna çok önem veririm. Her an bir değişiklik yapmak isterim. Albümleri karıştırıp yeni çerçeveler alırım, yastıklarımı değiştirip, küçük süslerle odayı canlı bir hale getiririm. En son olarak da kare ve daire formlarında küçük aynalar kestirerek farklı bir ayna yarattım boş duvarımda. Bahar neşesi bende değişiklik yapma isteği uyandırır. Ya sizde? Güneşin etkisini göstermeye başladığı Nisan ayında da havalarla birlikte odanıza da can getirmenin tam zamanı.

    Yatak odalarının işlevi çeşitleniyor. Yatak odalarını insanlar dünyadan kendilerini soyutlayan bir sığınak olarak görürler ve yatak odaları evin en özel bölümü olup, evin diğer odalarından tamamen farklıdır. Artık bu odalar sadece uyuma amaçlı kullanılmıyor. Eşinizden ya da ailenizden ayrı en sevdiğiniz diziyi odanızda seyredip, en yakın arkadaşlarınızı burada misafir edebilirsiniz. Birçok evde yatak odasında televizyon vardır ve çalışma masaları da kimi yatak odalarında bulunmaktadır. Bütün bu farklı kullanım amaçlarına ek olarak, yatak odaları ev sahiplerinin sezon trendlerinden çok kendi zevklerini yansıtarak dekore ettikleri bir bölümdür. Renkli yastıklarla moda görünüm Yatak odanızdaki değişikliklere yatak başlıklarıyla başlayabilirsiniz. Üzerine serilen kumaşlarla daha zengin bir görünüm sağlayabilirsiniz. Romantik odalardan hoşlanıyorsanız eskitilmiş yatak başlıklarını da tercih edilebilirsiniz. Artık çok az evde klasik yatak başlıkları karşımıza çıkıyor. Minimalizm uzun yıllar etkisini gösterdiği evlerde, hakimiyeti romantizm ele aldı. Başlıklardan sonra sıra odanızın duvar renkleriyle uyumlu yatak örtüleri ve yastıklar. Yatağınızda ne kadar yastık olursa o kadar güzel ve renkli bir görünüm elde edebilirsiniz.

    Komodinin yerini sehpalar alıyor Ahşap ve metal gibi işlenmiş mobilya materyallerinin yatak odalarında önemli bir yeri vardır. Bu materyallerden yapılan yatak başlıkları ve şifoniyerler modern stilin bir çizgisidir. Çağdaş bir yatak odası tasarlarken kullanacağınız eşya sayısını en aza indirgeyerek çok amaçlı mobilyaları kullanırsanız ferah bir görüntüye sahip olabilirsiniz. Başucu komodininiz de yatak başlığınız kadar önemli bir yere sahiptir. Odanızda ufak tefek değişiklikler yapmak istiyorsanız, komodininizi de yeniden yaratabilirsiniz. Hatta komodin yerine üzerinde tablası bulunan ve zarif ayaklarıyla hoş durabilecek sehpalara odanızda yer verebilirsiniz. Önemli olan bir abajur, sevdiklerinizin bir resmi, yatmadan önce okuyabileceğiniz bir kitabın ve bir gece sürahisinin yerleşebileceği müsait bir alanınız olmasıdır.

    Boşalanları değerlendirin. Odanızın boşbir duvarında büyük bir tablo yerine küçük küçük kendi resimlerinizin yer aldığı çerçevelere yer verebilirsiniz. Bu resimler, odanızı daha neşeli ve hayat dolu bir ortam haline getirir. Eğer odanızda yer varsa daybedler ile yatak odanızı dinlenme odası haline de getirebilme şansınız var. Diğer boş alanlarınızı ise küçük renkli kutularla, yapay bitkilerle, dergiliklerle doldurabilirsiniz. Hatta kullanacağınız kutuları yatak örtüsü kumaşınızdan artan veya duvar kâğıdınızdan artan parçalarla kaplayabilir ve bunlarda hem ayakkabılarınızı saklayabilir hem de dekoratif bir unsur olarak kullanabilirsiniz.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Dekorasyonda 30 Önemli Nokta

    Hayatımızı daha güzel şeyler ile paylaşmayı hak ediyoruz. İlk adımı atmak için bir kaç şeyi hatırlamak bizi mutluluğa daha çabuk yakınlaştırabilir.

    1. Ne istediğinizi iyi bilmelisiniz. Acele karar vermeden önce, beklentilerinizi yazın. Ve bir kaç güç unutup sonra yeniden okuyun.

    2. Hangi rengi sevdiğinize ve en çok hangi renk ile yaşamak istediğinizi iyice düşünün. Sadece “Öyle gerekiyor” diye şartların sizi istemediğiniz bir yöne sürüklemesine izin vermeyin.

    3. Koltuk, halı, duvar rengi gibi seçeneklerden önce perde seçmeyin.

    4. Başkalarının evinde güzel duran pek çok eşyaya iç geçirebilirsiniz. Herşey yerinde güzeldir. Eşya da, renk de. Neyi beğendi iseniz, onun sizin evinizde de aynı şekilde etki yaratacağından emin olmalısınız.

    5. Her yeri eşyalar ile doldurmak zorunda değilsiniz. Boşluğun tadı başkadır. Evinizde eşyalarınız arasında bırakacağınız alanlar çok değerlidir.

    6. Eşyalarınız tasarımda birbirleri ile yarışmamalıdır. Renk, doku ve şekil seçimlerinde acele etmeyin. Hepsini birlikte düşünün ancak adım adım satın alın. Yerleştirdikçe, yerinde başka sonuçlar ile karşılaşabilirsiniz.

    7. Gözünüzü yoran, aydınlatmayı sağlayan ışık kaynaklarının ortada olduğu ürünlerden ise, ampul gibi ışığın kaynağını görmeyeceğiniz, ancak aydınlık sağlayan ürünler tercih edin.

    8. Aydınlık düzeyini istediğiniz gibi ayarlayacağınız dimmer sistemleri seçin. Bazı bölgelerde ışık sensörü kullanabilirsiniz.

    9. Yatak odalarınızın keyifli hale gelmesini sağlamak için doğru yatak örtüsü ve nevresim takımı seçin. Yanlış renk ve desen de seçim, uyumsuzluk yüzünden size odanızı keyifsiz gösterecektir.

    10. Tek bir renge ve materyala bağlı kalarak aksesuar seçmeyin. Her aksesuarın bir hikayesi vardır. Seçtiklerinizin nerede, nasıl, neyin yanında durduğu önemlidir. Tüm aksesuarlarınızı bir anda satın almayın. Zaman içinde hazmederek ve içinize sinerek seçmelisiniz.

    11. Aynalardan ve onları büyük kullanmaktan korkmayın. Onlar size katı duvarların , dar alanların kapılarını açar.

    12. Mutsuz zamanlarda dekorasyon için alışverişe çıkmayın.

    13. Salonunuz misafirlerin gelmesi için hazırlanmış bir alan değildir. Evinizin heryeri sizin olmalıdır. Önce nasıl bir evde mutlu olurum sorusuna cevap verin.

    14. Çok sıkıldığımız kahverengi, yanındaki renkler ile büyüleyici sonuçlar yaratır. Kahverengiyi kullanmaktan çekinmeyin.

    15. Renk seçerken, yatıştırıcı özellikte olup olmadıklarına dikkat edin. Satın alırken, seçerken duyduğunuz heyecan, evinizde hissettirmesini istediğiniz duygularını yaratan rengi yanlış algılatabilir. Mekanda yerinde ve doğru ışık ile denemeler yapmalısınız.

    16. Sadece sevdiğiniz şeyleri tercih edin, başkalarının sevdiği ve önerdiği şeyleri değil.

    17.Yatak odanızı giysi dolapları ile doldurmayın. Yatak odası, yatağınızın odası ve uyku odasıdır. Dolapları bir giyinme odasında değerlendirmek için çaba harcayın. Yatak odanız huzurlu bir uykuya kalsın.

    18. İki renk seçtiniz. Üçüncüyü seçerken çok daha fazla düşünün.

    19. Aksesuarlarınızı seçerken, yansıttıkları duygusal durumu, renginden daha fazla önemseyin.

    20. Kişisel bağlılık duyduğunuz eşyalar tüm dekorasyonunuzu etkiliyor olabilir. Yaratıcılıkta özgürleşemeyebilirsiniz. Önce bağlılık duyduğunuz eşyalar yokmuş gibi hayal kurun. Sonra dekorasyonun içine onları dahil etmeye çalışın.

    21. Mekanınızı dekore ederken, duvarlar, yerler ve tavan olarak üçe bölmeden önce, onları bir bütün olarak içine yayılacağınız yeni mağaranız olarak düşünün. Ancak bu mağarada önce nasıl yaşamak istediğinize karar verin. Duvarların şekli, tavanın yüksekliği veya yer döşemesinin engellerine takılmadan özgürce hayal kurun. Sonra hayallerinizi diğer detaylar ile revize edin. Hayallerinizi edit etmekten vazgeçin. Önce hayal kurun. Sınırsızca. Sonra yavaş yavaş nelerin olamayacağına karar verirsiniz. Her düşüncenin ve her hayalin ardından fikrinize engel olan bir bilgi getirmeyin. Erteleyin.

    22. Huzurlu bir yatak odasını hak ediyorsunuz. Bunu sağlamak için iç ferahlatıcı renkleri yatak odasında kullanın. Renk doygunluğu yüksek renkleri sevseniz bile , aydınlık gösterecek renkleri tercih edin.

    23. Yatak odanızda teknolojik cihazlardan uzak durun. Uyuyacağınız odada laptop veya tv bulundurmamak en iyisi. Zamanın şartları geceleri uzanmışken tv seyretmeye yönlendiriyor. Fakat en iyisi ayrı odalarda bulunmaları. Tv’ye olan bağlılığınızı ölçmek istiyorsanız, salondaki televizyonun karşısında ne kadar uyuya kaldığınıza bakın.

    24. Evinize taze çiçekler almayı ihmal etmeyin. Kendinizi sık sık çiçekler ile ödüllendirin.

    25. Mumları yakmak için elektriklerin kesilmesini beklemeyin. Mumlarınızı, banyoda, yatak odasında ve salonda her zaman kullanın. Mumları aksesuar olarak kabul etsek de erimelerinde bir sakınca yoktur. Kullanın, keyif alın, sonra yine satın alırsınız.

    26. Sarı, kırmızı, turuncu gibi sıcak renklerin özel etkileri vardır. Sıcak doğaları gereği, duygusal durumunuza olumlu etki ederler. Aktif kalmak istediğiniz alanlarda kullanabilirsiniz.

    27. Yıkaması, bakımı zor ve ışığı kesen perdelerden kurtulun. Hafif perdelere ve tüllere geçin.

    28. Girişinizi açık tonlarda, soft renklerden tercih edin. Unutmayın ki, ışığın en az geldiği bu bölgelerdeki aydınlık seviyesi düşüktür ve hep ışık gerektirir. Işığa rağmen aydınlık ve evinize döndüğünüzde size sıcak bir hoşgeldin diyen bir giriş olması için tek yapmanız gereken, ne renk olursa olsun soft tonlarında kullanmak.

    29. Plastik enerjilerden kurtulun. Evdeki aksesuarlarınızda, cam, taş, ağaç,mercan, kristal kullanın. Plastik olan herşeyden kurtulun.

    30. Dekorasyona en çok değişmesini istediğin odadan başlamayın. Potansiyel zorlukları ve kararsızlıkları diğer odalar ile atlatın. En son, içinde bulunmaktan hoşlandığınız odayı dekore edin. Tüm alışverişlerde acele etmeden seçim yapın. Satıcıların sizi kandırmalarına ve kendi istediklerini satmalarına izin vermeyin. Kararlı olun, ne istediğinize karar verdikten sonra alışverişe çıkın.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Depreme Karşı En Etkin Yöntem

    Ulusumuzun yaşadığı onca deprem felaketine rağmen yanlışlar devam ediyor. Özellikle İstanbul ve deprem bölgelerinde binalara güçlendirme adı altında yapılan çalışmalar yapıların yıkılma riskini arttırıyor. Bu duruma meslek odalarının ve üniversitelerin seyirci kalması hatta bu kandırmacanın içinde yer almaları üzüntü vericidir. Depremi ve insanların vicdanlarını kullanarak bilimsellikten uzak , sadece yapana maddi kazanç sağlayan bu güçlendirme komedisinden vazgeçmek gerekiyor. Depremin değil binaların insanlara zarar verdiğini unutmamak lazım ve biran önce güçlendirme yerine yıkıp yeniden yapma sisteminin devreye sokulması gerekiyor.
    Özellikle inşaat mühendislerinin duyarlı davranıp binaya hesap edilemeyen yükler yüklemek yerine yıkılıp yeniden yapılması yönünde halkımıza yol göstermeleri, belediyelerin mevcut yerleşim bölgelerini ıslah edecek düzenlemelere gitmesi, meslek odalarınında bu konulardaki yol gösterici görevini yerine getirmesi ilk başta yapılması gerekenlerdir. Gerçek anlamda güçlendirme yapmak çok pahalı bir yöntemdir dünyada sadece tarihi değeri olan, yıkılamayacak önemdeki binalara uygulanır. Riskli binalar için tek çözüm yıkıp yeniden yapmaktır. Özellikle İstanbul’da 15 yaşın üstündeki birçok bina betonunun deniz kumuyla hazırlanan karışımdan oluştuğu ve el ile döküldüğünü düşünürsek , büyük çoğunluğu riskli binalar sınıfındadır.
    İnsanımızın olası bir depremde hayatta kalmasını istiyorsak hızlı davranarak makro projelerle binaların yıkılıp yeniden yapılmasını özendirecek çalışmalara başlamak gerekiyor.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Tadilat için Yapılması Gerekenler

    Ev dekorasyonu ve tadilat için yapılması gerekenler

    Ev Dekorasyonu ve tadilat dikkat gerektirir. Konut ve işyeri tadilatların da genellikle pratik ve ucuz yöntemler tercih edilmekte ve birçok ayrıntı atlanmaktadır. Kalitesiz işçiliğin ve ucuz malzemenin ömrü kısa olduğu için de aslında bize daha pahalıya mal olmaktadır.

    Konut ya da işyerinin tamamında ya da bir bölümünde tadilat yaptırmaya karar verdiğimizde öncelikli olarak yapılması istenenlerin listesi çıkarılmalıdır.

    Tadilat listesinde, yıkım ve onarım gerektiren işler öncelikli olarak listelenmeli, dekorasyona göre yapılması gereken basit işler ise ikincil olarak yer almalıdır. İç Cephe ve Dış Cephe Boya işlemlerimiz ise mümkünse en son sıralara konmalıdır.

    Tadilat listesinde yer alan işlerin piyasa fiyatlarını araştırın. Malzeme ve işçilik fiyatları hakkında bilgi edinin. Hedefiniz bütçenize göre mümkün olduğunca kaliteli malzeme ve işçilik ile tadilatınızı yaptırmak olmalıdır.

    Ev dekorasyonu ve tadilat işlemlerinde iş planlaması size nakit ve vakit kazandıracaktır. O yüzden iş planlamanız ne kadar iyi olursa tekrar tekrar aynı işlemleri yinelemek zorunda kalmazsınız.

    Sizlere Komple Ev tadilatı yaparken kullanabileceğiniz iş planlaması ve dikkat edilecek hususlar ile ilgili bir rehber hazırladık. Eminiz ki bu rehber doğrultusunda hareket ettiğiniz sürece vakitte nakitte sizin olacak. Konut ya da işyeriniz kullanışlı, yaşanılabilir yer olacaktır hem de uzun ömürlü ve kaliteli.

    Rehberimizde yer alan iş planlaması sıralaması şu şekildedir;

    - Yıkım ve Onarım işleri
    - Pencere ve Kapı Doğramaları
    - Banyo ıslak zemin ve elektrik-su tesisatı
    - Mutfak ıslak zemin ve elektrik-su tesisatı
    - Zemin döşemeleri
    - Çatı İzolasyonu
    - İç Cephe Boya işleri
    - Dış Cephe Boya işleri
    - Dekorasyon

    YIKIM VE ONARIM İŞLERİ

    Konut içerisinde yıkılmasını istediğiniz duvar, kapatmak istediğiniz balkon olabilir.

    Salonunuz ve mutfağınız bitişik ve ikisi de küçük ve kullanışsız. Arada ki duvarı kemer şeklinde yıkarak açık mutfak bir eve sahip olabilirsiniz. Artık mutfağınız ve salonunuz gözünüze küçük görünmeyecek daha aydınlık bir ortama kavuşmuş olacaksınız.

    Yatak odanız küçük ve üstelik hiç kullanmadığınız bir balkona sahip aradaki duvarı kaldırıp, balkonu PVC pencere ile kapatarak büyük ve kullanışlı yatak odasına kavuşabilirsiniz.

    Konut içerisinde taşıyıcı kolonlara zarar vermemek kaydı ile ufak yıkım ve onarımlar yapmanız mümkün. Bu tamamı ile sizin evinizden ne istediğinize, nasıl rahat ve huzurlu bir yaşam alanı oluşturmak istediğinize bağlıdır.

    Yıkım işlemleriniz de kesim alınacak ve delinecek yerler kolon ve kirişlere denk geliyorsa “KAROT” kesimle yaptırınız. Hilti ve benzeri aletler titreşim oluşturdukları için zararlı ve yasaktır. Binanızın metal ve beton kısımlarının kaynaşımlarına zarar vereceği için yük taşıma ve dayanıklılığını azaltır. Çalıştığınız usta ve ya elemanı bu konuda size ne söylerse söylesin güvenlik için KAROT kesimde ısrarcı olun. Çünkü KAROT kesim dairesel elmas uçlu kesici aletin hızla sürtünmesi ve titreşimsiz olmasından dolayı sağlıklı ve gerçek çözümdür.

    PENCERE VE KAPI DOĞRAMALARI

    PVC çift camlı pencere ve kapı sistemlerini tercih etmeye çalışmalısınız. Evinizi hem ısı hem de ses yalıtımı açısından büyük ölçüde izole etmiş olursunuz. PVC çift camlı pencere ve kapı sistemleri ile konut içerisinde ki yıllık enerji tüketiminiz %35-40 azalmış olur. Üstelik yıllarca bakım ve onarım gerektirmez.Ancak ahşap doğramalarda her yıl bakım yapmanız gerekmektedir.Ahşap doğramalar da sağlıklıdır ancak zahmetli ve masraflıdır.

    PVC pencere ve kapı sistemleri yapımında köpük dolgusunun tam ve muntazam olmasına dikkat edin. Duvar bağlantılarının izolasyon bantları ile kaplanmış olmasını sağlayın. Kapıların altlarının yer döşemesi ile maksimum 1 cm. fark olmalı ve bu farka da kapı altı esnek süpürgeliğin yapılmasına dikkat edin.

    BANYO ISLAK ZEMİN VE ELEKTRİK – SU TESİSATI

    Banyo ve tuvaletinizde elektrik tesisatı yapılırken boat bulundurmayın ve mümkünse elektrik düğmeleri dışarıda olsun. Banyo da kullanacağınız prizlerin ise sızdırmaz, kapaklı ve topraklı olmasına dikkat ediniz.

    Su tesisatınızın yapımın da ise en önemli şey yerde 2 tane yer sifonu bulunması ve akıntı yönünün yer sifonlarına göre olması gerekmektedir. Giden su tesisatınız da esnek hacimsel borular, gelen su tesisatınız da ise plastik ya da metal alaşımlı plastik boruları tercih ediniz.

    Lavabo, küvet/duş ve çamaşır makineniz için gelir ve gider su tesisatlarına dikkat edin.

    Islak zemin döşemelerinde tavandan gelen seramik derzini zeminde aynı doğrultuda ilerleyip karşı duvarda aynı doğrultu da devam etmelidir. Kısaca simetrik, düzgün ve ölçülü olmalıdır. Kapı ve pencerelerinizin zemin ve duvar döşemeleri ile kotları, girinti ve çıkıntılarının orantılı olması gerekmektedir.

    Tavan da hava alması açısından kireç tercih ediniz.

    Banyo aksesuar ve ekipmanlarının montajında su sızdırmazlık ve izolasyonuna dikkat ediniz.

    Son olarak mümkünse 15 cm. çapında havalandırma vantilatörü taktırınız. Işık kumandalı havalandırma vantilatörü bulundurursanız ışık yandığında vantilatör çalışacak ve ışık kapatıldıktan 1-2 dk. sonra vantilatör duracaktır. Bu hem banyonuzun havalanmasını sağlayacak hem de şofben gibi gazlı ısıtıcı kullanımında zehirlenmeleri önleyecektir.

    MUTFAK ISLAK ZEMİN VE ELEKTRİK – SU TESİSATI

    Mutfak ta elektrik tesisatı yapılırken ana sigortanızdan 2 ya da 3 sigortayı mutfağınıza ayırın. Mutfak içerisinde çok yüklü elektrik kullanımı olduğu için bu gereklidir. Unutmayın topraklı priz hem sizin hem de elektrikli aletlerinizin güvenliği için önemlidir.

    Mutfak içerisin de elektrik prizlerinin yerlerinin tespitini yapın. Fırın,bulaşık makinesi, buzdolabı,mikrodalga fırın,aspiratör prizlerini unutmayın.Mutfak tezgahının üstünde kullanacağınız prizlerin sızdırmaz,kapaklı ve topraklı olmasına dikkat edin ve küçük ev aletlerinin sayısının ne kadar çok olduğunu göze alarak 2’li yada 3’lü en az 3 takım priz koydurmayı unutmayın.

    Mutfak lavabosu ve bulaşık makinesi için gelir ve gider su tesisatlarına dikkat edin. Mümkünse Lavabonuzun altına yer sifonu yaptırın.

    Tabii ki mutfak aksesuar ve ekipmanlarının montajında da su sızdırmazlık ve izolasyonu önemlidir.

    Banyo da olduğu gibi mutfak ıslak zemin döşemelerinde tavandan gelen seramik derzini zeminde aynı doğrultuda ilerleyip karşı duvarda aynı doğrultu da devam etmelidir. Kısaca simetrik, düzgün ve ölçülü olmalıdır. Kapı ve pencerelerinizin zemin ve duvar döşemeleri ile kotları, girinti ve çıkıntılarının orantılı olması gerekmektedir.

    ZEMİN DÖŞEMELERİ

    Odalarınızda ki zemin döşemeleri için birçok alternatifiniz var. Seramik, Fayans, Laminant parke, mermer yada ahşap. Seçiminizi öncelikle zevkinize ve bütçenize göre yapacaksınız. Ancak kalite ve fiyat araştırması yapmalı ve en önemlisi iyi bir usta ile yapılmasını sağlamalısınız.

    Zeminin şapının düzgün atıldığına ve zemin döşemelerinin dengeli olarak döşendiğini kontrol etmelisiniz. Bunu su terazisi ile kontrol edebilir ya da ettirebilirsiniz. Zemin döşemeleri ile süpürgelikler arasındaki desen ve dizayn uyumuna dikkat etmelisiniz.

    Ayrıca seramik, fayans ve mermerde kullanılan dolgu derzinin rengi görüntü açısında önemlidir ve fazlalıklarının dikkatli ve iyi temizlenmesi gerekmektedir.

    ÇATI İZOLASYONU

    Piyasa da çeşitli amaç ve koşullara göre çok farklı fiyatta ve kalitede izolasyon malzemeleri bulunmaktadır. Ancak her zaman söylediğimiz gibi Hedefiniz bütçenize göre mümkün olduğunca kaliteli malzeme ve işçilik ile tadilatınızı yaptırmak olmalıdır.

    Çatı kaplama malzemeleri 3 ana görevi karşılamalıdır. Bunlar kaplama,koruma ve su geçirmeme.Çatı da baca,anten,duvar dipleri ve çatıya çıkış gibi detaylar bulunduğu için kullanılacak çatı örtüsü ve bu örtü altındaki yalıtımlar çok önemlidir.Isı ve su yalıtımı ile çatı altına su girmesi ve iç-dış hava iletişimi engellenebilir.Ayrıca çatı içerisinde havalandırma ortamının iyi bir şekilde yaratılması ve korunması sağlıklı ve uzun ömürlü bir izolasyon sağlar.

    Bodrumunuz varsa; yan duvar ve temel izolasyonunu mutlaka yaptırın

    Unutmayın konut izolasyonunuz yetersiz ise yıllık enerji kaybınız %20 civarındadır.

    İÇ CEPHE BOYA İŞLERİ

    İç cephede yani salon ve odalarda yapılacak boya ve alçıpan işlemleri özen ve dikkat gerektirir. Öncelikli olarak eşyalarınızın üzerini boyadan koruyacak örtü ile örtünüz. Konut boş işe yer döşemelerinizi korumak için örtü kullanınız.

    Konutunuz da tavanlarda alçıpan figürler kullanmayı düşünüyorsanız boyadan önce yaptırmanız gerekmektedir. 2 çeşit alçıpan bulunmaktadır.

    Kaynaklı alçıpan daha dayanıklıdır ama ağırdır. Binanıza ekstra yük bindirir.

    C yani orijinal denen alçıpan ise uygulaması kolay ve hızlıdır ancak dayanıklı değildir.

    Evinizde alçı sıva işi yaptıracaksanız “mastarlı” yani gönyeli ve terazisinde olanını tercih etmelisiniz. Maksimum 2,5-3 cm. alçı kalınlığı uygulanabilir. Duvarlarınızı da önceden 3-4 cm. aralıklarla 0,5 cm. derinlikli ve 1 cm. çaplı tespit çukurları açtırmayı ihmal etmeyin ki alçınız dişli duvara nüfus etsin.

    Bütün köşelerinize metal veya plastik köşebent koydurarak zarar görmeden düzgün alçı işlemi yapılabilir.

    Duvarlarınızın boya işleminde ise öncelikle duvarlarınızın kirden ve yağdan arınmış olması gerekmektedir. Şayet sızıntı yolu ile kabarmış yerler varsa iyice kazınmalı ve zemin düzlenmelidir. Tabii ki sızıntının kaynağı da bulunarak önlenmelidir.

    Duvarlarınızda ki delikler ve düz olmayan yerler dolgu maddesi ile kapatılarak astar atılmalıdır. Astar da size tavsiye edebileceğimiz su bazlı derin astar malzemesi olan tiefengrund. Bu madde duvara boya gibi uygulanarak alçınızın tozunun gitmesine ve iyi sertleşmesine olanak sağlar.Son olarak da boyanızı uygulayabilirsiniz.

    DIŞ CEPHE BOYA İŞLERİ

    Dış cephe uygulaması zor, pahalı ve zahmetlidir. Bu yüzden uygun kalitede ve fiyatta ama uzun süre dayanıklılık gösteren ve mümkünse izolasyon özelliği olan malzeme kullanmalısınız. Unutmayın uzun süre dayanıklılık derken en az 15-20 yıldan bahsediyoruz.

    Dış cephe işlemlerinizi yaptırmak için en uygun dönem ilkbahar ve sonbahar dönemidir. Çok sıcaklarda ve yağmurlu havalarda uygulama zor ve dayanıksız olacaktır. Çünkü sıcakta sıvalar da çatlamalar oluşturacaktır bu da size 1-2 yıl içinde yeni bir dış cephe masrafı çıkartacaktır.

    Dış cephe uygulamalarınızda birçok seçeneğiniz bulunmaktadır. Bunlar;

    - Isı yalıtım sıva uygulamaları (uygulamaya hazır halde paketler halinde temin edebileceğiniz özel hazırlanmış malzemelerdir)
    - PVC/Vinil Siding, Yalıbaskısı cepheler
    - Ahşap cephe kaplamaları
    - Tuğla ya da taş görünümlü cepheler
    - Alüminyum kompozit panel giydirme cepheler
    - Kompakt laminant giydirme cepheler
    - Mantolama cepheler

    Dış cephe işlerinde uygulama yukarıdan aşağıya doğru olmalı ve bir cephede ki iş bitirilerek sırasıyla diğer cephelere geçilmelidir. Yağmur olukları ve klima tesisatları işlemlerden önce yapılmış olmalıdır.

    Dış cephenin boya işleminden önce mutlaka uygun dış cephe macunu çektirilmelidir.

    Ve son olarak dış cephe boyanızın seçimini yaparken uzun süreli kullanacağınızı da unutmamalısınız.

    DEKORASYON

    - Konut içerisinde dekorasyona başlarken öncelikle renk ve stil belirlemeliyiz. Evinizde ne aradığınız ve ne beklediğiniz önemlidir.

    - Konut içerisinde rahat bir ortam yaratmak için lila, aqua, mine gibi mavinin tonlarını, ruhunuzu dinlendiren rahatlatan bir ortam yaratmak içinse pastel tonları tercih etmelisiniz.

    - Yer döşemelerinizin rengini duvarlarınızdan daha koyu renkte seçmelisiniz.

    - Odanız içerisinde abajur, masa lambası gibi aydınlatıcılar kullanmak konutunuza sıcak bir hava verecektir.

    - Karanlık, dar mekânlarınızı tavana kadar ayna kullanarak göz yanılması yaratabilir ve geniş gösterebilirsiniz.

    - Katlamalı perdeler konutunuza stil kazandırır.

    - Resimlerinizi merdiven boşluklarına ya da merdiven duvarlarına asarak değerlendirebilirsiniz.

    - Yatak odanız dinlenme, uyuma ve kitap okuma amaçlı kullanıldığı için tavan aydınlatmanızı yukarıya doğru size direkt gelmeyecek şekilde seçiniz ve başucu aydınlatması kullanmayı tercih ediniz.


    ODALARDA DEKORASYON TAKTİKLERİ

    Oturma odalarınız da çiçekli koltuk örtüleri, renklerde pastel tonlar ve ayaklı aydınlatıcılar ortama hoş ve rahatlatıcı bir hava katacaktır. Çok fazla eşya kullanımı alanı daraltacağı gibi göz yorar ve oda içerisindeki bütünlüğü bozar. Dekorasyona oda içerisinde bütünlüğü bozan, işlevi olmayan gereksiz eşyaları çıkartarak başlayabilirsiniz.

    Konutunuzda salonuz da yer alan koltuklarınızın renginden sıkıldıysanız ya da renkleri soldu ise koltuk örtüleri ile bambaşka bir havaya büründürmeniz mümkün. Duvarlarda ise resimlerinizi gruplar halinde asmanız bütünlüğü devam ettirir.

    Yemek odanız da aydınlatma masa üzerinde olmalıdır. Yemek masası ile birlikte kullanacağınız konsol yemek takımlarınızı depolamak için uygun olacaktır.

    Yatak odalarınız da ise gömme dolaplar cankurtaranınız olacaktır. Aydınlatma olarak tavana yansıyan ışığı ve başucu aydınlatmalarını tercih ediniz.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Ev Satın Alırken Yapılması Gerekenler

    EV SATIN ALIRKEN MAL SAHİBİ İLE MÜTEAHHİT ARASINDA GÖRÜŞÜLMESİ GEREKENLER

    1-Belediyeden resmi imar durumu alınarak araziye ne kadar inşaat sığacağı kesinlikle bilinmeli ve yasal olan metrekare alanı sözleşmeye esas alınmalıdır. Belediyeden bu konuda yazılı bir belge alınmazsa (imar durumu gibi) ilerideki tarihlerde iskan izni alınamayabilir.Dikkatli görüşülmeli…

    2-Kat karşılığı inşaat oranı? İşyerlerinde? Konutlarda?

    3-İmar durumu,çap ,aplikasyon krokisi ve belediyeye ödenecek inşaat ruhsatı alımı ile ilgili (yol-su kanal Katılım masraflarının kime ait olduğu?

    4-İnşaat projesi masraflarının kime ait olduğu?

    (Zemin etüdü,proje taslakları, mimari proje , elektrik projesi,sıhhi tesisat projesi, asansör projesi, tüm projelerin kontrollükleri (yapı denetim/Fenni mesuliyetleri) ve ilgili odalarınca onaylanması?

    NOT:Tüm bu belgeler ve 3. maddedeki belgeler hazır olmadan belediyeye ruhsat başvurusu yapılamaz,zaten ruhsat için gereken evraklardır.

    Projelerin üzerinde karşılıklı olarak kat planlarının kabul edilmesi sağlanmalı,kat planlarını her iki tarafta beğenmeli, mal sahibinin bu konuda mutlaka onayı olmalıdır.

    5-İnşaata ne zaman başlanacağı? (Örneğin:İnşaat ruhsatının alımından itibaren 30 gün içerisinde )

    6-Teslimin ne zaman yapılacağı?

    Teslim yapılırken bütün inşaat mı bitmiş olacak yoksa sadece mal sahibine ait olan kısmı mı bitmiş olacak? Tavsiye tümü bitirilip iskan ruhsatı tümü için alınmalıdır.)

    7- İskan ruhsatı masraflarının kime ait olduğu?

    8-Elektrik su bağlantıları(inşaat için)harcamaları müteahhit tarafından yapılıp, iskan ruhsatı alınırken kişisel sayaca çevrilmeli ve borçları ödenmelidir.

    9-Tapu masraflarının kime ait olduğu?

    İNŞAATTA KULLANILACAK MALZEMELER

    1-Hazır beton, nervürlü demir kullanılmalı, projelerin onaylı olması zaten bunu zorunlu tutacaktır.

    Duvar malzemeleri tuğla???(19.5/13.5luk dış ve iç duvarlar) yada gaz beton ???(19.5/13.5luk dış ve iç duvarlar) ile yapılmalı.

    2-Bodrum kat yapılacaksa bodrum duvarlarında ve temelde bodrum yapılmayacaksa temelde ısı ve nem için izolasyon yapılmalı(sürme malzeme izotop ile olabilir, mümkünse membranla yapılmalı ısı izolasyonunu sadece membran sağlar)

    3-İşyerlerinde yerler ne ile kaplanacak?Mutfak WC olacak mı? Asmakat yapılacak mı? Yapılacaksa hangi malzeme ile?

    4-Konutlarda yer kaplama malzemesi nedir? Salonlarda MDF/laminant parke olabilir (kalite sınıf bilgisi? Odalarda …………..marka, 30X30,1./2. sınıf seramik?malzemelerin rengi?

    Banyolarda ve tuvaletlerde tüm boy/yarım boy duvar fayansı olmalı, 20X20 10X10 vs? ebatlı ve …..renkte???

    5-Oda kapılarının malzemesi? (amerikan panel, ne renkte?)Kapı kollarının markası? Sınıfı?

    Dış cephe kapı pencere malzemesi?PVC?Alüminyum?Ahşap? Tek cam yada çift cam oluşu?

    Bodrum kapıları demirden?

    6-Daire giriş kapıları çelik?alüminyum??

    7-Mutfak dolapları ne renkte hangi malzemeden? (Çerçeveli/çerçevesiz mdf lam / sunta lam??)Mutfak tezgahı? (Açık/koyu renkli mermer, Açık/koyu renkli mermerit yada doğal granit? Tezgah alnı desenli dekoratif 10X10 malzeme ve bordür desenli)

    Mutfak duvarlarında hangi ebat ve renkte seramik nereye kadar kaplanacak?(Tam boy)

    Mutfakta bulaşık makinesi çamaşır makinesi yerleri ve temiz-pis su bağlantıları yapılmalı!

    8-Banyoda ve tuvalette kullanılacak vitrifiye malzemesi(lavabo-tuvalet taşı-klozet-küvet) markası? Banyoda ayaklı lavabo yada dolaplı hilton banyo kullanılmalı.

    Küvet veya duş için duşakabin???

    9-Mutfak WC banyo vs. tüm musluk, batarya, vs.nin markası yada kalitesi?(TSE li olmak zorunda)Banyo wc gibi alanlarda sürme malzeme ile su yalıtımı yapılmalı???

    10-Kalorifer tesisatı olacak mı? Kalorifer iç tesisat malzemesinin markası? Petek markaları?yada en azından petek tipi? ?(TSE li olmak zorunda)

    11-Elektrik kaba ve ince tesisatı? Mimari projedeki yerleşim göre ve bunlara ilave belli yerlerde priz konulmalı!! ?(TSE li olmak zorunda)

    12-Tüm dairelere kapı otomatı? Görüntülü kapı telefonu?

    13-Asansör var mı?Kaç adet?Varsa tse li malzemeden ve kaç kişilik olacağı?

    14-Dış cephede tüm binaya strofor veya başka bir malzeme ile mantolama (ısı izolasyonu için kaplama) yapılacak mı? Yapılacaksa hangi tür ve kalınlıkta hangi malzeme ile???

    Dış cephe boyası hangi özellikte?

    15-Balkon zeminleri ne ile kaplanacak? Kaçlık seramik?Ne renkte?

    Balkon parapeti betonarmemi yoksa sadece korkuluk mu?

    balkon korkulukları (tam yada kısmi? demir?? alüminyum?? kromajlı malzeme ?? ne özellikte olacak?

    16-Vestiyer?banyo dolabı?Gömme dolap yapılacak mı?Yapılacaksa hangi malzemeden? Mdf lam?Sunta lam? Çerçeveli yada çerçevesiz?

    17-Bahçe duvarları,bahçe düzenlemesi yapılmalı,bahçe içi yürüyüş yolu,beton?parke?

    ANLAŞMANIN SIRALAMASI:

    Yukarıda belirtilen özelliklere karşılıklı olarak karar verilip kabulleri yapıldıktan sonra müteahhitten taslak proje istenir.Bu projeden hangi daire yada dükkanın kime ait olduğu belirlenir. Bu taslak projeye göre çok açık ve detaylı, avukatında yeterli gördüğü yada avukat tarafından hazırlanmış, içerisinde tüm detay bilgilerin,nerenin kime ait olduğunun kat planlarının ve cezai şartların bulunduğu bir sözleşme imzalanır.

    Bu sözleşmeye istinaden müteahhide arsanın en az %51i devredilerek müteahhide gerekli yetki verilmiş olunur.(Tapuya şerh yada ipotek konulabilir?Avukatla görüşülmeli!)

    30-60gün içerisinde inşaat ruhsatı alınarak inşaat ruhsatı üzerinden kat irtifakına geçilir ve böylelikle hangi dairenin kime ait olduğu tapuda belirlenmiş olunur.

    Belirtilen inşaat süresi bitiğinde müteahhitten alınan iskan izinleri ile tekrar tapuya gidilir ve KAT MÜLKİYETİ’NE geçilir.

    Kat irtifakı proje üzerinden bitmemiş inşaat için yapılan bir paylaşma oranıdır. Kat mülkiyetinde ise iskan izinleri dahil edilir yani gayrimenkul arsa vasfından çıkarak konut yada işyeri vasfına geçer. Bunun için sanıyorum 5 yıl gibi bir yasal süre olsa da ne kadar erken yapılırsa o kadar sağlıklı olur. Kat mülkiyeti olmadan konut satılmak istenirse yasal sorunlar ortaya çıkabilir. Kat mülkiyetine geçiş işlemi müteahhidi iskan izni almaya da zorlar. Mutlaka yapılmalıdır,elektrik su bedelleri de iskan ruhsatı aldıktan sonra ucuzlar(yaklaşık 1/3 oranında)

    Kat karşılığı inşaat anlaşmalarında genel olarak plan-proje-inşaat ruhsatı-iskan ruhsat(yapı kullanma izin belgesi),çap kroki vs. masraflar müteahhide aittir, tapu işlemleri yarı yarıya paylaşılır,ama bu aradaki anlaşmaya göre değişebilir.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Evini Sevmeyenlere Öneriler

    Renklerden ve eşyalardan hangisini değiştireceğinizi bilemiyorsanız, ilk önce sadece birini değiştirmek için düşünmeye başlayın. Her şeyi bir arada düşünmek sizi yorabilir ve sonunda karmakarışık olmuş bir zihin ile kalakalırsınız. Sonuç ; hiçbir şey yapmamak !

    Evinizin güzel olmadığını düşünüyorsanız, gelin birlikte evinize biraz dokunalım.

    Renklerden ve eşyalardan hangisini değiştireceğinizi bilemiyorsanız, ilk önce sadece birini değiştirmek için düşünmeye başlayın. Her şeyi bir arada düşünmek sizi yorabilir ve sonunda karmakarışık olmuş bir zihin ile kalakalırsınız. Sonuç ; hiçbir şey yapmamak !

    Eğer eşyalarınızın eskidiğini düşünüyorsanız, eskiyenler sadece kumaşlarınız olabilir.

    Eşyalarınızın sizi mutsuz ettiğini veya eskisi kadar mutlu etmediğini düşünüyorsanız, değişenin sizin duygularınız olduğunu ve aslında eşyaların hiç değişmediğini unutmayın. Çünkü sizin onlardan ve yaşamdan beklentileriniz değişti.

    Bu anlamda adım atmanın en zor olduğu aşama, nereden başlayacağınızdır.

    Elinize bir kağıt kalem alın. Ve oda oda yazın. Oda oda gezin. Her odada uzun süre kalın ve düşünün. Odanıza bir başka insan, bir yabancı gibi bakın. Kendinize dürüst olun. Neleri sevip, neleri sevmediğinizi düşünün. Sevmediklerinizi bir kenara atın. Onlar ile yaşamak zorunda değilsiniz. Sizi mutsuz eden eşyalarınızdan kurtulun. Enerjinizi aşağı çeken değerler ile yaşamak zorunda değilsiniz.

    Size hediye edilenler ile sizin aldıklarınızı ayrı ayrı düşünün. Sevmediğiniz insanlardan hediye almış ve bunları evinizin baş köşesinde bulundurmak zorunda kalmış olabilirsiniz. Eğer atamıyorsanız onları en azından bir dolap içine kaldırabilir ve kendi isteklerinizi sergilemeye başlayabilirsiniz.

    Sizin satın aldıklarınız arasında ise, önceden size cazip gelmiş, hoş etkiler bırakmış ancak sonrasında çekiciliğini yitirmiş aksesuarlarınız olabilir. Onları da geçici bir süre unutup, dolaplara kaldırabilirsiniz. Değişim için her zaman eşya veya aksesuarlarınızı atmak zorunda değilsiniz. Bir süreliğine saklayıp onlarsız yaşamayı deneyimleyebilirsiniz.

    Işık sisteminizi değiştirebilir ve tepe ışıklarından vazgeçebilirsiniz. Unutmayınız ki, tepeden gelen ve ışık kaynağı aşağıdan bakıldığında görülen ve hatta odanın merkezinde bulunan aydınlatmalar, evin içinde sevimsiz gölgeler yaratırlar. Bu gölgeler sizde mutsuz hisler yaratır. Ancak bu hislerin kaynağını bulamadan ve neden olduğunu bilmeden her gün o garip sıkıntıyı duyarsınız.

    O zaman ilk iş, aydınlatma sistemimiz üzerinde bazı değişiklikler yapalım

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Gayrimenkuller ve Sorunlar

    Satış Bedeli Düşük Gösterilen Gayrimenkuller ve Sorunlar

    Gayrimenkul alım-satımında, gerçeğin altında bir değer gösterilerek işlem yapılması, son derece yaygın bir uygulama. Bu olayda, alıcı ile satıcının ortak menfaati olduğu için, uygulama yıllardır devam edip gidiyor.

    Ancak, alım-satım bedelinin gerçeğin altında gösterilmesi, ileride ciddi sorunlara neden olabilir.

    SORUNLAR NE?

    1) Alıcı Yönünden Sorunlar

    a) Dört Yıl İçinde Satış Yönünden: Gayrimenkulün, edinme tarihinden itibaren, dört yıl içinde elden çıkartılmasından doğan kazanç "değer artış kazancı" olarak vergiye tabi (Gelir Vergisi Kanunu Mükerrer Md. 80/6). Alış bedeli düşük gösterilince, satış kazancı da gerçeğin üzerinde çıkar. Sonuçta, daha çok vergi ödenir.

    b) Şuf’a Hakkı Yönünden: Hisseli gayrimenkullerde, özellikle gayrimenkullerde, diğer hissedar, tapuda yazılı bedel üzerinden şuf’a (önalım) hakkını kullanıp, gayrimenkulü düşük bedelle alabilir. Bu riski, her zaman gözönünde bulundurmak lazım. Mahkemeler ve davalarla uğraşmamak için, olayı ciddiye almakta yarar var.

    2) Satıcı Yönünden Sorunlar

    a) Harç Bedeli Yönünden: Düşük değer üzerinden ödenen harç, sonradan tespit edilen gerçek satış bedeli üzerinden, cezalı olarak istenebilir.

    b) KDV Yönünden: Satışı yapan inşaat firması ise, gerçek satış bedeli üzerinden, KDV hesaplanıp, aradaki fark cezalı olarak istenebilir.

    c) Gelir ya da Kurumlar Vergisi Yönünden: Satıştan doğan kazancın beyan edilmediğinin saptanması durumunda; vergi cezalı olarak, gecikme faiziyle birlikte alınır.

    DEĞERİ YÜKSELTME

    Yukarıdaki yaptırımlar, bu konulara karşı hassas olan bir insanın, vücudunun kimyasını bozacak cinsten!..

    "Peki ne yapılabilir?" diye soranlar için, açıklayalım.

    Maliye Bakanlığı’nın, bu durumda olanlarla ilgili 1989/7 sayılı Vergi Usul Kanunu İç Genelgesi var. Genelge ile yapılan açıklamaya göre;

    Gayrimenkulün alım-satım bedelinin düşük gösterildiği durumlarda, gerçek değerin, Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesine göre pişmanlıkla beyan edilmesi mümkündür. Bu durumda, zamanında ödenmeyen tapu harcı ile tahakkuk eden pişmanlık zammını, dilekçe ile haber verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde ödeyenler, gayrimenkulün tapu harcına esas olan değerini yükseltmiş olurlar (Bu konuda geniş bilgi için Bkz. Av. Zuhal KIZILOT, "Gayrimenkulün Tapudaki Satış Değerinin Sonradan Yükseltilebileceği", Yaklaşım Dergisi, Ağustos 2005).

    Gelir ya da kurumlar vergisi yönünden de yine pişmanlık dilekçesi ile beyanda bulunulması mümkündür.

    Vergide zamanaşımı süresi beş yıl. Maliye bu süre içinde, gayrimenkul alıp-satanların her an kapısını çalabilir. Huzursuz olmak ve cezalı vergi ödemek istemeyenlerin, pişmanlıkla beyanda bulunmaları, en sağlıklı yol olarak gözüküyor.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Cephe Giydirme Sistemleri

    Cephe Giydirme ve Cephe Giydirme Sistemleri

    Neden Giydirme Cephe?
    Giydirme cephe çeşitli taşıyıcı tip binalarda, binanın dış yüzünün alüminyum malzemeden kullanılan ana ve ara taşıyıcı elemanların dayanıklı ve fonksiyonel bir şekilde bir araya getirilmesi, cam, kompozit levha veya alüminyum levha gibi yapı malzemeleri ile bütünleştirilmesidir.

    Giydirme Cephe Avantajları
    Güneş ışınlarından ve zararlı dış etkilerden korur
    Binaları yağmurdan, kinetik enerjiden, kapiler su emmesinden,nispi rutubetten, gürültüden korur
    Yalıtım kullanılmasına imkan sağlayarak enerji tasarrufu sağlar
    Çatlakların görünmesini önler, muhtemel şakul hatalarını giderir
    Renk ve doku bozuklukları olmaz
    Bakım ve onarım en aza iner
    Çevre dostudur.
    Fonksiyoneldir
    Estetiktir
    Hafiftir

    Giydirme Cephe Sistemleri
    Kapaklı giydirme cephe
    Strüktürel Silikon (camcama) giydirme cephe
    Transparan (Vantuzlu ) giydirme cephe
    Kompozit panel kaplama giydirme cephe
    Giydirme Cephe Türleri

    Giydirme cepheleri, cephede kullanılan panellerin ağırlığına bağlı olarak 2 farklı şekilde sınıflandırmak mümkün olabilmektedir. Buna göre, ağırlığı 100 kg/m2'den büyük olan panellerden oluşan sisteme "Ağır Asma Giydirme Cephe", 100 kg/m2'den küçük panellerden oluşan sisteme ise "Hafif Asma Giydirme Cephe" adı verilmektedir.

    Ağır asma giydirme cepheler, beton esaslı panellerden oluşan giydirme cephe sistemidir. Bu elemanların oluşumunda, normal beton, hafif beton ve gazbeton gibi malzemeler kullanılmaktadır. Kalıp kullanımındaki geniş olanaklar betona istenilen şeklin verilmesine izin vermektedir ve istenilen yüzey dokusu elde edilebilmektedir. Statik ve dinamik yükler, binanın strüktürel iç duvar ve döşemelerine metal bağlantı elemanları yardımıyla aktarılmaktadır. Ağır asma giydirme cephe elemanlarının kendi ağırlıkları ve rüzgar yükü karşısında stabilitelerini sağlamaları için duvar kalınlığının en az 6 cm. olma zorunluluğu bulunmaktadır. Ayrıca, elemanın bünyesinde kullanılan donatı çubukları arasındaki mesafe 10 cm.'den az olmayacak şekilde, çelik ızgara şeklinde olmalıdır. Çok katmanlı sandviç panellerde, katmanlar arasındaki bağlantı, sistemin ağırlık merkezinde bulunmalıdır.

    Betonun, ısı iletkenlik katsayısı yüksek bir malzeme olması, beton esaslı hazır elemanların kullanıldığı ağır asma giydirme cephe sistemlerinde ısı yalıtımı uygulamasını zorunlu kılmaktadır. Bunun yanı sıra, ağır oluşları nedeniyle bina taşıyıcı sistemine daha çok ölü yük getirmektedirler. Bu yük, bağlantı elemanlarının detaylandırılmasında maksimum dikkat ve kontrolü gerektirmektedir. Taşıma ve depolama evrelerinde hatalı şekilde istiflenmeleri hasar görmelerine sebep olacağından, bu konuya ekstra özen gösterilmesi önerilmektedir. Uygulama alanı, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de hafif asma giydirme cephe sistemlerine göre çok daha azdır.

    Hafif asma giydirme cephe sistemlerinde doğramanın cam taşıma biçimi, giydirme cephenin türünü belirlemektedir. Geleneksel doğrama sistemleri, giydirme cephelerin oluşumunda da kullanılmaktadır. "Klasik Sistem" adı verilen bu sistemde, cam doğrama yuvası içine yerleştirilerek, bütün kenarları boyunca doğrama çıtası ile örtülmektedir. (Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi, klasik sistemle inşa edilmiş bir giydirme cephe örneği olarak gösterilebilir.) "Asma Sistem" de ise, doğrama elemanları taşıyıcı profillere oturmaktadır. Hafif asma giydirme cephe sistemi, cephe elemanlarının taşıyıcı bir iskelet üzerine yerleştirildiği, şeffaf veya opak panellerin oluşturduğu giydirme cephe türüdür (Süzer Plaza yapısı örnek olarak gösterilebilir). Cephe elemanları, binanın kiriş ve döşeme alınlarına noktasal bağlantılarla tespit edilen taşıyıcı elemanlar sayesinde taşınmaktadır.

    Hafif asma giydirme cephe sistemlerinde spandrel kısım 2 farklı şekilde gerçekleştirilmektedir. Yani parapet oluşumu 2 türlüdür: Spandrel kısmın asma sistem bünyesinde yer aldığı durumlarda "parapetsiz", kagir elemanlarla oluşturulması durumunda "parapetli" sistemden söz etmek mümkün olmaktadır. Parapetli sistemde parapet, betonarme veya kagir elemanlarla oluşturulmaktadır. Betonarme parapetler, katlar arası yangın ve ses kontrol sistemlerinin detaylandırılmasında kolaylık sağlamaktadır. Paneller, kagir parapet yüzeyine monte edilmektedirler. Parapetsiz sistemde ise parapet, asma cephe bünyesindedir. Asma cephenin bir bölümü, şeffaf veya opak panel olarak spandrel kısmı oluşturmaktadır. Alan kayıplarının minimum düzeyde kalmasını sağlayan bir sistem olmaktadır.

    Yapı kabuğu, yapıların mimari biçimlenişlerinin yanı sıra dış çevre koşulları ve işlevlerine bağlı olarak, bina içinde uygun fiziksel ortamın yaratılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Her alanda olduğu gibi yapı sektöründe de teknolojik gelişmeler sürekli bir aşama kaydetmektedir. İnşaat malzemeleri ve bina yapım tekniklerindeki gelişmeler, cephe yapım sistemleri üzerinde de etkili olmuş ve giydirme cephe kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada giydirme cephe sistemlerinin tanımı yapılarak, tarihsel süreç içinde geçirdikleri evreler belirtilmekte ve giydirme cephe türleri açıklanmaktadır.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Günü 25 Saate Çıkarmak İçin

    Günü 25 Saate Çıkarmak İçin Zaman Yönetimi

    Hayatta büyük işler başarmış alimlerin, liderlerin, dahilerin de haftada 168 saati, günde 24 saati vardı. Bu kişilerin ortak özelliği, zamanlarını büyük bir ustalıkla yönetmeleriydi. Dağıtımı adil olarak yapılan bu kaynağa hepimiz eşit sürelerde sahibiz; ancak farklı şekillerde kullanıyoruz.

    Hedeflerimize ulaşma konusunda kritik öneme sahip olan kaynaklardan biri, zamandır. Esasen zaman ile ekonominin temel sorunu arasında sıkı bir işbirliği vardır. Ekonominin temel sorunu olan kıt kaynaklar ile sınırsız olan insan ihtiyaçlarının karşılanması zaman yönetimi açısından da farklı bir durum değildir; çünkü öğrenme isteğimiz ve ihtiyacımız sonsuzdur ancak zamanımız kıtdır, bu durumda zamanı akıllıca kullanmamız gerekmektedir. Zamanın en önemli özelliği, kullanımının diğer kaynaklar gibi daha sonraya ertelenememesidir. Bankaya yatırdığınız parayı istediğiniz zaman çekebilirsiniz ama zaman yönetiminde “Bebu zamanı daha sonra kullanayım” diyemezsiniz, zamanı geçmiştir, bunun için şimdiki zamanı geleceğiniz için en şekilde kullanmalısınız.
    Hayatta büyük işler başarmış alimlerin, liderlerin, dahilerin de haftada 168 saati, günde 24 saati vardı. Bu kişilerin ortak özelliği, zamanlarını büyük bir ustalıkla yönetmeleriydi. Dağıtımı adil olarak yapılan bu kaynağa hepimiz eşit sürelerde sahibiz; ancak farklı şekillerde kullanıyoruz. Kimimiz zamanını israf ederek başıboş geçirirken, kimimiz ise amaç odaklı çalışarak zamanının her anını faydalı bir şekilde değerlendiriyor. İşte zamanı etkili kullanan, gıpta ettiğimiz bu kesim toplumumuzda başarılı olan kişileri temsil etmektedir. Öncelikle sahip olduğumuz bu değerli kaynağın amaçlarımıza ulaşmada ne kadar önemli olduğunun farkına varmalı, sonraki etapta ise bu kaynağı en etkili şekilde yönetmeyi öğrenmeliyiz.

    Zamanı Anlamak
    Madde devamlı hareket ve enerji halindedir. İşte bu hareket ve enerji zaman kavramını ortaya çıkarmaktadır.
    Hepimizin bazı anlarda kullandığı iki cümle kalıbı vardır: “Zaman ne çabuk geçti” ve “Zaman durdu, sanki geçmiyor…” Bu ifadeler bizi zamanı nasıl algılamamız konusunda bilinçlenmeye götürmektedir. Einstein, kendisinden izafiyet teorisini açıklaması istendiğinde şu açıklamayı yapmıştır: “Ateşin üstünde 1 dakika 1 saat gibi geçerken, güzel bir kadının yanında 1 saat 1 dakika gibi geçer.”
    Einstein’in zamanın izafi oluşu ile yaptığı bu açıklama bize zamanın kişiye göre değişen subjektif bir ölçüsü olduğunu da açık bir şekilde göstermektedir. O halde, zamanı daha eğlenceli ve doyumlu yaşamak için anımızdan keyif almayı bilmeli, bunun için de yaptığımız işleri sevmeli, olumlu düşünme alışkanlığını kazanmalıyız.
    Sevgiyle, ilgiyle, bilgiyle zamanı yaşamalıyız; bu şekilde geçen zaman bize sıkıntı vermeden hazla akar, her dakikasından keyif alarak hedefimiz yolunda ilerlemeye devam ederiz.
    Zaman Yönetimi Nedir?
    Zaman yönetimi yapılacak faaliyetlerin organize edilerek gün, ay ve yıl olarak planlanması ve bir programa bağlanmasıdır. Zamanı kendi çıkarları için yönetmeyi bilen bir kişi psikolojik olarak da rahattır; çünkü her şey bir program dahilindedir, her şey kişinin kontrolü altındadır.
    Böylece kişi daha az endişe ve stres yaşar, daha az hata yapar.

    Zaman yönetimi için aşağıdaki tanımlamaları yapabiliriz:
    Zaman yönetimi, hayatın ritmini yakalamaktır.
    Zaman yönetimi, anı kaçırmamaktır.
    Zaman yönetimi, geleceğe yön vermektir
    Zaman yönetimi, geçmişi değerlendirmektir.
    Zaman yönetimi, koordinasyon becerisi kazanmaktır.
    Zaman yönetimi, şimdiki anı gelecek için organize etmektir.
    Zaman yönetimi, erteleme hastalığından kurtulmaktır.
    Zaman yönetimi, hedeflerin için program yapmaktır.
    Zaman yönetimi, saatlerin, günlerin, ayların nasıl geçtiği konusunda bilinçlenmektir.
    Zaman yönetimi, zaman tuzaklarını bilmek ve bunlara düşmemektir.

    Zaman Nasıl Yönetilir?
    Zaman yönetimi hedeflerin belirlenmesi, bu hedeflere ulaşmak için planların yapılması, planların programa bağlanması, alınan sonuçların denetimi ve değerlendirilmesi, sonuç ne olursa olsun esnek olarak hedef için yeni planların hazırlanması sürecidir.

    Etkili bir zaman yönetiminde süreç aşağıdaki gibi işler:

    Hedef: Zamanınızı etkin bir şekilde yönetmek için öncelikli olarak bir hedefiniz olması gerekir. Hedefler yapılacak işler değildir, yapılacak işler hedeflerimize ulaşmak için gereken faaliyetler zinciridir. Kendinize gerçekçi, ulaşılabilir, ölçülebilir bir hedef koyduktan sonra bu hedefe ulaşmak için aylık, haftalık ve günlük planlar yapmalısınız.

    Plan: Belirlediğiniz hedeflere ulaşmak için yapılması gereken faaliyetlerinizi aylık, haftalık ve günlük olarak organize etmeli, bunda işlerin önceliğini göz önünde bulundurmalısınız. İşlerin hangisinin önce yapılması gerektiğine karar veremediğiniz anlarda kendinize şu soruyu sorun: “Bu işi bugün yapamazsam ne olur?” Sonuçlar negatifse o, önemli bir iştir. İşlerinizi böyle bir soru filtresinden geçirdikten sonra öncelik sırasına koyabilirsiniz.

    Program: Gün içinde işlerinizi planladıktan sonra, bunları hangi zaman diliminde yapacağınızı da belirtmelisiniz. Dişleri fırçalamak, yemek yemek, banyo yapmak gibi rutin faaliyetlerinizi ayrıca yazmanıza gerek yoktur; çünkü bu hem sıkıcı hem de gereksiz bir işlemdir. Önemli işlerinizi not ederek uygun bir zaman dilimine yerleştirmelisiniz. Öncelik sıralamanıza göre, en önemli işlerinizi en verimli ve enerjik olduğunuz zamanda tamamlamaya önem vermelisiniz.

    Sonuç ve Esneklik: Zaman yönetiminde zamanı planlamak kadar önemli olanda sonuçları değerlendirme ve kritik etme şeklinizdir. Plan ve program yaptınız ancak bazı aksilikler yüzünden yüzde yüz programınıza uyamadınız, böyle bir durumda moralinizi bozmamalısınız önemli olan böyle bir durumu görebilmektir eğer böyle bir plan yapmasaydınız belki de neyin zamanınızı boşa harcadığını göremeyecektiniz. Bu nedenle sonuçları esneklikle karşılayıp dersler çıkarmalısınız.

    Rapor: Günün sonunda genel bir değerlendirme yapın, kendinize zamanı verimli kullanıp kullanmadığınıza göre 0 ile 10 arasında bir puan verin. Eğer içinizden düşük bir puan vermek geliyorsa, demek ki o günün hakkını tam vermediniz. Bu durumda nelerin zamanınızı çaldığını kendinize rapor edin, böyle bir çalışma yaparak sonraki planlarınız için besleyici bir referans elde eder, bir sonraki sefere planlarınızı daha akılcı bir şekilde hazırlamayı öğrenirsiniz.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Hakediş Hazırlama Süreci

    1. İdari hakedişler sözleşmelerinde belirtilen tarihlerde idareye sunulmalı, bu terminler dikkate alınarak hakediş hazırlama süreci başlatılmalıdır.
    2. Hakedişte kullanılacak bilgilerin sahadan hakediş bölümüne ulaşmasında gecikmeler olmamalıdır.

    Hakediş ön kapağı

    3. Hakediş ön kapağındaki bilgiler sözleşme bilgileri ile uyumlu olmalıdır.

    Hakediş içindeki bilgi ve belgeler

    4. Her hakediş raporunda, içerikleri son durumu yansıtacak şekilde düzenlenen, hakediş keşif özeti, yeşil defter, gerekli imalatların metrajları, varsa nakliye analizi ve metrajı ile mesafe tutanağı mutlaka yer almalıdır.
    5. İmalat sırasında düzenlenen ataşmanlar, ihzarat söz konusu ise ihzarat tespit tutanağı, fiyat farkı var ise fiyat farkı ile ilgili hesaplar ve bu hesaplara dayanak teşkil eden tüm bilgi ve belgeler hakedişe ilave edilmelidir.
    6. Ara hakedişlerin, içerdikleri bilgi ve belgeler bakımından hatasız ve noksansız düzenlenmelerine özen gösterilmelidir. Bu durum kesin hakedişin hazırlanmasını önemli ölçüde çabuklaştırıp, kolaylaştıracaktır.
    7. Her hakediş döneminde yapılan işlerin miktarını kesin olarak belirlemenin pratik güçlükleri olduğundan, her hakediş düzenlenmesinde, inşaatın başından itibaren yapılan işlerin tamamının tutarı hesaplanmakta ve bundan bir önceki hakediş tutarı çıkarılarak son hakedişin tutarı bulunmaktadır. Ancak, her ara hakediş bir anlamda avans niteliği taşıdığından, bir önceki hakedişte yer alan noksanlıklar bir sonraki hakedişte düzeltilmelidir.
    8. Hakedişe girecek miktarlar, sahadaki imalatı yerinde ölçülerek ya da proje üzerinden hesap edilerek bulunmalıdır.
    9. Proje üzerinden yapılan ölçümlerin projenin birebir uygulanması veya projenin tüm revizyonları içermesi halinde doğru olacağı unutulmamalıdır.
    10. İşin başındaki keşfe baz teşkil eden yaklaşık metrajlar dikkate alınarak hakediş düzenlenmemelidir.

    Ataşmanlar

    11. Ataşmanlar düzenli olarak tutulmalıdır.
    12. Plan ve projelerde bulunmayan işlere ait imalatlar ile temel üstü kotunun altında kalan kısımların ölçüleri alınarak kot, zemin cinsi ve rölevenin yapıldığı tarih kaydedilmek suretiyle ataşmanın kroki bölümüne yazılmalıdır. Ataşmanın metraj bölümünde ise kroki bölümündeki imalat poz numaraları ve birim kaydedilerek metrajı hesap edilmelidir.
    13. Sözleşmelere göre zamanında tutulması gereken tartı tutanakları, yerinde ölçü ve benzeri tutanaklar tarihleriyle birlikte içerdikleri hususlarda belirtilmek suretiyle ataşmanlara kaydedilmelidir.
    14. Hakedişlerin içindeki ataşmanlarda şantiye yetkililerinin imzaları eksiksiz olarak bulunmalıdır.

    Yeşil defter

    15. Yeşil defter her hakedişe o ay giren ve önceki hakedişten gelen toplam miktarların nereden alındığını ve nasıl hesaplandığını gösteren bir defter ya da formdur. Bu form, bir önceki miktarları aynen almak ve yenilerini üzerine eklemek yolu ile hazırlanmalıdır.
    16. Yeşil defterler yukarıdaki düzende yapılmalı ve iki hakediş dönemi arasında yapılan işleri, yani imalatın ilerleme hızını da göstermelidir.
    17. Yapılmış olan ve ödemeye esas olarak hakedişlere konan işlere ait miktarların, nereden alındıkları veya ne şekilde hesaplandıkları yeşil defterde “nereden alındığı” kolonunda açık olarak belirtilmelidir.
    18. Projeye uygun olarak yapılan imalat miktarları, her hakediş döneminde yapılan işleri belirlemek amacıyla hazırlanan metraj cetvellerinden, projede öngörülenden farklı olarak üretilen imalat miktarları ise düzenlenen ataşmanlardan alınmalıdır.
    19. Hakediş düzenleme tarihinde şantiyede mevcut ve sözleşmesine göre ihzarat bedeli alınması gereken malzeme miktarları, yerinde sayılıp tespit edilerek tutanağa bağlandıktan sonra yeşil deftere geçirilmelidir.
    20. Sözleşme ve eklerinde fiyat farkı ödenmesine ilişkin hüküm bulunan her çeşit malzemenin iş yerine geliş tarihleri, miktarları, fatura tarih ve numaraları (fatura suretleri eklenir) ile işin bünyesinde kullanılan miktarları gösterilmelidir.
    21. Sözleşmesine göre bedelleri tartılarak, sayılarak veya ölçülerek ödenecek malzeme miktarları, tarih ve numaraları ile zamanında ve iş başında düzenlenmiş tutanaklardan alınmalıdır.
    22. Metraj cetveli ve ataşmanlardan alınan tüm bilgiler yeşil defterde toplanıp sonra keşif özetine aktarılmalıdır.
    23. Ataşmanlardaki, metrajlardaki, tutanak veya diğer ibra edici dökümanlardaki miktarlar ile yeşil defterdeki miktarlar birbirleri ile uyumlu olmalıdır. Hakedişte yer alan her değer, hakediş raporunda mevcut bir belgeye dayanmalıdır.
    24. Özellikle iş sonlarında geriye dönük bir çalışma yapıldığında, herhangi bir imalatın hangi zaman aralığında (kaç no’lu hakedişte) yapıldığını göstermesi açısından yeşil defterlerin doğru bir şekilde hazırlanması büyük önem taşır.

    Hakediş Keşif Özeti (Fiyat İcmali)

    Keşif özeti (fiyat icmali) sayfası, yeşil defterdeki toplam iş miktarlarının sözleşme birim fiyatları ile çarpılması sonucu her iş kalemine ait toplam tutarların ve bunların toplamının görüldüğü sayfadır.
    25. Bir işin ek protokollerle belirlenmiş, fiyat artışlarından kaynaklanan birden çok birim fiyatı oluştu ise bu fiyatların sözleşme ya da ek protokollerde tanımlanan zaman aralıklarını ve bu aralıklardaki iş miktarlarını kapsayacak şekilde kullanılmasına dikkat edilmelidir.
    26. Hakediş icmalinde yer alan miktarlar, yeşil defterde yer alan miktarlar ile uyumlu olmalıdır.
    27. Hakedişlerdeki birim fiyatlar sözleşme birim fiyatları, yapıldıysa ek protokol fiyatlarıyla uyumlu olmalıdır.
    28. Özellikle kamu inşaatlarının yapımında hakedişler düzenlenirken yapılan iş miktarı ile söz konusu işin birim fiyatının çarpımı hakediş tutarını bulmak için yeterli olmamaktadır. Çünkü birim fiyatlar her türlü malzemenin şantiyede hazır bulunduğu ve işlerin normal koşullarda yapılacağı varsayımına göre düzenlenmiştir. Bu nedenle hakediş düzenlenirken, taşımalar, yükleme boşaltma ve istif bedeli, fiyat farkları tutarı, derinlik su zammı gibi, üretim koşullarının ağırlaşmasından kaynaklanan maliyetler var ise belirlenerek hakedişe eklenmelidir.
    29. Hakediş icmalindeki toplam hakediş tutarı ve hakediş arka kapağındaki toplam tutar birbirleri ile uyumlu olmalıdır.

    Fiyat farkı uygulaması

    30. Sözleşmede fiyat farkı alınacağı belirtiliyorsa, fiyat farkı hesabı doğru bir şekilde yapılmalı ve fiyat farkı hesabında kullanılan, ilgili kurumlardan alınan resmi belgeler ile birlikte malzeme fiyat farkı tutanakları hakedişin içinde mevcut olmalıdır.
    31. Sözleşme ve eklerinde, fiyat farkı ödenmesine dair hüküm bulunan her türlü malzemenin iş yerine geliş tarihleri, miktarları (fatura tarih ve no’ları ile) satın alma fiyatları ve işin bünyesinde kullanılan miktarları hakediş içinde gösterilmelidir.
    32. Malzeme fiyat farklarının hesabında iki önemli husus yer almaktadır. Bunlardan birisi, fiyat artışından sonra inşaatta kullanılan malzeme miktarı, diğeri ise fiyat artış miktarıdır. Zamlı malzemenin imalata giren kısmının kesin olarak belirlenebilmesi için, zam tarihinde ilgili malzemenin kullanıldığı imalat düzeyinin belirlenmesi gerekmektedir.
    33. Malzeme fiyat farkı uygulaması için, iki hakediş arasındaki üretim hızı doğrusal kabul edilerek önce günlük üretim düzeyinin bulunması, sonra da bu değerin zamlı malzeme gün sayısı ile çarpılmasıyla fiyat farkına tabi olacak malzeme miktarı bulunması yaygın bir uygulamadır. Bu nedenle uygulama biçimi konusunda mutabakat sağlanmalıdır.
    34. İhzarattaki zamlı miktarların belirlenebilmesi için her fiyat artış tarihinde önceki fiyatla alınmış bulunan ihzarat malzemelerinin miktarlarını belirleyen bir tutanağın düzenlenmesi gerekmektedir.
    35. Fiyat artışları olduğunda, ilgili malzemelerden şantiyede hiç bulunmuyorsa, bu durumun da bir tutanakla tesbit edilmesi, hakediş aşamasında taraflar arasında çıkabilecek muhtemel anlaşmazlıkların önlenmesinde etkin olmaktadır.
    36. Her iş kalemi için fiyat farkları ayrı ayrı hesaplanmalı, varsa sözleşmesindeki ihale indirimi, sözleşme birim fiyatlarına ve fiyat farklarına da aynen uygulanmalıdır. Malzeme fiyat farklarına ise ihale indirimi uygulanmamalıdır.
    37. Malzeme fiyat farkına esas alınacak miktarlar, birim fiyat tesbitinde kullanılan analizlerden hesaplanmalıdır.

    İhzarat

    38. Şantiye içi veya şantiye dışı ihzarat alma imkanları değerlendirilmelidir.
    39. İhzarat alınacak malzeme miktarı hesaplanırken uygulama projeleri üzerinden hassas bir çalışma yapılmalıdır. Yanlış hesap edilmiş ihzarat miktarları gerek iş sırasında, gerekse iş sonunda problem oluşturacaklardır. Eksik ihzarat eksik veya gecikmiş ödemeye yol açabileceği gibi, fazla yapılan ihzarat da iş sonunda elde malzeme kalmasına yol açacaktır.
    40. Hangi hakedişte ne kadarlık ihzarat yapılacağına ilişkin ihzarat planı yapılmalıdır.
    41. Hakedişin düzenlendiği tarihte, şantiye yetkilileri ve işveren ya da vekillerince, söz konusu malzemelerin şantiyede bulunan miktarlarını belirten ihzarat tespit tutanağı hazırlanmalıdır.
    42. İhzaratın, iş programlarında, sözleşme ve eklerindeki fiyatlara göre belirtilecek miktarlardan fazla yapılmasının çoğu durumda idarenin iznine bağlı olduğu unutulmamalıdır.
    43. Bedeli ödenmiş ihzarat malzemesinin, ancak idarenin onayı ile şantiyeden çıkarılabileceği unutulmamalıdır.
    44. İhzarat hakedişlerinin içindeki ihzarat tutanaklarında şantiye ve kontrollük yetkililerinin imzaları eksiksiz olarak bulunmalıdır.
    45. İhzarat ödemesine baz teşkil eden irsaliyelerde teslim alan yetkilinin imzası mutlaka bulunmalıdır.
    46. Sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa, şantiyeye getirilmemiş malzeme için ihzarat bedelinin ödenmeyeceği unutulmamalıdır. (Şantiye dahilinde stok sahası veya ambar yapma imkanı bulunmayan şantiyelerde, dış ambara ihzarat alma amacı ile getirilen malzeme için idarenin ödeme yapmayabileceği dikkate alınmalıdır.)

    Nakliye Bedelleri

    47. Nakliye bedelleri imalat ve ihzaratta kullanılan malzemeler için ayrı ayrı hesaplanarak hakedişe dahil edilmelidir.
    48. Nakliye bedelleri, usulune ve şartnamesine göre düzenlenip onaylanmış uzaklık, kroki ve tutanaklarında belirtilen uzaklıklar ve sözleşmedeki taşıma formülleri esas alınarak hesaplanmalıdır.

    Avans

    49. Avanslar, avansın alındığı tarihten itibaren her bir hakedişin ihale bedeline ait tutarına, avans mahsup oranı uygulanarak hakedişlerden kesinti sureti ile geri ödenir.
    50. Hakedişten, alınmış ise avans kesintilerinin sözleşmede belirtildiği şekilde yapılmasına dikkat edilmelidir.
    51. Eğer varsa avans bakiyesi son geçici hakedişten yüzde nispetine bakılmaksızın tamamen kesilir.

    Yeni Fiyat Zabıtları ve Ek Protokoller

    52. İdare ile yapılan yeni fiyat tespitlerinde bütçe fiyatları ve piyasa fiyatları ile mukayese yapılmalıdır.
    53. Yeni birim fiyat tutanağında; tutanağın numarası, konusu, düzenleme gerekçesi, hangi malzemelerle ve hangi şartlarla yapılacağı, fiyata dahil bütün malzeme ve işçilik ayrıntılı olarak yazılmalıdır.
    54. Yeni birim fiyat tutanaklarında işin tarifi yapılırken ölçünün projesinden veya yerinden alınacağı, varsa boşluk düşülmeyecek kısımlar ve fiyata dahil olmayan kısımlar açıkça belirtilmelidir.
    55. İdare ile yapılan ek protokoller tarih sırasına göre numaralandırılmalıdır.

    Hakediş Arka Kapağı

    56. Teminat kesintileri ve diğer tüm kesintiler zamanında ve sözleşmesine uygun olarak yapılmalıdır.
    57. İdari hakedişlerde sözleşmesine göre sene aşımı olduysa, bu doğrultuda stopaj kesintileri doğru bir şekilde yapılmalıdır.
    58. Hakediş arka kapağındaki imzalar eksiksiz olarak tamamlanmış olmalıdır.
    59. Hakediş arka kapağında hakediş numarası ve tarihi, hakedişin özel bir durumu varsa (ihzarat hakedişi, kesin hakediş gibi) bu durum yazılı olarak belirtilmelidir.
    60. Önceki hakediş arka kapağındaki değerlerin doğruluğu kontrol edilmelidir.

    Hakedişteki Düzeltmeler ve İtirazlar

    61. Hakedişlerdeki düzeltmelerde eski rakam ve yazıların okunabilir şekilde çizilmiş olarak hakediş raporunda bulunması ve düzeltme yapan idare yetkililerinin imzasını taşıması gereklidir. Ancak bu düzeltmeler yeniden sayfa düzenlemeyi gerektirecek ölçüde fazla ise, esas sayfa üzerinde düzeltmenin yapıldığına ilişkin açıklama bulunmak şartı ile, yeniden ayrı bir sayfa düzenlenip hakediş raporuna eklenmelidir.
    62. Şantiye yönetiminin idarenin yaptığı düzeltmelere itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerekçeleri idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporuna ‘İdareye verilen ……………. tarihli dilekçemde yazılı itiraz kaydıyla’ cümlesini yazarak imzalamalıdır.

    İdari Hakedişlerde Dikkate Alınacak Diğer Hususlar

    63. Hakedişlerin onay ve ödeme sürelerinin takibi yapılmalıdır.
    64. Sözleşmede ihale indirimi uygulanacak ve uygulanmayacak işler var ise hakedişlerde ihale indirimi uygulanmasında, bu ayrıma dikkat edilmeli, ihale indirimi sadece bu indirimin uygulanacağı işlerde yapılmalıdır.
    65. Hakedişler, hakediş raporunun idarece imzalandığı tarihten başlamak üzere en geç sözleşmesinde yazılı sürenin sonunda, eğer sözleşmede bu hususta bir kayıt yoksa 30 gün içinde tahakkuka bağlanmalıdır. Bu tarihten başlamak üzere sözleşmede aksi belirtilmediği taktirde 30 gün içinde de tahsilatı yönünde girişimde bulunulmalıdır.
    66. Önceki hakedişten gelen tüm değerler doğru olmalıdır.
    67. Ara hakedişlere girmesi gereken miktarlarda atlama yapılmamasına paranın geç alınmasına sebep olabilecek hatalar yapılmamasına dikkat edilmelidir.
    68. Alt yükleniciye hakedişle ödeme yapılan bir imalatın, varsa alt yüklenici tarafından yapılmayıp şantiye tarafından yapılan işlerin, atlama yapılmadan tamamının idari hakedişe konmasına dikkat edilmelidir.
    69. Fiili imalat bilgisi ve sözleşmeden yola çıkarak gereken hakediş gelir değerini hesaplayan bir sistematik kurulmalıdır.
    70. Hakediş değeri gereken gelir değeri ile uyumlu olmalıdır.
    71. Hakedişlerin idareye sunulan ve onaylanan miktarları uyumlu olmalıdır.

    İDARİ KESİN HESAP VE KESİN HAKEDİŞ

    72. Kesin hakediş, işlerin tamamlanması ve geçici kabul işlemlerinin bitmesinden sonra, sözleşme eki şartname hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş ve onaylanmış kesin metraj ve kesin hesap sonuçlarına göre düzenlenmelidir.
    73. Kesin hesap ve kesin hakediş; ara hakedişler sırasında yaklaşık yöntemlerle yapılan hesapların basit düzenlemeler yapılması veya son hakedişin üzerine kesin hakediş yazılması ile sonuçlandırılmamalıdır.
    74. Kesin hesap sözleşme ve şartnameleri dikkatle okuyup yorumlayabilecek uzman kişiler tarafından yapılmalıdır .

    Kesin hesaplar için

    75. Temel üst kotundan yukarı kısımların onanmış proje ve detaylarına uygun olarak metrajları yapılmalıdır.
    76. Temel üst kotunun altında kalan kısımların metrajları ataşmanlardan alınmalıdır.
    77. Sözleşme ve eki şartnamelere göre bedelleri sayılarak, tartılarak, ölçülerek ödenecek işlere ait veriler onaylı tutanaklardan alınmalıdır.
    78. Kesin hesaplar işin devamı süresince kontrollükle koordineli bir şekilde hazırlanmalıdır.
    79. İdari kesin hesaplar için genel bir sistem mevcut olmalı ve bu sistem uygulanmalıdır.
    80. Kesin hesap kendini ibra etmelidir. Kesin hesabın yapılmasında kullanılan tüm dökümanlar kesin hesap dosyasının içinde olmalı, hesaplar işin yabancı biri tarafından rahatça kontrol edilecek düzen ve açıklıkta olmalıdır.
    81. Kesin hesapların içinde, gerekli imzalar ve kaşeler eksiksiz olarak bulunmalıdır.
    82. Alınan avansın tamamının kesilmiş olmasına dikkat edilmelidir.
    83. Teminat ve ihale indirim kesintileri sözleşmeye uygun bir şekilde yapılmalıdır.
    84. Kesin hakedişte ihzarat değeri sıfır olmalıdır.
    85. Kesin hesapların içerdikleri bilgi ve belgeler bakımından hatasız ve noksansız düzenlenmelerine özen gösterilmelidir.
    86. Kesin hesaplar idare veya temsilcisi tarafından hazırlanıyorsa, metraj ve hesapların düzenlenmesine eşlik edilmelidir.
    87. Kesin hesap idare veya temsilcisi tarafından hazırlanmış ve itirazlar var ise inceleme süresi içinde idareye yazılı olarak bildirilmelidir.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • İnşaat İşlerinde Dikkat Edilecek Hususlar

    A-TEKLİF ÖNCESİ

    1. Malzeme tedarik programı hazırlanmalı ve bu program güncel iş programı ile uyumlu olarak takip edilmelidir.
    2. Sipariş edilecek malzeme için sağlıklı bir metraj çalışması yapılmalıdır.
    3. Teklif istenen malzemenin spesifikasyonları, malzemeyi net olarak tanımlayacak şekilde belirlenmelidir.

    B-TEKLİF AŞAMASI

    4. Yeterli sayıda firmadan teklif alınmalıdır.
    5. Teklif alınan firmalar için karşılaştırma tabloları hazırlanmalıdır.
    6. Teklif alınan firmalar için hazırlanan karşılaştırma tablolarında seçim nedenleri belirtilmelidir.

    C-MALZEMENİN SİPARİŞ EDİLMESİ

    7. Malzeme siparişleri yapılırken malzeme tedarik programı ölçü alınmalı ve bu program güncel iş programındaki reviyonlara göre sürekli olarak güncel tutulmalıdır.
    8. Tedarik süreci ile malzemenin imalatta kullanım zamanı uyumlu olmalıdır.
    9. Şantiyede malzeme teminindeki gecikmeden dolayı bekleyen bir imalat bulunmamalıdır.
    10. Gereksiz malzeme sipariş sıklığı yaşanmaması için her malzemenin bir seferde alınacak miktarı belirlenmeli, özellikle sarf malzemeleri için gereksiz yere zaman ve nakliye masrafı yapılmamalıdır.
    11. Sipariş verilirken ambardaki stok bilinmelidir.
    12. Siparişi verilen malzemelerin teknik özellikleri yeterince tanımlanmış olmalıdır.

    D-MALZEMENİN ŞANTİYEYE GELİŞİ (NAKLİYE)

    13. Nakliye bedelleri araştırılmalı ve gerekiyorsa nakliye ihaleleri açılmalıdır.
    14. Malzemenin nakliye tipi ve paketlemesi uygun seçilmelidir.
    15. Nakledilen malzeme gerekiyorsa sigortalanmalıdır.
    16. Hasarlı malzeme varsa bu bedel sigortadan talep edilmelidir.

    E-DİKKATE ALINACAK DİĞER HUSUSLAR

    17. Satın alınan malzeme için gerek duyuluyorsa işletme bakım talimatı, yedek parça ve ülke standartlarına uygunluk belgesi istenmelidir.
    18. Şantiye alım yetkisi yazılı olarak tesbit edilmeli, kimin ne kadarlık alımı, kimin onayı ile yapabileceği belirlenmelidir.
    19. Alımı yapılan malzemenin fiyatı bütçe fiyatı ile mukayese edilmelidir.
    20. Alımlar merkezce yapılıyorsa, merkezden malzeme takip raporları istenmeli ve siparişin hangi aşamada olduğu şantiyece takip edilmelidir.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • İnşaat Teklifİ Verirken Önemli Hususlar

    1. Müşterinin maddi imkanları (kredisi, finans gücü vb), piyasa imajı, daha önce yaptırmış olduğu işlerde problemlerle karşılaşılıp karşılaşılmadığı araştırılmalıdır.
    2. İşin ödeneğinin ne kadarlık kısmının ayrıldığı öğrenilmelidir.
    3. İşin daha önce ihale edilip edilmediği, edilmiş ise iptal nedeni öğrenilmelidir.
    4. Hangi firmaların bu işe ilgi duyduğu, ya da katıldığı öğrenilmelidir.
    5. İşin teşvik ve diğer mevzuatlar yönünden avantajları araştırılmalıdır.
    6. İş yurt dışında ise, ülkenin ekonomik ve siyasi durumu araştırılmalı, yurt içinde ise ekonomik ve siyasi beklentiler dikkate alınmalıdır.
    7. İşin alınış amacı ve kazanç öngörüleri belirlenmelidir (sadece kar, referans, prestij, ekipman ve/veya kadro değerlendirme vb.).

    İKLİM, ZEMİN VE ÇEVRE KOŞULLARININ ETÜD EDİLMESİ

    8. Teklif öncesi iş yeri (yapı mahali) görülüp incelenmelidir. Bu incelemede;
    - iş yerinin imar, ruhsat alma durumu
    - iş yerine ulaşım (yollar ve kapasiteleri)
    - bölgenin güvenlik koşulları
    - yöre halkının projenin yapımına yaklaşımı
    - yerel taşaron ve imalatçıların projeye yaklaşımı
    - işin çevreye rahatsızlık verme ihtimali,
    - işverenin mesai saatleri sonrasında çalışmaya izin verip vermeyeceği
    - iş yeri şehir içinde ve trafiğin yoğun olduğu bir yerde ise ağır taşıtların trafikteki izin süreleri
    - malzeme temin ve şantiyeden çıkacak nakliyelere ilişkin olası problemler
    - topografik durumdan kaynaklanacak güçlükler
    - elektrik, su, vb. temini.
    etüd edilmelidir.
    9. Yapilacak inşaatın bulunduğu bölgede hangi hava ve iklim koşularının mevcut olduğu öğrenilmelidir.
    10. Yılın ne kadarlık süresinde hava koşullarının çalışmaya müsade etmeyeceği yaklaşık olarak hesap edilip teklif çalışmaları esnasında bu süreler dikkate alınmalıdır.
    11. Olumsuz iklim koşullarının sadece yapılacak imalata değil malzeme ve ekipman sevkiyatına da etki edeceği göz önünde tutulmalıdır.
    12. İklim koşulları, imalat sürecine olan etkisi dışında, doğurabileceği ilave maliyetler (betonun donmasına karşı kullanılacak katkılar, şantiye içi yollar için alınacak önlemler, ısınma maliyetlerindeki artışlar) açısından da değerlendirilmelidir.
    13. Yapılacak inşaatın bulunduğu bölgenin jeolojik faktörleri konusunda araştırma yapılmalıdır.
    14. Zemin etüdü yapılmalı, zemin şartlarındaki olumsuzlukların yaratabileceği olası ek maliyetler tetkik edilmelidir.
    15. İşin metrajlarının çıkarılabilmesi için gerekli tüm proje ve detaylar temin edilmeli, işin teknik şartnamesi titizlikle incelenmelidir.
    16. Projelerde ve imalat bünyesine girecek malzeme ve ekipmanlarda, hangi yerel standart ve uygulamaların kullanıldığı öğrenilmelidir.
    17. İş götürü bedelli ise, götürü bedel hesabına baz teşkil eden sözleşme metrajı, mümkünse tüm iş analizleri bazında detaylı olarak çıkartılmalıdır.

    MALZEME TEMİNİ

    18. Teklif bedeli tespitinde, malzeme spesifikasyonları, marka, standart, ihzarat alma durumu gibi malzeme konusundaki sözleşmesel sınırlama / esneklikler dikkate alınmalıdır.
    19. Yerel olarak temin edilebilecek malzemeler ve imalat için uygunlukları araştırılmalıdır.
    20. Yerel satın alma veya ithal etme maliyetleri bulunmalı ve mukayese edilmelidir. Bazı projelerde yerel satın almada vergi olup, proje gümrük muafiyetine sahip olabilir.
    21. Gerekli malzeme miktar ve tutarları fire ve zaiyat oranları dikkate alınarak hesaplanmalıdır.

    KULLANILACAK EKİPMANLAR

    22. Ekipmanın hangi koşullarda, nasıl temin edilebileceği araştırılmalıdır.
    23. Yerel ekipman fiyatları öğrenilmelidir. Başka bölgelerden ekipman getirilmesi gerekiyorsa nakliye ve gümrük masrafları göz önünde tutulmalıdır.
    24. Ekipmanın temin edilme yerine göre ekipman maliyeti yanında, nakliye, gümrük ve kur değişimleri gibi faktörlerde göz önünde bulundurularak toplam maliyet hesaplanmalıdır.
    25. Uzun nakliye süreleri ve yüksek nakliye maliyeti nedeni ile yedek parça ihtiyaçları da dikkate alınmalıdır.

    İŞÇİLİK

    26. İnşaatın yapılacağı bölgedeki işçilik bedelleri öğrenilmeli, özellikle yurt dışı işlerinde tecrübeli işçi bulma imkanları da araştırılmalıdır.
    27. Yerel işçi verimliliği öğrenilmelidir.
    28. Taşaronlara yaptırılacak işlerin bedelleri hakkında farklı taşaronlardan fiyat alarak araştırma yapılmalıdır.
    29. İş programına gore işçiliğin en fazla olduğu dönemdeki iş gücü gereksinimi hesaplanmalıdır. Bu iş gücünün barınma ve konaklama ihtiyaçlarının karşılanması gerekliliği ve karşılanacak hizmetlerin neler olması gerektiği araştırılmalıdır.

    İNŞAAT EKİPMANLARI

    30. İşin gerektireceği ekipmanların miktar ve niteliği belirlenmeli, ayrıca işin yapılacağı yerdeki ekipman temin ve kiralama imkan ve maliyetleri araştırılmalıdır.
    31. Dışardan ekipman getirilmesine ihtiyaç duyulup duyulmadığı belirlenmeli, gümrük yükümlülükleri araştırılmalıdır.
    32. İş bitiminde ekipmanların nasıl değerlendirileceği ve bu konuda kısıtlamalar olup olmayacağı araştırılmalıdır.

    PROJE YÖNETİM KADROLARI

    33. Hangi kadroların yerel veya firmanın kendi kadroları ile doldurulacağı kararlaştırılmalıdır.
    34. Çalışanlar için nasıl bir yaşam ve çalışma koşulu sağlanacağı, ( konteyner, kamp, ev, vb ) ve maliyetleri belirlenmelidir.

    İŞİN PROGRAMLANMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR

    35. Mobilizasyonun ne kadar süreceği hesaplanmalıdır.
    36. Ekipman nakliye sürelerinin programa olan etkileri hesaplanmalıdır.
    37. Hazırlanacak programda iklim koşulları dikkate alınmalıdır.
    38. Yerel işçilik veriminin, çalışma saatlerine ilişkin yükümlülüklerin, kültürün, inanç ve inanışların, iş gücü eğitim seviyesinin programı ne şekilde etkileyebileceği araştırılmalıdır.

    MALZEME VE EKİPMAN NAKLİYESİ

    39. İşin yapılacağı bölgeye göre nakliye bedelleri öğrenilmelidir.
    40. Nakliye bedelleri araştırılırken mesafe miktarı ile birlikte, bölgenin topografyasından ve iklim koşullarından kaynaklanacak ulaşım zorlukları, bölgedeki güvenlik sorunları, gümrükten kaynaklanabilecek problemler de dikkate alınmalıdır.
    41. Gümrük çıkış izinleri için gereken ücretler öğrenilmelidir.
    42. Nakliye sigorta bedelleri öğrenilmelidir.

    ÖDEMELER

    43. Ne kadarlık bir ön nakit harcamasına ihtiyaç olacağı belirlenmelidir.
    44. Eğer ödemeler resmi makamlarca yapılacaksa, hakedişlerin onayı ve tahsilatı için ne gibi aşamalardan geçileceği ve bunun ne kadar süre alacağı araştırılmalıdır.
    45. İdarenin kredi ile finanse ettiği işlerde idarenin KDV ödemesini nasıl finanse edeceği öğrenilmelidir.
    46. Ödemelerin yapılacağı para birimi öğrenilmeli, kur dalgalanma veya kurları etkileyebilecek yerel politikalarına ilişkin riskler araştırılmalıdır.

    YEREL VERGİLER

    47. Yurt dışındaki işlerde ülkenin vergi, iş ve çalışma yasaları ile ilgili bilgiler öğrenilmelidir.
    48. Çalışılan ülkede, projeye uygulanacak vergiler (emlak, satış, kdv vb.) araştırılmalıdır.

    PROJE FİNANSI

    49. Proje finansının belli ülkelerden, belli oran veya tutarlarda satın alma gerektirip gerektirmeyeceği öğrenilmelidir.

    KAYNAKLAR

    50. Projenin başarılı ve sorunsuz bir şekilde ilerlemesi için şirketin tanıtımı ve bilgi almak amacı ile iş yapılacak ülkenin resmi ticaret departmanları ve yerel otoriteler ile irtibat kurulmalıdır.
    51. Müşteri, yükümlülüklerini yerine getirmez, projeyi iptal eder, ödemeleri yapmaz veya yerel taşeronlar ile sorunlar yaşanırsa, ne gibi yasal kaynaklardan yararlanılabileceği araştırılmalıdır.
    52. Yerel muhasebe, vergi, ve ticari konularda danışmanlık firması, muhasebe firması gibi kişi veya kuruluşlardan destek alınması düşünülmelidir.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • İnşaat Sektörü PVC Kalıpla Hafifledi

    Günümüz teknolojisi tüm alanlarda olduğu gibi inşaat sektöründe de gelişmeler gösteriyor. Bugüne kadar betonarme imalatında kullanılan ahşap ve çelik kalıpların yanında şimdide PVC esaslı kalıplar inşaat piyasasına girdi. Bu kalıbın diğer kalıplara göre en önemli özelliğini, kullanıldıktan sonra yıpranan veya defalarca kullanıldıktan sonra boşa çıkan kalıpların alış bedelinin yüzde 40’ı karşılığında geri alınması ve eritilerek içine katılan malzemelerle yeniden kalıp olarak kullanılır hale gelmesi oluşturuyor. En önemlisi, günümüzde yok olmaya başlayan ormanların kalıplık kereste için kesilmesini önlüyor.

    Çelik geri dönüşümlü olmasına karşın oldukça ağır bir malzeme. Bu nedenle, kalıpta kullanılması iş makineleri gerektirmektedir. PVC ise hem dayanıklı hemde hafif bir malzeme olması nedeniyle bir anda inşaat sektörünün gözdesi oldu.

    Peki bu PVC kalıp beraberinde neler getiriyör. Döşeme, kolon ve kirişlerde her tür beton dökümü için tasarlanmış uygun maliyetle ahşap ve beton kontroplağına alternatif ideal bir kalıp olarak tasarlanmış. Mekanik özellikleri yükleme süresine bağlı değil. Değişken yüklemeler bu tip kalıpların yorulmasına yol açmıyor. Su ,nem ve hava şartlarından etkilenmiyor..Yangın karşı dayanıklı olmasıda ayrı bir avantaj sağlıyor.

    İTÜ İnşaat Fakültesi, bu tip PVC kalıpları elastisite akma ve kopma dayanımı ile farklı açıklıklı kiriş numuneleri üzerinde yükleme deneyleri yaparak beton dökümü esnasında kalıbın sehim degerlerini kendi labratuarlarında incelemiş ve inşaat mühendislerine yardımcı olacak hesap tabloları oluşturmuştur.

    Fiyatları açısından diğer kalıp malzemelerine göre mukayese yapıldığında ilk alış maliyeti yüksek olmasına karşın, kullanım tekrarının fazla olması ve geri verildiğinde bedelin yüzde 40’ının geri alınacağı hesaba katıldığında, ahşaptan 5 kat, plywooddan ise 2 kat daha ucuza mal olmaktadır.

    Ayrıca PVC esaslı malzemelerin su emme özelliği olmadığından betonarme kalıbı olarak kullanıldığında ahşap esaslı kalıplara göre rölatif olarak daha fazla su betonun hidrotasyonunda kullanılabilmektedir. Bu durum ise beton mukavemetini çok olumlu etkilemektedir.

    Kalıp olarak kullanılması halinde avantajkarı;

    Yüzeyinin düzdün oluşu nedeniyle sıva gerektirmediğinden sıva maliyetinide ortadan kaldırmaktadır. Proje ebatlarına göre üretim yapılabilme özelliği ile tip projelerde zaiatsız kullanım kolaylığı getirmektedir. hafif olması sebebi ile gerek nakliyede gerekse kalıp sökümü sırasında işçilerin üzerine düşmesi halinde can güvenliği açısından büyük avantaj sağlıyor

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Mermer Nedir?

    Mermer Nedir?

    “Boyutlandırılmış Taş” olarak bilinen mermerin tanımı bilimsel ve ticari anlamda olmak üzere iki farklı şekilde yapılmaktadır. Bilimsel anlamda mermer: Kireçtaşı, dolomitik kireçtaşı gibi kayaçların, ısı ve basınç altında metamorfizmaya uğraması sonucunda yeniden kritalleşmesi ile oluşan metamorfik bir kayaçtır. Ana mineralojik bileşen kalsitdir. Tali mineraller ise kuvars, hematit, pirit, klorit gibi minerallerdir.

    Mermerlerin renkleri genellikle beyaz ve gri olmaktadır. Tali mineralin cinsine göre rengi sarı, kırmızı, mor, yeşil, siyah vs. olabilmektedir. Ticari anlamda mermer: Blok verebilen, kesilip işlenebilen, cilalandığında parlayan, dayanıklı her türlü kayaca mermer adı verilir. Kayacın cinsi ve içeriği ne olursa olsun, iyi cila kabul ettikleri takdirde mermer olarak kabul edilirler. Tektonik breş, traverten ve oniksler başta olmak üzere granit, siyenit, diyabaz, gabro, andezit gibi kayaçlar ticari olarak mermer kabul edilirler.

    Mermerin Tarihsel Gelişimi

    İlk çağlardan beri insanlar yapı, konut ve yaşadıkları diğer yerleri doğal taşlardan yapmaya özen göstermişlerdir. Zamanla, yaşam seviyeleri yükselen toplumların, güzel görünüşlü ve dayanıklı olması nedeniyle doğal taşları tercih etmeleri, bu ürünü zenginliğin ve refahın sembolü haline getirmiştir. Gelişen endüstri ve teknolojiye paralel olarak doğal taşların kullanımının artması da bunu göstermektedir.

    Anadolu'da doğal taşların, bunların içinde de özellikle mermerciliğin tarihi ilkçağa kadar uzanmaktadır. Ülkemizdeki mermer yatakları, Anadolu yarımadasını yurt edinen bütün uygarlıklar tarafından işletilmiştir. Etiler devrinin kabartma ve heykelleri, eski Yunan ve Roma devrinin anfileri, arenaları ve diğer çeşitli sanat eserleri, Selçuklular ve Osmanlı devrinin saray, hamam, kervansaray, cami ve medreseleri, minareleri, çeşmeleri, ülkemizde mermer işlemeciliğinin tarihsel gelişimini oldukça güzel sergilemektedir.

    Mermer, tarih boyunca değişik uygarlıklar tarafından dayanıklılığı ve estetik görünümü nedeni ile özellikle anıtlarda, görkemli yapı malzemesi olarak kullanılmış olup; günümüzde genellikle zemin döşeme (% 36), iç (% 14) ve dış cephe kaplama (% 10) malzemesi olarak inşaat sektöründe, mezarcılıkta (% 11) ve süs eşyası (% 8) yapımında kullanılmaktadır. Bunların dışında fabrika ve atölyelerdeki yüksek CACO3 bileşimli artıklar öğütülerek boya, seramik, soda, kostik, şeker, yem, suni gübre sanayilerinde değerlendirilmektedir.

    Mermer en çok inşaat sektöründe kullanıldığından, bu sektördeki gelişmeler mermere olan talebi artırmıştır. Son on yıl içinde sürekli gelişme gösteren mermer talebi ülkemizin Marmara, Ege ve Akdeniz bölgesinde yer alan turistik yatırımlardan kaynaklanmaktadır.

    2000 yıl önce Marmara adasında başlayan antik mermer işlemeciliğinden dolayı adını Marmara adasından alan mermer, son yıllarda gerçekleştirdiği hızlı gelişmeye paralel olarak sağladığı istihdam, yarattığı katma değer ve kazandırdığı yüz milyonlarca dolarlık ihracat geliriyle madencilik sektörünün lokomotifi olmuştur.

    Mermerlerin Sınıflandırılması

    1- Mineral Bileşim Ve Oranlarına Göre Sınıflandırma
    Mermer; % 95 Kalsit (CaCO3) içerir. Masif yapıda ve taneli dokuya sahiptir. Kuvars ve mika gibi tali mineralleri içerir.

    Kalkşist: % 60-70 Kalsit içerir. Şisti yapıda ve yönlü dokuya sahiptir. Klorit, epidot, mika ve lepidolit gibi tali mineralleri içerir.

    Spolen: % 80 Kalsit içerir. Şisti yapıda ve yönlü dokuta sahiptir. Flonapit, tremotil, diopsit, plajioklas ve gröna gibi tali mineralleride içerir.

    Mermer-Skarn: % 80-90 Kalsit içerir. Masif yapıda ve taneli dokuya sahiptir. Epidot, diopsit, gröna, olivin, plajioklas diğer tali minerallerdir.

    2- Mineral Tane Boyutlarına Göre Sınıflandırma
    İnce taneli mermerler: Tane boyutu 1 mm’den küçük mermerlerdir.
    Orta taneli mermerler: Tane boyutu 1-5 mm arasındaki mermerlerdir.
    İri taneli mermerler: Tane boyutu 5 mm’den büyük mermerlerdir.

    3- Yapı Ve Dokularına Göre Sınıflandırma
    Masif mermer: Kompakt görünümlü ince ve iri tanelidir.
    Laminal mermer: Renkli şerit görünümde, ince tanelidir.
    Şisti mermer: Yapraklı yapıda ve önemli miktarda mika içermektedir.
    Breşik mermer: Kırıklanmış ve ikincil minerallerle dolgulanmış mermerlerdir.

    4- Mineralojik Oluşuma Göre Sınıflandırma
    Sedimanter Mermerler; Bu tip mermerler çeşitli kayaçların parçalanıp taşınarak uygun bir ortamda birikip çimentolanması sonucu oluşan konglomera, breş, puding ve suda erimiş halde bulunan kalsiyum ve magnezyum karbonatın kimyasal ve fiziksel şartların değişmesi sonucunda oluşan traverten, oniks mermerlerinden oluşurlar.

    Magmatik Mermerler; Yerkabuğunun altındaki magmanın yeryüzüne çıkması veya yerkabuğuna sokulması sonucu oluşmuş granit, siyenit, serpantin, diyabaz, bazalt, andezit, gabro gibi kayaçlardır.
    Metamorfik Mermerler; kayaçların fiziksel ve kimyasal şartlar altında minerallerinin daha farklı bir durumuna gelmesi ile oluşan kayaçlardır. Hakiki mermerler, gnays, şist, kuvarsit gibi kayaçlardır.

    5-Ekonomik Şartlara Göre Sınıflandırma
    Mermerin bilimsel tanımları dışında yapılan bir sınıflandırma şeklidir. Normal mermerler (mermer, dolomit, konglomera gibi), Sert mermerler (granit, serpantin, diyabaz gibi), Traverten ve oniks mermerler olmak üzere üçe ayrılırlar.

    6- Ticari Pazara Ve Renge Göre Sınıflandırma
    Bu sınıflandırma şeklinde mermer bulunduğu yerleşim yerine ve mermerin rengine göre sınıflandırılır. Buna göre mermer piyasada bu isimle tanınır ve nitelikleri bilinir. Örneğin; Afyon Şeker, Gölpazarı Bej, Mermara Beyazı gibi.

    Mermer Türleri

    Genellikle bilinen mermer türleri klasik mermer, traverten, oniks ve granittir. Bunlardan mermer, metamorfizma ile tam kristalleşmiş taşları içine alır. Renkleri genellikle beyaz ve açık gridir. Bileşimlerinde çok yabancı madde taşırlar. Oniks ve travertenlerin ise yapılarında yalnız CaCO3 vardır. Travertenler toplu iğne başından birkaç cm’ye varan boşluklar içerdiklerinden kolaylıkla işlenebilmekte ve iyi cila kabul etmektedirler. Granit magmatik kökenli bir mermerdir. Bu türe başka örnek olarak andezit, dasit, syenit, bazalt, diabaz, gabro, serpantin verilebilir...

    Hakiki Mermerler: Metamorfizma olayı sonucunda kalker ve dolomitik kalkerlerin yeniden kristalleşmesi ile meydana gelmektedir. Bileşimlerinin % 90-98’i CaCO3’ten oluşmaktadır. Esas mineral kalsittir. Bununla birlikte değişik oranlarda silis, feldspat, ve organik maddeler bulunabilir. Kireçtaşları genellikle saf olmakla beraber dolomit içerikli olabilmektedir.

    Kristalize Kireçtaşı (Konglomera Ve Breşler): Ufak sık dokulu kalsit kristallerinden oluşan yoğun kireçtaşlarına “kristalize kireçtaşı” adı verilir. Kayaçların akarsu ortamında taşınarak, yuvarlaklık kazanması ile oluşan, 2 mm’den büyük çakıl ve blokların, kum tane boylu doğal çimento ile bağlanıp pekişmesi ile “konglomera” adı verilen kayaçlar oluşmaktadır. Konglomeralar, inşaatlarda kaplama malzemesi olarak kullanılır. Mermerler eğer kimyasal yolla çökertilmiş bir çimento ile bağlanırsa bu kayaçlara “breş” adı verilmektedir. Breşler cilalandığı zaman damarlı ve çok güzel renkli görünüm arz ederler.

    Traverten Ve Oniks Mermerler: Sedimanter oluşumlu mermerlerden traverten ve oniksler bileşiminde erimiş halde kalsiyumbikarbonat ve karbondioksit bulunduran sulardan oluşmuş kayaçlardır. Bu yeraltı sularının yeryüzüne çıkması ile kayacın bileşimindeki CO2 gaz haline geçerek suyu terk eder. Bu arada kalsiyumbikarbonat bileşimli katı madde şekillenir. Bu şekillenme olayı soğuk su vasıtası ile oluşursa "oniks", sıcak su vasıtası ile oluşursa "traverten" adını alırlar. Travertenler inşaatlarda iç ve diş kaplama malzemesi olarak kullanılırlar. Az cila kabul eden kayaçlardır. Oniksler piyasada "su mermerleri" adı ile tanınmaktadırlar. İyi cila kabul eder. Bunun yanı sıra sertliği nedeniyle kesme ve parlatma zorlukları vardır. Dekoratif malzeme, ve mutfak tezgahı yapımında kullanılır.

    Magmatik Kökenli Mermerler: Granitler, taneli doku gösteren magmatik kayaçlar olarak bilinirler. Renkleri genellikle beyaz, gri, yeşil, kahverengi, mavi rengin tonlarını içerir. Basınç dayanımlarının oldukça yüksek olması nedeniyle yapılarda taşıyıcı sütün ve dış kaplama malzemesi olarak kullanılmaktadırlar.

    Serpantinler, ultrabazik magmatik kökenli mermerler sınıfı içinde yer alırlar. Sert yeşil mermerler olarak bilinirler. Kesme ve işleme zorlukları vardır. İyi cila kabul ederler. Aşınma direncini yüksektir.Genellikle dış cephe kaplaması, yer döşemesi, sütün ve dekorasyon işlerinde kullanılır.
    Diyabazlar, yarı derinlik grubu kayaçlar içinde sert yeşil mermerlerdir. İyi cila kabul ederler. Aşınma direnci yüksektir. Diyabazlar çoğunlukla mimari süsleme ve dış kaplama malzemesi olarak kullanılırlar.

    Diğer Taşlar: Taş sektörü içinde kalıp, kullanım şekli ve amaçları açısında mermer türü taşlardan ayrıcalık gösteren yapı taşlarıdır. Bunlar; Volkanik Tüfler, Kumtaşı, Kayagantaşı, Siyenit, Şist, Gnays vb. kayaçlardır.

    Dünya Doğal Taş Rezervleri
    Dünya'da mermere olan talep sürekli artmakta ve mermercilik sektörü, en cazip sektörlerden biri haline gelmektedir.

    Alp-Himalaya kuşağı içinde kalan Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye, İran ve Pakistan gibi ülkeler karbonatlı kayaç (mermer, kireçtaşı, traverten ve oniks) açısından büyük potansiyele sahiptirler. İspanya, Norveç, Finlandiya, Ukrayna, Rusya, Pakistan, Hindistan, Çin, Brezilya ve Güney Afrika ise işletilebilir magmatik kayaç (serttaş) potansiyeli yüksek olan ülkelerdir.

    Gelişmiş ülkelerin ekonomik olarak güçlü ve üstün olmasındaki en büyük etkenlerden birisi de bu ülkelerin doğal taş kaynaklarından en iyi şekilde yararlanmalarıdır. Dünya mermer ticaretinde, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin paylarının miktar ve değer olarak çok yüksek olması, bu durumu çok iyi bir şekilde yansıtmaktadır. Birlik ülkelerinde bulunan kaynakların büyük bir kısmında işletme yapılırken, bir kısmında rezervlerin ve karlılığın azalması nedeniyle, işletmeler ekonomik sıkıntıya düşmektedirler. Bu sıkıntıyı aşmak için, diğer ülkelerden ithal ettikleri blok mermer ve tam işlenmemiş levha mermeri işleyerek üçüncü ülkelere ihraç etmektedirler

    Dünyanın en zengin mermer yataklarının bulunduğu Alp kuşağında yer alan Türkiye, 5.1 milyar m3 (13.9 milyar ton) mermer rezervi ile dünya'daki 15 milyar m3''lük rezervin %33'üne sahiptir. Yurtdışında yayınlanan makalelerde ise Türkiye’nin payının dünya rezervlerinin yaklaşık %40’ına denk geldiği belirtilmektedir.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Proje Planlama Çalışmaları

    PROJE PLANLAMA ÇALIŞMALARI GEREKLİ Mİ ?
    Bir işin optimal süre ve maliyette gerçekleştirilebilmesi için bütün taraf (mal sahibi, yüklenici, malzeme satıcıları, resmi kuruluşlar vb.) ve çalışanların (mühendis, mimar vb.) süre, yer, kapasite ve maliyetler açısından, iç ve dış sınır koşulları karşısında, zamana bağlı olarak koordine edilmesi işi planlama olarak tanımlanır. Diğer bir değişle, planlama yapılacak olan imalatları tercih ve fiziksel sıra göz önünde tutularak önem sırasına koyma işidir. Bunlar ;

    1. Fiziksel Sıra, Bir imalatın başlamasının diğer bir imalatın tamamlanmasına bağlı olmasından doğan sıradır.
    2. Tercihi Sıra, Bir imalatın başlamasının diğer bir imalatın tamamlanmasına bağlı olmamasına rağmen özel gerekçelere bağlı olarak yapılan, imalatın daha sağlıklı yürümesini sağlayan sıradır.

    Planlama önem sırasına konulan işlerin süresel ve finansal uzantıları göz önüne alarak işi zamana yayma eylemidir. Yapılacak olan işin zamana yayılması ile oluşan iş programını kontrol eder ve programdan sapmalar tespit ederse sapmayı nedeni ile birlikte raporlayıp, karar vericiye sunan bir karar destek mekanizmasıdır.

    Bir başka açıdan ise, planlama sayısal resimleri değerlendiren bir bilgi bankasıdır. Çeşitli departmanlardan aldığı bilgileri birbirleri ile karşılaştırarak farklılıkları belirler ve hazırlanan raporlarla ilgilileri uyarır. Planlama departmanı oluşturduğu arşivleme sistemi ile geçmiş dönemdeki projeleri analiz eder ve geleceğe dönük projeksiyonlarının daha gerçekçi olmasını sağlar.

    Planlamada amaç ve kapsamı ;
    • Projelerin tasarım ve yapım aşamasında izlenecek yolu belirlemek,
    • İmalatlar için optimum Süre - Kaynak - Maliyet miktarlarını saptamak,
    • İmalatlarla ilgili verileri toplayarak planlananlar ve gerçekleşenler arasında karşılaştırma yapmak,
    • Şirket merkezi ile şantiyeleri arasında iletişim ve koordinasyonu sağlamak.
    • Periyodik raporlarla yönetimi bilgilendirmek,
    • Yapılan bütün tasarım çalışmalarını ve imalat verilerini depolayarak bilgi arşivi oluşturmak,
    • Arşivlenen bilgiler doğrultusunda verim analizleri yapmak.

    Olduğu düşünüldüğünde planlamanın çalışma konuları da su biçimde sıralanabilir :
    • Raporlama
    • Güncelleme, geçmiş bilgilerden geleceğe dönük düzenlemeler yapılması
    • Çalışan verimlerinin ölçümü, verim analizi
    • Yapılan işlerin kontrolü ile işin nasıl yapılacağının belirlenmesi, iş tanımlarının yapılması
    • Verilerin toplanması ve gerçekleşenler ile planlananlar arasındaki karşılaştırmalar
    • Kaynak akışlarının düzenlenmesi
    • Teklif hazırlama aşamasında nakit akış tespiti
    • Süresel planlama ve denetimi
    • Arşiv oluşturma
    • İmalat yapanlar ile yöneticiler arası iletişimi sağlama
    • Projenin başında sorumluların belirlenmesi
    • Optimum süre ve maliyetin belirlenmesi
    • Bilgi akışının düzenlenip iletişimin arttırılması
    • Süresel planlama ve buna bağlı kaynak ve nakit akışının tespiti

    Bu birim çalışanları sürekli aşağıdaki raporları toplarlar
    • Günlük Şantiye Raporları
    • Stok ve Satın Alma Raporları
    • Haftalık Toplantı Tutanakları
    • Aylık Toplantı Tutanakları
    • Pazarlama Raporları
    • Muhasebe Raporları
    Toplanan bu raporlardan aşağıdaki bilgileri süzerler ,
    • Metrajlar
    • Şantiyede Yapılan İmalatlar
    • Puantaj
    • Şantiyeye Gelen Malzeme Miktarı
    • Alınan Malzemeler
    • Mali Hedefler
    • Taşeron Bilgileri

    Ya Planlama Birimi Olmazsa...
    • Şantiyede işin akışı ile ilgili detaylı bir program bulunmaz
    • Yapılacak imalat miktarları ile verim hesapları yapılamaz
    • Bilgi toplanabilir, ancak yeterince kullanılamaz. Bu nedenle belirsizlik oluşur
    • Daire sahiplerine mevcut durum hakkında net bilgiler verilemez
    • İş programı ancak yöneticilerin tecrübelerine dayalı olarak kısa ve uzun vadeli amaçlar şeklinde yapılabilir. Ancak yapılan imalatların bütününü detaylı olarak kapsayan net ve uygulanabilir bir programlama yapılamaz
    • Şantiyede yapılan imalatlar ve kullanılan iş gücü günlük raporlar halinde merkeze bildirilmesine rağmen, veri tabanı oluşturulamadığı için analizler yapılamaz
    • Şantiye ile merkez arasındaki iletişim tam olarak sağlanamaz
    • Uzun vadede planlama sistematik yapılmadığı için yönetim kuruluna makro raporların hazırlanması imkansızdır
    • İş programı ve güncellemeler sistematik olarak yapılamaz. Güncelleme ve izlemeye yönelik veri deposu oluşturulamaz

    Planlama Departmanı Çalışmaları Sonucunda...
    • Arşivlenen bilgiler ve bu bilgilere ulaşmak için hazırlanan dosyalama sistemi ile verilere kolay ulaşılır, sahip olunan veriler sayesinde analizler yapılabilir
    • Analizler sonucu elde edilen bilgiler ışığında işin başında yapılan tahminlerin daha gerçekçi olması sağlanır
    • Müşterilerden gelen şikayetler de dikkate alınarak, mevcut imalat stratejilerine bağlı imalat programları satış yetkililerine sunularak, müşteriler bilgilendirilir. Bu sayede imalatların belli bir program dahilinde ve imalatı takip eden bir departman gözetiminde gerçekleştiğinden dolayı müşterilerin firmaya olan güveni tazelenmiş olur
    • Yönetim imalatı yönlendirirken; imalatların müşterilere taahhüt edilen zamanda yetiştirilebilmesi için daha sonraki imalat dönemindeki hızlanmayı göz önüne alarak karar verme etkinliği artar. Bu sayede firma imalatlarını öngördüğü zamanda tamamlar ve piyasadaki güvenini arttırır.
    • Planlama departmanının getirdiği modern düşünce tarzı sayesinde firma kalıplaşmış politikasını olumlu yönde geliştirerek, bilişim teknolojisi olanaklarını kullanmaya başlamaktadır. Bu koşullar şirket faaliyetlerinin daha sağlıklı ve verimli çalışmalar halinde devam etmesini sağlar.

    Hayat acaba yeterince kolaylaşıyor mu ? Ne dersiniz ?

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Sıva Nedir?

    1-Sıvadan gaye, Doğa koşullarına karşı dayanıklığına güvenilemeyen gereç ve yapıyı korumak; su ya da rutubet geçişine engel olmak ve de Düzgün yapılamamış imalat yüzeylerini düzeltmek olduğundan, sıvaya özen gösterilmelidir.

    2- Sıva, Kaba ve ince olarak, genellikle iki tabaka halinde vurulur. Yüzeyleri fazla büyük değil ve de düzgünse tavan sıvaları, seprme üzerine bir kat olarak yapılabilr.

    3- Sıvanacak imalatın tümüyle kurumuş olması şarttır. Sıvaya başlanmadan önce, sıva alt hizaları saptanıp işaretlenir, yüzeydeki çıkıntı ve bulaşıklar kazınıp temizlenir, duvar dipleri betonsa süprülür, topraksa kalas dizilir ve duvar yüzeyi iyice ıslatılır. (Bir zorunluluk yoksa, kirlenmemeleri için camlar sıvadan önce takılmamalıdır.

    4-Sıvanacak beton yüzeyler yeterince pürüzlü değilse, taşçı tarağı ile dişlenir; Yoğun beton, yoğun tuğla vb. pürüzsüz ve su çekmez yüzeylere – aderans sağlamak için- önce Sika latex, Ecosal vb. katılmış çimento şerbeti ya da yüksek dozlu çimento harcı serpme vurulur. (serpme, su kaybından ufalanmaması- ölmemesi- için, sertleşinceye kadar ıslak tutulmalıdır).

    5-Sıva yüzünün şakulünde ve düzlem olarak mastarında yapılabilmesi için önceden en çok 2 m. ara ile düşey düzleme şeritleri (Anal’ar) hazırlanır. Kaba sıva harcı bu Ana’lar arasındaki yüzeylere demir mala ile sertçe çarpılarak vurulur ve iyice bastırılarak sıkıştırılır, biraz sertleştikten sonra aynı harçla Ana’lar düzeyine kadar doldurulup, Ana’lar- ve sıva ile bir yüzde ise kasa- üzerinden kaydırılan mastarlarla düzlenir, kasa yanları mala ile basılarak ince sıva için biraz çıkırlaştırılır.( 2 cm’den kalın doldurmalar günaşırı tabakalar halinde vurulmalıdır. Son kat mozaik olacaksa- kaymaması için kaba sıva üzerine yatay olarak dalgalı çizgiler çekilir. Normal ince sıvada gerek yoktur, aksine sıva üstünde renk farkı yapar).

    6- Köşeler bir yanı- cumbası-planya ile düzeltilmiş mastarlarla yapılır.(kapı pencere yanları- merkezler-ve kolon çıkıntıları köşelerinin gönyesinde yapılmaları şarttır).

    7-İnce sıva, kaba sıvanın iyice sertleşmesinden sonra ve kaba sıva yüzeyi bolca ıslatılarak vurulur. (ince sıvanın dojzajı kaba sıvadan kuvvetli olmamalarıdır). Mala ile kabaca düzeltilen yüzey, parmak basıncına karşı koyacak derecede sertleitikten sonra bir yandan fırça ile devamlı su seprilirken, tirfil malası ile sürekli daireler çizilerek hiç bir çatlak, pürüz ve dalgalanma kalmıyyıncaya kadar perdah edilir ve en son olarak da bir sünger ile silinerek, sıva üzerindeki serbest kumlar düşürülür. (pervazsız kasalarda çatlama yerini saklayabilmek için arakesite ince bir derz açılır. Özel istek ve gerek dışında ince sıvaya demir mala ile perdah yapılmaz, dekoratif sıvalar özel tariflerine göre uygulanır, tavan sıvalarında uzun mastar kullanılır).

    8- İnce sıvadan önce bütün iskele bağlantıları duvardan ayrılmış, bütün gömme işleri tamamlanmış olmalıdır. (kaba sıvadan sonra yapılan oyma ve delmeler önce kaba sıva ile tamir edilmeli; İnce sıvadan sonra yapılanlara önce kaba sıva vurulmalı ve sertleştikten sonra ince tamir yapılıp, ek yeri kayboluncaya kadar özenle perdah edilmelidir.)

    9-içerde önlem alma durumu hariç, dışarda hiç bir zaman don havalarda sıva yapılmaz. Ayrıca dış ince sıvalar şiddetli güneşli ve fazla rüzgarlı havalarda yapılmamalı, olası ise güneşin çekildiği yüzlerde çalışılmalı, çabuk kurumadan korunmalı ve rutubetli tutulmalıdır.

    10- Dilatasyonlar sıva ile örtülmeyip aralık bırakılmalıdır.

    11- Düzgünlük kontrolu: 20 cm’lik bir cetvel sıva yüzeyinde her doğrultuda hareket ettirildiğinde, cetvelin herhangi bir durumunda girinti ve çıkıntılar arasındaki fark 1 mm’yi; 2 m’lik bir mastarın aynı şekilde gezidirilmesinde enine doğrultuda 5 mm’yi, boyuna doğrultuda 7mm ‘yi geçmemelidir. (süpürgelik düzeyinde de ayrıca mastar kontrolu yapılmalıdır).

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Sketch Up Nedir?

    Mühendisler, SketchUp uygulamasını 3B bilgisiyle hızlı ve etkili biçimde çalışma olanağı sunduğu için kullanıyor. Montaj hattı düzenlemekten bir köprüyü görsel hale getirmeye kadar, fikirlerinizi 3B olarak keşfetmek ve sunmak için SketchUp güçlü bir araçtır.
    Dışarıda büyük 3B bir dünya var ve siz onun bir parçasısınız
    3B yalnızca tasarımcılar için, SketchUp da yalnızca mimarlar için değildir. SketchUp uygulamasını, şematik tasarımından yapı denetimi ve bakımına kadar projenizin herhangi bir aşamasını görsel hale getirmek için kullanabilirsiniz. Fikirlerinizi 3B olarak görebilmeniz, değiştirebilmeniz ve açıklayabilmeniz iş akışınıza netlik ve güvenilirlik katar.
    Açık iletişimle verimsizliği azaltın
    3B görselleştirmeyle ilgili en iyi şeylerden biri ekibinizin geri kalanıyla açıkça iletişim kurarak kazanacağınız zaman ve paradır. Anlaşılması güç 3B derlemelerin karmaşık 2B çizimlerinin yapı ekibi tarafından yanlış okunması ve bunun hatalarla, gecikmelerle ve maliyet artışıyla sonuçlanması kolaydır. Proje planlarınıza 3B bir model ekleyerek herkesin aynı sayfada olduğundan emin olabilirsiniz. SketchUp uygulamasıyla yapabileceğiniz diğer şeyler:
    * projenizin kavramsal tasarım aşamasında hızlı ve kolay bir şekilde birçok yineleme oluşturmak
    * projenizi doğru ve net bir şekilde sunmak
    * 3B modelinizin planlarını ve bölüm kesimlerini görüntülemek
    * yapılarınızın karmaşıklığında tesis yöneticilerini ve onarım teknisyenlerini eğitmek
    * düzenleme kurulundan onay almak
    * tesis yönetimini ve bina tadilatını daha etkili hale getirmek
    * proje ekipleri arasında iletişimi kolaylaştırmak
    * modelinizin içinde 3B bir yürüyüşe çıkmak
    * yapı malzemelerinin dünyadaki en büyük veri havuzuna ücretsiz olarak erişmek
    * hızlı alan kopyaları almak

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Türk Yapı Sektörü

    Türk Yapı Sektörü
    Yapı sektörü, gerek sanayi boyutuyla, gerekse de pazarlama ve ticaret boyutuyla Türkiye’nin en geniş sektörlerinden birisini oluşturmakta, dolaylı olarak 400 sektörü/alt sektörü etkilemektedir. Türkiye’nin dünya inşaat sektörü içerisindeki payı yüzde 3’tür. Dünya’nın en büyük 225 uluslararası inşaat firması arasında 7 Türk firması da bulunmaktadır. Sektörün GSMH içindeki doğrudan payı yüzde 5 ve dolaylı payı yüzde 30’dur. Son 33 yıllık dönemde 62 ülkede toplam 60 milyar dolar tutarında 3 bin kadar proje gerçekleştirmiş olan müteahhitlerimiz hizmet kalitesi, fiyat ve müşteri memnuniyeti boyutlarıyla güçlerini 4 kıtada kanıtlamışlardır.

    İnşaat malzemesi ihracatı ile dış müteahhitlik hizmetleri birlikte değerlendirildiğinde, inşaat sektörünün Türkiye’nin toplam ihracatı içerisindeki payı yüzde 20 kadardır. Bu niteliği ile sektör, turizmden sonra ödemeler dengesine en büyük katkıyı sağlama potansiyeline sahiptir.
    Sağladığı geniş istihdam olanakları ve GSMH’ya katkısıyla yapı sektörü Türkiye’deki ana sektörlerden biridir. Ancak, ekonomimize büyük katkı sağlayan bu dev sektör son 10 yıldır durgunluk içerisindedir.

    Ekonomimiz 1993-2003 yılları arasında yüzde 26.1 büyürken, yapı sektörü yüzde 22.4 gerilemiştir. 1980’lerin sonunda altın çağını yaşayan sektör, 4 Nisan 1994’te başlayıp bugünlere kadar arka arkaya gelen ekonomik krizlerin ve 17 Ağustos 1999’da Marmara’da yaşanan depremin etkisiyle durgunluk dönemine girmiş ve sektördeki küçülme 2003 yılında rekor düzeye ulaşmıştır.

    10 yıl boyunca sermayeleri krizlerle erimiş inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmaların en büyük açmazını yine maddi imkansızlıklar oluşturmaktadır. Bu küçülmede en önemli faktör, 1998’den bu yana kamu yatırım ödeneklerinin sürekli gerilemesidir. Yüzde 45’lik bir kamu payına sahip sektör, toplam bütçe harcamalarından yatırıma ayrılan payın sürekli düşmesinden olumsuz etkilenmiştir. Türkiye’de toplam inşaat yatırımları içerisinde kamu yatırımlarının ağırlıklı bir yer tutması, inşaat sektörünün geleceğini de kamunun yatırım bütçesine çok büyük ölçüde bağımlı kılmaktadır. Son dönemlerde ulaştırma ve konut sektörlerindeki yatırımların biraz olsun canlanması yapı sektöründe 2004 yılında yüzde 4.6, 2005’in ilk altı aylık döneminde ise yüzde 19.7 oranında artış gerçekleştirmiştir.

    3 Bin 500 Proje Stoğu
    Geçtiğimiz yıllarda çeşitli yatırımcı kuruluşlar tarafından başlatılmış ancak ödenek yetersizliği ile yarım kalmış olan 3 bin 500’ü aşkın proje stoğu mevcuttur. 2005 yılı için tahsis edilen yatırım ödeneği ne yazık ki; yarım kalmış proje stoğunun tamamlanmasına ivme kazandırabilecek bir meblağ değildir. Ödenek dağılımına bakıldığında, kaynak tahsisinde yarım kalmış projelerin tamamlanması yerine çoğunlukla yeni, büyük kaynak gerektiren ve sınırlı sayıdaki projeye öncelik verildiği görülmektedir. Yapı sektörünün canlanmasına katkıda bulunacak diğer faktörlerin yatırım ortamının yerli ve yabancı sermaye için çekici hale getirilmesi ve bireysel tasarrufları konut yatırımlarına yönlendirecek araçların işletilmesi olduğu açıktır.

    Mortgage sistemi ile ilgili gelişmeler, düşüş trendindeki enflasyon, faizler ve savaş sonrası Irak ve Afganistan pazarları sektörü umutlandıran gelişmelerdir. Mortgage’in getirdiği rüzgarla bankalar konut kredilerinde düşük faiz uygulamasına geçmiş ve uzun vadeli konut kredilerinin bireysel tasarruflarını konut sektörüne yöneltmiştir. Ancak bu canlanma, makro ekonomik istikrara son derece duyarlı bir özellik taşımaktadır. Döviz kurlarında veya faiz oranlarında yaşanacak en küçük bir dalgalanma ile tersine dönebilecek niteliktedir. Son aylarda yapılan özelleştirmelerin beklenilenin üstünde rakamlara ulaşması ile kamu kaynakları dolayısı ile kamu kaTürk yapı sektörüynaklarına ayrılan ödenekler artmaktadır.

    Özelleştirmeler yoluyla yaratılan kamu kaynağının bir bölümünün rasyonel kriterlere dayalı öncelikler çerçevesinde sayısı 2 bini aşkın yarım kalmış yatırımlara tahsis edilmesinde ekonomiye sağlanacak katkının artırılması açısından büyük yarar olacaktır.
    Son zamanlarda Türkiye genelinde 690 bin konut açığının bulunduğu söylenmektedir. 20-30 yıl vadeli konut edindirme sistemi vatandaşların konuta olan taleplerini de artırmıştır. Fakat bu talebi karşılayacak arz bulunmadığından konut fiyatlarının ve bunun yanında kiraların da yükselmesi beklenmektedir. Bu nedenle mortage sistemi sektörün can simidi olarak nitelendirilmektedir.

    Kayıtdışı Önlenmeli
    Kayıtdışı başta olmak üzere çözüm bekleyen birçok sorununa rağmen inşaat sektörü gelişme yönünde önemli fırsatlara sahiptir. Alınacak tedbirler ve yapılacak düzenlemelerle sektörün eski parlak günlerine kavuşmaması için hiçbir neden yoktur. AB ile müzakere sürecinde değişimin en çok yaşanacağı sektörlerden biri inşaat sektörü olacaktır. Yeni dönemde en önemli değişiklik kayıt dışı bölümünde yaşanacaktır. İmar planları, iskanlar, ruhsatlar, sigortalar, mortgage fonları yeni aktörler olarak belirginleşecektir. Artık tek müteahhidin bina satması yerine, finansmandan sigortaya, değerlendirmeden satışa yepyeni sistemler kurulacaktır.

    Yabancı Sermaye
    AB sürecinde bundan sonra yaşanacak gelişmelerle ve yatırım ortamının iyileştirilmesi yönünde atılacak somut adımlarla yakından ilişkili olmak kaydıyla, yabancı sermaye yatırımlarının önümüzdeki yıllarda artış sürecine girmesi yüksek bir olasılıktır. Yarışta güçlü olmanın ve AB’ye yeni giren bazı ülkelerde görüldüğü gibi, yabancı firmaların taşeronu durumuna düşmekten korunmanın temel koşulları kalitenin artırılmasıdır. Yapı sektörümüz AB yarışında önemli avantajlara ve potansiyele sahip bir sektördür. Bugün Türk müteahhitleri en gelişmiş teknolojileri kullanarak her türlü altyapı ve bina projesini inşa, tasarlama ve işletme becerisine sahiptir. Deneyimleriyle; otoyollar, tüneller, köprüler, barajlar, limanlar, havalimanları, rafineriler, boru Hatları, prestij yapıları, oteller, büyük ölçekli konut projeleri, her çeşit sofistike binalar, gübre fabrikaları, termal güç tesisleri ve birçok faaliyet alanında dünya genelinde büyük başarılara imza atmaktadırlar.

    Yazan: Can Kerkük ŞEKERCİ

  • • Barajlar ve Hidroelektrik Santralleri

    Tarih boyunca insanın suya olan gereksinmesi, onu suyun biriktirilmesine zorlamış, bu nedenle önceleri günlük ihtiyaçlarını giderecek su kapları yapan insan, daha sonraları bilhassa su kaynaklarının kıt olduğu yörelerde su biriktirme yapıları yapmak zorunda kalmıştır. Bu yapılardan en önemlisi barajlardır. Sözcük olarak baraj Fransızca kökenli olup sözlüklerde su bendi, büget, engel olarak açıklanmaktadır.
    Çeşitli özel amaçlarla yapılanlar olduğu gibi genel olarak suların faydasını arttırmak için vadilerin kapatılması suretiyle yapılan 15 metreden yüksek su depolayan yapay yapılara BARAJ diyoruz. Barajlar yapımı çok uzun süren (3-10 yıl) ve pahalı olan, yıkılmaları halinde çok büyük can ve mal kaybına sebep olan mühendislik eserleridir.
    Yükseklikleri 15 metreye kadar olan ve barajlara göre daha basit su depolama tesislerine de GÖLET denilmektedir

    BARAJLARIN FAYDALARI ve DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
    Barajların faydalarını kısaca aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
    1. Tarım alanlarının zamanında ve yeterli olarak sulanmasını sağlar.
    2. Hidroelektrik enerji üretir.
    3. İçme, kullanma ve endüstri için gerekli suyu düzenli ve sürekli sağlar.
    4. Yerleşim ve tarım alanlarını taşkınlardan korur.
    Barajların yukarıda sayılan doğrudan faydaları yanında aşağıda sayılan dolaylı faydaları da vardır:
    1. Su üzerinde ulaşıma olanak sağlar,
    2. Su ürünleri üretimi, özellikle balıkçılığın gelişmesini sağlar,
    3. Avcılığın gelişmesini sağlar,
    4. Mesire yerleri sağlar,
    5. Toprak erozyonunun önlenmesi veya azaltılması sureti ile toprak muhafazasını sağlar,
    6. Milli güvenlik üzerinde olumlu etki yapar,
    7. İklim üzerinde olumlu etkisi vardır,
    8. İstihdama olumlu etkisi vardır,
    9. Gelir dağılımının düzeltilmesine yardımcı olur,
    10. Su kalitesinin ve kirlenmenin kontrolu sağlanabilir,
    11. Su sporları yapılmasına olanak verir,
    Bu sayılan yararları yanında baraj yapımında özellikle dikkat edilmesi gerekli konularında olacağı doğaldır. Bunlar:
    1. Doğal dengenin bozulması,
    2. Göl sahası içinde kalan tarım alanlarının ve doğal kaynakların kullanılamaması,
    3. Göl sahası içinde kalan yerleşim merkezlerinin nakli,
    4. Göl sahası içinde kalan yol, köprü vb. yatırımların yerine yeni yatırım yapma ihtiyacı,
    5. Yer altı su seviyesinin yükseltilmesi dolayısı ile maydana gelen olumsuz etkiler,
    6. Su yükünün artması dolayısı ile meydana gelebilecek tehlikeli heyelanlar ve diğer jeolojik olaylar,
    7. Artan su buharlaşması dolayısı ile kullanılabilecek su miktarının azaltılması,
    8. Akarsuların taşkın mevsimlerinde birlikte getirdikleri toprak gücünü artıran besleyicilerden bilhassa delta ovalarının mahrum kalması,
    9. Suyun içinde taşınan maddelerin azalması nedeni ile baraj mansabında daha fazla yatak oyulması,
    10. Kıyı erozyonunun artması,
    11. Göl alanında kalan tarihi eserler,
    gibi konular ile çok özel konular olabilir. Ancak sayılan bu hususlardan dolayı meydana gelebilecek mahzurlar baraj planlaması veya proje sırasında gözönünde bulundurulursa ortadan kaldırılabilir veya en aza indirilebilir. Örneğin Keban Barajı göl alanı içinde kalacak tarihi eserler baraj devreye girmeden önce Başka yere taşınmıştır. Balıkların yaşamının yitirip doğal dengenin bozulmaması için gerektiğinde, balıkların akarsuyun kaynağına gidip gelmelerini sağlamak amacıyla balık geçitleri yapılabilir.

    BARAJI MEYDANA GETİREN TESİSLER
    Barajı meydana getiren tesisleri şu ana gruplarda toplayabiliriz:
    1. Gövde ve tesisleri,
    2. Dolusavak tesisleri,
    3. Derivasyon tesisleri,
    4. Dipsavak tesisleri,
    5. Enerji İletim Tesisleri(Yalnız enerji amaçlı barajlarda vardır).
    A) GÖVDE VE TESİSLERİ:
    1. Baraj Gövde Tipleri
    1.1. Baraj Tiplerinin Sınıflandırılması
    Baraj gövde tiplerinin, özelliklerinin değişik yönlerden değerlendirilmelerine göre, farklı sınıflandırmalarının yapılması mümkündür. Aşağıdaki sınıflandırma ise, bazı özel uygulamaların dışında, baraj gövdesinde kullanılan malzeme cinsine ve bundan yararlanma şekline göre yapılmıştır.

    I-Dolgu Barajlar

    a) Homojen gövdeli barajlar
    b) Zonlu barajlar
    - Toprak dolgu
    - Kaya dolgu
    - Karaşık zonlu dolgu
    c) Memba şevi geçirimsiz kaplamalı kaya dolgu barajlar
    - Asfalt memba kaplamalı
    - Beton memba kaplamalı
    - Metal, vs. memba kaplamalı
    II- Beton Barajlar

    a) Beton ağırlık barajları
    - Dolu gövdeli
    - Boşluklu gövdeli
    - Payandalı
    - Sermebeton (R.C.C.) gövdeli
    b) Beton kemer barajlar
    - Kemer ağırlık gövdeli
    - Basit silindirik gövdeli
    - İki eğrilikli gövdeli
    III- Karma Tipte Barajlar

    Çoğunlukla dolgu ve beton ağırlık gövde kombinasyonlarından oluşur.

    I- Dolgu Barajlar
    a) Homojen Gövdeli Barajlar
    Homojen gövdeli baraj, geçirimsiz veya çok az geçirimli , aynı özelliklere sahip tek bir malzemeden oluşmuş, geçirimsizlik fonksiyonuna, şev korumaları hariç, bütün gövdenin katıldığı tipte bir yapıdır.
    Rezervuar uzun süre dolu tutularak malzemenin doygun hale gelmesinden sonra ani boşalmalarda, şevlerin kaymaması için çok yatık tertip edilmeleri gerekir.
    Bu tip barajlar mansap şevinin korunması bakımından modifiye edilerek uygulanmışlardır.
    Mansapta öngörülen bir kaya topuk ve bunun gövde tarafındaki yüzünde yer alacak filtre, sızma hattını aşağı çekerek drene edecektir.
    Bu tip gövde dolguları, eskiden alçak barajlarda (h < 30m) ve göletlerde çok kullanılmıştır.
    Genelde bu tip gövdeler depolama barajlarında, herhangi bir sebepten zorunlu olmadıkça uygulanmamalıdır.
    Uygulama alanları daha ziyare sel kapanları, geçici batardolar vs. olmaktadır.
    b) Zonlu Dolgu Barajlar
    Bu tipteki barajlarda çeşitli dolgu malzemesi belirli amaçlarla gövdenin değişik bölgelerine yerleştirilmişlerdir.(Şekil 3.1)
    Gövdede teşkil edilecek, malzeme zonları aşağıda belirtilmiştir.
    - Çekirdek Dolgusu :
    Kil özelliğinde bir malzemeden oluşan bu dolgu gövdenin geçirimsizliğini sağlar. Merkezi veya memba yönünde eğik olarak düzenlenirler.
    Çekirdeğin daha karmaşık geometride teşkil edildiği ve beton, palplanş vs. gibi değişik malzemeler kullanılarak geçirimsizliğin sağlandığı uygulamalar varsa da burada bunlara değinilmeyecektir.
    Çekirdek şevlerinin eğimi doğal olarak çekirdeğin kalınlığına bağlıdır.
    Kalınlığın tesbit edilmesinde ise kullanılan malzemenin özellikleri, yakın çevrede malzemenin yeteri kadar bulunup bulunmaması, sağlanması istenen ekonomi ve depremsellik vs. gibi faktörler rol oynar.
    Merkezi çekirdek uygulanması halinde, özel bir durum söz konusu değilse şev eğimleri 1/0.5-1/0.3 (düşey/yatay) değerleri arasında düzenlenir.
    - Memba ve Mansap Kabuk Dolguları:
    Bunlar memba ve mansap dolguları olarak da anılırlar. Bu dolgular geçirimli ve yarı geçirimli özelliktedirler. Memba dolgusunda, rezervuarın ani boşalma durumunda çabuk derene olması için daha çok geçirimli malzeme tercih edilir. Aksi takdirde düşey ve yatay drenaj tabakaları düzenlenmelidir.
    Mansap dolgusunun yarı geçirimli olması halinde, sızma hattının (freatik hat) yükselmemesi ve çekirdekte oluşacak genelge önemsiz sızıntıların tabandaki yatay drenaj tabakasına kolayça aktarılması için bir düşey drenaj tabakasının düzenlenmesi uygun olacaktır. Düşey drenaj tabakası aynı zamanda mansap dolgusunu filtrelerden geçiş zonu görevini de üstlenecektir.
    - Filtre Dolguları:
    Çekirdekten sızıntı ile kil malzemenin sürüklenmemesi için mansap filtreleri koruyucu görev yaparlar. Memba filtresi ise rezervuarın boşalma durumu için gereklidir.Filtrelerde dane çaplarına göre tedrici bir geçiş sağlamak için ince filtre (kum) ve bunun mansabında kalın filte
    (kum ve çakıl) kullanılır. Filtre kalınlıklarını rezervuar su busanıcı tayin eder, fakat ekseriyetle 3 veya 4 m kalınlık 30 m den yüksek barajlar için yeterlidir.
    Düşey filtre tabakaları yukarıdan aşağıyadoğru artan kalınlıkda da düzenlenebilir.
    - Riprap (Taş İmla):
    Gövdenin memba şevinde dolgunun su dalgaları etkisi ile yıkanmasının önlenmesi amacıyla konulan bir örtü tabakasıdır. Dalga yüksekliğine göre kayaların çapı ve tabakanın kalınlığı tayin edilirse de genelde 0,5-1.0 m çapında kayaları 1.0 m tabaka kalınlığında düzenlemek yeterli emniyeti sağlayacaktır.
    Memba dolgusunda kaya kullanılmayıp, kum ve çakıl gibi daha ince malzeme söz konusu ise, memba dolgusunun dalga etkisi ile riprap kayalarının arasından dışarı sürüklenmesini önlemek içir riprap’in altında 30-50 cm kalınlığında çok iri çakıllardan oluşan bir geçiş tabakası sermek gerekir.
    Ekonomik nedenler ile riprap tabakası rezervuardaki minimum su seviyesinin bir miktar altına kadar devam ettirilmelidir.
    - Mansap Şevi Koruma Örtüsü:
    Toprak mansap dolgusu kullanılması halinde, mansap şevi yağmur sularının erezyonuna maruz kalacaktır. Bunu önlemek amacı ile mansap şevinin üzerinde 0.5-1.00 m kalınlığında bir kaya örtü tabakası gerekir.
    İklimin uygun olması durumunda bir çimen veya çalı bitki örtüsü de bu fonksiyonu yerine getirebilir.
    Yukarıdaki örneklerde kullanılan dizayn anlatım kolaylığı için zonların düzenlenmesi yönünden simetrik olarak düşünülmüştür. Şüphesiz zonların tertibi, gereksinimlerine göre (malzemenin cinsi, topoğrafya, yerel stabilite vs.) daha karmaşık bir şekilde oluşturulabilir.
    Önemli olan husus ise, sızma hattı yönünde daima filtre kriterini geçerli kılmaktır.
    İnce bir malzeme dolgusundan sonra birdenbire kalın, boşluklu bir malzemeden oluşan dolguya geçirilmesi halinde, ince malzeme sızma ile diğerinin içersine sürüklenecektir.
    Toprak Dolgu Gövdeler :
    Toprak dolgu gövdeli barajlarda kabuk zonları toprak, kum, çakıl (nehir alüvyonu, teras depozitleri) ve benzeri nisbeten ince daneli malzemelerden oluşturulmuştur.(Şekil 3.2)
    Toprak dolgu gövdeler merkezi çekirdekli veya eğik çekirdekli olabilir. Kil çekirdeğin memba ve mansap yüzlerinde kabuk dolgularının belirlediği tipte filtreler öngörülür. Çekirdeğin her iki tarafında çekirdeği destekleyen kabuk dolguları yer almıştır. Eğer merkezi kil çekirdek ince olarak projelendirilmiş ise, mansap şevi biraz daha az eğimli düzenlenebilir.
    -Drenler :
    Memba kabuk dolgusu yarı geçirimli oldugu zaman, rezervuarın ani seviye düşüşlerine karşı yatay drenler tertip etmek gerekebilir.
    Mansap kabuk dolgusu yarı geçirimli ise, kaba filtrenin mansabında bir düşey dren yer almalıdır. Mansap kabuk dolgusu altında teşkil edilecek yatay dren zeminden ve filtrelerden sızacak suları mansaba geçirecektir. Bu yatay deren yamaçlarda da öngörülmelidir.
    Kabuk dolguları altında bulunan alüvyon, benzer nitelikte malzeme olduğu için genellikle kaldırılmaz, Yamaçlarda, yamaç molozu sağlam kayaya kadar sıyırılır. Yine yamaçlarda bulunan teras depozitleri (kum ve çakıl) altında uygun olmayan (yamaç molozu, diğer gevşek zemin tipleri vs.) formasyonlar yoksa yine olduğu gibi bırakılır. Bunların yüzeyi dolgu yapılmadan öncel düzeltilerek sıkıştırılmalıdır.
    Kaya Dolgu Gövdeler :
    Kaya dolgu tipi gövdelerde, kabuk zonları kaya malzemeden oluşturulmuştur. Bu malzeme taş ocağından veya yapı ile ilgili kazılardan elde edilir. Kaya dolgu barajlarda zonların düzenlenmesi toprak dolgu tipine benzer şekilde yapılır.(Şekil3.3)
    Eğer doğal nehir alüvyonu derinliği fazla ve iri bloklar içeriyor ise, kaldırılmayabilir. Fakat ince bir tabaka ise maliyeti fazla etkilemeyeceği için kaldırılmalıdır. Alüvyonun fiziksel özelliklerinin, kabuk kaya malzemesinin özelliklerinden daha kötü olması halinde taban kayasına kadar kaldırılmalıdır.
    Çekirdeğin mansabında yer alan ince ve kalın filtrelerden sonra, filtrelerin mansap kabuğu kaya dolgusu içerisine geçmemesi için bir geçiş tabakası tertip edilir. Bu zon iri çakıl veya kaya kırığından oluşturulur. Eğer mansap kabuk dolgusu altında nehir alüvyonu bırakılmış ise, nehir alüvyonunun sızıntı suları vasıtası ile kaya dolgu içerisine girmemesi için bu tabaka yatay bir geçiş tabakası-filtre olarak mansap topuğuna kadar devam ettirilir. Alüvyon taban kayasına kadar kaldırılmış ise geçiş tabakası gerekmez.
    Mansap kabuk dolgusu kaya malzemeden olduğu için şev kaplamasına gerek yoktur.
    Memba kabuk dolgusu ile memba filtresi arasında yine bir geçiş tabakası öngörülür. Bu geçiş tabakasının görevi, ani boşalmalarda filtrenin kaya dolgu içersine sürüklenmesini önlemektir.
    Eğer memba kabuk dolgusunda, iri kaya parçaları memba şevinde istif edilmiş ise, riprap düzenlemesi zorunluğu kalkar.
    Tipik bir kaya dolgu barajın genel yerleşim planı ve kesitleri EK III-1 ve III-2'de gösterilmiştir.
    Karışık Dolgu Gövdeler :
    Genellikle, baraj tesislerinde çeşitli yapıların kazılarından elde edilen uygun malzemelerin ekonomik nedenlerle gövde dolgusunda kullanılma durumu vardır. Bundan dolayı karışık malzeme zonlarından oluşan gövde tiplerinin uygulama alanı geniştir. Kazılardan kazanılan malzemeler, inşaat proğramına uygun olarak ya bir sahada depolanıp (röpriz), uygun zamanlarda gövdeye serilirler, yahut doğrudan doğruya gövde dolgusuna taşınırlar. Ocaktan taşınacak malzemelerle birlikte düşünülerek, kazılardan çıkacak malzemelerin gövdenin hangi zonlarında kullanılacağı ve miktarı ekseriyetle şematik bir program üzerinde önceden etüt edilirler (Malzeme akış diyağramı). Bu kazı malzemeleri nisbeten az miktarda baraj temeli, tüneller, santral binası vs. gibi yerlerden alınmakla beraber, ekseriyetle dolusavak kazılarından geniş çapta elde edilirler.(Şekil 3.4)
    Bu tip gövdeler için tipik bir zon düzenlemesi verilemez. Mevcut malzemelerin (ocaktan ve kazılardan) etüdü ile teknik ve ekonomik yönden en uygun bir dizayn seçilir. İnşaat süresinde karşılaşılan yeni şartlara göre, bazen zonlarda revizyonlar uygulanır.
    Memba kabuğunda minimum su seviyesi üstünde mümkün mertebe geçirimli malzeme kullanılmalıdır.
    Gövde kabuk bölgelerinde düşük kalitede ve az geçirimli olan malzeme, sandviç teşkil edecek şekilde iç kısımlara konulmalıdır.
    c) Memba Şevi Kaplamalı Barajlar
    Bu tipteki barajlar geçirimsiz dolgu malzemesinin ekonomik bir uzaklıkta mevcut olmaması veya mevcut olup da doğanın korunması nedenleri ile kullanılmak istenmemesi hallerinde söz konusu olur (Değerli tarım arazilerinin ve bitki örtüsünün tahrip edilmemesi vs.)
    Bu barajlar iyi istiflenmiş ve sıkıştırılmış kaya dolgu gövdenin memba şevi üzerine, geçirimsiz bir malzemenin kaplanması ile oluşturulurlar.
    Memba membranı asfalt, beton, çelik plastik levha, hatta ahşap herhangi bir geçirimsiz malzeme olabilir. Fakat genellikle beton veya asfalt malzeme kullanılır. Geçirimsiz örtünün gövdenin oturmasından dolayı hasar görmemesi için dolgu ve temeldeki çökmeler çok iyi etüd edilerek hesaplanmalıdır.
    Ayrıca gövde stabilite analizlerinin de geçirimsiz örtüsü gözönüne alınmadan, normal kaya dolgu baraj gövdesinde olduğu gibi yapılması gerekir.
    Bugün iyi gelişmiş kaya sıkıştırma tekniğinin ve ekipmanlarının sayesinde ve kil çekirdeğin mevcut olmamasından dolayı, bu tip barajlarda şevler oldukça dik yapılabilmekte, 1.0 düşey 1.3 yatay olacak şekilde bir eğim ile düzenlenebilmektedir. Bu durum şüphesiz kullanılan dolgu malzemesinin özelliklerine ve uygulanan sıkıştırma tekniğine bağlıdır.
    Zonlar tertip edilirken çok karmaşık dizaynlara başvurulmaması önerilmektedir. Zira farklı karakterdeki zonların bir aradaki davranışları önceden tahmin edilmiyebilir.
    Genelde aşağıda gösterilen temel dizayn kullanılmaktadır.
    Kaya dolgu malzemesi 50-60 cm kalınlığında tabakalar halinde basınçlı su verilerek titreşimli silindirler ile yatay olarak sıkıştırılır. Geçirimsiz örtü altındaki özel zonlar ise 30 cm gibi daha ince tabakalar halinde yatay ve çok defa ilave olarak şev düzlemi üzerinden de sıkıştırılır. (Silindirler yukarıdaki bir vince bağlanarak)
    Memba kaplamalarında önemli olan husus, kaplamanın rezervuar basıncına ciddi bir sızmaya neden olmadan direnç gösterebilmesi ve aynı zamanda da zati yük ve su basıncından kaynaklanan oturmalarına dolgunun intibak edebilmesidir.

    Memba Şevi Beton Kaplamalı Barajlar :
    Memba geçirimsiz örtüsü, muayyen bir genişlikte ve kalınlıkta şev üzerinde enine istikamette uzanan, beton plaklar ile oluşturulmuştur.
    Beton döşeme dökülmeden dolgu şev yüzeyi tekrar elden geçirilerek düzeltilir ve kumlu bitüm ile ince bir tabaka ile kaplanır.
    Bunun yerine püstürtme beton da kullanılabilir. Bu uygulama daha pahalı olmasına rağmen, daha hızlı olarak sürdürülebilir. Ayrıca uygulama esnasında darbelere ve yağmurun tahribine karşı hassas olmama gibi avantajı vardır.
    Geçirimsiz memba kaplaması uygulamalarında bilinmelidir ki, kaplama taşıyıcı bir unsur değildir.
    Kaplama su basıncı altında kırılmamalı ve geçirimsizliği tam manası ile sağlayabilmelidir. Bu da ilk anda, beton kalınlığı ne olmalıdır ve hangi amaçla ve ne miktarda teçhiz edilmelidir sorusunu ortaya çıkarmaktadır.
    Beton kaplama gövde dolgusunun deformasyonuna uyum gösterecek esneklikte olmalıdır ve hiçbir bölgesinde gerilme birikimi olmamalıdır.
    İyi sıkıştırılmayan bölgelerde dolgunun çökmelerinden dolayı kaplama yerel olarak taşıyıcı olarak çalışır ve çatlaklar ortaya çıkabilir.
    Beton kaplama kalınlığının saptanması için çeşitli ülkelerde değişik formüller kullanılmıştır.
    Avustralya
    t= kaplama kalınlığı (m)
    h= su yükü (m)
    t= 0.3+0.002 h
    Güney Amerika
    T= 0.3+0.005 h
    Romanya
    T= 0.3+0.004 h
    Kalınlık tayin edilirken göz önünde bulundurulması gereken en önemli hususlar tabii ki betonun geçirimsizliği ve dış tesirlere dayanıklılığı olacaktır.
    Kaplama kalınlığını baraj kretinden beton yastığa kadar artırarak projelendirmek de mümkündür.
    Beton kaplamada kullanılacak betonarme demiri, beton kesitinin %0.5 ile %0.8'i kadar olmalıdır.
    Demir teçhizatın asıl amacı, oluşacak olası çatlakları, kılcal çatlaklar şeklinde yüzeye yayması ve termal-rötre gerilmelerini almasıdır.
    Betonarme demirleri her iki yönde düzenlenir ve derzlerde kesilmez. Genellikle demir, plakların ortasında yer alır. 40-50 cm kalınlıktaki plaklarda ise daha ziyade yüzeye yakın yerleştirilmesi termal gerilimleri alması bakımından uygun olacaktır.
    Memba beton kaplamalı barajlar sağlam temel kayası üzerine veya nehir taban alüvyonunun kalın olması halinde ise tesviye ve sıkıştırma işlemlerinden sonra alüvyon üzerine oturtulurlar.(Şekil 5)
    Beton yastık perde ve konsolidasyonlarının yapılmasında başlık betonu olarak görev yapar. Perimetrik olarak memba şev eteğinde yer alır.
    Beton kaplamanın son bulduğu bu beton blok altındaki temel kayasına ankraj demirleri ile bağlanır.(Şekil 6)
    Beton yastığın altındaki geçirimsizlik perdesinin, rezervuar dolduktan sonra ilave enjeksiyonlar ile takviye edilmesi ihtimali olan durumlarda burada ayrıca bir enjeksiyon galerisi de öngörülebilir.
    Memba Şevi Asfalt Kaplamalı Barajlar :
    Memba şevi asfalt kaplamalı dolgu barajlar prensip bakımından beton kaplamalı gövdelere benzer, fakat asfalt kaplamaları esnekliklerinden dolayı kırılmalara karşı betondan daha fazla tahammül gösterir.
    Bu tipteki baraj gövdelerinin kaplamalarından beklenen özellikler aşağıda sayılmıştır.
    - Seçilen şev eğiminde stabilitesinin yeterli olması
    - Dayanıklılığı
    - Geçirimsizliği
    - Su basıncına, dalga tesirine dayanıklı olması
    - Hisrostatik alt basınca mukavemet gösterebilmesi
    - Kaplama arkasındaki dolgunun rahatça drene olabilme kabiliyetinin olması
    - Dolgunun yerel deformasyonlarına karşı, dayanım ve elastikiyeti ile uyum gösterebilmesi
    Son yıllarda, yükseklikleri 100 metreyi aşan memba şevi asfalt kaplamalı barajlar inşa edilmiştir.
    Bu barajların memba şev eğimleri gövdede kullanılan dolgu malzemesinin özelliklerine göre 1/1 ile 1/2.5 değerleri arasında seçilmiştir.
    Memba şev kaplamalarında ise değişik uygulamalar yapılmıştır.
    Genel olarak üzeri bitum ile kaplanmış gözenekli bir asfalt tabaka veya birden fazla asfalt tabakadan oluşmuş bir kaplama sistemi olarak dizayn edilebilirler.(Şekil 7 )
    Yaklaşık olarak 42 m yüksekliğindeki asfalt kaplamalı gövdenin derin nehir alüvyonu üzerine oturacağı düşünülmüştür.
    II. Beton Barajlar :
    Beton baraj gövdeleri, küçük ve zemine fazla basınç vermeyen regülatör tipi tesislerin dışında, gevşek zemin ve ayrışmış kaya kazılıp alındıktan sonra daima yeterli taşıma gücüne sahip sağlam kaya zemin üzerinde inşa edilirler. Beton barajların en önemli avantajı, dolusavak, enerji sualma, dipsavak vs. gibi diğer yapıların gövde üzerinde yer alabilmesidir.
    Aks yerindeki mevcut şartlara göre beton ağırlık veya beton kemer tipinde bir gövde seçilebilir.
    Beton baraj gövde tipinin seçilebilmesi için en önemli faktörlerden biri de ekonomik bulunmuş olmasıdır.
    a) Beton Ağırlık Baraj Gövdeleri :
    Beton ağırlık baraj gövdeleri, başta baraj gölünden kaynaklanan su yükünü ve diğer çeşitli ikincil yükleri kendi ağırlığı ile karşılayarak temele aktaran yapılardır. İstinat duvarı gibi çalışan bu yapılar dolu gövdeli veya boşluklu bloklardan veya araları kapatılmış payandalardan oluşur.
    Dolu Gövdeli Ağırlık Barajları:
    Bu tipteki barajlar gövdenin büyüklüğüne uygun olarak boyutlandırılmış 10 ile 20 metre genişliğinde trapez kesitli beton blokların yanyana getirilmesi sureti ile projelendirilirler.
    Gövde genel olarak doğrulsal bir aks üzerine oturur, fakat estetik yönden veya özel bir amaçla aksa kemer formu da verilebilir.
    Kemer şeklindeki tasarımlarda, vadi yamaçlarına kemerlenmeden dolayı yük aktarılmadığı varsayılır.
    Blok genişlikleri 20 metreyi geçmemelidir, zira bu genişlik aşıldığı takdirde termal çatlakların ortaya çıkması mümkündür.
    Geniş olarak boyutlandırılan bloklarda, beton ısısının kontrolu zorlaşarak ekonomik olmayan bir durum ortaya çıkar.
    Derzleri oluşturan blok yüzlerinden birisi diğerinin yer yer içine geçecek şekilde, dişli olarak şekillendirilirse de son yıllarda bu uygulamadan vazgeçilme eğilimi vardır.
    Blok derzleri su tutucu lastik veya PVC bantlar ile membada ve mansapta kapatılmıştır.
    Derzler, beton ısısı ve rötre büzülmeleri normal duruma gelince, çimento veya kimyasal maddeler enjekte edilmek sureti ile doldurulur.
    Gövde yüzleri bazı amaçlarla değişken eğimli olarak da düzenlenebilir. (Şekil III-8)
    Payandalı ve Boşluklu Beton Gövdeler :
    Bu tip gövdeler, beton ağırlık barajlarının özel şekli olup, hemen hemen aynı statik prensiplere göre çalışır. Yan yana sıralanmış payandaların memba yüzleri genişletilmek sureti ile veya araları plak, kemer vs. gibi elemanlarla kapatılarak süreklilik sağlanmıştır.(Şekil -9).
    Dolu gövdeli ağırlık baraj gövdelerine kıyasla daha geniş vadilerde ekonomik olabilrlerse de yükseklikleri sınırlıdır. Genellikle 150 m ye kadar olan yüksekliklerde uygulanmışlardar. Beton malzeme kullanımı az, fakat kalıp ve işçilik maliyeti fazladır.
    Memba yüzleri eğimli olarak projelendirilirler.
    Derivasyon geçişlerinin payanda aralarında bırakılan geçici orifislerden yapılabilme avantajları vardır.
    Boşluklu ağırlık barajı deyimi, payandaların arasındaki aralık tamamen kapalı olduğu takdirde kullanılır.
    Serme Beton Barajlar :
    Serme beton barajlar (RCCD-Roller Compacted Concrete Dams) oldukça düşük oranda karışım suyu ve çimento içeren özel bir beton türünün, tabakalar halinde yerine serilerek sıkıştırılması sureti ile inşa edilen yapılardır.
    Bu tip barajlarda gövde maliyeti ve inşa süresi 2/3 oranında azaltılabilir.
    Gövdenin memba ve mansap yüzleri kalıp yerine kullanılan prefabrik beton paneller ile kapatıldıktan sonra arası tabakalar halinde serme beton ile doldurulur. Paneller, serme beton içersine çelik çubuklar ile ankre edilir.
    Eğimin 1 düşey 0.8 yataydan daha dik istenmediği durumlarda yerinde dökülen kabuk betonları yardımı ile kalıp kullanılmadan da mansap yüzü oluşturulabilir.
    İhtiyaca göre, gövdenin bazı bölümleri dolusavak, sualma yapılarının bazı bölgelerinde normal beton kullanılabilir.
    Serme betonun nihai mukavemeti en az normal beton düzeyinde olmasına rağmen maliyeti çok düşüktür.
    b) Beton Kemer Baraj Gövdeleri :
    Kemer barajlar, memba yönünde verilmiş kemer formundan yararlanarak üzerine gelen yükleri, kemer etkisi ile büyük ölçüde yamaçlara aktaran yapılardır. Her ne kadar gövde münferit bloklar halinde inşa edilirse de, aradaki derzlerin enjeksiyonla doldurulmasından sonra monolitik olarak çalışır.(EK III-3)
    Genel bir sınıflandırma yapılır ise, kemer barajlar aşağıda belirtilen üç tipte projelendirilirler.
    - Kemer ağırlık gövdeler
    - Silindirik gövdeler
    - İki eğrilikli gövdeler
    Kemer ağırlık barajları enkesit yönünden ağırlık barajlarına benzer fakat baraj aksı eğrisel olup, mansap yüzü daha dik eğimlidir.
    Diğer tipteki kemer barajlara göre, kendi ağırlıkları ile üzerine gelen yüklerin temele aktarılması daha önemli rol oynar.
    Silindirik barajların eksen yarı çapları sabittir. Gövde kalınlığı temelden yukarı doğru azalar.
    İki eğrilikli kemer gövdelere ise yatay ve düşey eğrilik verilmiştir. Tabii ki bu sınıflandırmanın altında sabit merkez açılı değişken merkez açılı, sabit yarıçaplı, değişken yarıçaplı, sabit merkezli, değişken merkezli gibi ikinci derecede geometrik özellikler sayılabilir.
    Baraj Gövdelerinin Yerleştirilmesinde Göz Önünde Bulundurulması Gereken Önemli Jeolojik Oluşumlar Aşağıda Belirtilmiştir.
    a) Baraj aksı membaından mansaba irtibatlı, bertaraf edilmesi zor olan bir yeraltı su yolu bulunmalıdır.
    b) Gövde, enjeksiyon perdesi veya diğer metodlarla ıslah edilmesi zor ve masraflı olabilecek geçirimli bir formasyon üzerine zorunlu olmadıkça oturtulmamalıdır.
    c) Gerek dolgu, gerekse beton barajların temeli civarında aktif faylar mevcut olmamalıdır.
    Küçük aktif olmayan faylar ve çatlaklar dolgu barajlarda önemli olmayabilir, fakat beton ve bilhassa beton kemer barajlarda bunlar zayıf zonlar oluşturdukları için genellikle arzu edilmezler.
    Gökçekaya iki eğrilikli kemer barajı buna rağmen sağ ve sol yamaçta oldukça önemli fay sistemleri üzerinde inşaa edilmiş, fakat bu fayların dolgularının önemli miktarda boşaltıp yerine beton doldurulması hem zaman almış, hemde çok masraflı olmuştur.
    d) Barajın oturacağı yerde veya civarında gövdeye zarar verebilecek, kaldırılması veya ıslah edilmesi ekonomik görülmeyen, önemli heyelanlı sahalar olmamalıdır.
    e) Aks boyunca alınmış jeolojik kesit kazı sınırını belirleyecektir. Jeolojik kesidi mevcut olmayan, sadece topoğrafik duruma göre seçilmiş bir aks yerinde, baraj temeli için uygun olmayan, kazılarak alınması gerekli zemin kitlelerine rastlanabilir.

    B) DOLUSAVAK TESİSLER :
    I- Giriş :
    Dolusavak deyimi ile, su yapılarında, suyu menbadan mansaba geçiren yapımlar anlatılmaktadır. Bunlar barajların birer parçası olabildiği gibi bağlamaların da gövdelerinin şekillendirilmesinde kullanılmıştır. Bu kadar yaygın olmalarına rağmen rasyonel etüdleri ancak son senelerde yapılabilmiştir.
    Dolusavakların incelenmesi çok yönlüdür. İlk çözümlenmesi gerekli problem asal su yapısındaki konumlarıdır. Bundan sonra hidrolik hesapları ve ve nihayet statik hesapları gelir. Savağı teşkil etmesi için kullanılması gerekli malzemenin seçimi de ayrı bir problem oluşturur. Sonuçta varılacak çözüm, mevcut çözümler arasındaki, gerek malzeme gerekse hidrolik bakımdan en elverişlisi olmalıdır. Yanı yapım, en az parayı sarfederek proje debisini emniyetle geçirebilen tesis tarifine uygun bulunmalıdır.
    2-Değişik Dolusavak Tipleri :
    2.1. Serbest Akışlı Dolulusavaklar :
    2.1.1 – Geometrik sınıflandırma
    1- Doğrusal eşikler
    2- Özel şekilli eşikler
    2.1.2- Profile göre sınıflandırma
    1- Creager profilli savaklar
    2- 2. nci dereceden parasol profilli savaklar
    3- 3. ncü dereceden parabol profilli savaklar
    4- Karışık profilli savaklar
    5- Basık profilli savaklar
    6- Serbest düşüler, kalın eşikli savaklar
    2.1.3- Yan savaklar
    2.1.4- Kuyulu savaklar
    2.1.5- Sifonlu savaklar
    2.1.6- Menfezler savaklar
    2.1.7- Tehlike savakları

    2.2. Kapaklı dolusavaklar :
    2.2.1- Kirişli kapamalar
    2.2.2- Yassı kapaklı savaklar
    2.2.3- Eğrisel kapaklı dolusavaklar

    3. Dolusavakları Meydana Getiren Elemanlar :
    Dolusavakları meydana getiren elemanların sayısı dörttür.

    1. yaklaşım kanalı,
    2. kabartma gövdesi,
    3. mansap kanalı ve
    4. suyu yatağa veren tesisler.
    3.1. Yaklaşım kanalı :
    Suyu savak yapısına iletmek için kullanılır. Bazı yapımlarda dolusavak baraj gövdesi üzerindedir ve su ile doğrudan doğruya temastadır. Dolayısıyle yaklaşım kanalına ihtiyaç kalmaz. Yaklaşım kanalının projelendirilmesinde dikkat edilmesi gerekli hususlar şunlardır:
    Baraj gölünden kanala giriş :
    Giriş ağzının tertibinin önemini iki noktada vurgulamak gereklidir.
    1. Yük kayıplarının azaltılması ve
    2. Kanal içinde düzenli bir akımın elde edilmesi.

    Yaklaşım kanalı güzergahı:
    Kanal güzergahı barajın konumu ile yakından ilgilidir
    Yaklaşım kanalındaki akımın max. hızı:
    Kanal içinde yük kayıplarını ve oyulmaları önlemek için 4.5-5.0 m/sn olmalıdır.
    3.2. Kabartma gövdesi :
    Su alma yapısının anahtar mevkiinde bulunur. Kabartma gövdesi değişik organlardan kuruludur. Bunlar aşağıda sırasiyle tarif edilecektir.
    a. Yan duvarlar :
    Savak bir yaklaşım kanalı içine oturtulmuş ise kanal ile savak arasındaki geçişi sağlamak için tertip edilir. Bu duvarlar doğrusal olabileceği gibi eğrisel de inşa olunabilir.
    b. Kenar ayaklar :
    Savak bir yaklaşım kanalının içine oturtulmamış ise bu takdirde yan duvarların yerini kenar ayaklar alır.
    c. Dolusavak gövdesi :
    Suya hız vererek mansaba aktaran yapıdır. Yaklaşım kanalı içine yerleştirilebileceği ğibi
    baraj gövdesi içinede oturtulabilir.

    d. Orta ayaklar :
    Kapaklı dolusavaklar da kapakların yuvalandıkları tesislerdir. Kuvvetler bunlar yardımıyle temellere aktarılır. Orta ayakların açıklıkları ve geometrik şekilleri kapak geometrisine ve akımın hidrolik özelliklerine bağlıdır.
    d. Servis köprüsü :
    Orta ayaklar üzerine oturtulan bir tabliyeden ibarettir. Burada kaldırma tesisatı bulunur. Bazı hallerde servis köprüsünün yanında bir de yol köprüsü bulunur.

    e. Dolusavak kapakları :
    Bu kapaklar dolusavağın asal bir elemanıdır. Kaldırma tertibatının el ile hareket edeni olduğu gibi elektrik kumandalı veya otomatik olanları da vardır. Dolusavaklarda kullanılanlar daha ziyade radyal kapaklar, vagon veya kaydırmalı yassı kapaklardır. Bağlamalarda daha çeşitli kapaklara gidilmiş ve bunlar uygulama alanı da bulmuştur.
    3.3. Dolusavak mansap kanalı :
    Savak yardımıyle mansaba geçirilen su, ya doğrudan doğruya akarsu yatağına iade edilir veya bir kanal aracılığı ile daha uzaklara götürülür. Dolusavağın baraj gövdesi üzerinde olması halinde birinci çözüm kullanılır. Toprak veya kaya dolgu barajlarda ikinci çözüme gidilmektedir.
    3.4. Suyu akarsu yatağına veren yapılar :
    Bunlar ikiye ayrılabilir :
    1. Suyu akarsu düzeyine indiren yapılar ve
    2. Suyu sıçratan yapılar
    Suyu akarsu düzeyine indiren yapılar bilindiği gibi düşü havuzlarıdır. Bunlar da çeşitlidir. Bir kısmı düz eşikli bir kısmı ise dişli yapılmaktadır.
    Suyu akarsu düzeyine sıçratarak indiren yapılar genellikle sıçratma uçları ismi altında tanımlanır. Bunlar basit sıçratma uçları, yansıtıcılar ve su napını buran ve yayan sıçratma uçları olarak üçe ayrılabilir.

    C) DERİVASYON TESİSLERİ:
    Derivasyon, baraj inşaat alanının kuru tutulabilmesi için akarsu güzergahının geçici olarak değiştirilmesidir. Genellikle batardolar ve derivasyon tünelinden ibaret yapılardır.
    Batardolar baraj gövdesinin küçültülmüşü gibidir. Memba batardosu suyun baraj inşaatına girmesini önlediği gibi derivasyon tünelinden çıkan suyun inşaat alanına girmesini önler.
    Derivasyon tüneli, suyu dağın içinde ileten çoğunlukla dairesel bazen de atnalı kesitinde yapıdır. Bu yapı açıkta yapılırsa kondüvi denir. Derivasyon aşamaları (EK III-4)’de gösterilmiştir.

    D) DİPSAVAK TESİSLERİ:
    Barajlarda depolanan suyu mansaba vanalar vasıtasıyla, kontrollu olarak veren tesistir.
    Genellikle dipsavak aşağıdaki yapılardan meydana gelir.
    1. Su alma yapısı – Baraj gölünden, tek veya değişik seviyelerden su alabilen yapıdır.
    2. Memba tüneli (Kondüvisi) – Su alma yapısı vasıtasıyla alınan suyu ileten yapıdır.
    3. Tehlike vanası ve tıkacı – Cebri boru veya ayar vanasında tamirat gerektiğinde suyu kesen vanadır.
    4. Cebri boru – Tehlike vanası ile ayar vanası arasında suyu ileten çelik borudur.
    5. Ayar vanası ve ayar vana odası – İstenilen su miktarına göre ayar yapan vanadır.
    6. Enerji kırıcı tesis – Suyun enerjisini alarak döküldüğü yere ve çevresine zarar vermesini önleyen yapıdır.

    E)ENERJİ İLETİM TESİSLERİ:
    I- Su Alma Yapısı (Intake) :
    1. Tanımı :
    Bir hidroelektrik tesiste, enerji amacı için kullanılacak suyun kaynağından alınarak iletim (isale) kanalı, konduvi, kuvvet tüneli veya cebri boruya geçişini sağlayan yapıya “su alma yapısı” denir.
    Su alma yapıları, su alınacak yerin nehir, dere, sulama kanalı veya rezervuar (baraj) olacağına göre değişik özellikler gösterir. Bununla beraber su alma yapılarının fonksiyonları bakımından müşterek özellikleri vardır. Bu özellikler genellikle şunlardır
    a) Bir su alma yapısı, bağlandığı iletim yapısına (iletim kanalı, kuvvet tüneli, kondüvi veya cebri boru) gerekli suyu kontrollu olarak (istenilen ayarda) verebilmelidir.
    b) İstenilen suyu sedimentten (silt, kum, çakıl gibi) ve yüzer haldeki türbine kadar gidebilecek zararlı maddelerden (tomruk, kütük, buz v.b.) arıtarak verebilmelidir.
    c) En az düşü kaybı ile çalışacak şekilde ve ekonomik olarak projelendirilmiş olmalı ve belirtilen ömrü süresince işlevlerini yerine getirebilmelidir.
    2. Tipleri :
    Barajlı santralların su alma yapıları şu tiplerde olabilir :
    a) Kule Tipi Su Alma Yapısı :
    Su alma yapısı, rezervuar kenarından epeyce içerlerde yapılmak zorunda ise kule tipi seçilebilir. Ancak, kuleye ulaşım bir köprü vasıtası ile olacaksa köprü maliyeti çok iyi hesaplanmalıdır. Aksi halde çok pahalı bir su alma yapısı olabilir, bu takdirde diğer tiplerden birini seçmek daha iyi olur.
    b) Şaftlı Su Alma Yapısı :
    Su alma yapısı ile rezervuar kenarı arası pek uzak değilse, kapak şaftı açılacak zemin sağlam kaya ise ve kapak şaftı ile su alma yapısı arasındaki tünelde veya giriş yapısında, ömrü içinde bir arıza beklenmiyorsa veya dalgıç yardımı ile gerektiğinde batardo kapağı çalıştırılabilecekse bu sisteme gidilebilir. Bununla beraber, arıza halinde rezervuar su seviyesini su alma yapısı alt kotuna indirecek bir dipsavak sistemi yoksa kesinlikle bu tip kullanılmamalıdır. Hasan Uğurlu HES su alma yapısı bu tipte yapılmış ve buna bakarak bir iki proje daha bu tipe çevrilmiştir. Fakat, su alma yapısı ile şaft arasındaki tünelde bir arıza çözülmesi son derece güç ve pahalı sorunlar getirebilir.
    c) Kaya Yamaca Dayalı, Düşey veya Eğik Kapaklı Su Alma Yapısı :
    Yeri iyi seçilmek şartı ile en iyi ve ençok kullanılabilecek tip budur. İlk yatırım biraz fazla olursa da (bazı hallerde) hiçbir sorun getirmeyecek bir tiptir. Bu tip tercih edilmelidir.
    d) Vana odalı batık su alma yapısı
    e) Dipten alışlı (düşey şaft) tipi su alma yapısı. Orta düşülü santrallarda kullanılabilecek bir tiptir.
    f) Beton baraj içine yapılan su alma yapısı.
    2. Tüneller :
    2.1- Tünellerin Sınıflandırılması :
    Tüneller, iç basınç ihtiva edip etmediklerine göre basınçlı ve basınçsız tüneller diye ikiye ayrılır.
    a) Basınçsız Tüneller : Demiryolu ve karayolu tünelleri, servis tünelleri, metrolar, maden ocağı tünelleri iç basınç ihtiva etmezler. Kanal vazifesi gören tünellerde bu gruba dahildir. Burada iç basınçsız tüneller üzerinde durulmayacaktır.
    b) Basınçlı Tüneller : Enerji maksatlı tüneller bu gruba girer. Burada bu tip tüneller anlatılacaktır. Tünel projesi iç içe iki daire çizip birde boy kesit göstermekten ibaret değildir. İyi bir tünel projesi hazırlayabilmek için tünel açma tekniğini, tünel içinde çalışacak makinaların özelliğini, tünelin içinden geçeceği jeolojik formasyonları, iksa ve kalıp sistemlerini ve en son olarak tünelde oluşacak yükleri ve tünel kaplamasının bu yükler altındaki davranışını ve nihayet yapılacak olan projenin bütün fonksiyonlarını çok iyi bilmek lazımdır.
    Basınçlı tüneller 3 gruba ayrılabilir :

    a) Alçak basınçlı tüneller : H <5 m
    b) Orta basınçlı tüneller : 5< H <100 m
    c) Yüksek basınçlı tüneller : H >100 m

    H = Tünelde iç basıncı oluşturan su yüksekliği
    Tüneller, kaplamalı veya kaplamasız olabilir. Tünelde kaplamanın fonksiyonu yük taşımaz, sızdırmazlığı sağlamak ve düzgün bir yüzey sağlayarak sürtünme kayıplarını azaltmaktır.
    Tüneller, kaplamalı veya kaplamasız olabilir. Tünelde kaplamanın fonksiyonu yük taşımak, sızdırmazlığı sağlamak ve düzgün bir yüzey sağlayarak sürtünme kayıplarını azaltmaktır.
    Alçak basınçlı tünellerde kaplamaya gerek olmayabilir. Bilhassa tünel sağlam bir kaya formasyondan geçiyor ise sadece su kaçabilecek çatlakları kapatmak ve gerekli ise sadece şotkrit yapmak yeterlidir.
    Orta basınçlı tünellerde su sızdırmazlığını temin için ince demirsiz bir beton kaplama yeterli olabilir. Zemin sağlam kaya değilse kaplama yapılmalıdır. Hatta iç basınç arttıkça çatlaklar büyür ve su kaçağına enjeksiyon bile yeterli olmayabilir.
    Eğer çevredeki kaya, kaplamanın radyal genleşmesine müsaade ediyorsa ve bu genleşme, betonun taşıma gücündeki uzamasını geçiyorsa betonda çatlaklar oluşur. Bu takdirde (bütün iç basıncı alacak kadar) kaplama içine betonarme teçhizat konur ve enjeksiyona gerek kalmayabilir. Eğer iç basıncın bir kısmını kayanın taşıması isteniyorsa bu takdirde, kaplama ile kaya arasındaki boşluğa enjeksiyon yapılması gereklidir.
    Yüksek basınçlı tünellerde, grobeton kaplama ve hatta betonarme kaplama çatlamayı önleyemez. Bu takdirdeğ tünelde çelik kaplama uygulanır. İç basıncın tamamını çelik kaplama alacaksa, çeliğin akma gerilmesine göre hesap yapılabilir.
    2.2. Tünel Tipleri, Ebatları, Hızları :
    Tünel Kesitleri :
    Tünel tipleri (Şekil:…..)’da verilmiştir. Bu standart tünel kesitlerine ait her türlü yüke göre gerilme analizleri yapılmıştır. (Şekil:….. altındaki Not’a bakınız.)
    Tünel Boyutları :
    Tünel kazısında ve taşımada kullanılacak olan makinalar tünel içinde rahatça çalışabilmeli, daha büyük kesitteki tüneller için bir ekonomik kesit hesabı yapılmalıdır. Minimum tünel boyutu 2,5×2,5 m olarak verilmiştir. Amerika gibi işçi ücretleri yüksek olan bir ülkede, sağlam kayada açılacak kaplamasız bir tünelde 4,25-4,50m çaplı tünel ekonomik olmaktadır. Bazen içinde makinaların rahatça çalışacağı kesitte bir tünel, daha küçük kesitte ve fakat makinaların çalışırken zorlanacağı bir tünelden daha ekonomik olmaktadır.
    Tünel Hızları :
    Tünelde yüksek hız, inşaat maliyetlerini düşürür, fakat düşü kaybını arttırır. Bu ise tünelin gayri ekonomik olmasına yol açar. Onun için mutlaka tünel ekonomik kesit analizi yapılmalıdır. Bununla beraber ilk çalışmalar için şu hızlar kullanılabilir.
    -Kaplamasız kaba kaya yüzeyler için : 1,0-2,0 m/sn
    -Biraz düzeltilmiş kaya yüzeyler için : 1,5-3,0 m/sn
    -Beton kaplamalı yüzeyler için : 2,0-4,0 m/sn
    -Çelik kaplamalı yüzeyler için : 2,5-7,0 m/sn
    Bu değerler, suyun aşındırıcı sürüntü maddesi taşımadığına göredir. Fazla sürüntü maddesi varsa, kaplamalı bile olsa 2,0-2,5 m/sn hız geçilmemelidir.

    3. Denge Bacası (Surge Tank)
    3.1. Amacı :
    Denge bacası, basınçlı boru sistemlerindeki basınç değişimlerini düzenleyerek cebri boruların en ekonomik boyutlarda (boy, çap, et kalınlığı) kalmalarını ve iyi bir regülasyonla türbinlerin düzenli ve verimli çalışmalarını sağlayan yapıdır. Şu amaçlara hizmet eder:
    a) Bir hidroelektrik santralda, türbinlerin ani kapanması, diğer bir deyimle “yük atması” (elektrik şebekesindeki bir arızadan veya şebekede yük azalması nedeni) ile, cebri boru veya tünel içinde hareket halinde olan su kütlesi aniden yavaşlar. Belirli bir ivmeye sahip bu su kütlesi, cebri boruların alt uçlarında büyük basınç artışlarına sebep olur. Buna su darbesi veya su koçu denir (water hammer). Bu basınç artışı, cebri boru ve tünel içinde basınç dalgaları halinde membaya doğru yayılır. Denge bacası, bu basınç dalgalarını kendi serbest su yüzeyinde keserek daha membaya gitmesine engel olur ve bu suretlede tünelin denge bacasının membaındaki kısmı, aşırı basınçtan korunmuş olur. Kırılmış basınç dalgalarının çok az bir kısmı, denge bacasının memba tarafında geçerse de bunun tünel üzerindeki tesiri çok azdır ve ihmal edilebilir.
    b) Eğer santrala basınç düşürücü bir by-pass sistemi (Pressure relief valve) ilave edilmemişse veya herhangi bir nedenle bu vana çalışmazsa; denge bacası, cebri borunun kendisini de kısmen bu aşırı basınçtan korumuş olur. Çünkü, türbinin ani kapanması ile cebri boruda oluşacak basınç artışı (water hammer) kapalı sistemin boyu ile de orantılıdır.
    c) Denge bacasının en önemli görevlerinden birisi de, türbinde regülasyonu sağlamaktır. Türbin çalışmaya başlarken veya çalışırken aniden yük ihtiyacı artarsa türbinin de fazla suya ihtiyacı artar. Yataya yakın eğimli tünelin içindeki su kütlesine yeterli ivme sağlanamazsa, çok eğimli cebri boru ile tünelin birleştiği yerdeki su akımında bir kesiklik bile olabilir. Bu suretle türbin çalışmaz veya verimi düşer.
    Bir hidroelektrik santraldan en yüksek verimin sağlanabilmesi için su alma yapısından kuyruk suyuna kadar suyun geçtiği bütün yolların hidrolik şartlara uygun olarak ve en az düşü kaybı ile çalışacak şekilde projelendirilmiş olması yanında, türbinde de çok iyi bir regülasyonun sağlanması gerekmektedir. Türbinin volan tesiri (flywheel effect) sistemde dengeleyici bir rol oynarken; kapalı sistemdeki (cebri boru veya cebri boru+tünel) su sütunu da dengeyi bozucu bir oynar.Türbinde regülasyona etki eden bu etkenin sağlanması gerekmektedir.
    3.2. Denge Bacası Hangi Şartlarda Gereklidir :
    1) “Water hammer”dan ileri gelen aşırı basınca göre projelendirilecek cebri boru maliyeti; aşırı basınç azaltılarak projelendirilecek cebri boru maliyeti ile denge bacası maliyeti toplamından daha büyük oluyorsa denge bacası yapılmalıdır.
    2) Tek ünite tek başına kurulu gücünde çalışırken türbinin aniden durması (tam yük atması) halinde hesap edilen hız artımı (speed rise) %45'in altına düşürülemiyorsa denge bacası yapılmalıdır.
    a) Hesaplarda birden fazla ünite aynı cebri borudan besleniyorsa; hız artımı hesabı her ünite yalnız başına çalışıyormuş gibi yapılır.
    b) Eğer sistemde türbine bağlı, su tasarruflu tipte bir basınç regülatörü varsa; kritik regülasyon, bu regülatör çalışmıyorken ve yük artışı olurken meydana gelir. Hız artımı hesabı bu şartlarda yapılmalıdır.

    3.3. Denge Bacasının Yeri :
    Denge bacasının yeri mümkün mertebe santrala yakın olmalıdır. Hatta Denge bacasının yeri, çok az meyilli olan kuvvet tüneli ile birden dikleşen cebri borunun kesiştiği kurb civarında olmalıdır. Bu suretle bütün kapalı sistem (Tünel+Cebri Boru) aşırı basınçtan korunmuş ve tübinde regülasyon daha iyi sağlanmış olur. Fakat yüksek düşülü santrallarda bu mümkün değildir. Çünkü çok yüksek bir denge bacası gerektirir. Bu ise ekonomik bir çözüm olmaz.
    Denge bacasının yeri, çok az meyilli olan kuvvet tüneli ile birden dikleşen cebri borunun kesiştiği kurb civarında olmalıdır. Denge bacasının üst kotu, çevre kotundan biraz yukarıda olmalıdır. Bunun ne kadar olacağı zeminin cinsine ve topoğrafyasına göre belirlenir. Yüksek kule gibi bir yapının birçok sakıncaları olabilir.
    Denge bacası, sağlam bir zemin (kaya) içine şaft olarak yapılmalıdır. Ekonomik oluyorsa üst yapısı “up surge” için genişletilebilir veya çelik olarak da yapılabilir. Yapının yer altındaki kısmının etrafına enjeksiyon ve gerekli ise ankraj yapılmalıdır. Hesapları, tünel hesapları gibi yapılır.

    4. Vanalar ve Vana Odaları :
    Tipleri Ve Fonksiyonları :
    Hidroelektrik tesislerde kullanılan vana tipleri ve fonksiyonları şöyle sıralanabilir:
    Vana tipleri; sürgülü vana, kelebek vana, küresel vana, konik vana ve basınç düşürücü vana olarak sayılabilir. Yerleri ve fonksiyonları ise:
    a) Cebri Boru Emniyet Vanası
    Amacı; Cebri boruda arıza, çöküntü veya yarılma, kayma olursa hız artışı sebebi ile otomatik olarak bu vana kapanır ve bu suretle cebri boru ve ilgili tesisler daha fazla zarara girmeden kurtulmuş olurlar.
    Yeri; Tünel çıkışına veya cebri boru baş tarafına konur. Çok az eğimi olan tünelden aniden dikleşen cebri boruya geçiş bölgesine konulmalıdır. Bu suretle hem vana daha az basınca göre projelendirilir ve hem de fonksiyonunu daha iyi yerine getirmiş olur.
    Tipi; Genellikle üzerindeki düşü az olduğu için kelebek vana tipi kullanılır.
    Vana Odası : Boyutları, cebri borunun çapına, içeride bir montaj sahası olup olmayacağına ve personel asansörünün içeri alınıp alınmayacağına bağlıdır. Vana odasında cebri boru üzerinde vana, hava bacası (ventili), giriş kapağı bulunur. Ayrıca hidrolik kaldırma donanımı, panolar, gezer vinç bulunur. Vana odasının, tam yük ile yüklü bir vasıta girecek genişlikte kapısı, pencereleri ve tabii havalandırması olmalıdır.
    b) Türbin Vanası: Gerektiğinde cebri boruyu kapayarak türbine su girmesini önlemektir. Türbinin hemen mansabına konulmalıdır.Kelebek, sürgülü veya küresel vana tipi olabilir. (Düşü ve debiye bağlı olarak seçim yapılır.)
    c) Dipsavak Vanası
    Türbin durduğunda, mansaba sulama veya başka amaç ile su vermek gerekiyorsa veya rezervuar dolusavak eşik kotu altındaki herhangi bir kota kadar boşaltılacak ise bu vana kullanılır. Derivasyon tüneli veya santral içinde bir yer olabilir. Konik vana kullanılır. Bu vananın membaına da bir adet sürgülü vana konur. (Emniyet vanası)
    d) Basınç Düşürücü Vana (Pressure Relieve Valve)
    Yüksek düşülü santrallarda basınç artışı (water hammer) çok yüksek çıkıyorsa ve bu basınca göre cebri boru projelendirmek ekonomik olmuyorsa, türbinin hemen yanına özel bir vana konur ve türbin aniden durunca bu vana çalışır ve bu suretle basınç dalgalarının (water hammer) cebri boru içinde yükselmesi önlenerek belrli bir oranda tutulur.
    5- Cebri Borular :
    Türbin İle tünbinin membaındaki “ilk açık su yüzeyi” arasındaki basınçlı borulara cebri borular denir. Sızdırmazlık amacı ile yapılan veya serbest yüzeyli su taşıyan borulara cebri denmez. “İlk açık su yüzeyi” baraj, regülatör, yükleme odası veya denge bacasında oluşabilir. Cebri borunun en büyük özelliği basınçlı olmasındadır. Basınçlı tüneller veya şaftlar da bu tanımın içine girerler. Cebri borular, genellikle çelikten yapılır. Bununla beraber iç basınç fazla değilse veya sızdırmazlık sorun teşkil etmiyorsa, açık cebri borularda veya tünellerde beton malzeme de kullanılabilir.
    Yüksek düşülü hidroelektrik tesislerde maliyetin büyük bir kısmını cebri borular oluşturur. Onun için ilk etütler ve kesin proje hesapları çok iyi yapılmalıdır.
    Cebri boruların projelendirilmesinde şu işler yapılır :
    Jeolojik Etütler, Güzergah Seçimi Ve Yerleştirilmesi :
    Bu bölümle ilgili yapılacak çok iş vardır. Blhassa jeolojik etütlerin çok iyi yapılması gerekir. Biz burada, bu etütlerin ilgililer tarafından yapıldığını varsayıyoruz. Ancak şu hususları tekrar belirtmekte fayda görülüyor. Cebri boru güzergahı kesinlikle heyelan bölgesinden, yamaç molozu, kil veya benzeri zayıf zeminlerden geçirilmemelidir. Sağlam kaya veya benzeri zeminden geçirilmelidir. Genellikle topografyanın gösterdiği sırtlar sağlam zeminler olabilir. Yüzeyde sağlam zemin bulunamıyorsa, şaft veya tünel sistemi seçilmelidir. Güzergah seçimi çok tecrübeli bir jeolog ve mühendisler grubu tarafından yapılmalıdır. Aksi halde uygulama esnasında çok büyük sorunlarla karşılaşabilir ve beklenmedik maliyet artışları olabilir.
    Cebri borular en kısa yoldan santrala indirilmelidir. Cebri boru uzarsa hem maliyeti ve hem de düşü kayıpları artar. Düşü kaybı ise enerji kaybı demektir. Buna meydan verilmemelidir. Fazla kurb yapılmadan ve en az kazı yapılacak şekilde güzergah seçimi yapılmalı, kurb noktaları kaya veya çok sağlam zeminin oluşturduğu yerlerde seçilmelidir. Keskin kurblarda büyük mesnet kuvvetlerinin oluşacağı hatırdan çıkarılmamalıdır. Cebri borular tek veya birkaç tane olabilir. Bu ekonomik hesaplar neticesinde belirlenir. Her ne kadar, tek cebri boru ekonomik çıkarsa da büyük çaplı cebri borular seçilirken çok dikkatli olunmalıdır. Büyük çaplı cebri boruların taşıma ve montaj güçlüğü olduğu gibi stabilite sorunu da olabilir. Bilhassa açıkta yapılan cebri borularda bu hususa çok dikkat edilmelidir. En büyük çaplı açıkta cebri boru Keban ve Atatürk projelerinde uygulanmıştır.

    Tünel kaplaması olarak kullanılan cebri boruların çapı, açıkta yapılan cebri borulara nazaran biraz daha büyük seçilebilirse de montaj ve stabilite sorunu yataracağı dikkate alınarak sakınılmalıdır. Kapulukaya HES enerji tüneli iç çapı 700 cm olarak uygulanmışsa da montaj esnasında çok güçlük çekilmiştir. Onun için her türlü husus iyi incelenmelidir.
    Soğuk bölgelerde cebri borular kapalı yapılabilir veya kapalı galeriler içinde götürülebilir .
    Cebri boruların güzergah seçimi ve mesnet kitlelerinin yer tesbiti yapıldıktan sonra, proje detay ve hesaplarına geçmeden önce mesnet kitlelerinin yerleri araziye aplike edilerek yerinde görülmesinde büyük fayda vardır. Bu sonradan çıkabilecek jeolojik ve stabilite sorunlarını başlangıçta çözümleme bakımından büyük kolaylıklar ve ekonomi sağlayabilir. Eğer projeci çok tecrübeli değilse bu husus ihmal edilmemelidir.
    Cebri Boru Branşmanları : Tünel çıkışında veya santral binasına girerken türbin vanasının hemen membaında cebri boruları branşmanlara ayırmak gerekebilir.
    iki branşman arasındaki açı 60o ile 90o arasında olmalıdır. 90o’den büyük olması daha fazla düşü kaybına sebep olmaktadır. 60o’den küçük olması halinde ise boruların ayrıldığı noktada ana taşıyıcı mesnet ringleri (ring girder) çok büyük çıkmakta ve imalatta güçlük çekilmektedir.
    Ayrıca daha az düşü kaybı için branşmanlar silindirik değil; konik olmalı ve koninin kenarları arasındaki açı (genişleyen tranzisyon için) 10o den küçük olmalıdır. Kurblarda, kurb yarı çapı, cebri boru çapının 5 katı olmalıdı. Mecburiyet varsa R³ 3d’de olabilir. Ancak 3£ R/d< 5o arasında ivmeli hız oluşacağından, titreşim kaçınılmazdır. Kurblar, tam dairesel değilde parçalar (segment) halinde yapılacaksa parçalar arasındaki sapma açısı 5 den küçük olmalıdır.
    6- Hidroelektrik Santral :
    Hidroelektrik santrallar suyun enerjisinden faydalanarak elektrik üreten yapılardır.
    Hidroelektrik santral, suyun potansiyel enerjisinin mekanik enerjiye ve mekanik enerjinin de elektrik enerjisine dönüştürüldüğü yerdir.
    Hidroelektrik santralarda özellikle bakımından aşağıdaki tipleştirmeler yapılabilir:

    a- Düşülerine Göre:
    Orta düşülü santrallar üşü 15-50 metre arasında
    Yüksek düşülü santrallar üşü 50 metreden büyük
    b- Ürettikleri Enerjinin Karakter ve Değerine Göre:

    Baz santrallar evamlı olarak enerji üreten santrallar
    Pik santrallar :Enerjinin en çok ihtiyaç duyulduğu sürede çalışan santrallardır.
    Alçak düşülü santrallar üşü 15 metreden az
    c- Kapasitelerine Göre:
    Küçük kapasiteli :99 kW’a kadar
    Düşük kapasiteli :100-999 kW arası
    Orta kapasiteli :1000-9999 kW arası
    Yüksek kapasiteli :10 000 kW ve daha fazla
    d- Yapılarına Göre:
    a) Yeraltı santralı
    b) Yarı gömülü ve batık santral
    c) Yerüstü santralı
    e- Depolama Özelliklerine Göre:
    1.Deposuz santrallar:
    Bunlar doğrudan doğruya nehir veya kanal üzerinde kurulmuştur. Su depoları (gölleri) olmadığından akan suyun enerjisini elektriğe çevirirler. Memleketimizde Erzincan Girlevik Santralı bu tip santrallara örnek olarak gösterilebilir
    a) Nehir santralları
    b) Kanal santralları
    2. Doğal veya yapay su deposu (gölü) olan santrallar:
    Bu tip santrallarda suyun depolanması esastır. Genellikle su rejimlerinin düzensiz olduğu akarsularda suyun depolanması zorunluluk haline gelmekte ve böylece bütün yıl boyunda düzenli olarak elektrik enerjisi üretilmektedir. Bu tip santrala örnek Keban Hidroelektrik Santralıdır
    a)Baraj santralları
    b)Pompaj rezervuarlı santrallar:Bu santrallar, enerjiye ihtiyaç azaldığı saatlerde şebekeden aldıkları enerji ile pompa olarak çalışarak su basarlar. Günün enerjiye en çok ihtiyaç olduğu saatlerde birikmiş suyu türbinleyerek enerji üretirler.
    Tipik bir baraj santralına ait yapılar aşağıda sıralanmıştır.
    3-Manyetik Alanın Döndürülme Yöntemlerine Göre:
    Elektrik üretimi genel olarak manyetik alanın generatör içinde döndürülmesi ile sağlanır. Generatör içindeki manyetik alanın döndürülme yöntemlerine göre santrallar aşağıdaki tiplere ayrılabilir:
    1. Dizel Santrallar
    2. Hidroelektrik Santrallar
    3. Termik Santrallar
    4. Jeotermal Santrallar
    5. Doğalgaz Santralları
    6. Nükleer Santrallar
    7. Rüzgar Santralları
    8. Gel-Git (Med-Cezir) Santralları
    9. Güneş Enerjisi İle Çalışan SantrallarDiğer Santrallar (Deniz suyundaki ısı farkından yararlanan biogaz santralları gibi) santrallar,

    Yer Seçimi :

    Santral yer seçimine yeteri kadar önem verilmezse, sonradan çok sorunlarla karşılaşılabilir ve santral maliyeti hesap edilenin çok üzerine çıkabilir. Onun için santral yeri, çok tecrübeli bir jeolog ve mühendisler grubu tarafından seçilmelidir. Daha sonra da bu yerde sondajlar yaptırılarak yer seçimi kesinleştirilmelidir. Yer seçiminde şu hususlara dikkat edilmelidir :

    a) Detaylı bir jeolojik etüt yapılmalı; heyelan bölgesinden ve aktif faylardan uzak olmalı; kil, kum, alüvyon, dolgu ve dere yatağı üzerine oturtulmamalıdır. Santral binası mümkün olduğunca sağlam kaya üzerine otutulmalıdır. Bunu temin için gerekiyorsa santral “yarı gömülü” veya “yer altı” tipte projelendirilebilir.
    b) Santral yeri, en kısa cebri boru ile ve en az düşü kaybı verilerek ulaşılabilecek bir yerde olmalıdır. Cebri borunun, yataylaştığı alt uçlarda en çok düşü kaybına sebep olduğu ve boru et kalınlığının maksimuma eriştiği hatırlanmalı ve bu suretle altlardaki düz kısmın boyu en kısa olacak şekilde santral dağ tarafa doğru yaklaştırılmalıdır.
    c) Santral binası ve ilgili yapıların yerleşebileceği büyüklükte düzgün bir yer bulunmalı ve yer temini için lüzumsuz kazıya gimek ihtiyacı doğmamalıdır.
    d) Santral binasına en yakın yerde ve yeterli boyutta bir şalt sahası yeri olmalıdır.
    e) Üniteler, montaj sahası ve idari blok ile trafo yeri ve şalt sahasının mümkün olduğunca bir arada olması gerektiğinden bu bölümlerin rahatça yerleştirilebileceği büyüklükte bir ye olmalıdır.
    f) Kuyruk suyu kanalı, nehir yatağına uygun ve ekonomik bir şekilde bağlanabilmelidir.
    g) Santral kolay, ekonomik bir ulaşım yolu yapılabilecek bir yerde olmalıdır.

    7- Hes Kuyruk Suyu (Mansap) Tesisleri :
    Kuyruk Suyu Kanalı ve Eşiği :
    Boşaltma borusu (draft tube) çıkışı ile kuyruk suyu kontrol eşiği arasındaki yapıya denir. Genellikle beton kaplamalı ve tabanı 1/6 eğimli yapılır. Bu kanalın sonunda, kuyruk suyu seviyesinin belirlenen düzeyde tutulabilmesi için bir de kontrol eşiği yapılır.
    Amacı :
    Santral çıkış suyunun boşaldığı nehir yatağı veya deredeki su seviyesi alçalınca, kuyruk suyu kanalındaki su seviyesini minimum işletme kotunda tutabilmek için kontrol eşiği yapılır.
    Tabii Kanallarda Su Yüzü Profili :
    Hidroelektrik santralın çeşitli debilerdeki mansap su seviyelerini belirleyebilmek için kuyruk suyu kanalının bağlandığı nehir veya kanalın su yüzü profilinin (su yüzü eğrileri) bilinmesi gerekir. Tabii durumdaki nehir veya kanalın kesitleri ve taban eğimi genellikle muntazam değildir. Böyle tabii durumdaki bir nehir yatağında su yüzü profili çıkarmak epeyce bir çalışmayı gerektirir. Bununla ilgili çalışmalar şöyle sıralanabilir :
    a) Hesabı yapılacak olan nehir veya çay yatağı ile ilgili akım kayıtları temin edilir (Hidrolojik data)
    b) Santralın oturacağı yerin ve mansabındaki nehir veya derenin haritası temin edilir (Topografik data). Mansaptaki kritik kesitler bu harita içinde olmalıdır.
    c) Arazide, santral kuyruk suyu kanaının oturacağı yerden mansaba doğru belirli aralıklarla en az 5 adet nehir en kesiti çıkartılır. Nehir yatağı ve taban eğimi oldukça muntazam gözüküyorsa bu aralıklar 100-200 m olabilir. Eğer çok gayri muntazam ve kesin dönüşler yapıyorsa 50-100 m olmalıdır. Aralıkların eşit olması gerekmez. Kesitler, en kesitin daraldığı veya kesin dönüşlerin olduğu yerlerden alınmalıdır. (Adı geçen en kesitler alınırken nehirin o andaki debisi ölçüm istasyonundan alınır ve en kesitlerin alındığı yerlerdeki su yüzü kotları okunabilirse; su yüzü hesaplarını ve nehir taban eğimini kontrol etmede çok faydalı olabilir). En kesitlerin iki sahildeki başlangıç noktalarının koordinatları da harita üzerine işlenmelidir.
    d) Nehir yatağının pürüzlük katsayısı n, arazi incelenerek ve literatürde verilen tanımlara bakılarak belirlenmeldir. Bununla beraber, her en kesitinin altına yatak durumunu belirleyici görüşler ayrıntılı olarak yazılmalıdır.

  • • Gotik Mimari

    Roman mimarlığının altın çağının sonunda(XII. YY.) ortaya çıkan gotik mimarlık, gotik üslubunun bütün öbür sanat biçimlerinden daha uzun ömürlü olarak XVI. yy.a kadar sürmüştür.

    Gotik üslubunda yapılan çok sayıda çarpıcı din dışı yapıya karşın, yeni mimarlık üslubu özelikle, mimarlıkta Ortaçağ’ın en verimli alanı olan kiliselere en güzel yapıtlarını vermiştir. 1400 yıllarında gotik mimarlığın Avrupa’nın her yanına yayılmasına karşın, en gelişmiş örnekleri Fransa’nın kuzey kesiminde, Paris çevresinden Saint-Deniş ve Chartres’ı da alarak Champagne bölgesine kadar uzanan bölgede verilmiştir. Bu bölgede XII ve XIII. yy’larda yapılan bir dizi katedralde gotik mimarlığın temel yenilikleri ortaya konmuştur.

    Roman mimarlığı ile gotik mimarlığı arasındaki temel ayrılık destek sorununu çözme biçiminde yatmaktadır. Roman mimarlığında yapının bütün ağırlığını duvarlar taşır ve böylece, insanda bir denge, bir kütle duygusu uyandırır; oysa gotik katedrallerde, bu ağırlık, direkler ve payandalara yüklenmiştir; direk ve payandalar, ustaca yapılmış bir kemer sistemiyle birbirine bağlanmış dıştan da destek kemerle berkitilmiştir; bütün bu özellikler insanda, yapının gökyüzüne yükseldiği düşüncesini doğurur.

    Gotik mimarlığın yeni nitelikleri özenli kırık-kemer, destek-kemer, sivri-kemerler oluşturmak için birleşen silmelerin kesişme noktalarına oluşturmuş tonozların (kaburgalı tonozlar)kullanımına bağlıdır. Hafif hareketli bir çatkı görünümündeki yapı iskeletinin bu yolla hantallıktan kurtarılması, hem kesişen güç çizgileri arasında dengeyi gösterir, hem de sahnın ışık almasını kolaylaştırır. Gerçekten artık birer destek olmaktan çıkan duvarlarda geniş pencereler açılmış duvar resimlerinin yerini içeriye renkli ve hafif bir ışığın süzülmesini sağlayan ve gökyüzünden yere yansıyan Tanrı bağışının simgesi sayılan vitraylar almıştır.

    Önceleri çok sade olan cephelerde, zamanla zengin süslemelerle bezenmiş geniş kapılar açılmış çok sayıda heykel ve alçak kabartmalara yer verilmiştir; bunlar âdeta, taşa aktarılmış dinsel yâda din dışı görüntülerin sergilendiği gerçek birer yapıt niteliğindedir. Gene cepheler kare ya da sekizgen kulelerle bu kuleler de bütünün yukarı doğru yükselmesine katkıda bulunan külah ya da oklarla süslüdür.

    Çok yönlü olan gotik mimarlık, kısa sürede gelişti çeşitli dönem ve ülkelere göre çoğu kez birbirinden farklı görünümler kazandı.1140-1190 arasındaki ilk dönemde île-de-France’ta daha sonra da Fransa’nın her yanında çok sayıda katedral yapıldı; bunlar arasında Noyon (1150), Laon, Notre-Dame(Paris’te 1160)Chartres (1195-1260 ) katedralleri sayılabilir.1190'a doğru, bu yeni üslupta çalışan mimarlar sanatlarının en üstün düzeyine ulaştılar ve 1190-1260 arasında gotik sanat altın çağını yaşadı. Reims (1211-1481),Bourges, Beauvais, Amiens katedralleri bu dönemde yapıldı.

    Yavaş yavaş mimarlık yapılarının yetkinliği gün geçtikçe artan yukarıya yükselme kavgasıyla bozuldu ve gotik üslubunun yerini”parıltılı gotik”üslubu aldı(1260-1380) bu dönemde Metz ve Strasbourg katedralleri yapıldı. Parıltılı gotiğe denk düşen “dikey üslup” un geliştiği İngiltere’deyse gotik mimarlık başlangıçta Fransız gotiğine yakındı ama kısa sürede çok farklı esin kaynaklı ve son derece özgün yapıtlarla ondan ayrıldı. Sivri kemer oluşturan silmeler destek kemerler kaburgalı tonozlar, destek olmaktan çıkıp süs niteliği kazandılar.

    Gotik mimarlık İtalya’ ya XII. yy. da Citeaux rahipleri tarafından götürüldü bu rahipler çok sayıda manastırın (Fassaova, Casamari ,San Galgona )yapımına ön ayak oldular söz konusu yapılarda üslup son derece arı ve Fransa’daki örneklerine yakındır.Ancak bunlar üslubun kural dışı örnekleri sayılır; çünkü çoğu zaman gotik üslup bu ülkede çok yaygın olan roman üslubu öğeleriyle çakışmış bu nedenle de bazen tutarsız ama çoğunlukla özgün yapıların oraya çıkmasına yol açmıştır.

    1380-1540 arasında Avrupa gotik üslubu yeni bir evrim daha geçirerek “alevli gotik” adını aldı. Artık süs öğeleri mimariyi geride bırakarak ön plana geçmişti; kısa süre sonra, kendilerini taştan danteller gibi saran çok sayıda heykel ve süslerin altında yapılar nerdeyse gözden silindi. Bu evrim özellikle İngiltere’de daha da belirginleşti “dikey üslup”un yerini süslü üslup aldı; Almanya’daysa güçlü ve gerçekçi bir heykelcilik anlayışı, Fransa’daki yapıların ölçülük ve zarifliğine ters düşen bir coşku ve zenginlik ortay konmasına yol açtı.

  • • Mimari Proje Çalışmaları

    Mimari proje çalışmasına başlamadan önce, bazı ön bilgilerin projelerinden müellif tarafından bilinmesi gereklidir. Bu çalışmalar ise proje etüt aşamasına göre üç özellikte incelenir.

    -Araştırma safhası
    -İnceleme safhası
    -Projelendirme safhası olarak belirlenir.

    Bu üç aşama dikkate alınarak yapılan bir yapı, bina bilgisi kurallarını ve tekniğin uygulanışını verir.

    Araştırma Safhası
    Araştırma safhası dört özellikten oluşur.

    a)İmar Durumunu Öğrenmek: Yapılacak yapının, şehir imar planı yönetmeliği ve imar kanununa göre ne şekilde yapılacağını ifade eden belge, imar durumu belgesidir. Hiçbir yapı, belediye sınırları içinde olsun veya olmasın isteğe göre yapılamaz.
    Yapının kat adedini, yapı büyüklüğünü, yoldan çekme mesafesini, yapı nizamını (bitişik, ayrık, blok, v.b.) öğrenmek, imar durumunu öğrenmek ile bilinir. Bu bilgiyi arsa sahibi, arsa belediye hudutları içinde ise belediyeye bir dilekçe ile müracaat ederek öğrenir. İmar planı sınırları dışında ise, imar yasasına göre yapımı gerçekleştirilir. Dolayısıyla araştırma safhasında proje çalışmalarından önce bu bilgilerin öğrenilmesi gereklidir.
    b) Bina Programını Hazırlamak: Bu aşama istek ve ihtiyaç listesini oluşturur. Binanın fonksiyonel (konut, ticaret, büro, okul, v.b.) kullanılışı ile beraber, binayı kullanan kişi sayısı, istenen mahal birimleri sayısının tespiti yapılır. Bu program, imar durumunu belediyeden alan mal sahibi ile müştereken hazırlanır.
    c) Yapılacak Binanın Çevresinde İşlerliği Araştırmak: Bina kullanışı ve programa saptandıktan sonra, bu binanın mevcut arsasının çevresi etüt edilir. Bina hangi tür kullanışa sahip ise (otel, okul, ticaret v.b.) bu özellikteki işlerlik incelenir. Mesela, imar durumunda ticaret bölgesine ayrılmış bir alandaki arsa sahibinin isteği olan iş hanı binasının işlerliği, çevre özellikleri doğrultusunda araştırılır. İşlemeyen bina türü şeklinde bir sonuç çıkarsa daha başka ticaret yapısı önerilebilir.
    d) Mal Sahibinin Ortaya Koyabileceği Sermayenin Miktarını Saptamak Bu aşama, program sınırlar ve yapı kalitesini belirler. Çünkü mal sahipleri daimi büyük program tasarlayıp, kaliteli birinci sınıf bir inşaat yapmayı arzu ederler. Mal sahibinin bina yapımı için mevcut parası, programda yapılması istenen bina tipi ve yapı kalitesi eşdeğerde olması gerekir. Bu kurallara dikkat edilmez ise yapı yarım kalır, projelendirme tam gerçekleşemez. Bunun için mal sahibi bu aşamada ikaz edilir. Dolayısıyla projelendirme, mal sahibinin sermayesine göre yapılır.

    İnceleme Safhası

    Arsa üzerinde yapılacak inceleme ve araştırmalardır. Bunlar ise;
    - Arsa konumu
    - Arsanın yeri
    - Topografik durum
    - Jeolajik durum
    - Arsadaki yön tayini
    - İklim durumu
    - Bölgedeki geleneksel malzeme durumu

    Şeklinde sıralanabilir. İleride projelendirme konularında da ele alınacak önemli etkenler olarak sıralayabiliriz. Bu aşamada bu bilgileri elde ettikten sonra projelendirmeye geçilebilir.

    Projelendirme Safhası

    Araştırma ve inceleme safhaları tamamlandıktan sonra proje etüdüne geçilir. Bu safha eskiz karalamaları ile tasarlanır ve geliştirilir. Bu çalışma paralelinde vaziyet planı etüdüne yürütülür. Fonksiyondan plan belirledikçe görünüş, kesit aşamaları ele alınır. Plan kesin boyutlara ulaşınca vaziyet planı, plan, kesit ve proje çalışmalarına geçilir. Bu son kısım olan detaylandırma proje ile bütünleşince, projelendirme bitmiş olur.
    Bu aşamada projelendirme yapmak için, yalnız bina bilgisindeki bilgiler yeterli olmamaktadır. Bina bilgisinin yanı sıra yapı bilgisi, malzeme bilgisi, statik gibi bazı teknik bilgilerin önceden öğrenilmiş olması gerekir.Böylece bütün teknik bilgilerin paralelinde hazırlanan proje, uygulanabilir ve kullanışlı bir binanın yapımını sağlamış olur.Projelendirme safhasındaki projelerin hazırlanışlarına göre, sırası ile şu ölçeklerde çalışmalar yapılır.

    Vaziyet Planı – 1/500 veya 1/200
    Avan Proje – 1/200 veya 1/100
    Kati Proje – 1/100 veya 1/50
    Tatbikat Projesi – 1/50
    Detay projesi – 1/20, 1/10, 1/5, ½ , 1/1

    Projelerdeki özellik ve büyüklüğe göre yukarıdaki plan isimleri ve ölçekleri kullanılır. Detaylar ise iki aşamada ele alınır. Sistem detayı 1/20, detay 1/10, nokta detayı 1/5, ½, 1/1 olarak kullanılır. İlerideki konularda bu özellik daha detaylı olarak incelenecektir.
    Mimari proje, inşa edilecek binanın biçimini, boyutunu, çevresiyle uyumunu, estetik görünümünü, iç mekanlarının boyutları ile birbiriyle bağlantısını ve her birinin işlevsel niteliğini belirlemektedir. Dolayısıyla, mimar projeler, belirtilen konularda gerekli mesleki bilgiler ile donatılmış bulunan mimarlar tarafından hazırlanmaktadır.
    Mimari proje üç temel faktörün etkisinde şekillenmektedir. Bunlar, bina sahibinin istekleri, inşaatın yapılacağı arsanın imar durumu ve mimarın mesleki bilgisi ve deneyimidir. Bina sahibi, inşa ettirmek istediği binayı hangi amaçla kullanacağı, iç mekanlarının boyutların, sayısı, ince yapı elemanlarının cinsi ve niteliği ile ilgili her türlü istek ve beklentilerini yazılı hale getirerek mimara vermektedir. Bu istek listesine “program” da denilmektedir. İnşaatın yapılacağı arsa, mimar için bir sabit veri niteliğindedir. Yani arsanın boyutu ve o arsaya inşa edilecek binanın toplam inşaat alanı belirlenmiş bulunmaktadır. Arsa ile ilgili gerekli bilgiler, imar durum belgesinde verilmektedir. Dolayısıyla mimari projeye başlamadan önce temin edilmesi gereken önemli doküman, arsanın topoğrafik yapısı ya da manzarası özellikli ise, mimar tarafından mutlaka yerinde görülmesi gerekmektedir. Her meslekte olduğu gibi, projeyi hazırlayacak mimarın mesleki deneyimi ve özellikle projesini üstleneceği bina projeleri konusundaki her türlü çabayı gösterecek çalışma disiplinine sahip olması çok önemli olmaktadır.

    Mimar, proje çalışmasına başlamadan önce aşağıda belirtilen belge ve bilgileri derlemektedir:

    -Bina sahibinin istekleri
    -İnşaat yapılacak arsanın imar durumu belgesi
    -Arsanın plankotesi
    -Yörenin iklim koşulları ile ilgili bilgiler

    Özelliği olan bina projesi hazırlanıyorsa, söz konusu bina tiplerine ilişkin fonksiyon şemaları, yapı elemanı ve bina bilgisi ile ilgili kaynak ve dokümanlar
    Bulunduğu yörede geçerli imar yönetmeliği, otopark yönetmeliği
    Yukarıda belirtilen ön hazırlıktan sonra başlatılan proje çalışmaları genellikle iki aşamada gerçekleştirilmektedir. Önce, ön proje hazırlamakta ve ön proje ortaya konan çözümlerin yeterli görülmesi halinde, uygulama projesinin hazırlanmasına başlanılmaktadır. Bu aşamalarda yapılan çalışmalar aşağıda özetlenmiştir.

    a)Fonksiyon (İşlev) Şemasının kurulması

    Yapının programında belirlenen hususlar fazla ayrıntılara girilmeden sistemleştirilir. Yani yapının amacına en iyi şekilde hizmet edebilmesi için iç hacim bağlantıları belirlenir.

    b) Eskizler

    Fonksiyon şeması, şehircilikle ilgili çevre verileri; güneş, rüzgar, yaya-taşıt ulaşım durumları; topografya, manzara, tarihi-turistik-sosyal veriler göz önünde bulundurularak yapılan çalışmalardır. Kroki niteliğinde olan eskiz çalışmaları yapının cephe ve perspektif çizimleriyle yürütülmelidir. Bu çalışmalar yeterli fikri olgunluğa eriştikten sonra ölçekli olarak çizilerek tekrar gözden geçirilir.

    c) Ön Proje – Avan Proje

    Fikir projesi ya da avan projesi olarak adlandırılan bu projenin hazırlanmasında mimar, kendisine verilen ve yaptığı araştırmalar sonucunda ortaya çıkan bilgi,, belge ve bulguları göz önünde tutarak bir dizi sistematik çalışma gerçekleştirerek inşa edilmek istenen bina ile ilgili tasarım ortaya koymaktadır. Bu çalışmalar sonucunda (kendince) uygun olan tasarımı proje haline getirerek yapı sahibinin görüş ve beğenisine sunmaktadır. Bu proje üzerinde yapılan tartışmalar sonucu, mal sahibinin değişik önerileri varsa, bunların olabilirliği üzerinde durulmakta ve mümkün görülen değişiklikler ek çalışmalarla tamamlanmaktadır.
    Ön proje, inşa edilecek yapıyı fiziki boyutları, estetik görünümü kullanılış şekli ve amacı bakımından genel hatlarıyla anlatabilecek ayrıntıda hazırlanmaktadır. Ön proje genellikle aşağıda içerikleri özetlenmiş olan paftalardan oluşmaktadır. Bunlardan durum planı, binanın büyüklüğüne göre 1/200 – 1/1000 ölçeğinde diğer paftalar ise çoğunlukla 1/100 ölçeğinde çizilmektedir.

    Genel Durum Planı:

    Durum planında, yapının arsası, binanın arsa içindeki yeri, konumu ve boyutları hakkında bilgi verilmektedir. Bu çerçevede, durum planında, parselin boyutları, komşu parseller ve yollar ile ilgili ilişkisi, binanın üst görünüşü ve parsel sınırlarına olan mesafeleri, şematik olarak çizilmiş iki kesiti yer almaktadır.

    Kat Planları

    Binada bulunan ve farklı olan her katın planı çizilmektedir. Kat planında yer alan bağımsız bölümlerin iç ölçüleri verilmekte, her birinin kullanım amacı belirtmekte ve çoğunlukla da bağımsız alanları boyutları belirlenirken söz konusu alanlarda boyutları belirlenirken söz konusu alanlarda yer alması düşünülen hareketli ve sabit eşyalar ölçekli olarak çizilmek suretiyle bağımsız bölümlerin kullanım etkinliği hakkında bilgi verilmiş olmaktadır.

    -Yapının iç ve dış ölçüleri ölçülendirme kurallarına göre eksiksiz yazılır.
    -Yapı elemanlarının hepsi özel işaretleri ve gerekli ayrıntılarıyla belirlenir.
    -Plan ölçeği ve kuzey yönü belirtilir
    -Planda bulunan bütün hacimler kullanılma amaçlarına göre isimlendirilir.
    -Hacimler ve (varsa) daireler numaralandırılır.
    -Normal ve düşük döşeme kaba ve ince kotları yazılır.
    -Hacimlerin döşeme tavan ve duvar kaplama çeşitleri yazılır.
    -Kesit yerleri belirtilir.
    -Tek katlı yapıların zemin katlarında çok katlı yapıların son kat planlarında (şayet binada çatı varsa) saçak ve mahya kırılma hatları belirtilir.
    -(Tesisat uç malzemeleri gibi) sabit elemanlar işlenir.

    3. Görünüşler

    Binanın bütün cephelerinin görünüşleri çizilerek kütlesi ve hatlarıyla dışarıdan algılanış şekli ortaya konulmaktadır. Görünüş resimlerinde şu bilgiler verilir.

    -Kapı ve pencere görünüşlerine, elemanın açılış yönü işlenir.
    -Sahanlık, kapı, pencere, saçak, çatı ve benzeri yerlerin kotları yazılır.
    -Yağmur oluğu ve borusu varsa dilatasyon derzleri gösterilir.
    -Çatı eğimi yazılır. Bacanın çatıdaki yeri ve kotu belirtilir.
    -Cephenin kaplama gereci yazılır.

    4. Kesitler

    Kesitler, yapıyla ilgili düşey ölçülendirmeleri yapabilmek yapı sistemi ve yapı elemanları hakkında daha ayrıntılı bilgi vermek amacıyla çizilirler. Binanın en iki kesiti çizilerek kat yükseklikleri ve toplam yapı yüksekliği verilmektedir. Kesit resimlerin kusursuz olması için aşağıda açıklanana hususları kapsamaları gerekir.

    -Normal döşeme, düşük döşeme, sahanlık, çatı ve gerekli yerlerin kotları ve bazı kısımların ayrıca ince kotları belirtilir.
    -Kat yükseklikleri, kapı, pencere, perapet, korkuluk, asma tavan ve benzeri kısımların ölçüleri yazılır.
    -Yapı elemanları gerektiği şekilde belirtilir.
    -Büyük yapılarda kesitleri kolayca anlaşılır hale getirmek için oda isimleri yazılır.
    -Çatının genel şekli, eğimi, bacaların çatı çıkışları belirtilir.
    -Döşemede kullanılan kaplama gereçleri ve gerekli ölçüleri yazılır.
    Kesit resmin altına, hangi kesme düzlemine göre alındığı (A – B, I – I,
    a – b, vb.) yazılır.

    5. Dış ve İç Perspektif

    Binanın dış görünüşü ve iç mekanlarının özelliği olan bölümlerini daha iyi anlatabilmek için gerekli görülürse projede yeteri kadar perspektif çizime yer verilmektedir.

    6.Maket

    Cephelerde, kapı veya pencerelerde vs. elemanlar ile ilgili herhangi bir ayrıntı vermeden sadece bina kütlesi yada kütlelerin parsel içinde ki yeri ve konumu hakkında bilgi verilen makete kütle maketi denilmektedir. Maket, yapının dıştan algılanışı ve zeminle ilişkisini somutlaştırmada önemli bir araç olmaktadır. Özelliği bulunan binaların ön projeleriyle kütle maketleri de mutlaka yapılmaktadır. Ancak arsası engebeli olan sıradan binaların ön projeleri aşamasında da arsanın topografik yapısı ile binanın zemine uygulanışını gösteren kütle maketinin yapılması, uygulama projesinin hazırlanması ve yapının aplikasyonu aşamasında oldukça yararlar sağlanmaktadır.

    d) Kesin Proje

    Ön Proje, üzerinde yapılan değerlendirme çalışmaları sonuçlanıp, uygulanmasına karar verildikten sonra önerilen değişiklikler de dikkate alınarak ve daha çok ayrıntı içerecek şekilde çizilmektedir. Proje çiziminde bu aşamaya kesin proje denilmektedir. Yapının uygulama projesinin hazırlanmasının zaman alacağı, uygulama projesi hazırlanması sürerken inşaatın başlatılıp bazı imalatların yapılmasının mümkün olduğu durumlarda kesin projedeki bilgilerden yararlanılmaktadır. Ayrıca, kesin proje aşamasında çalışmalar, mimar ile mühendislerin işbirliği ile yürütülmektedir. Böylece mimari projede öngörülen ve farklı mühendislik alanların ilgilendiren imalat ve donanımların uygulanabilirliği gözden geçirilerek, varsa değişiklik önerilerinin uygulama projesine yansıtılması sağlanmaktadır. Dolayısıyla, kesin proje, ön projede ortaya konan çözümlerin daha da somutlaştırılmasına, gözden kaçan bazı yetersizliklerin giderilmesine olanak sağlamaktadır.
    Kesin proje, durum planı, kat planları, görünüşler ve kesit paftalarından oluşmaktadır. Genellikle 1/100 ölçeğinde çizilmektedir. Ancak, halen uygulamada özelliği olan yapıların projeleri dışında, kesin proje uygulamasına sık rastlanılmamaktadır.

    e. Uygulama (Tatbikat) Projesi

    Uygulama projesi, proje çalışmasının son aşamasıdır. Dolayısıyla uygulama projesinde, inşa edilecek yapı ile ilgili her türlü ayrıntının, uygulama projesine işlenmesi gerekmektedir. Yazılan her rakam ve çizilen her çizgi kesinlik ifade eder. Bu aşamada, yapı ile ilgili beklentilerin eksik ya da yanlış anlamaya olanak vermeyecek şekilde projeye yansıtılmış olması, imalatın denetlenmesine olanak sağlamakta ve işin tarafları arasında çıkabilecek anlaşmazlıkları en aza indirmektedir. Uygulama projesi, resmi işlemlerde ruhsat projesi olarak işlem görür. Bu projelerin ölçeği 1:50 olur. Bazen büyük projelerin uygulama projesi 1:100 de olabilir. Uygulama projesinde yer alan paftaların aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür.

    1. Durum (Vaziyet) Planı:

    Yapının arsa içindeki durumu ve arsa çevre ile ilişkisi hakkında genel bilgi vermek amacıyla çizilen plandır. Durum planında şu hususlar belirtilir.

    -Yapı kitlesi, plan görünüşü veya perspektif olarak çizilir iç ayrıntı gösterilmez ve kitle istenirse taranır.
    -Yapı giriş yeri, arsa içindeki giriş yolu, garaj yolu, diğer gezinti yolları gösterilir.
    -Garaj, bahçıvan veya kapıcı evi, kömürlük gibi tamamlayıcı yapılar varsa çizilir.
    -Kuyu, sarnıç, fosseptik çukuru gibi yer altı yapıları, arsada mevcut olan ağaçlar gösterilir.
    -Arsa köşeleri ve gerekli diğer yerlerin kotların (nivoları) kabul edilen sıfır kotuna göre kotlandırılır.
    -Yapı birden çok bloklar halinde ise her yapı bloğunun ismi veya işareti kendi bloğu üzerinde veya yanına yazılır.
    -Arsanın parsel numarası, komşu parsel numaralarıyla beraber gösterilir.
    -Yapının komşu arsalara ve yola olan ölçüsü, yapının kitle ölçüsü, arsa dışındaki yolun adı ve genişliği yazılır.
    -Komşu yapılar kendi arsalarında gösterilip, kaç katı oldukları belirtilir.
    -Yapı kitlesi üzerinde kesit yerleri gösterilip, plan dışında kalmak üzere iki kesiti çizilir.Kesitlerde yapı katlarının ve arazi ile kesiştiği yerlerin kotları yazılır.
    -Yapının kuzey yönü işaretlenir.
    -Çizim ile gösterilenlerden başka, vaziyet planında, paftanın uygun yerine yapılacak tablolar yardımıyla yapı ile ilgili (kat alanı, yapı toplam alanı, yapı cinsi, yapı bedeli, meslek odalarınca istenen bilgiler, yapı kadastro kayıtları vb.) bilgiler verilir.

    Durum planı ölçeği genellikle 1:500 olur. Ancak proje büyüklüğüne göre 1:1000, 1:2000 ölçeklide olabilir.

    2. Kaba Yapı Paftaları:

    Bu çizimler, kat planları, görünüşler ve kesitlerden oluşmaktadır. Genellikle 1/50 ölçeğinde çizilmektedir.
    Kat planlarında, binanın farklı olan her katının planı çizilerek, iç mekanlarının boyutları, kullanım amaçları, kapı ve pencerelerinin yeri ve ölçüleri, duvar kalınlıkları, zemin kodları, tesisat ve malzemelerin yeri ve bağımsız bölüm kodları verilmektedir.
    Binanın tüm cephelerinin görünüşleri çizilerek, her görünüşte, cephe kaplamasının çeşidi, kapı ve pencere doğramalarının şekli, pencere kanatlarının açılış yönü belirtilmektedir.
    Birisi merdivenlerden geçmek koşuluyla en az iki düşey kesit çizilerek, yapının taşıyıcı sistemi, döşeme ve kat yükseklikleri, kapı, pencere, lento yükseklikleri, kaba ve ince yapı kodları, yalıtım, ön görülen elemanlarda yalıtımın türü, merdiven elemanları ve gerekli ölçüleri ayrıntılı olarak verilmektedir.

    3. Sistem Kesiti:

    Sistem kesiti, kaba yapıdan detaya geçiş paftasıdır. Genellikle 1/25 ölçeğinde çizilen sistem kesiti, binanın temelinden çatısına kadar taşıyıcı elemanların teşkilini ve bunların tamamlayıcı yapı elemanları ile birleşim noktaları ön plana çıkarmak bakımından oldukça yararlı bir proje bölümüdür. Gerekli görülmesi halinde birden fazla sayıda sistem kesiti çizilmektedir. Sistem kesiti üzerinde, daha ayrıntılı açıklanması gereken yerler işaretlenip ilgili detayın bulunduğu paftanın kodu yazılarak iki pafta arasında bilgi akışı sağlanmaktadır.

    4. Yer (Mahal) Listesi:

    Planda (numaralanan) hacimlerin döşeme, duvar, tavan, kapı, pencere, merdiven gibi elemanların hangi malzeme ile yapılacağı ve/veya kaplanacağının açıklandığı listedir. Projenin diğer aşamalarında yeterince açıklanmayan hususlar bu listede toplu olarak verilmekte, böylece binanın, ince yapı elemanlarının teşkili konusunda mimarın öngörüleri belirtilmiş olmaktadır. Yer listesinde, ince yapı elemanlarının imalatı ile ilgili detayların verdiği pafta numarası da verilerek iki pafta arasında organik bağ sağlanmış olmaktadır. Örneğin, yer listesinde, son kat tavan döşemesi tanımlanırken “döşeme bet + ısı ve su yalıtımı” denilmişse, bu açıklamanın sonunda, yalıtım detayının pafta numarası (D.P. No: …..) şeklinde açıklanmaktadır.

    5. Detaylar:

    Detay çizimlerinde, daha önceki paftalarda yeterince açıklanamayan yapı elemanı ve bileşenlerin teşkilinde kullanılan üretim teknolojisi ve malzeme niteliği tanımlanmaktadır. Bir bina projesinde hangi detayların çizileceği, yapının özelliğine ve konfor düzeyine göre değişmektedir. Ancak sıradan bir bina projesinde bile, kapı ve pencere doğramaları, döşeme, duvar ve tavan kaplamaları, küpeşte ve korkuluk teşkili, döşeme, duvar ve çatıda uygulanacak her türlü yalıtım ile ilgili detaylar yer almaktadır. Detay ölçeği 1/25, 1/20, 1/10, 1/5, ½ veya 1/1 olabilmektedir. Örneğin, kapı ve pencerelerin görünüş ve yeterli sayıda kesiti 1/20 çizildikten sonra, kesitler üzerinde işaretlenen nokta detaylar ½ veya 1/1 ölçeğinde çizilmektedir.

    Detay çizimleri, uygulama aşamasında yararlanabilecek son müracaat belgeleri olduğundan, detaylarda açıklanmamış ya da tereddüte neden olacak hususların kalmaması gerekmektedir. Ayrıca, detay çizimlerinde, yapılacak imalatta kullanılması ön görülen malzeme ve işçilikler ile ilgili kapsamlı tanımlar yapmak yerine, söz konusu açıklamanın yapıldığı teknik şartnameye atıfta bulunmak hem pratik hem de proje ile teknik şartname arasında organik bağın kurulmasına olanak sağlamaktadır.

    f. Taşıyıcı Sistem Projesi:

    İnşaat mühendisi tarafından hazırlanmaktadır. Şekli ve boyutları mimari projede belirlenmiş olan yapının, yeterince sağlam olarak inşa edilip kullanılabilmesi için, taşıyıcı elemanların hangi malzeme ile hangi kesit ölçüsü ile yapılaması gerektiği belirlenmekte ve bu tespitler proje haline getirilmektedir.
    Mimari proje öngörüleri, ekonomik faktörler ve yapının inşa edileceği zeminin özelliklerinden kaynaklanan etkenler göz önünde tutularak, bina, yığına ve karkas tarzında ve ahşap, çelik, beton veya betonarme elemanlarla ya da karma (kombine) olarak yapılabilmektedir.
    Proje çalışmasına başlama aşamasında, inşaat mühendisi tarafından, önce, aşağıda belirtilen bilgi ve belgeler sağlanmaktadır:

    -Yapının inşaat tarzı, boyutları ve kullanım amacı
    -Yapının inşa edileceği arsanın zemin emniyet gerilmesi raporu
    -Rüzgar ve kar yükünün hesabında özellikle dikkate alınması gereken faktörler
    -Yörenin deprem riski ve deprem yönetmeliğinin öngördüğü hesap koşulları

    Sağlanan bu bilgiler ve belgeler göz önünde tutularak yapının taşıyıcı sistemi tasarlanmakta ve yapılan statik hesapların sonuçlarına göre de söz konusu taşıyıcı elemanlar boyutlandırılmaktadır. Sonra da, taşıyıcı sistemi teşkil eden temel kolon, kiriş yada duvar, döşeme (varsa) çatı ve merdiven vb. elemanlar inşa edilmelerine olanak verecek gerekli ayrıntıları içerecek şekilde projelendirilmektedir.
    Taşıyıcı eleman boyutlarının belirlenmesi amacıyla yapılan statik hesaplar, projenin bir eki olarak, proje ile birlikte işlem göreceğinden, kolayca izlenip denetlenmelerine olanak verecek bir doküman şeklinde sunulmaktadır.
    Taşıyıcı sistem projelerinde yer alacak paftalar, binanın inşaat tarzına göre değişmektedir. Örneğin, betonarme karkas tarzında inşa edilecek bir binanın taşıyıcı sistem projesinde aşağıdaki paftalar yer almaktadır.

    1. Temel Planı:

    Temel planı, 1/50 ölçeğinde çizilerek, binanın temel sisteminin plan görünüşü, kolon yerleri, temel yada sömelin boyutları, aks aralıkları ve en az iki yönden alınmış kesitte temel elemanlarının yükseklikleri verilmekte, birbirinden farklı olan her temel elemanın 1/20 ölçeğinde detayları çizilerek kullanılması öngörülen donatıların, çapı, kıvrım ve kanca boyları ile toplam boyları, aralığı yada sayısı; filiz donatısının boyu, etriyelerin açınımı, kıvrılma boyları ve toplam boyları verilmektedir.

    2. Kolon Aplikasyonu:

    Bu paftada, kolonların aks aralıkları, kesit ölçüleri verilmekte, kullanılması öngörülen boyuna donatımın çapı ve sayısı, etriye çapı; aynı paftada ekinde ayrıca boyuna donatıların filiz boyu ve toplam boyu, etriye aralıkları, etriye açınımları ve toplam boyları, varsa etriye sıkıştırma bölgelerinin yeri ve sıklaştırma aralığı şematik çizim üzerinde gösterilmekte; donatı ya da kesit ölçüsü bakımından aynı olan kolonlara aynı tanım numarası verilerek (S1, S2 ….. şeklinde) kotlandırılmaktadır. Genellikle, kolon kesit ölçüleri 1/20, aks aralıkları 1/50 ölçeğinde çizilerek, donatıların ayrıntılı olarak gösterilmesine olanak sağlamaktadır.

    3. Döşeme Kalıp Planı:

    Birbirinden farklı her döşemenin planı görüşünü 1/50 ölçeğinde çizilmektedir. Planda, döşeme ölçüleri ve kodları verilmekte; kirişler ve üzerinde kesit ölçüleri gösterilmekte; duman, havalandırma bacaları ve ışıklık gibi döşemede bırakılması gereken her türlü boşluğun boyutları ve yeri belirtilmekte en az iki yönden alınan kesit üzerinde döşeme ve kiriş yükseklikleri verilmektedir. Ayrıca, plak döşemeler (D), dişlinervürlü-döşemeler (N), kirişler (K) harfleri ile sembolize edilerek tanımlanmaktadır. Kalıp planları, döşemenin teşkilinde uygulanacak kalıp içi ölçülerini vermek ve beton içerisinde bırakılacak boşluklar için kalıp aşamasında gerekli önlemleri alarak ileride ek işlerim çıkmasını önlemektedir.

    4. Döşeme Teçhizat Planları:

    Farklı her döşemenin planı, kalıp planına benzer şekilde çizilmekte, ancak kalıp planından farklı olarak, baca ve benzer boşluklar gösterilmeyip, döşemelerde kullanılması öngörülen donatının çapı, aralığı, büküm mesafeleri kanca boyları ve toplam boyları ayrıntılı olarak verilmektedir. Uygulamada, zaman kazanmak düşüncesiyle, farklı her kat için bir plan çizerek, kalıp ve teçhizat planlarındaki bilgilerin hepsi aynı plan üzerinde gösterilmektedir. Ancak, fazla bilginin işlenmesi nedeniyle oldukça karmaşık hal alan plandaki kalıp hataları ya da döşemede bırakılacak boşlukların unutulması gibi durumlar, inşaat aşamasında çok fazla zaman kaybına ve sıkıntılara neden olabilmektedir.

    5. Kiriş Detayları:

    Kalıp planında adlandırılması yapılmış olan her farklı kirişin detay paftasında, 1/20 ölçeğinde boy ve yeteri sayıda en kesitleri çizilmektedir. Kesitlerde kirişlerin mesnet açıklığı, kesit ölçüsü verilmekte, kullanılması öngörülen donatılar, kesitlerde ve kesit ve kesit altı açınımlarındaki çapı, sayısı, büyük ve toplam boyu verilerek açıklanmalıdır. Etriye aralıkları, varsa, sıklaştırma mesafeleri ayrıca verilmektedir.
    Betonarme projelerinde en çok kullanılan donatıların noksanlık, kullanılan donatıların, büküm boyu, sayısı ya da aralıklarının belirtilmesi ile ilgili olmaktadır. Örneğin, B.A. projelerinin pek çoğunda, nervür kirişlerinde konacak (çiroz) etriyelerinin büküm şekli ve boyutları verilmemekte, kolon donatılarının filiz boyları ve toplam boyları, etriye sıklaştırılmasını başlama mesafeleri ve sıklaştırma aralığı, kolon kiriş noktalarından etriye yerleştirimi gösterilmemektedir. Benzer şekilde, döşeme donatılarında, donatı sayısı ve ilk donatının mesnettin neresine konulacağının belirtileceği yerde, donatı aralıklarının yazılmasıyla yetinilmektedir. Projenin hazırlanması aşamasında küçük bir gayretle giderilebilecek olan bu eksikler, inşaat aşamasında, demirci ustasının hesap yapmasına ve zaman zaman donatı yeri ve sayısı ile ilgili inisiyatif kullanmasına neden olmaktadır. Ayrıca, projede verilmeyen bir bilginin, uygulama düzeyini denetlemek kolay ya da mümkün olmamaktadır.

    g. Tesisat Projeleri:

    Binanın kullanımını sağlayan donanımın inşa edilmesi amacıyla hazırlanan projeler, genel olarak “tesisat projeleri” olarak adlandırılmaktadır. Ancak, proje hazırlanmasında görev alan teknik elemanların niteliğine göre tesisat projeleri, makine ve elektrik grubu projeler olarak iki grupta toplanmaktadır.
    Makine grubu projeler, makine mühendislerince hazırlanmaktadır. Bir bina inşaatı için bu gruptan hangi projelerin yer alacağı, üretilecek yapıda öngörülen konfor şartlarına ve yapının özelliğine göre değişmektedir. Ancak, bu grupta sayılabilecek tesisat projelerini aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür.

    -Temiz ve pis su tesisatı projesi
    -Isıtma tesisatı projesi
    -Sıcak su tesisatı projesi
    -Soğutma tesisatı projesi
    -İklimlendirme tesisatı projesi
    -Asansör projesi

    Şüphesiz binanın özelliğine göre, bazı tesisatlar bir projede birleştirilmektedir. Örneğin ısıtma ve soğutmanın klima ile sağlanacağı ön görülen bir binada, ısıtma ve soğutma tesisatı aynı projede çözülmüş olmaktadır. Bu projelerin hazırlanmasında kullanılan hesaplamalarda proje eki kabul edilerek projeyle birlikte sunulmaktadır. Bu projelerin hazırlayacak makine mühendislerin, başka, imar yönetmeliği olmak üzere asansör yönetmeliği, yakıt üretiminde ekonomi sağlanması ve hava kirliliği yönetmeliği hava kalitesinin korunması yönetmeliği, ilgili standartlar ve dokümanlar inceleyerek ön hazırlık yapması gerekmektedir.
    Elektrik grubu tesisat projeleri ise elektrik mühendislerince hazırlanmaktadır. Binanın özelliğine göre hazırlanacak elektrik tesisatı projelerinin niteliği,ü kapsamı ve çeşidi değişmektedir. Binada kullanılan elektrik araçlarının akım gücü, bu konuda önemli olan belirleyici olmaktadır. Sonuçta, elektrik kullanımı gerektiren tüm hizmet şekilleri için (aydınlatma, haberleşme, vb. ) tesisat projeleri, gerekli olması halinde trafo ve paratoner projeleri hazırlanmaktadır.
    Ayrıca binada özel cihazların veya donanımın kullanılmasını gerektiren(güvenlik,haberleşme gibi bina otomasyonu kapsamında yer alan)hizmetler söz konusu olduğunda,elektronik ve elektrik mühendislerinin müşterek hazırlayacakları projeler olabilmektedir.
    Tesisat projelerinin eksiksiz olabilmesi için,inşa edilecek yapıda,yapıyı kullanmak ve konfor sağlamak amacına yönelik hangi donanımların yer alacağının eksiksiz olarak belirlenmesi gerekmektedir.Bu işin de yapı sahibinin projeye başlama aşamasında yapı ile ilgili istek listesini hazırlaması sırasında yapılması gerekmektedir.Bu konudaki ihmaller,inşaat aşamasında veya bina bittikten sonra .eşitli problemlere ve ek harcamalara neden olmaktadır.Örneğin,binada kablolu televizyon hizmetinden yararlanılacağının belirtilmesi halinde,projesi hazırlanıp gerekli kablolar sıva altında ve uygun yerlere konulabilecekken,aynı iş bina bittikten sonra yapıldığında,pek çok yerler kırılıp delinmekte ve kablolar sıva üzerinden çekilmek zorunda kalınmaktadır.Veya binada kullanımı söz konusu elektrik araçları,proje aşamasında tam olarak belirlenmesi halinde,kullanılan sıva altı veya sıva üstü tesisat.gerekli elektrik akımı için yeterli olmamakta ve tesisatı yenilemek için ek harcamalar gerekmekte ve cihazlarda arızalara neden olmaktadır.Benzer şekilde,binada sıcak su temini için şofben ve güneş enerjisi tesisatının birlikte düşünülmekte olduğu önceden belirtilmediğinden ,bina kullanılmaya başlandığında sisteme şofbeni yerleştirmek,şofbenin yeri,baca bağlantısı vs. konularda sorunlar çıkmakta,sıhhi ve estetik olmayan çözümlere yönelinmektedir.

    h.Yalıtım projesi:

    İnsanların biyolojik yapısını olumsu etkileyen faktörlerden korunmuş mekanların sağladığı rahatlığa”biyolojik konfor”denilmektedir.Yaşanılan mekanların,olması gerekenden farklı düzeyde sıcak yada soğuk,rutubetli ve gürültülü olması,söz konusu ortaların biyolojik konforunu düşürmektedir.Konfor düzeyini olumsuz etkileyen faktörlerden korunmak amacıyla binaların sistem ve bileşenlerinde alınan önlemlere yalıtım(izolasyon,tecrit)denilmektedir.Gerekli yalıtımların yapılmadığı binalar,yapının çabuk yıpranmasına,ısıtma ve soğutma enerjisi israfına ,çevre kirlenmesine neden olmaları yanında,onları kullanan insanların beden ve ruh sağlığını da olumsuz etkilemektedirler.Bu nedenle,gelişmiş ülkelerde ,yalıtım,yapı üretiminin ayrılmaz parçası kabul edilmekte,gerekli yalıtımlar proje hazırlanmasının ilk aşamalarında tasarlanmaktadır.
    Ülkemizde,binalarda gerekli yalıtım önlemlerinin alınmaması,oldukça önemli boyutlarda kaynak israfına neden olmaktadır.Örneğin,bugün için,binaların döşeme,çatın duvar ve pencerelerinde yalıtım yapılması ,ısıtma ve soğutma sistemlerinde otomatik kontrol uygulanması gibi sıradan önlemlerle ,ısıtma ve soğutma enerjisinden %40 tasarruf sağlanabileceği hesaplanmaktadır.Bu basit önlemlerin alınmamış olması bile,her yıl yüz binlerce trilyon TL.değerinde enerjinin israf edilmesine ve bununla birlikte çevre kirliliğine,enerji kaynaklarının tükenmesi ve insan sağlığının bozulmasına da neden olmaktadır.
    Halen Türkiye’de 30.10.1981 tarih ve 17499 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış yönetmelik gereğince ,binalarda ısı yalıtımı uygulaması zorunluluğu bulunmaktadır.Bu nedenle binalarda temel ruhsatı alınabilmesi için,ilgili belediyeye,diğer projelerle birlikte ısı yalıtım projesinin de sunulması gerekmektedir.Isı yalıtım projesi ,makine mühendislerince hazırlanmaktadır.Projesi yapılan binaların iç mekanlarında bulunan pencere alanları yapı elemanlarının teşkili Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca yayınlanmış bulunan (04.01.1983 tarih ve R.G.No:17918 )genelgesi ekinde seçenekler uyuyorsa ,ayrıca ısı yalıtım projesi hazırlamak yerine,”Isı Yalıtım Raporunun düzenlenmesi yeterli olmaktadır.Aksi halde ayrıca ısı yalıtım projesi hazırlamak gerekmektedir.
    Isı yalıtım hesaplarının TS.825’e uygun olması gerektiği,yukarıdaki adı geçen yönetmelikte belirtilmiştir.Ayrıca projenin hazırlanmasında kullanılan hesap yöntemi ve sonuçlarının bulunduğu dokümanlar da,proje eki sayıldığından,proje ile sunulacak şekilde düzenlenmektedir.
    Bir yapıda ısı yalıtımı uygulanacaksa,bunun ,mimari projenin hazırlanması aşamasında dikkate alınması gerekmektedir.Ancak bazı boyutlandırmalar makine mühendisinin öngöreceği yalıtım malzemesi ve yalıtım tarzı bilinmeden de yapılamaz.Örneğin dış duvarda ısı yalıtımı uygulaması öngörülmüşse,yalıtım malzemesi duvarın dış yada iç tarafına veya içerisine(sandviç)şeklinde konulabilir.Ayrıca ,yalıtım malzemesinin kalınlığı ve cinsi de,mimari projenin hazırlanması aşamasında üstlenen mimarın,daha ön proje aşamasında ,yalıtım projesi hazırlayacak makine mühendisiyle işbirliği içinde olması gerekmektedir.
    Çoğunlukla ısı yalıtım gereçleri,su ile temas ettiğinde yalıtkanlık özelliklerini büyük ölçüde kaybetmektedirler.Bu nedenle ısı yalıtımları sudan korumak gerekmektedir.Bu nedenle ısı yalıtımı uygulanırken,su ve buhar yalıtımı ile ilgili temel ilkelerde gözönünde tutulmalıdır.Aksi halde,ısı yalıtımının fayda sağlaması bir yana,kullanıldığı yerde çeşitli sorunlara neden olmakta ve ayrıca yapılan harcamalarda boşa gitmiş olmaktadır.Diğer önemli bir hususta ,yalıtım projesi hazırlayan makine mühendisinin ,yalıtım detaylarını oluştururken ve kullanmayı önereceği yalıtım malzemesini belirtirken ,söz konusu gerecin diğer yapı gereçleri ile birlikte kullanımı ya da inşaatın gerçekleştirme tekniğine uygunluğu konusunda mimar ve inşaat mühendisi ile birlikte olmasının çok yönlü yararlar sağlayacağının bilinmesidir.Bazen hazırlanan yalıtım detayları teorik olarak yeterli olmasına karşın, uygulama aşamasında çeşitli güçlükler doğmakta ya da olması gerektiği gibi uygulanamamaktadır.
    Bir inşaatın teknik uygulama sorumlusu olan mimar veya inşaat mühendisi, yapıdaki tüm imalatların projesine uygun yapılmasından sorumlu olmaktadır. Bir yapıda öngörülmüş bulunan herhangi bir yalıtımın uygulamam aşamasında çok dikkatli bir şekilde izlenerek, işçilik hatalarına imkan verilmemesi gerekmektedir. Aksi halde, küçük uygulama hataları, yalıtımın tümünü etkisiz hale getirebilmektedir. Ancak, yalıtımın denetlenebilmesi, yalıtım malzemelerinin genel özelliklerini genel hatlarıyla bilinmesiyle mümkün olmaktadır. Bu nedenle, mimarlar ve inşaat mühendislerinin de, yapılarda uygulanmakta olan yalıtımların, tasarım ve uygulamalarına yönelik temel bilgileri ana hatlarıyla da olsa mutlaka öğrenmeleri gerekmektedir.
    Ülkemizde binalarda ısı yalıtımı yapılması zorunlu olmakla birlikte, bu zorunluluk maalesef istenilen düzeyde uygulamaya yansımamaktadır. Bunun çeşitli nedenli bulunmakla birlikte, önemli nedenlerden birisi, yapı sahibinin, yalıtım uygulaması nedeniyle yapı maliyetindeki küçük artışa katlanmak istemeyişidir. Oysa, yalıtım uygulanması nedeniyle (yapılan) ilk yatırım maliyeti, yapı kullanılmaya başlandıktan kısa bir süre sonra geri kazanılmakta ve yalıtımın sağladığı çok yönlü faydalardan yapının ömrü boyunca yararlanılmaktadır. Bu hususun yapı sahiplerine anlatılması ve onların bu konuda ikna edilmesi sorumluluğu, yapı üretimi içinde yer alan her teknik elemanın görevi olmaktadır.

    i. Çevre Düzenleme Projesi (Peyzaj)

    Mimarisi ve çevresi bakımından özelliği bulunan binaların projelendirilmesi aşamasında, bilinçli ve konunun uzmanı olan elemanlarca çevre düzenleme projesi hazırlanmaktadır. Ruhsat alınması için bu projenin hazırlama zorunluluğu bulunmamakla birlikte, kentlerin görüntüsünü güzelleştirmek konusunda belediyelerin çabaları ve toplumun olumlu desteği, sıradan binalarda bile çevre düzenleme projeleri hazırlanması eğilim yaygınlaşmaktadır.
    Çevre düzenleme projeleri, peyzaj mimarları tarafından hazırlanmaktadır. Ancak, geniş bölgeyi kapsayan düzenlemelerde, şehir planlamacıyla peyzaj mimarının zaman zaman işbirliği yapmaları, oluşturulan çözümlerin daha tatmin edici olmasına katkı sağlanmaktadır.

    j. Çevresel Etki Değerlendirilmesi (Ç.E.D.) Raporu

    2872 sayılı Çevre Yasası ve ona dayalı olarak 23 Haziran 1997 tarih ve 23028 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış bulunan “Çevresel Etki Değerlendirilmesi Yönetmeliği” gereğince, sanayi tesislerinin projelendirme çalışmalarını başlamadan önce, söz konusu tesisin talep edilen yere yapılması durumunda çevreye olan etkilerini belirlemek amacıyla bir raporun büyüklüğü kadar sanayi tesisleri için, ÇED ön raporu hazırlamakla yetinilmektedir. Ayrıca 1000 adet ve daha fazla konut içeren projeler için de ÇED raporunun düzenlenmesi zorunluluğunu bulunmaktadır. Hazırlanan ÇED raporunun sonucu olumlu olması halinde, yapının inşaat projelerinin hazırlanmasına başlanılmaktadır.

  • • İnşaat Projelerinde Alt Yüklenici-Taşaron

    İnşaat Projelerinde Alt Yüklenici (Taşaron) Yönetiminde Dikkat Edilecek Hususlar

    İşe Başlatma

    1. Alt yükleniciler sözleşmeleri yapılmadan işe başlatılmamalı, sözleşmesi yapılanların sözleşmelerinde belirtilen tarihlerde işe başlamaları temin edilmelidir.
    Uzman ekip performans değerlendirmesi 2. Alt yüklenicilerin birim fiyat analizi, sahada yaptığı fiili imalat verilerine göre kontrol edilmelidir.
    Bu kontrol neticesinde,
    • Alt yüklenicinin çok verimli çalıştığı (fiyat makül, yüksek kapasiteli çalışma),
    • Birim imalat fiyatının yüksek olduğu (pahalı iş yaptırma),
    • Alt yüklenicinin verimsiz çalıştığı (yarım bırakma, fiyat artışı isteme riski)
    • Birim imalat fiyatının düşük olduğu (yarım bırakma, fiyat artışı isteme riski), sonucu ortaya çıkabilir.

    3. Alt yükleniciler bazında iş programları hazırlanmalı, bu programlarda aynı mahaldeki alt yüklenicilere ait işlerin kesişme noktaları çok iyi belirlenmelidir.
    4. Alt yükleniciler arasında imalat sahası teslimi yapılmasının şartları ve kuralları kesin ifadelerle belirlenmelidir.
    5. Alt yüklenici aylık değerlendirme raporu hazırlanmalı, alt yükleniciler bazında iş programı plan-fiili, fiziksel ilerleme plan-fili mukayesesi yapılmalıdır.
    6. Bir alt yüklenicinin yaptığı işin başka bir alt yüklenicinin işini geciktirmesine izin verilmemelidir.
    7. Alt yüklenicilerden günlük çalışan işçi sayısı ve yapılan iş miktarına ilişkin raporlar alınmalıdır.
    8. Alt yüklenici personel sayısı, yemek ve saha puantajlarından da teyid edilmelidir.
    9. Alt yüklenici kadro durumu, iş programı ve kapasitelerine göre irdelenmeli, yetersizlik görülürse önlem alınmalıdır.
    10. Alt yüklenicinin kendi personelini kontrol-refakat etme konusundaki yeterliliği kontrol edilmeli, yetersizlik görülürse gerekli önlemler alınmalıdır.
    Alt yüklenicilerin malzeme tedariği
    11. Alt yüklenicinin devam eden işlerinin kalan kısmı için kullanılacak malzeme miktarı hesap edilmeli, malzeme eksikliği nedeniyle işin aksaması engellenmelidir.
    12. Malzeme alt yüklenici tarafından temin ediliyorsa, alt yüklenicinin malzeme stokları ve siparişleri takip edilmelidir.
    Fire kontrolü
    13. Malzeme yüklenici tarafından temin ediliyorsa fire oranları konmalı ve fireli malzeme tanımı yapılmalıdır.
    14. Alt yüklenicilere verilen malzemelerin fire oranları kontrol edilmelidir.
    15. Alt yükleniciler belirlenmiş fire oranlarının üzerinde fire ile çalışıyorlar ise sözleşmelerinde belirtilen cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
    Fiyat Artışları
    16. Sözleşmede belirtilen fiyatın dışında bir fiyat uygulamasına çok özel koşullar dışında gidilmemelidir.
    17. Alt yüklenicilerin fiyat farkı, fiyat artışı gibi isteklerinde; hak etmedikleri parayı mı almayı düşündükleri, işi bilmemekten mi zarar ettikleri, gerçekten fiyatlarının o günkü koşullara göre düşük olmasından ya da düşük kalmasından mı zarar etmekte oldukları iyi etüd edilmelidir.
    18. Alt yüklenicilerden ihale edilmiş iş analizleri bazında iş programı istenmeli, iş programındaki limitleri doldurmayan alt yüklenicilerin birim fiyatları artırılmamalıdır.
    19. Alt yüklenicilerle yapılan tüm fiyat tespitlerinde bütçe fiyatları ile mukayese yapılmalıdır.
    20. Yapılan fiyat artışları için ek protokoller hazırlanıp, onaylanmalıdır.
    21. Alt yüklenicilerle yapılan fiyat artışı protokollerinde işin tarifine sadık kalınmalı, işin tarifi değişiyor ise yeni fiyat tespiti yapılmalıdır.
    İmalat kalitesi ve işin kabulü
    22. Kaba işlerde alt yüklenicinin kullanacağı kalıp cins ve kalitesi imalat aşamasında kontrol edilmelidir.
    23. Birbiri peşi sıra yapılacak işlerde, işlerinin kesin kabulüne dikkat ve önem verilmelidir. Örneğin : duvar sıva işi, daha önce duvar işini yapan alt yüklenicinin düzgün bir yüzey teslim etmemesi nedeni ile daha kalın bir sıva yapılmasını gerektirebilir.
    24. Kabulde kusurlar dikkatle tespit edilmeli, ilgili alt yüklenicilere düzelttirilmeli veya kusurlardan doğacak masraf hakedişlerinden kesilmelidir.
    25. Alt yüklenicilerin yaptığı işlerin yüklenici kontrolü dışında gerektiğinde idarenin de onay ve kabulü şart koşulmalıdır.
    26. Alt yüklenicilerin birbirlerinin yaptıkları imalatlara hasar vermeleri engellenmeli, bu hususta alt yükleniciler sözleşmeleri doğrultusunda sorumlu tutulmalıdır.
    Cezai yaptırımlar
    27. İşi yarım bırakan alt yükleniciler varsa sözleşmelerinde belirtilen yaptırımlar uygulanmalıdır.
    28. İşe sözleşmelerine göre başlamaları gereken tarihte kendi ihmallerinden dolayı başlamayan alt yüklenicilere, sözleşmelerinde belirtilen yaptırımlar uygulanmalıdır.
    29. Alt yüklenicilerden kaynaklanan iş gecikmelerinde, bu tip gecikmeler için sözleşmelerinde belirtilen yaptırımlar uygulanmalıdır.
    Garanti ve Kesintiler
    30. Alt yüklenicilerden teminat mektupları zamanında alınmalıdır.
    31. Alt yüklenicilerden yeterli avans ve iş bitim garantileri alınmalıdır.
    32. Avans, teminat kesintileri zamanında ve sözleşmeye uygun olarak yapılmalıdır.
    Hakediş ve Ödemeler
    33. Alt yüklenicilerin hakedişleri, sözleşmelerinde tanımlı zamanda yapılmalıdır.
    34. Alt yüklenici ödemesi sözleşme ve hakediş ile uyumlu olmalıdır.
    35. İşin yerinde ölçüm metodu alt yüklenici sözleşmesinde belirlenmeli, hakedişe giren miktar tespitinde sözleşmede belirtilen ölçüm metodu kullanılmalıdır.
    36. İşini tamamlayan alt yüklenicinin kabulleri yapılıp en kısa sürede kesin hesapları tamamlanmalı, işin genel kabulüne kadar beklenmemelidir.
    37. Kesin hesabı yapılmadan alt yüklenicinin nakti teminatı iade edilmemelidir.
    Dikkate Alınacak Diğer Hususlar
    38. Sözleşmelerinde belirtilen iş miktarı artış oranları aşıldığında uzman ekipler için ek protokoller hazırlanmalıdır.
    39. Uzman ekibe mümkün olduğu nisbette yevmiyeli iş verilmemelidir.
    40. Şantiyede aynı iş için farklı uzman ekiplere farklı fiyatlar oluşturulmamalıdır.
    41. Uzman ekibin işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin sorumlulukları titizlikle denetlenmelidir.


  • • İnşaat Projelerinde Süre Kısaltımları

    1.Giriş
    Bir inşaat projesinin tamamlanma süresini daha erken bir zamana çekmek, her proje yöneticisinin/şantiye şefinin arzu edeceği bir durumdur. Proje süresini azaltmaya çalışmak için pek çok sebep vardır. Bu konuda en yaygın neden, önceden belirlenmiş ve sözleşmelerde kesinleşmiş olan proje tamamlanma tarihinin getirdiği baskıdır. Bitim tarihi, uygulamada çok yaygın olarak, detaylı bir aktivite-zaman analizi yapılmadan, dolayısı ile inşaatın tamamlanması için ne kadar para ve zaman gerekeceğinin varyasyonları hazırlanıp incelemeden saptanarak, kontratlara bağlayıcı ve yaptırımlar içeren şekilde dahil edilmektedir. Bu şekilde belirlenmiş olan bir bitim tarihi, detaylı bir zaman hesabı yapılarak daha az bir bedele mal olabilecekken, çok daha fazlasına mal olabilmektedir. Ayrıca son güne yetiştirme telaşı içinde, istenen kalite performanslarının altında bir imalatla da karşılaşılabilir. Proje zamanını kısaltmanın bir başka nedeni de beklenmedik gecikmelerin yaşandığı zamanlardır. Kötü hava koşulları, tasarım hataları, grevler yada malzeme akışındaki aksamalar gibi durumlar, inşaat çalışmalarının en hareketli olduğu sırada önemli gecikmelere neden olabilirler. Enerji yapıları, okullar ve hastaneler gibi işletmeye/kullanıma erken açılmasında maddi yada sosyal fayda bulunan yapım işlerinde, öngörülen zamandan erken sağlanacak bir tamamlanma, sözleşmelerde ek primlerle ödüllendirilebilmektedir. Bu durum da bitim süresini öne çekmek için sebep teşkil edebilir.

    2.Proje Üçgeni
    Temel olarak her inşaat projesi, bazı zaman kısıtlama öğelerine, muhtelif bütçe kısıtlamalarına ve tamamlanabilmesi için belirli bir çalışmaya gerek duyar. Teknik elemanların, proje bütçesinden ziyade tamamlanma tarihini çok iyi bildikleri her şantiyede görülen bir durumdur. Maliyetler, projeyi yürütmek için gereken kaynakların tümüdür ve şantiyede çalışan tüm kişileri, donanımları, malzemeleri ve parayı içerir. Ayrıca ortaya çıkacak ürünün tasarlanan kalitesi, özellik ve işlevleri ile projenin tamamlanması için gereken tüm çalışmaları içeren proje kapsamı konusu da sacayaklarının üçüncüsünü oluşturmaktadır. Proje üçgeni, mevcut kısıtlamaların nasıl bir denge içinde olması gerektiğini ifade eder. Zaman, maliyet ve kapsam birbiri ile direkt bağlantılıdır ve bunlardan birindeki değişim diğerlerinden en az birini etkiler.

    3.Proje Süresi Kısaltma Yolları
    Proje zamanını kısaltmanın en çok kullanılan yolu, kalan aktivitelere ek işgücü ve araç-gereç sağlamaktır. Yapılacak işlerin kalemler bazında metrajlarının ilgili analizlerden gelecek işgücü miktarları ile çarpılması sureti ile, her iş için gerekli olan adamsaat değerleri bulunabilir. Bu değerler işin miktarında artış yada azalma olmadığı taktirde sabittir. Her iş için öngörülen süre de belli olduğuna göre, bu sürede daha çok imalat yapmak için günlük adamsaat miktarını arttırmak bir yoldur. Bu da ya mevcut işgücüne fazla mesai yaptırmak yada ek işgücü istihdam etmek anlamına gelmektedir. Fakat, işgücü arttırılması ile işin ilerleyişinin ne kadar arttırabileceği arasında lineer bir ilişkinin varlığından söz etmek yanlış olur. Artan çalışan sayısına bağlı olarak, koordinasyon güçlükleri ve öğrenme gibi ek sorunlar doğacaktır. Eğer ek işgücü kullanılması tercih edilecekse bunun projenin başlangıç safhalarında yapılması çok daha uygun olacaktır. Diğer bir yöntem olan teknoloji transferi ise büyük dikkatle irdelenmesi gereken bir maliyet artışına karşılık gelebilir. Örneğin şantiyede beton hazırlamak ve dökülecek yere taşımak yerine, hazır beton ve beton pompası kullanmak yada sıva ve şap işlerini püskürtme makineleri ile yapmak belirli bir zaman kazanımına imkan verebilecektir. Kaliteyi azaltmak da bir süre tasarrufu sağlamakla birlikte, sözleşmelerde çok detaylı biçimde tarif edilmiş ve sıkı kontrol edilen imalat kalitesinden feragat etmek, genellikle tercih edilebilecek/uygun bulunacak bir yol değildir. Başka bir yol da süresi azaltılmak istenen kalemleri alt yüklenicilere yaptırmak olabilir. Böyle bir taşeron kuruluş, ileri teknolojiye sahip olabileceği gibi zamanı kısaltma konusunda uzmanlaşmış olabilir. Bu yolla ayrıca söz konusu kalemden boşa çıkacak işgücü ve kaynakların başka kalemlere transfer edilmesi suretiyle diğer işlerde de süre kısaltımı sağlamak mümkün olabilecektir. Fakat bu alternatif, genellikle projenin planlama aşamasında düşünülmüş olacağı için, inşaatın ileri safhalarında uygulanabilmesi uygun olmayabilir. Eğer yukarıda belirtilen alternatifler işe yaramıyorsa en iyi yol, kritik aktivitelerin süresini kısaltmaktır. Bu alternatifte de, azalan her zaman için artan bir maliyet söz konusu olacaktır. Burada dikkat edilecek husus; her aktivitenin birim zaman kısaltımı için hesaplanacak ek maliyetin, gerçeğe ne kadar yakın olacağıdır. Fakat bu hesaplama için muhasebe ve iş analizlerinden gelecek bilgiler doğruysa ve tecrübeli kimselerce değerlendiriliyorsa, en az masrafa neden olacak aktiviteleri seçmek kolaylaşacaktır.

    4.Süre Kısaltımı-Maliyet İlişkisine Ait Örnekler
    Yapılan bir çalışmaya göre; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı 2000 Yılı Birim Fiyatları esas alınarak, 595.452.267.711.- TL maliyeti olan bir resmi kuruluş binası, CPM ile planlanarak 53 haftada tamamlanmıştır. Aynı işin bir ay önce tamamlanması amacıyla, kritik yörünge üzerinde yoğun çalışma yapılarak sağlanan süre kısaltımı, 49 haftalık iş programında 29.986.260.708.-TL ‘lik bir maliyet artışına karşılık gelmiştir. Bu değer, işin süresindeki % 7.6 ‘lık bir azalışa karşılık maliyetlerde % 5.04 artış anlamına gelmektedir. Aynı çalışmada, kritik yörünge üzerinde bulunan kalıp ve sıva işlerinde kaynak kısıtı olarak işgücünün gerekenden % 25 daha az olmasına karşılık, tamamlanma süresi 9 hafta uzayarak 62 haftayı bulmaktadır.(2) Başka bir çalışmada da, Ankara Aşı Serum ve İlaç Kontrol Enstitüsü binasının maliyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı 2003 yılı Birim Fiyatları esas alınarak hesaplanmış, her imalat kalemi için; Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Birim Fiyat Analizleri ve gerekli düzeltme katsayıları kullanılarak, inşaatın tamamlanması için gereken işgücünün adamsaat değerleri belirlenmiştir. Binanın, yapımı öngörülen sürede ve bu sürenin %5, %10 ve %15 öne çekilmesine göre işgücü maliyetleri hesaplanmıştır. Süre kısaltımları, kritik yörünge üzerindeki faaliyetlerde gerçekleştirilmiştir. Normal programda 408 gün süren tamamlanma süresi 20, 41 ve 55 gün öne çekilmiştir. Şekil 2. ‘de normal ve kısaltılmış programlara karşılık gelen kritik yörünge üzerindeki işgücü maliyetlerinin değişimi gösterilmektedir. Bu süre sıkıştırmaları, malzeme ve makine ekipman değerleri sabit olmak üzere normal iş programının gerektirdiği işgücüne fazla mesai yaptırılarak karşılanmıştır. %5, %10 ve %15 oranında sıkıştırılmış programlarda normal işçilik maliyetlerine eklenen fazla mesai maliyetleri, sırası ile; 2.742.099.600.-TL, 5.632.459.200.-TL ve 17.16.138.400.-TL olarak hesaplanmıştır. Proje toplam değerinin 1.705.946.946.970.-TL olduğu göz önüne alınırsa, bu maliyet artışlarının toplam bedelin sırası ile; % 0,02’si, % 0,03’ü ve % 0,1’i olduğu görülmektedir.(3) Şekil 2. Normal ve kısaltılmış programlara karşılık gelen kritik yörünge üzerindeki işgücü maliyetlerinin değişimi Belirtilen süre kısaltımlarına karşılık gelen maliyet artışları, aynı işin daha pahalıya maledileceği izlenimini vermekle birlikte gerçek durum bundan farklı olabilecektir. Öncelikle belli miktardaki işgücünü daha az süre ile çalıştırmanın getireceği genel giderlerdeki azalma, önemli bir tasarruf sağlayacaktır. Bilindiği gibi işin toplam maliyet’i, direkt maliyet ve endirekt maliyet’in toplanması ile hesaplanmaktadır. Genel giderlerdeki azalış, endirekt maliyetlerin de azalması anlamına gelmektedir. Eğer endirekt maliyetler, toplam proje maliyetinin önemli bir bölümünü temsil ediyorsa, proje zamanındaki olası bir azalma büyük kazançlar sağlayacaktır.(4) İkinci örnekteki gibi bir durumda, işin toplam sözleşme bedeli değişmeyecek, fakat hakedişler daha önce alınacağı için enflasyon kayıpları azalacağı gibi, bu miktarın değerlendirilmesinden elde edilecek faiz karşılığı olan gelir, yine ciddi bir artış sağlayacaktır.

    5.Proje Süresi Kısaltma Teknikleri
    Büyük ve kapsamlı bir inşaat projesinde, ana iş programının düzenlenmesinde en az 150 aktivitelik bir iş paketi serimi söz konusu olacaktır. Hele alt programlar da detaylandırılırsa, yüzlerce aktivite arasındaki bir matris ilişkiler düzeninin içinden çıkılması gerekecektir. En kısa zamanda, en ucuza yada en az kaynak tahsisi yaparak bir planlama yapılmak amacıyla yola çıkıldığında, çözülecek problem bir optimizasyon problemi haline gelecektir. Böyle bir ilişkiler yumağı içinde ve her proje için, olayın diferansiyel denklemini elde edip klasik matematiksel yöntemlerle çözüme gitme olanağı yalnızca teoride mevcuttur. Bu durumlarda sezgisel metotlar ve yapay zeka uygulamalarından faydalanılabilir. Sezgisel algoritmalar “olsa olsa şöyle olabilir” mantığı ile düzenlenen, basit ve yazımı kolay yaklaşımlardır. Bu yöntemle özellikle kısıtlı kaynakların optimal olarak aktivitelere dağıtımı konusunda olumlu sonuçlar alınabilmektedir. Yapay zekanın alt dallarından biri olan genetik algoritmalar da, daha kompleks problemlerde; kendini yenileyen, bir cins evrimden geçirerek gelişen ve en uygun çözümleri, çok büyük bir çözüm uzayının içinden kısa sürede bulabilen yaklaşımlardır. Yapay sinir ağları uygulamaları da bir yapay düşünce sistemi kurgulayarak, ağırlıklar, işlem ve süzme fonksiyonları aracılığı ile, öğrenebilen ve taklit edebilen yazılımlar olarak optimizasyon problemlerinde kullanılabilmektedirler.

    6.Bilgisayar Programlarının Kullanılması
    Günümüzde her türlü iş programının yapılabildiği paket yazılımlar, yaygınlıkla kullanılmaktadır. CPM yada PERT yöntemleri ile ağ diyagramları çizilebilmekte, olasılık hesapları ve kaynak dağıtımı uygulamaları yapılabilmektedir. Kritik işler rahatlıkla belirlenip süre kısaltma çalışmaları kritik yörüngeler üzerinde yoğunlaştırılabilmektedir. Hatta bazı programlar metraj, keşif ve hak ediş hazırlamada diğer programlarla etkileşim de sağlayabilmektedir. Çareyi bilgisayarda aramak, her zaman makul sonuçlar doğurmayabilir. Bu programların sunacağı çözümlerin, riskli yada belirsiz durumları hesaba ne oranda kattığı, ne tip simülasyonlar içerdiği iyi analiz edilmelidir. Bu açıdan bakıldığında bazı aktiviteleri kısaltmak, bazen yarardan çok zarar getirebilir. Unutulmamalıdır ki yetkin ve tecrübeli bir proje yöneticisinin yerini hiçbir yazılım yada program tutamaz.

    7.Sonuç
    Bir proje yöneticisi/şantiye şefi, sürekli olarak bir zaman-maliyet uyuşma problemiyle karşı karşıyadır. Ünlü bir özdeyişimiz, vaktin nakit olduğunu ifade etmektedir. İnşaat projelerinde bunun karşılığı, her türlü süre-maliyet ilişkisinin ortaya konulması ve mevcut şartlara göre optimum çözümün belirlenerek uygulanmasıdır. Sorulması ve yanıtlanması gereken esas soru; “zamanı kısaltmak için harcanacak paraya değer mi?” sorusudur.


  • • İmar

    'İmar'sız 'Mimar'lığın Çekiciliği
    Mimarlık bir "gösteri(ş) sanatı" mıdır, yoksa Fransız Mimarlık Yasası'ndaki deyişle kente ve çevreye "uyumlu katılım" mı?
    Günümüzde, "biz en farklıyız" iddiasıyla pazarlanarak "en yüksek rantlar"ı sağlayan yapıların mimarları, açıkça söylemeseler bile "birinci"sine kapılmışlar. Topluma "başka bir dünya" sunan kimi projelerinin kente "uygunsuz"luğunu belirten meslektaşlarına diyorlar ki, "Mimarlığı(mızı) engellemeyin..."
    Tarihin mimarlık ülkesi Türkiye'de, hâlâ bir "mimarlık yasası" olmadığı için dünyadan örneklerini verdiğimiz "ikinci görüş"ü savunanlar ise "uyumlu" katılımın koşulunu şöyle özetliyorlar: "Bireyci yapılaşma kararlarıyla değil, toplum, kent ve çevre yararına öncelik veren bir imar ve planlama düzeni içinde tasarım yapılmalı..."
    Ne var ki bu evrensel doğru, ranta değil, "kente ve çevreye bağımlı"lığı gerektirdiğinden, bundan kurtulmanın sloganı da "Mimarlığın önünü açın..." oluyor...
    Oysa "onurlu" mimarlığın önünü asıl tıkayanlar, toplumsal çıkarları ve yaşam haklarını gözetmeyen yapılaşma kuralları ile en yüksek emlak kazançlarını hedefleyen mimarlık yoksunu siyasi kararlar değil midir?
    Ya da en kısa deyişle "imarsız mimarlık"tan nemalananlar...
    Uluslararası İlkeler
    Nitekim Mimarlar Odası'nda da imar disiplini yerine ' imarsız mimarlığın savunulması' na aday olanlar, özgeçmişlerine "üyesiyim" diye yazdıkları UIA ( Uluslararası Mimarlar Birliği ) ilkelerini bile göz ardı edebiliyorlar.
    UIA, kentsel ve çevresel yıpranmanın "küresel tehlike"ye dönüştüğü 90'lardan bu yana diyor ki: "Mimarlık özgür değil, bağımlıdır..."
    Tüm dünyadanın aklı başında mimarlarının, "ne demek istedi"kleri de 1993'teki Chicago Kongresi'nde açıklanmıştı; "Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Bağımlılık" başlıklı kongre bildirgesini temel alan sayısız belgede yıllardır şu söyleniyor; "Mimarlar, toplumsal ve küresel sorumluluklarını meslek yaşamlarının odağına koymalıdırlar. Hükümetler bunu destekleyen yasalar çıkarmalı; mimarlık kurumları da aynı bağımlılığın yaşama geçmesini sağlamalıdırlar "...
    Benzer şekilde, yine şimdi "mimarlığı(mızı) engellemeyin" diyerek, meslek odalarını yönetmeye aday olanların görev aldıkları UIA-2005/İstanbul Kongresi'nde de aynı bağımlılık vurgulandı.
    "Kentlerle mimarlığın buluşma ilkeleri"yle ilgili sonuç bildirgesinde deniyordu ki; "İstanbul Kongresi, mimarlığın temel yükümlülüğünü, yaşamı ve çevreyi tahrip eden tüketim ekonomisinin yerine, yoksulluğu önleyecek üretim ekonomisi; toplumların kültürel kimliğini yok etmeyen ve öz kaynakların talanına izin vermeyen bir mimarlık ve çevre öğretisi (...) olarak belirler... "
    Kongrenin ardından toplanan UIA Genel Kurulu'nun, İstanbul'daki çevre ve toplum çıkarlarına aykırı güncel örneklerin de sorgulandığı "Kentsel Demokrasi" başlıklı kararı da aynen şöyleydi: "Kent üzerinde önemli etkiye sahip tüm mimarlık ve kent planlama projeleri demokratik, şeffaf ve kamu katılımına açık nitelikteki yasa ve yönetmeliklerle gerçekleştirilmelidir..." ( Karar No: 33 )
    İşte bu evrensel çağrıya hem ev sahipliği yapmış, hem de çalışmalarıyla esin kaynağı olmuş bir meslek odasına, "imarsız yapılaşmaya karşı çıktığı" için "Mimarlığı seviyor mu" demek, ne anlama geliyor; açıklamaya bile gerek yok... ( Mimar Süha Özkan'la söyleşi, Melih Aşık, Milliyet/26 Ocak 2008 )
    Hele, aynı söylemle oda yönetimine aday olup, başta belli ki "ayrıcalıklı imar beklentileri" olan medyayla birlikte, özellikle UIA'nın 33. kararına neden olan, siyasetin desteğiyle seçim kazanmaya çalışmak da nasıl bir meslek etiğidir; bunu da yanıtlamaya gerek yok...
    'Önde gelenler'(!)in oyları!
    Geçen pazar, İstanbul'daki oda seçiminde "Mimarlık İçin Mimarlar" adıyla liste çıkaran "imarsız mimarlık"çıların, Cumhuriyet dışındaki gazetelere verdikleri ilanda deniyordu ki; "Türkiye'nin önde gelen 84 mimarının, 'Mimarlığa yol açın!' başlıklı deklarasyonunu destekleyen grupların üye sayısı birkaç bine ulaştı..."
    Oy kullanan 2 bin 500 mimardan -onca geniş ittifaka rağmen- ancak 800 oy alabilen bu "önde gelen" mimarlar topluluğu, odayı eleştirme adına bakın ne demişlerdi: " Mimarlar arasında ayrımcılık yaratıldı!.."
    Ne var ki aynı listeye girmediklerinden "önde gelmeyen"(!) binlerce mimardan, örneğin Doğan Kuban gibi hocaların hocaları; Behruz Çinici ve Aydın Boysan gibi mimarlık emektarları; Niyazi Duranay gibi mimarlığın yurtsever sevdalıları; Cengiz Bektaş gibi mesleğin simge isimleri; Mete Tapan , Cengiz Eruzun gibi koruma kurullarında özveriyle görev yapanlar; Mehmet Konuralp gibi mimarlık hakları için kavga verenler; Orhan Şahinler gibi eğitimin onur abideleri ve diğer duayenler, seçim öncesindeki genel kurula bile katılmayan imarsız mimarlıkçılar için kürsüye çıkarak şunu söylediler: "Aralarında iyi bildiğimiz, hatta öğrencilerimiz de var; hayret!.."
    Doğan Kuban ise bilgelik dokunulmazlığı içinde sözünü şöyle tamamladı: "Bu içeriksiz söylemlerin altına imza atmak, mimarlık adına ayıptır..." ( 26 Şubat 2008-Taşkışla )
    Listenin Anımsattıkları
    Gerçekten de mimarlığımızın bu gibi saygın temsilcileri arasında yer alabilecekken, her nasılsa "imza atmış" kimi isimlerin dışında, listenin genel karakterine gelince:
    "Mimarlık ve şehircilik çevrelerinde sorgulanan yapılaşmaları tasarlayanlar"; "Planlama ve imar hukukuna aykırı yapılaşma kararlarına dayalı projelerin müellifleri"; "Restorasyon adına tarihi yapıları yıkarak kullanım alanını arttırmayı amaçlayan dekoratif korumacılığın mimarları"; "yabancı isimli TOKİ sitelerinin ayrıcalıklı yaşam pazarlamasına mimari katkıda bulunanlar"... ve bütün bu göz kamaştırıcı ilişkilerin mimarlık olduğunu sanarak, meslekte "star"laşmanın büyüsüne kapıldıkları anlaşılan "genç taraftarlar"ı olarak tanımlanabilir...
    Bir de elbette ki karikatür vb. "diğer" sanatlarda ustalaşmalarına rağmen, 'önde gelen mimar' sınıfında yer alabilenler...
    Ne diyelim? Sadece İstanbul'a değil, tüm kentlerimize de geçmiş olsun... Çünkü örneğin başta İzmir olmak üzere, diğer Mimarlar Odası şubelerinde de imarsız mimarlıkçılar aynı söylemlerle ve benzer ittifaklarla aday oldular. Ne var ki "mimar"lardan aldıkları oy, kamuoyunda zorlamayla yaratılan "imaj"larının (!) çok gerisinde kaldı...


  • • İnşaat Malzemeleri Sektörünün Yapısı

    Çimento
    57 adet çimento fabrikasının faaliyet gösterdiği Türk çimento sektöründe, 2004 yılında çimento üretim kapasitesi 66 milyon ton ve üretim miktarı 38,7 milyon ton olmuştur. Türkiye 2004 yılında çimento üretim miktarı bakımından, dünyadaki çimento üreten ülkeler sıralamasında onuncu sırada yer almıştır. Türkiye çimento sanayinde 11.000’den fazla kişi çalışmaktadır.
    Türkiye’de üretilen çimentonun yüzde 60’ı iç piyasada tüketilmekte, kalan %30’u ise ihraç edilmektedir. Türkiye çimento ve klinker ihracatında dünyada Tayland’dan sonra en fazla ihracat yapan ikinci, Avrupa’da ise birinci ülke konumundadır. Türk çimento sektörü 2004 yılında, 418 milyon Dolar değerinde ihracat gerçekleştirmiştir. 2004 yılındaki başlıca ihraç pazarları Irak, İtalya, İspanya, ABD ve Portekiz olmuştur.

    Demir – Çelik
    Türkiye’de ham çelik üretimi 2004 yılı itibariyle 20,5 milyon ton civarındadır ve Türkiye çelik üretiminde dünyada onikinci sırada yer almıştır. Aynı yıl Türkiye’nin dünyadaki çelik üretimindeki payı yüzde 1,98 olmuştur. Ülkemizde kişi başına 230 kg demir tüketimi vardır. Demir-çelik sanayinde çalışan kişi sayısı 26700’dür.
    2004 yılında çelik ihracatı yüzde 72,5 değerinde bir büyümeyle 7,5 milyar dolar değerine ulaşmıştır.
    İnşaat sektöründe yoğun şekilde kullanılan demir-çelik uzun (çubuk, profil ) ürünlerinin 2004 yılı üretimi 17 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Türkiye, uzun ürünlerdeki 17 milyon tonluk üretimi ve 2004 yılındaki 3 milyar Dolarlık ihracatı ile dünyanın sayılı ülkeleri arasında yeralmaktadır. 2004 yılı demir-çelik uzun ürünler ihracatında başlıca ülkeler ABD, BAE, İspanya, İtalya ve Yemen’dir.
    2004 yılında demir-çelik uzun ürünlerinin ihracatı toplam sektörün yüzde 40’ını oluşturmuş; bütün çelik ürünleri 178 ülkeye ihraç edilmiştir. Türkiye’den çelik ithal eden başlıca ülkeler; ABD, BAE, İtalya, İspanya ve İngiltere olmuştur.
    Türkiye inşaat sektörüne yönelik her türlü boru ve bağlantı parçaları ve döküm parçaları üretmektedir.

    Cam
    Türkiye’nin yıllık cam üretiminin yaklaşık yüzde 90’ını gerçekleştiren, Türkiye Şişe Cam Fab. A.Ş., bünyesinde 26 üretim firması bulunmaktadır. Yüksek üretim teknolojisine ve büyük bir bilgi birikimine sahip Türk cam sanayii üretim açısından, Avrupa’da üçüncü, dünyada onuncu sıradadır.
    DPT’nin tahmini verilerine göre; 2004 yılı düz cam üretimi 850.000 ton, cam yünü üretimi 29,5 bin ton, yalıtım camı üretimi 25.000 ton ve mozaik cam üretimi 8.000 ton’dur. 2004 yılında düz cam ihrtacatı artarak 60 milyon dolar olmuştur. Düz camın en çok ihraç edildiği ülkeler Yunanistan, İtalya , Rusya Fed. ve Almanya’dır.

    Seramik
    Türk seramik ürünlerinin büyük bir kısmını, inşaatlarda yer ve duvar kaplaması olarak kullanılan seramik karolar oluşturmaktadır. Türkiye, seramik karo üretiminde ve ihracatında İtalya ve İspanya’dan sonra Avrupa’da üçüncü, dünyada üretimde beşinci, ihracatta ise dünyada üçüncü sıradadır. Seramik karo sektöründe 24 firma üretim faaliyetinde bulunmaktadır.2003 yılı seramik karo üretimi 188 milyon m2dir. 2004 yılı seramik karo ihracatı 389 milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir.
    Türk seramik sağlık gereçleri sektöründe, 10 büyük, 16 orta ve 35 kadar da küçük üretici firma faaliyet göstermektedir. Türkiye, seramik sağlık gereçlerinin üretiminde Avrupa’da ilk, dünyada ise dördüncü sıradadır.Türkiye’nin 2004 yılı seramik sağlık gereçleri üretimi 160.000 ton, 2004 yılı ihracatı ise 161 milyon Dolar değerindedir. Türkiye seramik sağlık gereçleri ihracatında Avrupa’da birinci sıradadır. Seramik sağlık gereçleri ihracatında ilk üç pazar Almanya,İtalya ve ABD’dir.

    Doğal Taşlar
    Muhtemel 5,2 milyar m3 rezervi ile Türkiye, dünya mermer rezervinin yaklaşık yüzde 40’ına sahiptir. Renk ve desen çeşidi 200’ü aşan Türk mermerleri inşaat sektöründe taban, iç duvar ve dış cephe kaplamalarında yaygın olarak kullanılmaktadır.
    Dünya doğal taş üretiminde yedinci sırada yer alan Türkiye, 2001 yılı işlenmiş doğal taş (traverten, mermer, granit vb.) üretiminde 3,5 milyon tona ulaşmıştır. 2004 yılı için mermer üretimi 7,2 milyon ton olmuştur. Türk doğal taş sektöründe 1000 ocak, 1500 fabrika ve 7500 atölye faaliyet göstermektedir. Sektörde 250 binden fazla kişi istihdam etmektedir .
    İşlenmiş doğal taş ihracatı da yıldan yıla artarak, 2004 yılında 484 milyon dolar olmuştur. Aynı yıl Türkiye’den işlenmiş doğal taş ithal eden başlıca ülkeler ABD, İngiltere, İspanya, İsrail, ve S. Arabistan’dır.

    Plastik İnşaat Malzemeleri
    Son 20 yıl içinde, plastik inşaat malzemelerinde özellikle de plastik kapı ve pencere üretimi ve tüketiminde büyük bir artış olmuştur. Plastik kapı ve pencere sektörünün yıllık üretim kapasitesi 370.000 ton dolayındadır. 2003 yılında plastik kapı ve pencere üretimi 185.000 tona ulaşmıştır. Sektörde 50 üretici firma faaliyet göstermektedir. Türk plastik kapı ve pencere sektörü; üretim açısından Avrupa’da 3. sıradadır. Plastik kapı ve pencere sektöründe 10.000’den fazla kişi çalışmaktadır.
    Plastik boru sektörü 250.000 tonluk üretim kapasitesine sahiptir. Ancak sector kapasitesinin yüzde 75’ini kullanarak yılda 170.000 ton plastik üretimi yapmaktadır. Üretimin yüzde 90’ı iç piyasada tüketilmektedir.
    2004 yılında plastik inşaat malzemeleri ihracatı 326 milyon dolar olmuştur. Plastik inşaat malzemeleri başlıca Rusya Fed., Irak, Romanya, Suriye ve Almanya’ya ihraç edilmiştir.

    Boya
    Türk boya sanayinin kurulu kapasitesi 650.000 ton civarındadır. 2004 yılında ekonomideki canlanmaya paralel olarak boya üretimi de bir önceki yıla göre artarak 357.000 ton olmuştur. Sektörde toplam 350 adet firma üretim faaliyetinde bulunmaktadır. Sektörde 200.000’den fazla kişi çalışmaktadır. Türkiye Avrupa’daki boya üreten ülkeler arasında altıncı sıradadır.
    Son üç yılda sürekli artış gösteren inşaat boyaları ihracatı 2004 yılında 99 milyon dolara ulaşmıştır. İnşaat boyaları ihracatında başlıca ülkeler sırasıyla; Rusya Fed., Azerbaycan ve Gürcistan’dır.

    Ağaç Ürünleri
    Türkiye 20,7 milyon hektar orman ve ağaçlarla kaplı alana sahiptir. Ağaç türleri bakımından zengin olan Türkiye’de 76’sı ülkemize özgü 584 ağaç türü bulunmaktadır.
    Türkiye’de 7.900 kesim, 21 kontraplak ve 31 sunta fabrikası olmak üzere toplam 8.000 ağaç işleyen tesis bulunmaktadır. Son yıllarda önemli bir gelişme gösteren Türkiye ağaç ürünleri sektörü kapı, pencere, mutfak ve diğer mobilya üretiminde uluslararası standartlara ve kaliteye ulaşmıştır.
    2004 yılı ihracatı 30 milyon dolar olan ahşap inşaat malzemelerinin 2003 yılındaki ihracat değeri 19 milyon dolardır. Ağaç ürünlerinin belli başlı pazarları İran, Rusya Fed. ve Kazakistan’dır.

  • • Mantolama Nedir ?

    Yapıların dış ortamla arasındaki ısı transferini minimuma indirmek için, ısıtma ve soğutma enerji tüketimlerini azaltma amaçlı yapılan işlemlere mantolama denir.
    Mantolama; sadece kışın içerideki sıcak havanın dışarı çıkması anlamına gelmez. Aynı zamanda yaz aylarında da içerideki soğuk havanın dışarı çıkmasına engel olur ve iç kısımların ısı kaybını azaltır. Mantolama dediğimiz sistem günümüzün en yaygın ısı yalıtım sistemidir.
    Mantolama iyi olan bir yapıda ısıtma ve soğutma için kullanılan enerjinin daha az kullanılması ve ısıtma ve soğutma sistemlerinizden kaynaklanan giderlerin daha ekonomik rakamlara indirilmesine de yarar. Aynı zamanda bir diğer yönden de bakarsak daha az yakıt kullanılması hava kirliligini önler. Yapıların cephelerinde ısı ve nem iletimi azalacağından binaların ömrü uzar.

    Mantolama Hakkında
    İnsanlar konforlu ve ekonomik yaşama ihtiyacını her geçen zaman diliminde artarak hissetmişlerdir. Bu gelişmeler doğrultusunda da karşılaştıkları problemlere çözümler aramışlardır. Yapılarda ısı yalıtım bu çözümlerin başında gelmektedir. "Mantolama" malzemeleri ile ilgili bir çok çalışma 20. yüzyılın ilk yarısında yapılmış ama geliştirilen bu malzemeler yaşanılan petrol krizinin ardından kullanılmaya başlanmıştır. Yaşanan ekonomik zorluklar artık hayatımızın her alanında tasarruf yapmamızı gerektirdiği gibi enerji kaynaklarımızın azlığı ve çevre kirliliği de yaşamlarımızı ciddi olarak etkilemektedir. Bu nedenle mantolama bugünün ve geleceğin vazgeçilmezidir.
    Tanım : Farklı iki ortam ve sıcaklıktaki ısı transferini engellemek amaçlı yapılan işleme mantolama denir. Bu ısı transferini azaltmayı sağlayan malzemelere ısı yalıtım malzemesi adı verilir. Isı yalıtım malzemelerinin en temel özelliği (λ) ısı iletim katsayısıdır. Isı iletim katsayısı yükseldikçe malzemenin ısı yalıtım özelliği azalır. IS0 ve CENN Standardına göre ısı iletim katsayısı 0,065 W/mK degerinden küçük olan malzemeler ısı yalıtım malzemesi olarak kabul edilir.

    MANTOLAMA NEDİR ?
    Mantolama adı verilen Dış Cephe Isı Yalıtım Sistemleri uzun yıllar öncesinden Avrupa ülkelerinde standartlarla çerçevelenmiş ve enerji tasarrufu amaçlı kullanılmaya başlanmıştır.Ülkemize maalesef gecikmeli gelen bu tasarruf sistemi sebebi ile enerji satan bir ülke iken dışarıdan enerji alan bir ülke konumuna gelmiş bulunmaktayız. Yerküre üzerindeki kaynakların hızla tüketildiği düşünüldüğünde tasarruf tedbirlerimizi almak için daha fazla gecikmememiz gerekliliği açıkça görülmektedir.
    Yapılarımızda ısınma ve serinleme amaçlı kullandığımız kombi, kalorifer, klima ve benzeri cihazların sarf ettikleri enerji, dış cephe mantolama tatbikatları ile %50 azaltılabilmektedir. Eğer binalarımızın temel ve çatılarında da mantolama yapılmışsa bu oran %60’lara kadar çıkacaktır. Bu kadar önemli bir tasarrufun sadece kendi bütçelerimize değil ülke ekonomisine de önemli katkılar saglayacağı unutulmamalıdır. Binalarımızda en önemli ısı kayıpları kolon ve kirişlerden kaynaklanmaktadır. Bu sebep ile iç duvarlarda yapılacak Mantolama tatbikatları asla sonsuz ömürlü olamayacaktır, dış cephede ve bina duvarlarının tamamını kaplamadıktan sonra Mantolama sistemlerinde tatmin edici sonuç alınamaz. Sistemin ana prensibi hiçbir aralık kalmayacak şekilde yapının dışarıdan ısı yalıtım levhaları ile kaplanmasıdır.
    Kolonlar, kirişler, duvarlar, pencere merkezleri, çıkma altları bir bütün olarak mantolanmalı ve yapının tamamı koruma altına alınmalıdır.
    Dogru bir şekilde Dış Cephe Isı Yalıtım Sistemleri ile kaplanan bir binanin korozyon problemini bir daha yasamayacağını, yaşının sabitleneceğini ve mantolamanın bina ömrü kadar hizmet verebileceğini unutmamamız gerekmektedir. Yapılarda mantolama uygulaması ısınma için kullanılan enerjiden tasarruf edilerek gaz, kurum ve toz emisyonunu azaltıp çevre için doğrudan bir kazanç sağlar. Duvar, ısı köprüleri, zemin ve tavan yüzey sıcaklıklarının iç konfora olduğu kadar yapı kabuğu üzerinde de önemli etkileri vardır. Yeterli yalıtım yaşam kalitesine katkıda bulunur ve bina dokusunun korunmasına yardımcı olur.
    Dış cephe mantolama için teknik verilere uygun olan ve olmayan çok çesitli ürünleri bulmanız mümkün. Mantolama uygulamasından maksimum derecede fayda sağlamak için ürün kalitesi teknik değerleri üstün malzemelere ek olarak Uugulamanın da hassas yapılması gerekmektedir. Ürün ve uygulamanın birleşmesi sonucunda Mantolama tam performans ile çalışacak size konforlu ve sağlıklı bir mekan oluşturacaktır.
    Bu çözümde kullanılan bileşenler doğru nitelikte seçilmiş ısı yalıtım levhaları, levhaların yüzeye ankrajlanmasını sağlayan özel dübeller, yine levhaların yüzeye yapışmasını sağlayıcı özel yapıştırma harcı ve mantolamaya özel sıva harcı, sıva aderansini arttıran sıva filesi, boşluklarda kullanılmak üzere tasarlanmış alüminyum profillerden oluşmaktadır.
    Ülkemizde dış cephe mantolama ile enerji tasarrufunun yaygınlaştırılmasına yönelik TSE, Bayındırlık Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı nezdinde gerçekleştirilen çalışmalar ile TS 825 “Binalarda Isı Yalıtım Kuralları” standardı, Nisan 1998’de revize edilmiş ve Haziran 2000’den itibaren de yeni inşa edilecek yapılarda zorunlu bir standart haline gelmiştir. Mantolama uygulama zorunluluğu, belediyelerin ilgili bölümleri ve yapı denetim firmalarınca denetlenmektedir.

    MANTOLAMA NE KADAR SÜREDE YAPILIR?
    Binalarda yapılacak olan dış cephe ısı yalıtımı uygulamaları için gereken süre; yapının ihtiyaçları, büyüklüğü ve yalıtım uygulamasında çalışacak kişi sayısıyla ilişkili olarak belirlenir. Genel olarak mantolama, orta büyüklükteki bir bina için 1-4 haftalık zaman zarflarında tamamlanır. Tabii ki hava koşulları bu süreyi olumlu veya olumsuz etkilemektedir.

    MANTOLAMA UYGULAMASININ FAYDALARI NELERDİR?
    a.Dış cephe mantolama (mantolama) yapılmasıyla, binadan dışarıya çıkan ısı kaybı; yalıtımsız duruma göre azalır. Dolayısıyla ısınabilmek için tüketilen yakıt miktarı da azalmış olur. Bu azalma miktarı, yapınızın bulundugu bölgenin iklim koşullarına göre farklılık gösterir. Bu degişim oranı %50 - %70 arasındadir. Örnegin; Kış aylarında, Dış cephe ısı yalıtımı olmayan yapınızı ısıtabilmek için 100 birim yakıt tüketiyorsanız, yapınıza yalıtım yaparak bu tüketimi 50 birime hatta 30 birime kadar düşürebilirsiniz.
    b.Mantolama (dış cephe ısı yalıtımı) yapılmış yapıların, duvarlarının iç yüzeylerinde terleme sonucu küflenmeler, siyah lekelenmeler ayrıca sıva ve boya kabarmaları oluşmaz.
    c.Yasam alanlarınızda sıcak ve soğuk hava farklılıkları oluşmayacağından, sağlıklı bir ev ortamı oluşur.
    d.Isı yalıtımlı duvarların içinde, difüzyon sonucu yoğusma olmayacağından, duvardaki malzemeler korozyona uğramaz. (bina demir ve çelikleri paslanıp incelmez.)
    e.Mantolama (dış cephe ısı yalıtımı) uygulanmış binalarda, yakıt tüketimi daha az olduğundan hava kirliliğine neden olmaz.

    YENİ BİNALARDA MANTOLAMA
    Yapım aşamasında gerekli detaylar önceden dikkate alındığı sürece yeni binalarda ısı yalıtım sistemi uygulamaları eski binalara nazaran tatbikatlar daha kolay yapılabilecektir. Karotlar yağmur suyu gider borularının kanalları açılırken mantolama payının bırakılmasına dikkat edilmelidir, çatı parapetlerinin ve gizli derelerinin günümüzün yüksek kaliteli malzeleriyle izole edilmesi ve pencere denizliklerinde yine mantolama payının ve düşünülüyorsa dekoratif söve kalınlıklarında dikkate alınmasi sistem uygulamaları yapılırken karşılaşılması muhtemel birçok problemi ortadan kaldıracaktır. Yeni binalarda mantolama altına kaba sıva yapılması teknik olarak bir mecburiyet olmamakla beraber sistem uygulamalarının daha problemsız uygulanabilmesi için fayda sağlanacaktır.

    ESKİ BİNALARDA MANTOLAMA
    Oturulan binalarda yapılan ısı yalıtım sistemi uygulamaları yeni binalara nazaran daha zordur bunun sebebi özellikle denizlik altlarında, parapet kenarlarında, yağmur suyu giderlerinde, balkon kapılarında yaşanması muhtemel sorunların yoğunluğundandır
    1) PENCERE DENİZLİK ALTLARI: Mantolama uygulamalarında ısı yalıtım levhalarının kaplanmasıyla beraber çoğu binada mermer denizlik damlalıkları kapanmaktadır ve bu şekilde yapılan uygulamalarda önlem alınmaz ise yağmur sularını pencere merkezlerinden cepheye akması ve kirliliğe sebep olması kaçınılmaz sondur. Söz konusu problemi ortadan kaldırmak için eski binalarda mantolama sonrası denizlik altlarını pvc veya aliminyum damlalık profili konması tartışmasız bir mecburiyettir.
    2) PARAPET KENARLARI: Ülkemizdeki eski binalarda maalesef çatı parapetlerini gerekli izoleleri yapılamamıştır. Çatı derelerindeki mevcut problemleri öncelikle olarak çözünmedikten sonra yapılan mantolama tatbikatlari için ileri dönemde tehlike arz etmektedir.
    3) YAĞMUR GİDERLERİ: Mevcut yağmur su giderleri mantolama yapılırken kesinlikle duvarda sabit bırakılmamalıdır. Isı yalıtım levhalarının arasında kalacak gider borulari ısı köprüsü oluşturabileceği gibi ilerleyen dönemlerde onarım istemesi dahilinde mantolama ya da zarar verecektir. Bu vesile ile uygulamalar sırasında giderlerin tamamı sökülmeli çıkış ve iniş noktalarında gerekli dirsek parçaları kullanılarak mutlaka mantolama tatbikatlarının dış yüzeyine alınmalıdır.
    4) BALKON KAPILARI: Balkon iç duvarlarının sistem uygulaması yapılırken dışa ve duvara doğru açılan kenar balkon kapıları gerekli mesafeye sahip değilse ısı yalıtım levhaları ile dar bir açıda çarpışacak ve kapının kullanılabilirliği önemli ölçüde sekteğe uğrayacaktır. Bu sebeple balkon iç duvarlarında gerekli görünen yerlerde ince ısı yalıtım levhaları kullanma mecburiyeti olabilir.

    MANTOLAMAMI NASIL KORUYABİLİRİM?
    Yapılarınızda ciddi oranlarda enerji tasarrufu sağlamak ve binanızın tamamen koruma altına almak amacı ile yaptırmış olduğunuz mantolamanın sorunsuz bir şekilde sizlere hizmet verebilmesi için dikkate alınması gereken konular asağıdadır.
    Eski binalarda mantolama tatbikatları öncesinde klimaların ,antenlerin, tabelaların, çamaşır demirlerinin tümünün sökülmesi gerekmektedir. Sistemin ana prensibi hiçbir aralık kalmadan cephenin tamamının ısı yalıtım levhaları ile kapanması olduğu için söz konusu unsurların mantolama sonrası cepheye monte edilmemesi çok daha sağlıklı bir karar olacaktır. Yine eski binalarda daire doğramalarının değiştirilmesi düşünülüyorsa mantolama öncesi bu değişikliğinde yapılması da sistemin zarar görmemesi adına önemli katkı sağlayacaktır. Bazı binalarda zemin katlar araç otoparkına cephelidir. Bu tip durumlarda cephe duvarının önüne çiçeklik, çit veya araçlar için lastik bar demirlerinin konması istenmeyen kaza risklerini ortadan kaldıracaktır. Bina yönetimlerinin mantolama sonrası kat malikleriyle beraber ortak karar alarak ilerleyen dönemlerde de dis cephe ısı yalıtım sistemlerine özel yönetim tedbirleri alınması herkesin ortak çıkarına olacaktır. Tüm bu tedbirlere rağmen onarım isteyen bir durum söz konusu olduğunda binanızın uygulamalarını yapan firmayla görüşüp yardım talep etmeniz doğru bir seçim olacaktır. Yapınızın ömrü ve sizin yaşam alanınızın sağlığı açısından günümüz yapı sektörünün en geçerli çözümü olan mantolamanın avantajlarından sonuna kadar faydalanmanız yine sizin elinizdedir. Mantolama tatbikatlarında ödediğiniz maddi bedel kendini enerji giderlerindeki tasarruftan dolayı kısa sürede amorte edeceği gibi korunmasına özen gösterilen bir ısı yalıtım sisteminin bir daha cephede asla masraf kapısı olmayacağını ve sadece uzun sürede yeniden renklendirmek için boyanmasi gerektiğini unutmamız gerekmektedir

  • • Mantolama Nasıl Yapılır ?

    Yapılarda gelişen yapı teknikleri sonucu beton satıhlar artmıştır. Betonarme yüzeyler, içeride üretilen enerjinin ısı köprüleri oluşturarak dışarı atılmasına sebep olur. 2000 yılında Türkiye'nin yıllık ısınma harcaması yaklaşık 4 Milyar dolar olmuştur. Yapıları soğutmak için harcanan enerjinin, ısıtmak için harcanan enerjiden daha fazla ve pahalı olduğu da hesaplanırsa bu rakam çok daha yukarılara tırmanmaktadır. Yapılan araştırmalar, ısı yalıtımı yapılmamış betonarme bir binada, oluşan ısı köprüleri sebebi ile üretilen enerjinin %50-%60 'ından yararlanılamadığını göstermiştir. Mantolama (Isı yalıtımı) uygulamasındaki maksat bu enerjiden mümkün olduğunca fazla yararlanabilmektir. Günümüzde, gelişen teknikler, ısı yalıtımı uygulamasından alınan verimin artmasını sağlamıştır. Isı köprülerinin oluşumunu engellemekte en verimli sistem olan (Dışarıdan Yalıtım) Mantolama Uygulamasında çeşitli yoğunluklarda Polistiren veya Taşyünü Levhalar kullanılmaktadır. Sıvalı veya sıvasız her türlü zemine rahatlıkla uygulanabilen bu sistemin safhaları aşağıda verilmiştir. Etkileşimli kesit fotoğraf üzerinde ilgili bölümlere tıklayarak bilgilere ulaşabilirsiniz.

    MANTOLAMA UYGULAMASI
    Başlangıç profili
    Mantolama uygulamasının ilk aşaması olarak, zemine aliminyum başlangıç (su basman) profili çakılır.Başlangıç profili'nin ölçüsü, tercih edilen yalıtım levhasının kalınlığına ve uygulanacak sisteme göre değişiklik gösterir. Profiller duvara özel dübelleri ile çakılarak tespit edilirler.
    Yapıştırma Harcı
    Profiller çakıldıktan sonra yalıtım levhalarının arka yüzüne dişli mala ile veya noktasal yapıştırma metodu ile özel yapıştırıcı harç sürülür. Harç sürüldükten hemen sonra yalıtım levhaları duvara şaşırtma metodu ile yerleştirilir.
    Dubelleme
    Dubellemeye başlamadan önce, yapıştırma harcının tam olarak kuruması beklenmelidir. Dübeller yalıtım levhasının üzerine matkap ile uygun bir delik açıldıktan sonra çakılarak sabitleştirilir.
    Kenar ve Köşeler
    Köşelerde düzgün ve sağlam bir yüzey elde edebilmek için alüminyum köşe profilleri kullanılır. Köşe profilleri, yalıtım levhalarının üzerine donatı katmanı oluşturulmasından önce yerleştirilir ve üzeri donatı sıvası ile kapatılır.
    Donatı Sıvası ve Filesi
    Köşe profillerinden başlayarak bütün yüzeye donatı sıvası sürülür ve dişli mala ile trifillenir. Bu sıva üzerine sıva henüz yaş iken donatı filesi, kenarları 10'ar cm birbirinin üzerine binecek şekilde yerleştirilir. Filenin üzeri tekraren sıva ile kapatılır.
    Hafif Sıva
    Son kat hafif sıva, donatı sıvası tamamen kuruduktan sonra istenilen kalınlıkta (2,3,4 mm) uygulanır. Böylelikle, mantolama uygulamasının dışında sert ve dekoratif, koruyucu bir katman oluşturulur.
    Boya
    Mantolama uygulamasının son aşaması, hafif sıva uygulanmış zeminlerin dekoratif bir dışcephe boyası ile boyanmasıdır.
    Yalıtım Malzemeleri Ve Levhaları
    EPS: Günümüzde kullanılan yalıtım levhaları arasında, en popüler olanı EPS (Ekstrüde Polistiren) yalıtım levhalarıdır. Oldukça düşük bir ısı iletkenlik (0,031 W/mK)değerine sahip olan EPS'nin yangın sınıfı B-1 (Zor alevlenici) ve min.20 Kg/m³ yoğunluktadır. Ülkemizde, dışcephe ısı yalıtımında, çoğunlukla 3 cm kalınlığında, binili tipleri kullanılmakla birlikte, teras yalıtımı, özel işlemler veya istenildiği durumda, 5 cm kalınlığında levhalar da kullanılmaktadır.

    XPS: Ekspande Polistiren. Birim hacim kütlesi 16 Kg/m³ ve Isı iletkenlik değeri 0,040 W/mK'dır. EPS levhalara göre daha ekonomik olan XPS levhalar B-1 yangın sınıfına girerler. Beyaz köpük olarak da bilinir. Taşyünü: Isı yalıtımı ve ses yalıtımı amacı ile kullanılan taşyünü, diğer yalıtım levhalarına kıyasla daa yüksek bir yoğunluğa sahiptir. Doğal yapısı nedeni ile yangın sınıfı A (Yanmaz) olan taşyünü 0,040 W/mK ısı iletkenlik değerine sahiptir

    YAPIŞTIRICI HARÇ MALZEMELERİ
    Polimer esaslı, mineral, kuru, nefes alabilen ve yüksek yapışma özellikli özel bir harçtır. 3,5 - 4,5 Kg/m² sarfiyatı ile kullanılan yapıştırıcı harç, her türlü mineral yapıdaki yüzeye, polistiren ve taşyünü levhaları yapıştırmak için kullanılır. Su ile karıştırılarak, kullanım esnasında hazırlanır.

    BAŞLANGIÇ (SU BASMAN) PROFİLİ
    Su basman seviyesinde, sistemi darbelerden koruyan 0,4 - 0,6 mm, alüminyumdan imal edilen, damlalıklı taşıyıcı profildir. Kullanılacak yalıtım levhasının kalınlığına göre, değişik boyutlarda olabilir.

    ALÜMİNYUM PROFİLLER
    Bina köşeleri, pencere ve kapı merkezleri gibi dış köşelerde, sistemi korumak maksadı ile kullanılan, yan yüzeyleri delikli, 25/25 mm alüminyumdan imal "L" profilidir. Aynı zamanda sıva uygulamasında mastar görevi görmektedir.

    PLASTİK DÜBELLER
    İç ve Dış izolasyon levhasını duvara veya tavana monte etmek için kullanılan plastik bağlantı elemanıdır. Tuğla üzerine yapılan uygulamalarda, boşluğa gelen dübeller, çıkartılarak başka bir noktadan çakılmalıdır. Dübelin çakılacağı noktada, yalıtım levhaları bir miktar oyularak, dübel çakıldığında yalıtım levhasının üzerinde kabartı olmaması sağlanmalıdır. Normal uygulamada 1 metrekare'ye minimum 6 Adet çakılır

    DONATI SIVASI
    Özel kimyasal karışımlı bir mineral kuru yalıtım ve sıva harcıdır. Yalıtım levhası üzerinde yüksek elastikiyet ve adherans oluşturacak şekilde toz polimerlerle ve su iticilerle takviye edilmiştir. Yalıtım levhasını dış etkenlerden korumak için iki kat olarak ve donatı filesi takviyesi ile uygulanır. Ortalama sarfiyatı 3,5 - 4 Kg/m²'dir

    DONATI FİLESİ
    Yalıtım levhası üzeri donatı sıvası, genleşme derzleri, montaj derzleri için üretilmiş ve özel alkalilerle emprenye edilmiş, cam elyaf sıva filesidir. Sıvadaki çatlamaları önler ve yüzeye direnç kazandırır. Mantolama uygulamasında kullanılacak donatı filesi 145 - 170 gr/m² ağırlıkta, 3-4 mm göz aralıklı olmalıdır.

    HAFİF SIVALAR
    Çimento esaslı, elyaf katkılı, taş sıva izlenimi veren, son kat hafif dekoratif sıvadır. Mantolama uygulamasında alt katmanları dış etkilerden yüksek sertliği ile korur. Zeminden kaynaklanabilecek görüntü bozukluklarını egale eder. 3 mm kalınlık için ortalama sarfiyatı 3-3,5 Kg/m²'dir. Beyaz renktedir.

    BOYA UYGULAMASI
    Yapılan Mantolama uygulamasının son aşaması olarak, hafif sıvanın üzeri, beyaz rengin istenmediği durumlarda, arzu edilen herhangi bir renkte ELASTOMERİK, ELASTOSİT veya SİLİKONLAR kullanılarak boyanabilir

  • • Söve Nedir?

    İnşaat için dış cephe kaplamasınnda kullanılan dansidesi yüksek köpüğün(yoğunlaştırılmış köpük ) üzerine silis kumu sıvanan, dekorasyon ve izolasyon amaçlı bir DIŞ CEPHE KAPLAMA ürünüdür.Bilinen 150 ye yakın modeli vardır ve profesyonelce projelendirilerek uygulandığı takdirde en vasat binaları bile çok müthiş bir yapıya çevirir.

    SÖVENİN İZOLASYON ÖZELLİĞİ
    Bünyesindeki köpük ,dansidesi yüksek olduğu için %70 gerçek oranlı ısı ve ses yalıtımı sağlar. Strafor köpük zaten bilinen en güçlü doğa dostu izolasyon malzemesidir.Numune ürünlerimiz üzerinde bile dış yüzey ile iç yüzey arasındaki farkı görebilirsiniz.

    TEKNİK ÖZELLİKLER
    Çekirdek malzemesi 28-30 dansite EPS ürünledir.
    Yüzeyinde akrilik esaslı kaplama kulanılır.
    Üzerindeki kaplama güneşin UV etkilerine karşı koruma sağlar.
    Isı, ses ve su yalıtımı sağlar.
    % 60 yakıt tasarrufu sağlar.
    2 mt/tül halinde üretilir.
    Yüksek mukavemetli ve estetiktir.
    Yeni yada eski her türlü yapıda rahatlıkla kullanılabilir.
    Uygulaması temiz ,hızlı ve kolaydır.
    Depreme, doğal afetlere ve bina oturmalarına dayanıklıdır.
    Sınırsız model ve tasarım seçeneğine sahiptir.
    İnsan sağlığına zarar vermez çevrecidir.
    Su ve nemden etkilenmez.
    Muadili malzemelere göre hesaplıdır.
    Yüzeyine su almaz,dört mevsim koşullarına dayanıklıdır.
    Detay çözümleri zarif ve tamamlayıcıdır.
    Renk sınırlaması yoktur.

  • • Yıldız Sektör İnşaat

    Geçtiğimiz yıl yaklaşık yüzde 20 büyüyen inşaat sektörünün, bu ivmeyi uzun bir dönem sürdürmesi bekleniyor. Uzmanlara göre sektörün yalnızca Türkiye’de değil, yurt dışında da önemli bir büyüme potansiyeli var.
    Devlet İstatistik Enstitüsü’nün (DİE) 2005 yılı ilk 6 aylık verilerine göre yüzde 19.7 büyüyen inşaat sektörü geçtiğimiz yıla damgasını vurdu. Sektörde yaşanan bu olumlu gelişmeyi sağlayan unsurların başında konut kredisi faizlerinin düşmesi ve vadelerin uzamasıyla artan talep var.
    Hükümetin 100.000 konut üretme hedefi, kurumsal inşaat firmalarının proje sayılarını hızla arttırması, yeni iş ve alışveriş merkezlerine olan talebin yükselmesi, turizmin geleceğin yıldız sektörleri arasında gösterilmesiyle artan yatırımlar, ekonomideki istikrar ve büyüme ile birlikte yabancı yatırımların da bu yönde ağırlık kazanması gibi unsurlar da sektörün atağa kalkmasında önemli bir rol oynadı. Geçtiğimiz yılın ilk 9 ayında yüzde 32,7 oranında artan kamu yatırımlarının 3/4’ünü inşaatın oluşturması da gözden kaçırılmaması gereken diğer bir unsur.
    Öte yandan 2006’da mortgage (ipoteğe dayalı konut finansmanı) sisteminin devreye girecek olmasıyla sektörün daha da hareketlenmesi bekleniyor. Türkiye’nin yıllık nüfus artışı göz önüne alındığında her yıl yaklaşık 500.000 konut ihtiyacı ortaya çıkıyor. Son aylarda yapılan özelleştirmelerin beklenilenin üstünde rakamlara ulaşmasıyla, kamu kaynaklarında yapı sektörüne ayrılan ödenekler de artıyor. Örneğin özelleştirmeler yoluyla yaratılan kamu kaynaklarının bir bölümü, öncelikler çerçevesinde yaklaşık 2.000 yarım kalmış yatırıma tahsis edilecek.
    Bu noktada, uzmanlar özellikle yurt dışı iş tecrübesinin de etkisiyle profesyonelleşen inşaat sektörünün, bu rüzgarı dünyaya açılmak için de kullanması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Yakaladığı siyasi ve ekonomik istikrarı AB ile başlayan üyelik müzakereleri ile güçlendiren Türkiye, sektördeki profesyonelliğini, bilgi ve tecrübesini ortaya koyarak önemli bir gelişim ivmesi yakalama gücüne de sahip oldu. Bugün uluslararası birçok yatırımcı, gerek kendi ülkeleri, gerekse diğer ülkelerdeki projelerinde Türk yapı sektörü ile birlikte hareket etme çabası içinde. Sektörün sahip olduğu bu konumu çok iyi değerlendirmesi gerekiyor.
    Rakamlar ve örnekler de bu düşünceyi doğruluyor. Türkiye’nin dünya inşaat sektörü içerisindeki payı yüzde 3. Dünyanın en büyük 225 uluslararası inşaat firması arasında 7 Türk firması var. Sektörün Gayri Safi Milli Hâsıla (GSMH) içindeki doğrudan payı yüzde 5, dolaylı payı ise yüzde 30.
    Müteahhitlerimizin bugüne kadar yurtdışında üstlendikleri toplam iş hacmi 65 milyar dolara, proje sayısı ise 3.000’e yaklaştı. Türk müteahhitleri, hizmet kalitesi, fiyat ve müşteri memnuniyeti gibi unsurlarla güçlerini 4 kıtada kanıtladılar. 2005’in ilk 6 aylık döneminde yurtdışında alınan iş tutarı ise 4.1 milyar dolar oldu. Bu performans yıl sonu için belirlenmiş olan 7 milyar dolarlık hedefin de gerçekleşeceğini gösteriyor. 2004’de üstlenilmiş iş tutarının 5.4 milyar dolar olduğu dikkate alındığında, 7 milyar dolarlık yıl sonu hedefinin bir önceki yıla kıyasla yüzde 30’luk bir artış sağlayacağı görülüyor.
    İnşaat malzemesi ihracatı ile dış müteahhitlik hizmetleri birlikte değerlendirildiğinde, inşaat sektörünün Türkiye’nin toplam ihracatı içerisindeki payı yüzde 20’yi buluyor. Bu niteliği ile sektör, turizmden sonra "ödemeler dengesine en büyük katkıyı sağlama" potansiyeline sahip 2. sektör. Yalnızca inşaat değil, inşaat malzemesi sanayisi de dünya pazarlarıyla rekabet edebilir düzeydeki kalite ve kapasitesiyle özellikle Avrupa’da çok önemli bir konuma sahip.
    Türkiye özellikle çimento, seramik, demir çelik ve cam konusunda "dünya çapında üretici" konumunda. Türk prefabrik yapı sektöründe de son yıllarda önemli teknolojik atılımlar gerçekleşti.
    Özellikle prefabrik beton üretim teknolojilerimiz Avrupa ülkeleriyle rekabet edebilir düzeyde. Bunun yanında ahşap ve çelik prefabrikte de büyük gelişmeler sağlanıyor. Özellikle prefabrik çelik sektörü, teknoloji yoğun bir sektör haline geldi. Bu sektörde faaliyet gösteren firmalar gerek yurt içinde gerekse yurt dışında gerçekleştirdikleri projelerle saygınlıklarını kanıtladılar.

    Sektörün Önündeki Sorunlar
    Mortgage’ın getirdiği rüzgârla bankalar konut kredilerinde düşük faiz uygulamasına geçti ve uzun vadeli konut kredileri bireysel tasarrufları konut sektörüne yöneltti. Ancak bu canlanma, makro ekonomik istikrara duyarlı bir özellik taşımıyor. Döviz kurlarında veya faiz oranlarında yaşanacak en küçük bir dalgalanma ile tersine dönebilecek nitelikte. Öte yandan AB ile müzakere sürecinde değişimin en çok yaşanacağı sektörlerden biri inşaat sektörü. İnşaat şirketleri, AB standartlarına uyumlu hale gelmek için yeniden yapılanıyor. Buna göre inşaat şirketlerinin öncelikle A’dan Z’ye kayıtlı hale gelmesi gerek. Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği halinde, sermayenin serbest dolaşımı ilkesine bağlı olarak rekabet de artacak. Sektör oyuncularının büyümesi ve rekabet edebilir hale gelmesi için şirket birleşmeleri gündeme gelecek.
    Bunun nedeni ise Türk inşaat şirketlerinin AB’deki şirketlere göre çok daha küçük finansal yapılara sahip olması.
    AB sürecinin en önemli etkilerinden bir diğeri de sektörün kayıt altına girecek olması. Türkiye’de sektörün büyük bir bölümü kayıt altında değil. Kaçak işçi çalıştırma yasağının denetimi güçlenecek. Ayrıca "mesleki niteliklerin karşılıklı tanınması" kapsamında işçiler için sertifikasyon uygulamasına başlanacak. İmar planları, iskanlar, ruhsatlar, sigortalar, mortgage fonları sektördeki yeni aktörler olarak belirginleşiyor. Türkiye’de 15 milyon civarında konut stoğunun bulunduğu biliniyor. Konut stoğunun yüzde 55’inin izinsiz/ruhsatsız olması, yüzde 60’ının 20 yaşın üzerindeki binalardan oluşması, yüzde 40’ının tadilata ihtiyaç duyması, ülkemizde nitelikli konut sorununun ciddi boyutta olduğunu gösteriyor. Mortgage gibi sistemlerde ise, böyle bir yapıya yer yok. Bunun yanında artık tek müteahhidin bina satması yerine, finansmandan sigortaya, değerlendirmeden satışa entegre yapıda yepyeni sistemler kurulacak.
    Öte yandan İstanbul başta olmak üzere Türkiye’de birçok yapının iskanı yok, yönetmeliklere aykırı yapı sayısı çok fazla. Bu durum mortgage uygulamasının çoğunlukla yeni ve yönetmeliklere uygun yapılar için mümkün olacağını gösteriyor. Bu da sektör için bir bakıma olumlu bir gelişme. Sistemin eski yapıların yenilenmesi ve iskana kavuşması gibi etkileri de olacak.
    Mortgage devreye girdiğinde sektördeki kurumsallaşmış firmalar sisteme hemen uyum sağlayıp kaliteli projeler geliştirmeye devam edecekler. Bu firmaların projeleri hem tüketiciye sundukları yaşam fonksiyonları, hem de ödeme kolaylığı açısından mevcut konut talebine cevap vermeye çalışacak. Öte yandan da diğer konut firmaları rekabette geri kalmamak için kurumsallaşarak kaliteli projeler geliştirmeye başlayacaklar. Mortgage tüm unsurlarıyla hayata geçtiğinde, kurumsallaşma sağlanacak. Kayıt dışılık azalacak. Bunun yanında artık tek müteahhidin bina satması yerine, finansmandan sigortaya, değerlendirmeden satışa entegre yapıda yepyeni sistemler kurulacak.

    İnşaattaki olumlu gelişmeler alt sektörlerin de yükselişe geçmesini sağlıyor. İnşaata girdi sağlayan çimento, demir-çelik, hazır beton, inşaat malzemeleri, çatı kaplama, seramik gibi sektörlerde kapasite kullanım oranları geçtiğimiz yıl önemli oranlarda artış gösterdi.
    Hazır Beton Yükselişte
    Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ayhan Paksoy da hazır beton kullanımının yükselişte olduğunu kaydederek, mortgage sisteminin devreye girmesiyle bu ivmenin devam edeceğini söylüyor; “Hazır beton sektörünün 2005 yılını yaklaşık 40 milyon metreküplük üretimle kapatacağını tahmin ediyoruz. Gelişmiş ülkelerle kıyasladığımızda, ülkemizin altyapı yatırımlarına ağırlık vermesi ve yıllık hazır beton tüketiminin en az 70 milyon metreküp seviyelerine çıkması gerekiyor. Mevcut ekonomik ve siyasi gelişmelere baktığımızda, inşaat ve hazır beton sektöründeki büyümenin devam edeceğini düşünüyoruz."
    Çimentoda 34.5 Milyon Ton Satış BekleniyorTürkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) Başkanı Adnan İğnebekçili, inşaattaki büyümenin alt sektörlerde de satışları artırdığını belirtiyor. İğnebekçili, çimentoda 2005’deki iç satışların 34.5 milyon tonun üzerine çıkmasını beklediklerini söylüyor. Sektörün daha da büyüyebileceğinin altını çizen İğnebekçili, sürekli artan enerji maliyetinden ise olumsuz etkilendiklerine dikkat çekiyor. Çimento sektörünün, 2005’te yüzde 15 oranında büyüyeceğini ifade eden İğnebekçili, 1998’deki tüketim seviyesinin 7 yıl aradan sonra yeniden yakalandığına dikkat çekiyor.
    Demir-Çelik Yüzde 30 Büyüdü
    Demir-çelik sektörünün canlandığını söyleyen Demir Çelik Üreticileri Derneği (DÇÜD) Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan, 2005 yılı ilk 8 ayında yaşanan yüzde 30 civarındaki büyümenin memnun edici bir durum olduğunu söylüyor. Sektördeki canlılığın 2006’da da devam edeceğini vurgulayan Yayan; "Bütün bu olumlu gelişmelere rağmen sektörün yeniden yapılandırılması gerekiyor. AB ile ilgili sorunları da aşmalıyız" diyor.
    İnşaat Malzemecileri Daha Fazla Artış Bekliyor
    Tesisat İnşaat Malzemecileri Derneği (TİMDER) Başkanı Galip Sayıl, "Alt sektörlerde 2004’ü bir önceki yılla karşılaştırdığımızda üretim miktarlarında minimum yüzde 10, maksimum yüzde 75’e varan artışlar görüyoruz. Sektördeki büyümenin 2005 yılında da süreceğini söyleyebiliriz. Üreticiler, yıl sonunda yüzde 10’un üzerinde bir büyüme öngörüyorlar" diyor. Sayıl, 2006 yılında konut sektöründeki hareketliliğin sürmesi yanında, AB sürecinin sektördeki büyümeye olumlu katkı sağlayacağını belirterek, yatırımlarda artış sağlanmasını beklediklerini vurguluyor.
    Yalıtımcılar Rekor Kırmaya Hazırlanıyor
    Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER) Genel Koordinatörü Ertuğrul Şen, inşaattaki büyümenin sağlıklı ve kalıcı olabilmesi için sektöre girdi sağlayan altyapı ve sanayi yatırımlarının artması gerektiğine dikkat çekiyor. Yalıtım sektörünün inşaatla birlikte büyüdüğünü ifade eden Şen, "Biz yalıtım sektörü olarak hep büyüme trendi içerisinde olduk. 2000 yılında 2 milyon metreküp olan pazar büyüklüğümüzün 2005 yılı sonunda 4,5-5 milyon metreküp olacağını tahmin ediyoruz. İnşaat sektörünün izlediği seyir yalıtım sektörünü çok yakından ilgilendiriyor." diyor.
    Boyacıların Gözü İnşaatların Bitmesinde
    Boya sektörü de inşaattaki büyümeden payını 2006’da almayı planlıyor. Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) yetkilileri, inşaattaki büyümenin boyaya yansımadığını kaydederken, bunun en önemli nedeninin çoğu inşaatın temelinin 2005’te atılmış olması olduğunu söylüyorlar. Mortgage sistemindeki gelişmelerin de sektörü pozitif yönde etkilemesi bekleniyor. 2006’da biten inşaatların boyanması sektörü canlandıracak. Beklenen büyüme oranı ise yüzde 15.
    Kireççiler Modern Malzemelerden Dertli
    Kireç Sanayicileri Derneği (KİSAD) Genel Başkanı Selçuk Ertuğ ise sektörün karmaşık bir yapısı olduğuna dikkat çekerek, modern inşaat malzemelerinin kireç sektörünü küçülttüğünü dile getiriyor. İnşaat sektöründeki yüksek büyüme rakamlarının sektör tarafından net olarak hissedilmediğini kaydeden Ertuğ, "Türkiye kireç sanayi üretimde son 5 yılda geriledi. Kireç, inşaat sanayinin temellerinden birisi olmasına rağmen kullanımı sürekli düşüyor. Bu düşüşte sektörün içinde bulunduğu genel gerilemeyle birlikte gelişen inşaat malzemelerinin kireç yerine geçmesinin etkisi var" diyor.
    Seramikçiler 2012’de Kazanacak
    İnşaat sektöründeki hareketlilikten ancak 2012’de pay alabileceklerini kaydeden Seramik Kaplama Malzemeleri Üreticileri Birliği (SERKAP) Başkanı Adnan Polat’a göre, sektör bu yıl yüzde 15 oranında büyüyecek; "Seramik, inşaatın son safhasında kullanılan bir ürün olduğu için büyümedeki etkilerini 2006’da göreceğiz. 2005’te bir önceki yıla oranla yüzde 10 büyüyen sektörümüzün, 2006’da yüzde 15 büyüyeceğini öngörüyoruz." Polat, seramik tüketiminin Avrupa ülkelerinde kişi başına ortalama 6 metrekare olduğunu belirterek, Türkiye’de ise bu oranın 2006 yılında 2 metrekareye ulaşabileceğini söylüyor.
    Çatı Sektörü Yüzde 30 Büyüdü
    Çatı Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ÇATIDER) Yönetim Kurulu Başkanı Levent Pelesen ise, 2005’in ilk 9 ayında yüzde 30 oranında büyüme gösterdiklerini, konut sektöründe yaşanan hareketliliğin çatı kaplamaları tüketimine de olumlu yansıdığını söylüyor. Pelesen, haksız rekabet ve insan gücü eksikliğinin sektörün en önemli sorunları arasında yer aldığını ifade ediyor.

  • • Konut Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?

    İnsanın hayatta aldığı kararların en önemlilerinden biri hiç kuşkusuz konut sahibi olma kararı. Böyle önemli bir karar verdiniz. Peki ama nelere dikkat edeceksiniz? İsterseniz maket üzerinden, isterseniz ikinci el bir konut. Mutlaka üzerinde durulması gereken bir takım noktalar bulunuyor.
    Örneğin “Almaya karar verdiğiniz konutun tapusu var mı? Aidatı ne kadar? Biriken emlak vergisi borcu var mı? İmar durumu nedir?” gibi ince ama hayati detaylar… Ciddi problemlerle karşılaşmamak için, bu püf noktaları bilmekte fayda var. Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz Yapı Konut Genel Müdürü Dr. Turgut Enginoğlu daire alırken de, aldığınız daireye taşınırken de dikkat edilmesi gereken hususlarn altını çizdi.
    Sonradan baş ağrıtmaması için mutlaka konut alınırken dikkat edilmesi gereken noktalar olduğunun söyleyen Enginoğlu, öncelikle satın alınacak konutun ya da konut projesinin bağlı bulunduğu Tapu Sicil Müdürlüğü’ne gidilerek, gayrimenkule ait tapu kütüğündeki mevcut kayıtların incelenmesi gerektiğine dikkat çekti.
    Tapuda kaydına bakın!
    Gayrimenkulün kime ya da kimlere ait olduğu,
    Gayrimenkule ilişkin hisse oranları,
    Üzerinde irtifak (kullanım) hakkı olup olmadığı,
    İpotekli olup olmadığı,
    Satışa engel bir tedbir kararı bulunup bulunmadığı,
    Kat irtifakının kurulup kurulmadığı,
    Kurulmasına herhangi bir engel olup olmadığı,
    Almak istenen bağımsız bölümün tapuda kayıtlı olup olmadığı,
    Yüzölçümü,
    Gayrimenkulün yönetim planı ve arsa sahibinin müteahhide uyguladığı tapu şerhleri
    İmar durumunu araştırın!
    * Gayrimenkulün son imar durumu, 1/1.000, 1/5.000 ölçekli imar planları ile daha üst ölçekli imar planlarının bulunup bulunmadığı,
    * İnşaat ruhsatı,
    * Ana gayrimenkulün ve satın alınmak istenen bağımsız bölümün mevcut imar durumu ve projeye uygunluğu,
    * Gayrimenkulün birikmiş vergi borcu olup olmadığı,
    * Gayrimenkulün son emlak beyanname değeri (Emlak beyanname değeri, tapu alım satımı sırasında ödenecek en az harç miktarının belirlenmesinde önemli olacaktır.),
    * Gayrimenkulün Anıtlar Kurulu Kararı’nı ilgilendirecek bir hususun olup olmadığı,
    *Gayrimenkul üzerinde doğrudan ya da dolaylı olarak İSKİ, Çevre ve Orman Bakanlığı gibi herhangi bir resmi merciin tasarrufunun bulunup bulunmadığı,
    *Konutun iskânının bulunup bulunmadığı ya da iskân alımını engelleyen bir hususun olup olmadığı,
    *Bölgenin depremsellik durumu mutlaka öğrenilmeli.
    Yapımcı firmaya dikkat!
    * Şirketin daha önce yaptığı ve bitirdiği konut projelerinin olup olmadığı,
    * Taahhüt ettiği süre sonunda alıcılara konutları teslim edip etmediği,
    * Firmanın güvenilir olup olmadığı,
    * Projenin arkasındaki güvencenin ne olduğu,
    * Şirketin müşteri memnuniyetine verdiği önem iyice öğrenilmeli.
    Resmi evrakları inceleyin!
    *Alıcı, Satış Sözleşmesini dikkatlice okumalı, mümkünse sözleşmeyi konunun uzmanlarına inceletmeli.
    *İnşaat şirketinin alıcıya ne tür evraklar verdiği, kat irtifaklarını tesis ettirip ettirmediği, kat irtifakı tesis edilmemişse, tesis edilmesinde herhangi bir engelin bulunup bulunmadığı saptanmalı.
    *Konutun ya da konut projesinin tapusu, imar durumu, projesi, ruhsatı, varsa iskan belgesi gibi resmi belgeleri incelenmeli.
    *Müteahhidin alıcıya teslim edeceği konuta ait, yapacaklarını tanımladığı ve kullanacağı malzemelerin niteliklerini açıkça belirttiği, teslim süresinin ve şeklinin açıkça ifade edildiği ve taraflarca birlikte imzalanan “Teknik Şartname” iyi okunup incelenmeli.
    *Teknik Şartname’de kullanılacak malzemelere ilişkin “marka ve kalite” net olarak tanımlanmalı.
    *Müteahhidin söz verdiği süre sonunda inşaatı bitirememesi ve konutu teslim edememesi durumunda günlük ya da aylık baz da alıcıya ne kadar cezai tazminat ödeyeceği kayıt altına alınmalı.
    *Satışa sunulan konutun; peşinat miktarı, aylık ödeme planı, kredi durumu, faiz oranı, ara ya da balon ödemelerin yapılıp yapılamayacağı, hesabın istenilen zamanda kapatılıp kapatılamayacağı, faiz oranlarındaki artış ve azalışların ödemeleri nasıl etkileyeceği, banka ile yapılan sözleşmelerin niteliği kesin olarak öğrenilmeli.
    Konutun değerini belirleyin!
    *Gayrimenkulün çevresine kazandırdığı ya da kazandıracağı artı değeri,
    *Kiracıları ya da olası kiracılarının niteliği,
    *Mevcut ya da olası kira değeri,
    *Kira süreleri, kira sözleşme koşulları,
    *Yönetim şirketinin etkinliği,
    *Çevredeki gayrimenkullerin satış ya da kira değerleri,
    *Bölgenin gelişim yapısı,
    *Alışveriş merkezlerine, sağlık kuruluşlarına, okullara yakınlığı,
    *Ana ulaşım hatlarına yakınlığı ve ulaşım kolaylığı gibi gayrimenkulün ekonomik değerini etkileyen hususlar incelenmeli.
    Daireye taşınmadan önce dikkat edilmesi gerekenler
    Hayalinizdeki evi satın aldınız ve taşınma planları yapıyorsunuz. Yerleşmeden önce dikkat etmeniz gereken pek çok nokta var. En önemlisi eviniz sizin ve yakın çevrenizin beklentilerini karşılıyor mu? Yaşam tarzınıza uygun mu? Alışveriş merkezlerine ve sağlık kurumlarına yakınlığı nedir? gibi sorular bunlardan birkaçı…“Konut ya da konut projesi, alıcının gereksinimlerini ve yaşam standartlarını karşılamalıdır” diyen Dr. Turgut Enginoğlu, konut projesinden ev sahibi olan insanların, taşınmadan önce dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğü hususları da şu şekilde sıraladı.
    * Konut ya da konut projesinin bulunduğu yer, niteliği, çevresindeki diğer projeler, arazinin durumu, konutun tipi ve büyüklüğü, aidatları, şehir içinde ya da dışında oluşu, çok katlı, sıra ev ya da bağımsız konut oluşu, yönetim şekli, binanın ya da sitenin doluluk oranı, oturanlar içinde kiracı ya da mal sahiplerinin sayısı, site içindeki yaşam tarzı, oturan ya da oturacak olanlarının eğitim durumları, gelir durumları, yaşları, sitenin okullara, alışveriş merkezlerine ve sağlık kurumlarına yakınlığı gibi hususlar açısından, konut alıcısının gereksinimleri, beklentileri ve yaşam standartları mümkün olduğunca karşılanmalı.
    * Seçilen dairenin yönü, ışık ve güneş alma durumu, katı, manzarası, otopark olanakları, gürültü kaynaklarının yeri ve gürültünün etkisi gibi konulara dikkat edilmeli.
    * Alıcı kendini, ailesini ve yakın çevresini düşünerek; ‘Ben buraya taşınıyorum ama, bu taşınacağım yer benim ve yakın çevremin beklentilerini karşılıyor mu? Yaşam tarzımın belirleyici özellikleri nedir? Bununla uyumlu mu?” sorularının yanıtını net olarak vermeli. Örneğin, alıcı ev hayvanları ile olan ilişkisini, aracını park edeceği yeri, çocuğunun oyun alanını ve benzeri vazgeçilmez ölçütlerini dikkate almalı.
    * Satın alınacak konutun alıcının yaşam tarzınıza uygun olup olmadığını belirlemek için alıcı, bina yönetim ve işletim planları ile diğer ilgili kural ve yönetmelikleri dikkatlice incelemeli ya da bir uzmana danışmalı.
    * Konutun ya da konut projesinin yapıldığı bölgede elektrik, su, doğalgaz, atık su gibi hususların çözülüp çözülmediği ya da ne zaman çözüleceği belirlenmeli.
    * Konut ya da konut projesinin yönetim, işletim planları ile sistemde kullanılan donanımlar ve yaratacakları maliyetler titizlikle incelenmeli.
    * Ortak bina yönetiminin nasıl ve kimler tarafından yürütüldüğü ve maliyetinin ne olduğu iyi bir şekilde incelenmeli.
    * Sitede yaşam tam olarak başladığında oturanların hangi oranda daire sahibi, hangi oranda kiracı olduğu dikkate alınmalı.
    * Binada kimlerin yaşadığı, bina sakinlerinin kendi sorumluluklarını yerine getirip getirmediklerini ve yönetimin binanın geleceği için sağlam bir mali temel oluşturup oluşturmadığı öğrenilmeli.
    *Kullanılmış bir evle yeni bir bina arasında seçim yapmak zorunda kalındığında, inşaat kalitesi, depreme karşı güvence, bakım, onarım, güvenlik, dekorasyon, bahçe yapısı ve sosyal hayat gibi çeşitli hususlar açısından değerlendirmeler yapılmalı.
    *Yeni bir evde uzun bir süre, geniş çaplı tamirat gerektiren önemli sorunlar çıkmayacaktır. Öte yandan, kullanılmış bir evde her an bir problem çıkabilir.
    *Daha önce kullanılmış bir ev satın alındığında, elektrik ve mekanik tesisatlarında, doğramalarında ciddi bir tamirat sorunları olabilir. Böyle tamirat ya da değişiklikler pahalı olabilir. Henüz kredi taksitleri tamamlanmadan yeni bir masraf ciddi bir külfet getirebilir. Benzer şekilde kullanılmış konutlarda kanalizasyon sistemi, binanın temel yapısı, kolon kiriş durumu, depremselliği, böceklenmesi, nem alması, gürültü gibi hususlar iyice gözden geçirilmeli.
    *Nitelikli firmalarca yapılan bu binalarda kullanılan yeni donanımlar sayesinde alıcı kendini daha güvende hisseder, daha az bakım ve onarım gideri olur ve daha az konut sigortası primi ödenir.
    *Henüz inşaat halindeki bir ev satın alındığında, yerleşim planı, banyodaki fayansların rengi, mutfak dolapları, badanası, halıları önceden seçilebilir. Bu durum, halen kullanılmakta olan eşyaların tümüyle değiştirilmesine ya da yenilenmesine neden olmaz, ek masraflar çıkartmaz.

  • • Isı Yalıtımı

    1-Isı yalıtımı nedir?
    Binalarımız kışın soğur, yazın ise ısınır. Kışın kömür, doğalgaz gibi yakıtlar kullanarak evimizi soğumaması için ısıtır; yazın ise ısınan evimizi klimalarla soğuturuz. Isı yalıtımı, kışın ısınmak yazın da serinlemek için harcadığımız enerjiyi azaltmak ve daha rahat ortamlarda yaşamak amacıyla binaların dış cephe duvarları, cam ve doğramaları, çatıları, döşemeleri ve tesisatlarında, ısı geçişini azaltan önlemler almaktır.

    2- Isı yalıtımının faydaları nelerdir?
    Yönetmeliklere uygun yapılacak ısı yalıtımı, ısınma veya serinleme amacıyla yaptığımız harcamalardan ortalama % 50 tasarruf ederek yazın serin kalmaya kışın daha iyi ısınmaya imkan sağlar. Dengeli oda sıcaklıkları yaratarak konforlu ve sağlıklı mekanlar oluşturur. Evlerde küflenme, siyah leke ve mantar oluşmasına neden olan yoğuşmayı (terlemeyi) önler. Isı yalıtımıyla ayrıca yakıt tüketimi ve dolayısıyla atık gazlar azaltılarak çevrenin korunmasına katkıda bulunulur.

    3- Isı yalıtımı binanın nerelerine yapılır?
    Isı yalıtımı
    - Binaların çatı ve duvarlarına
    - Toprak temaslı mahallere
    - Katları ayıran döşemelere
    - Tesisat boruları ve havalandırma kanallarına
    - Garaj, depo gibi ısıtılmayan bölümlere bakan duvarlara yapılır.
    Ayrıca özel kaplamalı yalıtım camı üniteleri ve yalıtımlı doğramalar kullanılarak kışın pencerelerden oluşan ısı kayıpları azaltılır, yazın binaya güneş ısısı girişi sınırlanır.

    4- Isı yalıtımı nasıl yapılır?
    Isı yalıtımı evlerimizin çatı, döşeme ve dışa bakan tüm duvarlarına ısı geçirmeyen malzeme uygulanmasıyla yapılır. Pencerelerde de özel kaplamalı yalıtım camı üniteleri ve yalıtımlı doğramalar kullanılmalıdır. Isı yalıtımı binaların içinden veya dışından uygulanabilir. Isı yalıtımının önemli bir unsuru da tesisatların yalıtılmasıdır.

    5- Isı yalıtımının maliyeti nedir?
    Isı yalıtımının binanın yapım aşamasındaki maliyeti, bina maliyetinin % 2’si ile 5’i arasındadır. İnşaat aşamasında ısı yalıtımı yapılmış bir binada; düşük kapasiteli kazan, klima, küçük radyatör ve tesisat kullanılacağı için yatırım ve işletme maliyeti de azalacaktır. Isı yalıtımı için yapacağınız harcamalar, sağlanan enerji tasarrufu ile 2-5 yıl içinde kendini geri öder.

    6- Isı yalıtımı ne kadar sürede yapılır?
    Binalarda yapılacak ısı yalıtımı uygulamaları için gereken süre; yapının ihtiyaçları, büyüklüğü ve yalıtım uygulamasında çalışacak kişi sayısıyla ilişkili olarak belirlenir. Genel olarak ısı yalıtımı uygulamaları, orta büyüklükteki bir bina için 1-4 haftalık zaman zarfında tamamlanır. Dıştan yapılan yalıtım uygulamalarının aşırı soğuk ve yağışlı günlerde yapılamadığı unutulmamalıdır.

    7- Isı yalıtımının Türkiye’ye yararları nelerdir?
    Hesaplamalar, tüm konutların standart ve yönetmeliklere uygun olarak yalıtılması durumunda, ülkemizin yılda yaklaşık 3 milyar dolar tasarruf yapacağını göstermiştir. Ekonominin canlanması, istihdamın artması, üretim ve uygulama ile birlikte artacak vergi gelirleri diğer önemli faydalar arasındadır.
    Bu tasarrufun eğitim, sağlık vb. zorunlu ihtiyaçlarımıza aktarılacağını göz önüne aldığımızda, yalıtımın toplumsal refahımız için de önemli katkılarının olacağı bir gerçektir.

    8- Isı yalıtımının dünyaya katkıları nelerdir?
    Isı yalıtımı, binaların daha az yakıtla ısıtılmasını sağlayacağından atmosfere yayılan karbondioksit (CO2), kükürtdioksit (SO2) ve diğer gazlar azalır. Böylece atmosferde oluşan sera etkisi, küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadeleye katkıda bulunulur. Dünyanın ısınması kutuplardaki buzulların erimesine ve iklim değişikliklerine yol açmakta; buna bağlı olarak doğal hayat giderek yok olmaktadır.

    9- Isı yalıtımı için nereye başvurulur?

    Isı yalıtımı konusunda bilgi edinmek için 0800 211 33 67 numaralı ücretsiz danışma hattından, 0212 274 46 24 numaralı telefondan ya da info@izoder.org.tr adresine e-posta göndererek İZODER’e (Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği) ulaşabilirsiniz.
    İZODER’i aradığınızda, size sorununuzla ilgili çözüm önerileri sunulur. Yalıtım uygulaması yaptırmaya karar verdiğinizde İZODER üyeleri sizinle temasa geçerek randevu talep eder. Binanızın ücretsiz olarak incelenmesinin ardından uygulamanın maliyetine yönelik teklif hazırlanır. Size İZODER üyelerinden uygun olanlarını seçmek kalır.

    10- Yalıtım konusunda bilgi edinebileceğim yayınlara nasıl ulaşabilirim?
    Yalıtım ile ilgili teknik bilgilere, İZODER’in 2 ayda bir yayımladığı İZOLASYON DÜNYASI dergisi ve İZODER’in resmi web sitesi olan www.izoder.org.tr aracılığıyla ulaşabilirsiniz. İZODER’i telefonla arayarak ya da web sayfasındaki formu doldurarak dergiye abone olabilirsiniz. İZOLASYON DÜNYASI dergisi belirlediğiniz adrese ulaştırılacaktır.

    DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
    YANLIŞ: Binamız dışarıdan su alıyor, yüzeye sıva veya zift sürerek kalıcı bir çözüm elde edebiliriz.
    DOĞRU: Öncelikle duvarınızda su bulunmasına neden olan etkenlerin araştırılması ve bunlara karşı önlem alınması gerekir. Isı yalıtımı olmamasından kaynaklanan bir durumda, içten veya dıştan ısı yalıtımı yapılarak sorun çözülmeli. Özellikle yağışlı günlerde dışarıdan su sızması söz konusu ise yapınızdaki çatlaklar veya boşluklar, su sızdırmaz malzemeler kullanılarak tamir edilmelidir.
    YANLIŞ: Sürülerek uygulanan ısı yalıtım malzemesi vardır.
    DOĞRU: Boya ve benzer malzemelerle ısı yalıtımı yapılamaz. Isı yalıtımı, ısı iletkenlik katsayısı düşük, belli bir kalınlığı olan malzemeler ile yapılır. Kalınlık arttıkça ısı yalıtım miktarı artar. Sıva ve boya tabakaları ısı yalıtımı yapmaz.
    YANLIŞ: Sıcak bir bölgede yaşıyoruz. Isı yalıtımı yaptırmamıza gerek yok.
    DOĞRU: Isı yalıtımı kışın ısınmak, yazın serinlemek için harcadığımız enerji ve yakıttan tasarruf sağlar. Bir binanın soğutulması, ısıtılmasından daha fazla enerji gerektirdiği için sıcak iklim bölgelerinde de mutlaka ısı yalıtımı yapılmalıdır.
    YANLIŞ: Binamızın duvarları gaz beton ile örülmüştür. Ayrıca ısı yalıtımı yaptırmamıza gerek yoktur.
    DOĞRU: Gaz beton bir yapı malzemesi olup ısı yalıtım malzemesi değildir. Yapı hangi malzemeden yapılmış olursa olsun kolon ve kirişler dahil olmak üzere tüm cepheler, çatı ve taban mutlaka ısı yalıtım malzemeleri ile yalıtılmalı ve pencerelerde özel kaplamalı yalıtım camı üniteleri ve yalıtımlı doğramalar kullanılmalıdır.
    YANLIŞ: Binamız özellikle kuzey tarafından soğuk alıyor. Sadece kuzey cephesine yalıtım yaptırmamız yeterli olacaktır.
    DOĞRU: Sadece tek cephede yapılan yalıtım, ısı köprüleri oluşturur. Yalıtımın yapılmadığı diğer cephelerde problemler devam edecektir. Bu nedenle tüm yapı bileşenlerinde (çatı, duvar, döşeme, çıkma, cam ve doğrama) yalıtım yapılmalıdır.
    YANLIŞ: Isı yalıtımını kendi başıma ya da tanıdık ustalar vasıtasıyla uygulayabilirim.
    DOĞRU: Binanız mutlaka uzmanlarca incelenmeli ve sorununuzun çözümüne yönelik olarak yapılacak ısı yalıtımı uygulamaları, konusunda bilgi birikimi olan yalıtım firmalarınca yapılmalıdır. Bu firmalara İZODER aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
    YANLIŞ: Dış cepheme cam mozaik, PVC, alüminyum vb. kaplama malzemeleri yaptırırsam ısı yalıtımı yaptırmama gerek kalmaz.
    DOĞRU: Kaplama malzemeleri ısı yalıtımı yapmazlar. Bu malzemelerin işlevleri ile ısı yalıtımını karıştırmamak gerekir.

  • • Ses Yalıtımı

    1- Ses yalıtımı nedir?
    İstenmeyen ve rahatsızlık hissi uyandıran seslere gürültü denir. Ses yalıtımı; yaşanan ortamı istenmeyen seslerden yalıtarak gürültünün zararlı etkilerinden korunmak, gürültülü alanlardan çevreye yayılan sesi azaltmak ve sinema, kayıt stüdyosu gibi mekanlarda uygun kullanım koşulları oluşturmak amacı ile yapılan uygulamalardır.

    2- Gürültüden neden korunmalıyız?
    Gürültünün insan üzerinde psikolojik ve fizyolojik pek çok zararı bulunmaktadır. Gürültü, hastalıklara yol açan stresin en önemli nedenlerindendir. Bu hastalıkları kısaca şöyle sıralayabiliriz: Sinirlilik, algılama güçlüğü, iş veriminde düşüş, uykusuzluk, dolaşım sistemi bozuklukları, çeşitli vücut salgılarında anormallik, kalıcı işitme kayıpları, hamile bayanlarda erken doğum ve düşük.

    3- Ses yalıtımı yaptırmaz ve gürültüden korunmazsak ne olur?
    Gürültü pek çok sağlık sorununa yol açmaktadır. İnsan gürültüyü zamanla kanıksamış olsa bile zararları artarak devam edecektir. Üstelik gürültü sonucu oluşan işitme kayıplarının ilaçla veya cerrahi bir müdahale ile tedavisi bulunmamaktadır. Özellikle uzun süreler yüksek gürültüye maruz kalanlarda kalıcı işitme kayıpları (sağırlık) oluşmaktadır. Ayrıca fabrika gibi endüstriyel tesislerde çalışanların verimi düşmekte, dikkatlerinin dağılması sonucunda iş kazaları meydana gelmektedir.

    4- Ses yalıtımı nerelerde yapılmalıdır?
    Ses yalıtımı;
    - Gürültünün zararlı etkilerinden korunması gereken alanlarda (konutlar, okul, hastane, yurt, otel, iş yeri vb.)
    - Çevreye yaydıkları gürültünün önlenmesi gereken alanlarda (jeneratör, hidrofor, kalorifer, yüksek ses düzeyine sahip eğlence yerleri vb.)
    - Kullanım koşulu sese bağlı alanlarda (sinema, tiyatro, konser ve konferans salonu, TV ve ses kayıt stüdyosu vb.) yapılmalıdır.

    5- Ses yalıtımı nasıl yapılır?
    Yapıyı planlarken ses yalıtımı dikkate alınmalıdır. Ayrıca yapıların duvar, döşeme, tavan, cam ve doğrama gibi elemanları belirlenirken ses yalıtım özelliği yüksek olan malzemeler kullanılmalıdır. Ses yalıtım malzemesi kullanılarak alt ve üst kat seslerinin geçişi ile komşu duvarlardan geçen sesler de engellenir.

    6- Ses yalıtımının ülkeye yararları nelerdir?
    Gürültü, çağımızda çevre kirliliğinin bir boyutu olarak önemli bir sorun oluşturmakta ve nedeni ilk anda tespit edilemeyen birçok sağlık sorununa yol açmaktadır. Ses yalıtımı ile ilgili çalışmalar ve gürültü denetimi, sağlıklı ve huzurlu bireyler, temiz bir çevre, dikkat ve iş veriminin artırılarak iş kazalarının önlenebilmesi konularında gerek ülkemiz gerekse insanlarımız için büyük önem taşımaktadır.

    7- Ses şiddeti nedir, nasıl ifade edilir?
    Ses şiddeti, birim zamanda birim alana gelen ses enerjisi miktarıdır. Büyüklük olarak ise dB (desibel) ile ifade edilir. Ses seviyesi ile ilgili şu örnekleri verebiliriz:
    Ses Kaynağı ve Konumu
    Kalkış halindeki uçak (25 m mesafede)
    Yol kazısı (7 m mesafede)
    Çalar saat zili (1 m mesafede)
    50 km/h hızla giden otomobilin içi Normal konuşma (1 m mesafede)
    Sakin yatak odaları (olması gereken)
    Ses Basınç Seviyesi dB (A)
    140dB(A)
    90dB(A)
    80dB(A)
    70dB(A)
    50dB(A)
    35dB(A)

    8- Gürültünün zararlı etkilerini azaltmak için nelere dikkat etmeliyiz?
    Öncelikle ses yalıtımlı ortamlar oluşturmalı ve yüksek gürültü düzeyine sahip ortamlarda uzun süre bulunmamaya özen göstermeliyiz.
    Gürültüye Maruz Kalınan Süre (saat/gün)
    7,5
    4
    2
    1
    0,5 (30 dakika)
    0,25 (15 dakika)
    1/8 (7,5 dakika)

    Maksimum Gürültü Seviyesi dB (A)
    80
    90
    95
    100
    105
    110
    115

    DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
    YANLIŞ: Komşu dairenin gürültüsünü evimizde hissediyoruz, ama yapacak bir şey yok.
    DOĞRU: İki daire arasında ses yalıtımı uygulaması yaptırarak komşunuzun gürültüsünü engelleyebilirsiniz.

    YANLIŞ: Polistiren köpükten imal edilen ürünler ile ses yalıtımı yapılabilir.
    DOĞRU: Kapalı gözenekli polistiren malzemeler ısı yalıtım malzemeleridir. Ses yutucu malzemeler değildir. Ses yalıtımı için açık gözenekli (mineral yünler, çok düşük yoğunlukta poliüretan gibi) malzemeler kullanılır. Darbe sesinde titreşimi kesmek için şap ve parke altında polietilen köpük gibi kapalı gözenekli malzemeler kullanılabilir.

    YANLIŞ: Üçlü yalıtım camları daha iyi ses yalıtımı sağlar.
    DOĞRU: Üçlü yalıtım camı ünitelerinin gürültü kontrolü performansı, ikili yalıtım ünitelerinden daha iyi değildir. Ses yalıtımının pratik yolu; cam kalınlığının artırılması ve özel amaçlı hazırlanmış yalıtım camı ünitelerinin kullanılmasıdır. İkili yalıtım camı ünitelerinde farklı cam kalınlıklarının seçilmesi veya camlardan birinin laminasyonlu olması gürültü kontrolüne katkı sağlar. Daha iyi gürültü yalıtımı için özel geliştirilmiş akustik laminasyonlu camların tek pano olarak veya yalıtım camı ünitesi bünyesinde kullanılması mümkündür. Cam kalınlığı ve kombinasyonu, gürültünün türüne ve şiddetine göre seçilmelidir .

    YANLIŞ: Katlar arası döşemede ses yalıtımı sağlanamaz.
    DOĞRU: Tabana ses yalıtımı yaparak katlar arası hava sesi (konuşma, müzik, vb.) ve darbe sesi (ayak sesi, eşya sürükleme sesi, vb.) geçişi azaltılır.

    YANLIŞ: Eğer şehir merkezinde yaşıyorsam gürültüsüz bir eve asla sahip olamam.
    DOĞRU: Alınabilecek tedbirlerle komşu ve çevre gürültülerinden büyük ölçüde arındırılmış bir eve sahip olabilirsiniz.

    YANLIŞ: Ses yalıtımını kendi başıma ya da tanıdık ustalar vasıtasıyla uygulayabilirim.
    DOĞRU: Binanız mutlaka uzmanlar tarafından incelenmeli ve sorununuzun çözümüne yönelik ses yalıtımı uygulamaları, konusunda bilgi birikimi olan yalıtım firmalarınca yapılmalıdır

  • • Su Yalıtımı

    1- Su yalıtımı nedir?
    Yapılarımıza zarar veren en önemli faktörlerden biri de sudur. Yapılarımız; yağmur, kar, toprağın nemi, yapının inşa edildiği zemindeki yeraltı suyu gibi dış kaynaklı su ile banyo ve tuvalette kullanılan iç kaynaklı suya maruz kalır. Yapımızı ve konforumuzu tehdit eden sudan korunmak için yapılan işlemlere su yalıtımı denir.

    2- Su yalıtımının faydaları nelerdir?
    Binalarımıza nüfuz eden su, yapımızın taşıyıcı kısımlarında yer alan demirlerin paslanmasına ve taşıma kapasitesinin düşmesine yol açar. Su, betonun çürümesine ve çatlamasına neden olur. Su yalıtımı uygulaması, binanın güvenliğini sağlamasının yanı sıra bakteri ve küf oluşmasını, suyun çatılarımızdan veya tavanlarımızdan damlamasını önleyerek sağlıklı ve konforlu ortamlar sağlar.

    3- Su yalıtımı nerelere uygulanır?
    Su yalıtımı, yapılarımıza suyun girebileceği alanlara yapılır. Bunlar; toprak ile temas eden duvarlar,temeller ve zemine oturan döşemeler, suyun yapı dışında birikebileceği veya suyun basabileceği seviyenin altındaki dış duvarlar, balkonlar, teras ve eğimli çatılar ile banyo, lavabo, wc gibi ıslak hacimlerdir. Su yalıtımının bir diğer uygulama alanı da suyun içerisinde kalmasını istediğimiz su deposu, suni gölet ve havuz gibi yapılardır.

    4- Su yalıtımı nasıl yapılır?
    Su yalıtımı, yapılarımızda suyun girebileceği temel, çatı gibi yerlere su geçirmeyen malzemelerin uygulanmasıyla yapılır. Uygulamalarda; polimer bitümlü örtüler, sentetik örtüler ve sürme su yalıtım malzemeleri kullanılır. Yalıtım uygulamasıyla binaya nüfuz edemeyen su; süzgeçler ve yağmur suyu drenaj (tahliye) boruları ile yapıdan uzaklaştırılır.

    5- Su yalıtımının maliyeti nedir?
    Su yalıtımının inşaat aşamasındaki maliyeti, bina maliyetinin yaklaşık %3 civarındadır. Sonradan yapılacak su yalıtımı uygulamaları hafriyat ve drenaj (tahliye) gibi ilave uygulamalar gerektireceğinden daha pahalı ve zahmetli olacaktır.
    Binalarda göz önünde bulundurulması gereken en önemli unsur dayanıklılıktır. Buna bağlı olarak su yalıtımının sağladığı yarar, maliyetten daha önemlidir.

    6- Su yalıtımı ne kadar sürede yapılır?
    Su yalıtımının en ekonomik ve sağlıklı uygulaması inşaat sırasında yapılmasıdır. İnşaat süresini en fazla birkaç gün uzatan bu uygulamalarda yapının temeli ve çatısının su geçirmemesi sağlanır.
    Halen kullanılan binalarda gerçekleştirilecek su yalıtımı ise uygulama yöntemine göre birkaç gün gibi kısa bir sürede bitirilmektedir.

    7- Su yalıtımı binanın dayanıklılığını nasıl korur?
    Su yalıtımı, zemin üstündeki yapı elemanlarını yağışın zararlarından; zemin altındaki kısımlarını ise zemin suyu ve rutubetinin zararlı etkilerinden korur. Böylece yapı, başlangıç aşamasında tasarlandığı taşıma kapasitesini zamanla kaybetmez. Türkiye’nin deprem ülkesi olması, binalarda su yalıtımı uygulamalarının önemini bir kat daha artırmaktadır.

    8- Su yalıtımının ülkeye getireceği kazançlar nelerdir?
    Binaların suyun zararlı etkilerinden korunması su yalıtımı ile mümkün olduğundan uzun ömürlü ve dayanıklı yapılar elde edilir. Böylece depremlerde can ve mal kaybının azalması sağlanır. Su yalıtımı, suyun odalarımıza damlamasını engelleyerek konforlu yapıların elde edilmesini sağlarken bakteri, küf vb. organizmaların oluşmasını da önler. Dolayısıyla önemli bir yatırım aracı olan yapılarımızın ömrü uzar, bakım masrafları azalır.

    DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
    YANLIŞ: Binamızın zemini su almıyor, bu yüzden temeline su yalıtımı yaptırmaya gerek yok.
    DOĞRU: Zeminde olmasa bile, toprak rutubeti ve yerüstü suları zamanla temelde korozyona (paslanma) neden olabilir. Bu nedenle temel ve perde duvarlara su yalıtımı yapılması gereklidir.

    YANLIŞ: Evimiz teras çatısından su alıyor. Seramik kaplama yaptırarak çözebileceğimizi söylediler.
    DOĞRU: Seramik, kaplama malzemesidir, yalıtım malzemesi değildir. Su problemi için yalıtım malzemeleri kullanılmalıdır.

    YANLIŞ: Çatı katında oturuyorum. Sadece dairemin bulunduğu tarafta su yalıtımı yaptırmak istiyorum.
    DOĞRU: Su yalıtımı çatının tümüne uygulanmalıdır. Su yalıtımı yapılmayan yerden yalıtım yapılmış alana su girebileceği için tüm çatının su yalıtımının yapılması gerekir.

    YANLIŞ: Depremde binaların yıkılma nedeni sadece eksik malzeme kullanımından kaynaklanmaktadır.
    DOĞRU: Depremde binaların yıkılma nedenlerinden biri de su yalıtımı olmayan yapıların taşıyıcı kısımlarının suya maruz kalarak zayıflamasıdır.

    YANLIŞ: Su yalıtımını kendi başıma ya da tanıdık ustalar vasıtasıyla uygulayabilirim.
    DOĞRU: Binanız mutlaka uzmanlar tarafından incelenmeli ve sorununuzun çözümüne yönelik su yalıtımı uygulamaları, konusunda bilgi birikimi olan yalıtım firmalarınca yapılmalıdır

Çözüm Ortaklarımız